[Yazıldığı Tarih: 23.01.2020, Instagram – Günlük Akışın İçinde Gelen İlham ile Notladıklarım]

Fi tarihinde Jeff Brown’un bu cümlesini almış koymuşum fb sayfama, dün sistem tekrar getirdi önüme sanki hadi buna ses ver der gibi. Ben de öyle yaptım.

Zaten yıllardır #disibilgelik gruplarıma taşıdığım bu dişil gerçeği bu kez daha geniş bir alanda Instagram sayfamda dile getirdim. Ve onlarca kadının içinde bir şey yerinden oynadı. Hikaye sayfalarında (story) anında bağlantı kurduk.

Yalnız olmadığımızı hatırladık.

Müthişti.

Bu yazıyı yazma ihtiyacını hissetmem bundandır. O kadar çok dönüş alınca şart oldu. Dile getiremediklerimizi birileri söyleyince insanın içinde bir güç beliriyor. Dün olan da buydu.

Venus_Flytrap_Banner_1400x.progressive

Peki neden bu hassaslık mevzusu?

Ataerkilin salık verdiği, nesiller boyu en çok biz kadınların mustarip olduğu ve bu narin doğasını saklayamayan erkekleri de kapsar şekilde hassaslığımız ve naifliğimiz bulaşıcı bir hastalık muamelesi gördü. Sanki cüzzamlıyız gibi varlığımızın en biricik, en nadide parçası olan hassaslığımız, naifliğimiz sürgüne gönderildi.

Bu en içten yaşayan, canlı parçamızı, kabul görmek uğruna kesip attık.

Kesip atmış gibi yaptık. İçimize gömdük.

Gömdükçe onun izini kaybettik, kendimizi hassas veya naif olduğumuz için sakat, anormal, hastalıklı zannettik.

Gerçek ise böyle değil.

Dişil artık güçleniyor.

Hassaslık, naiflik dişil bir özelliğimizdir. Kadın, erkek dinlemez.

Adına #gaslighting dediğimiz, Türkçesi; seni duygusal hakikatinden şüpheye düşürmek, gözyaşlarından, duygularından, naif doğandan ötürü kötü hissetmene yol açan her türlü psikolojik manipülasyon, gizli tenkit içeren sözel ve davranışlar bütünü.

Gaslighting’i en yakınınızda bile arayın. O sizin eşiniz, babanız, ağabeyiniz veya hatta anneniz, kadın yakınlarınız olabilir. Çünkü sistem bize duygusallığı, hassaslığı ve naifliği bir ZAYIFLIK belirtisi olarak aşılamış, kırılganlığı saklamayı bir MAHARET, bir GÜÇ olarak göstermiştir. 

Dolayısıyla, bundan böyle naifliğinize dil uzatanların dilini kesin.

Naiflik ruhun zerafetidir.

Hassaslığınızı tenkit edenlere şöyle deyiverin.

-Evet hassas oluşumu seviyorum da sana noluyor?

-Hassasım doğru. Bu seni neden rahatsız etti, anlatmak ister misin?

Ya da;

-Evet, Hassasım. Nokta.

Sonra şunları içselleştirin.

-Duygularımda yalnız değilim.

-Kendim olmaya hakkım var.

-Hassaslığımı bu psişik saldırılardan korurum.

-Ben kendime sahip çıkarım.

-Hassaslık, duygusallık, naiflik normaldir.

blogpost_large

Ve bilin ki, siz ne kadar bu narin, hassas doğanızı anlar ve onu kucaklarsanız o kadar içeriden güçlenirsiniz. Gücü dışarıda bir kişi, statü veya materyalist düzen üzerinden almanıza gerek kalmaz.

Hassas olmak ‘İnsan’ olmak demektir.

Tek şart, hassasiyetinizi kendi içinizde kabullenirken; başkalarının hikayelerini ve onların geçmeleri gereken duyguların sorumluluğunu üzerinize almayın. Yani sünger olmayın. İyi bir dinleyici olun, kalbinizdeki sevgiyi sunun yeter.

Hassas, empatik veya aşırı duyarlı olan biz insanların en çok zorlandığı konu, duygusal ve enerjisel sınırlarımızı bilmememiz.

Sınırlarınızı korurken duyarlılığınızı da koruyun.” 

Fakat bu başka bir yazının konusu ve oldukça da önemli. 

Narin doğanıza ‘gezegenin ve insanlığın’ hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. 

Hassasiyet ve duyarlı empati ile, 

Bilge Inal

Bilge İnal’ın kadınlara özel sunduğu Dişi Bilgelik kapsamındaki program ve inzivalardan düzenli olarak haberdar olmak istiyorsanız www.bilgeinal.com adresine e-posta adresiniz ile kayıt olabilirsiniz.

 

 

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s