Tüm Yazılar

“Flörtöz” Şiddet!

dating-quotes-2

Dün, 19.10.2014 tarihli Milliyet Pazar ekinde “Flört Şiddeti giderek artıyor” başlıklı röportajı okurken içimde çok şey canlandı konunun etrafında, şöyle ki; kadınların maruz kaldığı bu şiddet, binlerce yıllık otorite, hiyerarşi, kontrol, ceza ve korku bazlı bir yaklaşımdan beslenen ataerkil düzenin getirdiği ve dolaylı olarak kadınların da erk’i yücelten yaklaşımlarının bir yansıması değil mi? Düşünmeden edemiyorum..

Kadına şiddettin pek çok çeşidi var. Her biri, bir kadın olarak beni son derece etkiliyor, üzüyor ve bazen dehşete sürüklüyor. Fakat bu “Flört Şiddeti” kavramı dağarcığıma girince, saniyeler içinde kendi geçmiş yaşanmışlıklarım, çevremdeki kadınların, kadın danışanlarımın yaşadıkları, paylaştıkları, inandıkları “erk” modeli geldi geçti gözümün önünden. O kadar çok Flört Şiddeti mağduru kadın var ki ve araştırmanın aksine her yaşta..Yazıda geçen, Flört Şiddeti üzerine yapılan araştırmaya şöyle bir göz atarsak eğer, çıkan sonuçlar üzerine derinlemesine düşünülmesi gereken veriler var esasında…

Araştırma İstanbul’un farklı bölgelerinde yer alan 50 liseden 9.sınıf düzeyinde 1,714 öğrencinin katılımı ile gerçekleşmiş. Araştırmayı yorumlayan, benim de uzunca bir zaman önce, bir dönem terapisine başvurduğum, onu tanımaktan ve ellerine ruhumu teslim etmiş olmaktan şükran duyduğum bir isim; Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Travma Çalışmaları Programı Direktörü Ayten Zara.

Flört Şiddeti; duygusal birliktelik yaşayan iki kişiden birinin, genelde bu kişi erkek, diğerini kontrol, ceza ve baskı ile sözel veya fiziksel şiddet uygulaması olarak tanımlanıyor. Bu kavramın tam olarak neleri kapsadığını dilerseniz bu linkten araştırma röportajına ulaşarak okuyabilirsiniz.

kadina_siddetin_nedenleri_3413-23Benim dikkatinizi çekmek istediğim ; Zara’nın araştırma yorumlarından fosforlu kalemlerle işaretlediğim noktalar ise şunlar;

“Türkiye’de giderek artıyor Flört Şiddeti aslında ama pek fark edilmiyor. Çünkü Türkiye’de kızlar şiddeti bir sevgi göstergesi olarak görüyor. Erkeğin zaten böyle olması gerekir diye düşünüyor. Erkek arkadaşından ya da kocasından dayak yediği zaman bunu hak ettiğini düşünen kadın sayısı düşündüğümüzden daha fazla. Ben kadın olarak dik başlı davrandım, isyan ettim, hak ettim diye düşünüyor. Yani yediği dayağı meşrulaştırıyor. Şiddettin yaygınlaşmasında en tehlikeli olan şey de zaten şiddete alışmak ve bunu normalize etmek.

Türkiye’de kızlar şiddeti bir sevgi göstergesi olarak görüyor. Erkeğin zaten böyle olması gerekir diye düşünüyor

“Kızların, erkeğin zaten böyle olması gerekir diye düşünme sebeplerinden biri cinsiyet ayrımcılığı, belki de en temeli. Çocuklar çok fazla erkek egemen ve kadın edilgen bir bakış açısıyla yetiştiriliyor. Erkek egemen anlayışta; baskı uygulayan, kontrol eden, başat ve buyurgan olandır. Toplumda böyle bir anlayış olduğu için, kız çocuklar da erkekten gelen şiddeti kabul edilebilir buluyor. Hatta böyle olmayan erkeğin de çok sıkıcı ve pasif olduğunu düşünüyor.

Şiddet babadan oğula, mağduriyet anneden kıza geçer

“………….Erkek arkadaşının izniyle, onun belirlediği kıyafetlerle dışarı çıkabiliyor. Yine erkek arkadaşının belirlediği insanlarla, onun belirlediği yere gidebiliyor ve bu durumdan gayet memnun! Çünkü ona göre bunlar sevgi ve ilgi gösterisi. Sahiplenilmesi, sevgilisinin ona önem verdiğine, onu çok arzuladığına dair bir işaret.…..Şiddet babadan oğula, mağduriyet anneden kıza geçer..”  – Ayten Zara

Evet işte böyle..

Gücü yanlış yorumlayan ataerkil düzenin hücrelerimize kadar aşıladığı bu inanç kalıpları, bugün, tüm dünyada, kadınların flörtten tutun da, iş yerinde mobbing, fiziksel ve sözel taciz, fiziksel darp ve ölümle sonuçlanacak kadar korkunç boyutlarda şiddete maruz kalmalarına neden oluyor. Üstelik şiddetin bazı tipleri açıkça veya gizli olarak kadından kadına uygulanıyor ki bu, ataerkilin erk’i yücelten kanalın anneden kıza geçtiğini doğruluyor bir bakıma. Flört Şiddetine dönersek, erkek, kadının varlığını onurlandırmak yerine, onu türlü kısıtlarla kontrol altında tutmak istiyor. Kadın, maçovari tutumları ilgi ve sevgi olarak değerlendiriyor, hatta öyle olmayanları sıkıcı ve pasif buluyor! Bu yazımı okuyan bir kadınsanız, bir an için kendinize dürüstçe dönün, flört şiddetine maruz kaldığınız ve bu tip bir ilginin (!) gösterilmediği zamanları sıkıcı, pasif bulduğunuz tüm yaşanmışlıklarınızı gözden geçirin..

Erginlenmesi (psikolojik ve ruhsal büyüme) tamamlanmamış kadınları, erginlenmemiş anneler büyütürken kendi mağduriyetlerini kızlarına doğal olarak geçiriyorlar. Kız çocuk büyüdüğünde, anneden almış olduğu ataerkil bilincin sağlıksız inançlarını benimseyerek ilişkilerine ilişki kurma becerisi olarak taşıyor. Anne ve baba, sağlıklı ilişki kurma becerisini kazandırmak yerine, erk’i besleyen inanç ve davranışlarla bilerek-bilmeyerek çocuklarını yetiştiriyor. Oysa ilişki kurma becerisini küçük yaştan itibaren bilinçli olarak çocuklarımıza kazandırsak, gelecek nesiller bugünkü nesil kadar ilişkilerinde, evliliklerinde ben merkezli, mutsuz, umutsuz, çaresiz olmazlardı eminim..

Erkeklerin, kadına uyguladığı şiddetin altında kendilerine duydukları öfke yatıyor. Bir başka yazının konusu bu ancak değinmeden olmayacak. Bu öfkenin temelinde esasında, binlerce yıldır dişiye yapmış oldukları zulmün tortuları yatıyor. Bir yandan da, meseleyi bu kadar komplike hale getirmeye gerek var mı? Yapmamız gereken, erkek ve kadın olarak içimizde şiddeti uygulayan ve onu kendine çeken parçamızı bulmak, o gölge yanımızı onarmak ve ışığa çıkarmak.

Kadınların şiddet yerine mis gibi güllerle karşılandıkları bir dünya hayali ile..

Bilge

awesome_roses-wide

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s