Fear-Social-1024x576

Korkunun ana işlevi sağ kalmaya programlanmış sistemimiz için hayatta kalabilmenin yollarını, araçlarını ve yöntemlerini bulmamızı sağlar. Ya kaçarız, ya savaşırız ya da donarız, veyahut yardım isteriz. Bu diğerlerinden yardım isteme ise sosyal olarak birbirimize bağlanma programımızın bir parçasıdır. Türün hayatta kalması en çok bu sosyal ilişkilenmeye bağlıdır bir yandan.

Korku sinir sistemimizde tehdit alarmı, bir uyarandır. Varlığımızı sürdürmek ve tehdide karşın kendimizi korumak için bu uyarana ihtiyacımız var. Yoksa uyuşukluk, alarmı algılamayan uyku hali varlığın sonlanması, ölüm demek. Tehdit uyaranı sinir sistemini zıplatır ve harekete geçirir.

Corona korkusu bu anlamda bize yaşam tehdidine yönelik ciddi bir uyaran oldu. Türümüzü sürdürmek için belli dozda bu uyaran niteliğinde korkuya ihtiyacımız vardı. Harekete geçirdi, alarm verildi. Tedbirler, korunma ve bilinçlenme yöntemleri, kanalları artırıldı. Buraya kadar tamam. Fazlası zarar.

Korkunun tehdite karşın uyaran işlevinden daha fazlasına ihtiyacımız yok.

Neden mi?

Çünkü korku, süregelen sistemin içinde insanlığı içindeki gerçek güçten, iyiliğinden, bütünlüğünden, kalbinden, sevgiden, ışıktan, bağlılığın ve Bir’aradalığın gücünden uzak kalması için zaten özenle yerleştirilmiş bir virüs. Bu virüsü nesiller boyu o kadar kanıksadık ki, onun, esas ruhu öldürücü doğasını unuttuk. Görünmeyen ve elle tutulmayan soyut varlığı onu içimize almamıza ve bağışıklık kazanmamıza neden oldu.

İnsanlığın son 5000 yıllık tarihinin en sinsi ve görünmez coronası’dır korku.

Ve korku, türün sağ kalmaya yönelik uyaran işlevinden saptığında insanın iç yapısında psişik bir tehdit haline geldiğinde ne yapar?

Gelin hatırlayalım…

14061-fear-hide-scared-woman.1200w.tn

Korku ayırır. O, böler

Seni önce kendinden ayırır, sonra sevdiklerinden.

O, çok hızlı hareket eder. Seni kitler. Hareketi engeller. Tıpkı bir virüs gibi bulaşıcıdır ve tek farkı 1m değil, fersah fersah uzaktan bile yayılım gücü vardır. O, bulaştığı kişi sayısı arttıkça güçlenir, büyür ve var oluş amacını gerçekleştirmiş olur.

A-yı-rır.

Seni sağlıklı ve güzel olan her şeyden ayırır.

Korku seni küçültür.

Seni sindirir.

Seni saklar.

Korku ve şüphe iki yakın arkadaştır. Bir kere izin verdin mi sisteminde cirit atarlar. En korkuncu kendinden, yeterliliğinden, güzelliğinden, sevginden, kalbinden şüphe duydurur.

Seni bedeninin bilgeliğinden ayırır.

Şöyle ki;

Beynini sisler. Öb lob kapanır. Direksiyona ilkel beynin geçer. Kendini güvenli evinde veya sevdiğinin kollarında dahi vahşi öldürücü bir aslanın ağzında sanırsın. Sağlıklı düşünme yetini alır, acele karar verdirir, pişman olabileceğin sonuçlar getirir. Sana bölücü amacına uygun komplo teorileri ürettirir. Çık şimdi işin içinden. İllettir o.

Bu tip bir korku ile bedenin yorulur. Zihnin yorulur.  Kalbin yorulur. Duygu dünyan bitap düşer.  Düşünmekten kafan ağırlaşır. Kalbin söner. Gözlerinin feri gider. Sürekli tetikte olma hali seni tüketir. Sinir sisteminde sinirlerin harap olur.

Bu haldeyken her şeye ve herkese virüs olarak bakarsın. Her şey ve herkes senin tehdidindir.

Korku zayıf düşürür, hayat ışığını emer.

Esas salgın burada başlar. İçinde.

Peki korkuyu hissediyorum, ne yapacağım, gitmiyor o, içimde?

Bu noktada kendine bu korku hissi ile oturma izni verebilir misin? Her şey bu izni verdikten sonra başlıyor. Bunun adı zor duygularımda da kapsayıcı olabilmek.

Bir başka deyişle,

Sağduyumu yitirmeden virüsün bende tetiklediği korkularla nasıl kalabilirim?

Bunu yapabilmek bir güç istiyor ve bu hepimizde var. Onunla oturamıyorsam benimle oturabilecek bir yakını, eş, dostu yardıma çağırırım. Hatırlayalım, yardım istemek de tehdit uyaranı döngüsünde beni koruyan yollardan biri. Ben burada korkunun yararsız kısmını yazdığım için duygusal yardımdan bahsediyorum daha çok.

Daha sakin ve dingin sinir sistemleri her zaman, tehdit ve korkuda takılı kalmış sinir sistemlerine alan tutabilir.

meditazione

Bir kere rahatsız eden bu duyguma alan verdiğimde içimde kendime şunları sorabilirim;

🦠Varlığımı tehdit eden korku uyaranı ile tedbirlerimi de almışsam, içimde halen aktif olan yararsız korkunun bana vaat ettikleri gerçek mi?

🦠Bu gözümde canlanan imgeler, görüntüler, içimdeki sesin fısıldadığı senaryo gerçek mi? Ne kadar gerçekçi?

Büyük ihtimalle bunlar fanteziden öteye gitmez. Ama onları gerçeklik sorgusundan geçirmeden işleme alırsam sonucu yukarıda anlattığım psişik bölünme olur. Neyi böldüğünü siz bileceksiniz artık kendi senaryonuzda.

🦠Kendimi korkunun bu işe yaramaz, ayırıcı, bunaltan, birlikten, beraberlikten koparan doğasından nasıl koruyabilirim? Düşüncelerimi, duygularımı, sistemimi korumak.

🦠Son olarak korkunun bu yararsız doğasını fark edip onunla oturabilmeye başladığımda kiminle kontak kurma ihtiyacı içindeyim?

Kontak kurmak, iletişmek, yaşadığın korkun gerçekçi olsun veya olmasın, onu yargısız dinleyecek ve güvende hissedeceğin kişilere açıklıkla ifade edebilmek bu illet virüsün psişik bulaşma halini engeller. Anında keser. Yeniden parasempatiğe geçersin, yani Türkçesi; kendine bağlanırsın, sevdiklerine bağlanırsın, güvende hissedeceğin için beyin sisin ortadan kalkar. Sağlıklı düşünceler, duygular, kararlar, aksiyonlar belirir.

Bu bir döngüdür. Dalgalar gelir ve gider.

Şimdi dalgaların yükseldiği bu döngüde, her zamankinden daha fazla birbirimize ihtiyacımız var. Fiziksel sınırlarla ayrılmış bile olsak korku virüsünün tek #panzehiri sevgiyi daha çok çalıştırmamız gerekecek.

Zaman korkuyu değil sevgiyi seçme zamanı.

Şimdi sen ey İnsan, seçimini neyden yana yapacaksın? Bunu birlikte önümüzdeki 10 yılda göreceğiz.

Sevgiyle kalalım, 

Bilge İnal 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s