Tüm Yazılar

Göğüslerin Besleme Gücü ve Meme Kanseri

1136413_620x410

Ekim ayı, kadınlarda sıklıkla ve erkeklerde de zaman zaman görülen meme kanserinde farkındalık yaratma ve bilinçlendirmeye yönelik ayrılmış özel bir ay. “Kadın ve Besleme Gücü” üzerine yazmaya karar vermemle meme kanseri konusunda öğrendiğim istatistiki bilgiler aslında kadınların göğüslerinin bilgeliği ve besleme gücü hakkında neredeyse hiçbir farkındalığa sahip olmadığını adeta onaylar nitelikte oldu. Kanser Daire Başkanlığı verilerine göre; yılda yaklaşık 15.000 kadına meme kanseri teşhisi konuluyor ve kadınlarda en sık görülen kanser tipi olduğu bilgisi veriliyor.  Kadınlarda, en çok “göğüs” kanserinin görülmesi oldukça düşündürücü ve aynı zamanda manidar. Bu yazım, Meme Kanseri konusuna bilinçlenmeye yönelik dişi bilgelik penceresinden “bilince” gerçek bir katkı ve siz sevgili kadınlara çocuklarınızı emzirme dışında memelerinizin besleme gücünü daha çok anlamanızı sağlasın.

Meme kanseri yaygınlığı, göğüslerinin gücünün farkındalığının eksik olmasının bir işaretidir. – Dr. Guan Cheng Sun

Memelerimiz bizim tüm yaşamı beslediğimiz organlarımızdır. Türlü yollardan aldığımız veya alamadığımız sevgiyi göğüs bölgemiz ile karşılarız ve bedenlerimiz ne kadar sevgi, neşe ve yaşam enerjisi ile dolu ise o oranda biz de hayatımızdakileri besleriz. Memelerimizden bebeklerimizi sütümüz ile emziririz, besleriz ve sadece onunla kalmayıp, mevcudiyetimizle içinde bulunduğumuzu alanı göğüslerimizden yayılan manyetik ışık ile besleriz.

Besleme gücü, bir kadının sahip olduğu en muazzam süptil güçlerinden biridir.

Meme Kanseri veya diğer meme rahatsızlıklarının temelinde “sevgi ve besleme” ile ilgili dersler yatar. Yaşadığımız her rahatsızlığın, en basitinden en üzücüsüne kadar, hepsinin altında varlığımızın alması gereken dersi almayışımızdan kaynaklanan temel dersimiz vardır. Bir kadın olarak, ruhumuzun evinden uzakta bir yaşam sürüyorsak, fazlasıyla gerçekçi, fazlasıyla zihinde ve rasyonel isek yani diğer bir deyiş ile bedenimiz ile iletişimimiz kısır, bedenimizin verdiği sinyalleri duymakta ve değerlendirmekte zorlanıyorsak ruhumuzun evinden uzaktayızdır. Ruh, hastalıklar yolu ile, en son aşamada bize sesini duyurabilir, amacı bizleri kendimizi besleyeceğimiz eve çağırmaktır. Hastalık fiziksel bedenlerimizde tezahür edene dek mevcut hastalığın derininde yatan kök sebep önce enerji ve duygusal bedenlerimizde tıkanıklıklar yaratmaya, yaralar açmaya başlar. Bu gözümüzle görmediğimiz bedenimizdir. Gözle görmediğimiz sürece sorunu yok sayarız. Derinlerimizi dinlemek yerine, aslında farkında olduğumuzu, işimize gelmeyen sorunları halının altına süpürmeye devam ederiz, ta ki halı şişip üstünde yürünmez hale gelene dek. Sonrası, derin üzünütü, tonlarca ilaç ve iyileşme arayışları. Elbette burada tıbbi teşhisi, bakımı ve ilaçları yok sayın demiyorum. Katiyen. Ancak tıbbi destek ile birlikte unuttuğumuz bir şeyi hatırlatmak istiyorum.

Zululu Şaman hekimin hastalığına çare arayanlara hatırlattığı gibi;

‘Ne zaman şarkı söylemeyi, ne zaman dans etmeyi bıraktın?

Özsoru; iyi-leşmek mi istiyoruz, yoksa şifalanmak mı? 

Yarayı gerçekten şifalamak istiyorsak ruhumuzun coşacağı kaynaklarımıza geri dönmek ve oraya dönerken hastalığın dibinde yatan sebeplere inip, bedenimizin ve ruhumuzun sorumluluğunu gerçekten almamız gerekiyor.

Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri adlı muhteşem bir başvuru kaynak yaratan Louise Hay’in ilgili kitabında Hay, Meme Rahatsızlıklarının kök sebeplerini şöyle açıklıyor;

“Kendini beslemeyi unutma, reddetme, herkesi kendi önüne geçirme. Aşırı annelik etme, aşırı koruma. Zorbaca bir tutuma varan aşırı müdahale.”

Bu üç maddeye dikkat..


Kendini beslemeyi unutma.

Herkesi kendi önüne geçirme.

Aşırı annelik etme.

 

Kadın, rahim aracılığı ile çocuğunu doğurur, memeleri vasıtası ile onu emzirir, sütü ile besler.

Kadın, rahim ile yaşamındaki her şeye can verir, ve can verdiği her şeyi ve herkesi memelerinden yaydığı ‘ışık besini’ ile besler. Kadınların bedenleri hayatı yaratmak ve onu beslemek için tasarlanmıştır.

Hastalık olsun, olmasın her kadının kendine sorması gereken anahtar sorulara bakalım;

Kendinizi unuturcasına kimleri besliyorsunuz?

Ne kadar zamandır kendinizi beslemiyorsunuz?

Kimleri kendi önünüzde tutuyorsunuz?

Çocuklarınız dahil başka kimlere aşırı annelik ediyorsunuz?

Cevaplar değil sorulardır bize rehberlik eden. Göğüslerinizden doğallıkla akan besleme gücünüz ile yeniden bağlantı kurmak ve şifalanmak istiyorsanız bu sorulara tüm açıklığınız ile cevap vermeye davet ediyorum sizleri.

Göğüsler, bir kadının rahmin yaratma gücü kadar yaşamı besleme gücünün yattığı organlardır artık bunu biliyoruz. Ne yazık ki genelde, kadınlar bu güce anne olup emzirmeye başladıklarında farkına varabiliyorlar. Bedenimiz bir başka varlık için, besin haline geldiğinde anlayabiliyoruz ‘besinin kendisi’ olduğumuzu. Henüz anne olmayan veya hiç olmayacak kadınlar için bunu idrak etmek daha uzun sürebiliyor ya da hiç gerçekleşmiyor. Çünkü, besleme gücümüz, bedenlerimize spiritüel araçlar olarak saygı duymaya başladığımızda, anlamaya istekli olduğumuzda etkinleşiyor.

Breastfeeding-03

Kadın Bedeninin Spiritüel Gücü kitabının yazarı Hilary Hart ve Çigong uzmanı, İçsel Alternatif Tıp Enstitütüsü Kurucusu Dr. Guan Cheng Sun kadınların besleme organlarını ve enerji bedenlerimiz ile ilişkisini şöyle açıklıyor;

 “Emzirme doğal olarak kadının göğsüne yakın olan çakrayı, enerji noktasını etkinleştirir ve bu durum, enerjinin göğüsteki süt ile birlikte çocuğa akmasını sağlar. Bu, en az sütün kendisi kadar çocuğun büyümesine yardımcı olur. Bu çakra kalple birlikte çalışır. Çocuğu destekler ve aynı zamanda onu korur. Çocuğun lenf sistemini güçlendirir. Her kadının anne olsun veya olmasın, aynı çakra yoluyla sevgiyi yayma kapasitesi her zaman mevcuttur.”

Dr. Sun, memesi kesilip çıkarılan veya göğüs büyütme, küçültme ameliyatları geçirenlerin dahi, bu potansiyele sahip olduğu konusunda bizi temin ediyor. Bazen bir şeyleri kesmek onu daha hassas hale getirebilir diyor. Beden hatırlar ve bu kolayca etkinleştirilebilir. Eğer bu çakra aktif hale getirilirse, bir kadın göğüsleri aracılığıyla besleyici ışığını sürekli yayar. Dr. Sun bu tecrübenin emzirme ile kısıtlı kalmak zorunda olmadığını açıklıyor.

Ne yazık ki kadınlar, genelde çocuk yetiştirme dönemi bittikten sonra sanki o armağanı sonsuza kadar kaybetmiş gibi hisseder. Buna gerek yok çünkü bu armağan her zaman orada. Çocuklarınız büyümüş veya hiç emzirmemiş olsanız bile, memeleriniz kanserden ötürü kesilip alınmış olsa dahi, bedeninizde tuttuğunuz armağanın enerjisi hala orada mevcuttur.

Dr.Sun; “Bir kadın gerçekten canlı veya sağlıklıysa, göğüsteki bu çakradan gelen özel bir ışığa sahiptir. Bu pembe bir ışıktır sanki göğüsten saçılan güneşin doğuşu gibidir. Bu, kalpte değil ama ona yakındır. Hem kalpteki kanla, hem de göğüsle bağlantılıdır. Kalbin enerjisi gerçekten kırmızıdır. Bu yüzden, kırmızı ile birleşen pembe güzel bir mor haline gelebilir. Sağlıklı bir kadında bu, güneşin için gibi saf, parlak ve sıcaktır.

Dr.Sun; meme kanseri, meme rahatsızlıkları, multiple skleroz, fibromiyalaji, lupus ve diğer bağışıklık sistemi hastalıklarının erkeklere göre kadınlarda daha sık görülmesinin nedeni olarak, kadınlarda kendilerini saymadan vermeleriyle kendilerini nasıl tükettiklerinin bir işareti olarak sayar. Meme kanseri yaygınlığı, göğüslerinin gücünün farkındalığının eksik olmasının bir işaretidir. Dr.Sun’a göre kadınlar için zorluk, hem içsel hem dışsal olarak beslemek için gücümüzü etkinleştirmeyi öğrenmektir ve onun söylediği üzere, sırf bu amaçla tasarlanmış özel bir bedenimiz vardır.

Göğüste, çevredeki herkesi etkileyebilecek beslemenin spiritüel enerjisini içten dışa çıkaracak güç vardır. Beslemenin işlevi, besleyen bilinci açığa çıkarmaktır. Göğüs, çocuğu beslemek için sütü dışarı çıkaran bir araçtır. Emzirmeden sonra bile yine de, enerjik olarak, kolektif alanını beslemek için bir araçtır. Göğüs, hala besleme işlevine hizmet eder ama çocuğun ötesinde kolektif alana hizmet eder.

Besleme gücünün temelinde, enerji değiş tokuşu vardır. Enerji alırız, enerji veririz. Nefesimiz gibi, yaşam içimize girer ve bizim üzerimizden hareket eder. Ne kadar çok enerji, sevgi, ışık ve diğer güç çeşitlerini alırsak, o kadar çok şey sunarız. Eğer hayatta birbirine bağlılığın ve enerji değiş tokuşunun farkında olmadan hareket edersek, genellikle yapmamız gerektiği şekilde kendimize özen göstermeyiz. Ve bunun etkileri enerji bedenimizde sağlıksız oluşumlar olarak kendini gösterir.”

Peki, bu veriler ışığında besleme gücümüzü nasıl aktif hale getirebiliriz?

Çocuklarımızı, ailemizi, eşimizi barkımızı, sevdiklerimizi, çalışanlarımızı, işimizi, projelerimizi, hayallerimizi beslerken tükenmemek için neler yapabiliriz?

  1. Birincil kilit nokta, bedenimizin bilgeliğine teslim olmak ve onun bildiğimizden daha derin bir güce sahip olduğunu onurlandırmaktır.
  2. Doğada vakit geçirmek, bahçe işleri ile uğraşmak kadının göğüs bölgesini besler çünkü doğa da dişidir ve o da yaşamı beslemek üzere programlıdır.
  3. Hayvanlar ile aranız iyiyse, sevdiğiniz hayvanlar ile iletişim kurmak, onları beslemek, onların da sizi saf sevgi halleri ile beslemesine izin vermek en güçlü yollardan bir tanesidir.
  4. İlişkide olduğumuz insanlarla aramızdaki enerji değiş tokuşunun farkına varmak, kendimizi besleme için daha sorumlu ve bilinçli hale gelmemizi sağlar.
  5. Bir kadın olarak kişisel bakım ihtiyacını onurlandırma. Kendiniz için mi yoksa bir başkası veya başkaları için mi bakıyorsunuz kendinize? Eğer soruya dürüst cevabınız bir başka kişi-kişiler ise kendi bakım ihtiyacınızı gerçekten onurlandırmıyor üstüne karşınızdakilere gücünüzü veriyorsunuz demektir. Kendinize kendiniz için bakın. O zaman gerçek besleme başlar ve siz çevrenizdekiler için besin olurken beslenirsiniz.
  6. Yavaşlarsanız çiçek açarsınız. (Bkn. ilgili arşiv yazım) Çünkü ruhun evini fark edip içeri girebilmek ancak yavaşladığınızda mümkündür. Biz kadınların bedeni ‘hıza’ değil ‘yavaş ve derinden bağ kurma’ üzerine programlıdır.
  7. Aranızda gerçek bir sevgi bağ olan yakınlarınızla, dostlarınızla daha sık görüşmeye bakın. Buna farkındalıkla vakit ayırın.
  8. Bedenimizde kadınsı doğamızdan gelen enerji sistemlerinin farkına varma ve uygun pratikler yapmak yine besleme gücümüzü kuvvetlendirmek için elzem yöntemlerden biridir.

Bu bağlamda yapabileceğiniz kısa ve etkili bir enerjisel pratik olarak şunu öneriyorum:

Her sabah kimages (16)alktığınızda ve/veya her gece uykuya geçmeden önce memelerinizin bilinçli bir farkındalık ile varlığını, hayatı besleme gücünü onurlandırın. Ellerinizi memelerinizin üstüne koyarak bunu yapmanız daha etkili olacaktır. Memelerinize gerçek bir ilgi ve sevgi ile odaklanarak onların enerjisinin farkına varın. Ardından; memelerinizi kalp çakranızdan yayılan pembe-mor bir ışık ile dolduğunu hayal edin.  O ışıkla dolduklarını görün. Kendinizden memelerinize doğru akan bu pembe ışığı tüm göğüs bölgenize yayıldığını imgeleyin.

Eğer biz kadınlar kendimize özen gösterecek kadar sorumlu değilsek, yaşama hizmet etmeyi nasıl bekleyebiliriz?

Besleme gücünün nasıl çalıştığını daha iyi anladıkça, daha çok beslenmiş hissedebilir ve diğerlerini de daha çok besleyebiliriz.

Dişi Bilgelik ve Sağlık ile kalın,

Bilge

Advertisements

2 thoughts on “Göğüslerin Besleme Gücü ve Meme Kanseri”

    1. Nuray Hanim oncelike gecmisler olsun. Tabii ki bu surecte tibbin destegini almak sart ve ayni anda bedenimize butunsel yaklasmamiz da elzem. Biri olmadan digeri eksik kalir. Butunsel tibbi tedavi yontemlerine alan az da olsa doktor var. Bu oldukca umut verici. Linkler icin tesekkurler. Sifaniz daim olsun 🌹

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s