Tüm Yazılar

Sürgülenen Kapılar Açıla

opentheheartdoor

Dişil bilgelik kalbin bilgeliği ile hareket eder. Hayatlarımızda gerçekleşmesini arzu ettiğimiz en derin niyetlerimizin yaratımını el ele, kola kola, diz dize yaparlar. Kalbimiz,  fiziksel varlığımızın sürebilmesi için hayati bir organımızdır ancak “O”; bir organdan çok daha fazlasıdır..

Ruhumuzun evidir, Büyük Ana’nın, Ana Tanrıça’nın evidir. Dişil bilgeliğin öz yuvası rahimden sonra gelen; içinde rahat ettiği, yemeğini şarkılar söyleyerek pişirdiği ve aşını, misafir ettiklerine cömertlikle sunduğu evdir. Evin temiz, canlı, diri olması kapının açıklığı ile bağlantılıdır. Kapı kapalı ise Büyük Ana Tanrıça da dışarıda kalmıştır. Büyük Ana Tanrıça ise yaşamın ta kendisidir. İçinde yaşam olmayan en güzel evlerin bile zamanla eskiyip, dökülmesi gibi ruhun evi de dökülür, yavaş yavaş karanlık çöker, büzüşür, kilitler bozulur, küflenir, kendini hayatın cömertliğine de kapamış olur.

“Bir kişiye, bir olaya, bir yaşanana kapanan kapı aslında tüm dünyaya kapanmıştır. Dışarıda kalan tüm evrenimizdir..”

Bu nedenle kalp kapımızın açık olması hayati önem taşıyor, çünkü;

Onun enerjisi varlığımızın tüm sırlarını saklıyor içinde. Kalbin akılların ötesinde bir matematiği, zekası var.Varlığımızın en derin tarafıyla bağlantı halinde olan kalbimizin yaydığı titreşimler, rezonans alanı bugün Stanford Üniversitesi’nde Institute of HeartMath‘da inceleme konusu.

Yaşanılan acılar, travmalar, hayal kırıklıkları, sevgisiz ortamların varlığı kapıyı sürgülememiz için yeterince güçlü sebepler ancak tüm bunlara rağmen kapıları kapatmamak ise ruhlarımızın ev ödevi. Paradox işte!

Sürgüyü herhangi bir sebepten ötürü çektiğimizde neler oluyor peki?

  • Hayatın sürpriz/tesadüf diye adlandırdığımız mucizevi oluşumlarına da kendimizi kapatmış oluyoruz.
  • Hayatla akış içinde olmakta zorlanıyoruz. Akışın hediyelerini almayı reddetmiş oluyoruz.
  • Arzularımızı sadece zihinle, kontrolümüz dahilinde yaratabileceğimize inanıyoruz. Zihinden yarattığımız her şey dualiteyi beraberinde getiriyor. Dolayısıyla hiç bir zaman tatmin olmuyoruz.
  • Doğayla, canlılarla, insanlarla bağlantımız kopuyor. Görünenin ardındaki gerçekliği göremez oluyoruz. Kalp gözümüz kapanıyor.
  • Canlılığımızı, derin duygularımızı hissedemiyoruz, bir nevi donduruyoruz kendimizi. Fiziksel rahatsızlıklarımıza temel oluşturmuş oluyoruz. Özellikle kalp rahatsızlıkları genelde kapıların uzun bir süre kapalı kalmasından kaynaklanıyor.
  • Kolaylıkla yargılıyoruz, suçluyoruz.
  • Stres, olumsuz duyguların etkisine çok çabuk giriyoruz.

ve en en önemlisi “Kalbimizin Bilgeliğinden”, “Saf Yaratım Gücümüzden” ve “Canlı bir Hayattan” kendimizi mahrum bırakıyoruz. 

Photo: flatworldsedge
Photo: flatworldsedge
Kalbin kapılarını açmanın en güçlü iki anahtarı “affetmek ve şükretmek”.

İçinden geçtiğimiz çağ dişi bilgeliğin, kalpten yaşamanın zamanı, ona uyumlanmak, kapıdaki sürgüleri açmak ise bizlerin özgür seçimi.

Biz seçmiyorsak hayat bize o kapıyı açmamız için gerekli uyarıları gittikçe artan bir şiddet ile gönderiyor ve göndermeye devam edecek.

 

 

O nedenle yol yakınken, hala zamanımız varken kapıların sürgüsünü kaldıralım, anahtarlarımızı kullanalım, ödevlerimizi yapalım..

Kalbimden kalbinize,

Bilge Inal

 

 

 

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s