wp-15884187646284192383230113121163.jpg

Kendine Anneliği en çok hayata geçirmemiz gereken, içsel olarak hissetmeye ihtiyaç duyduğumuz günlerdeyiz belki de.

Peki nedir bu ‘Kendine Annelik’?

Yine yoksa içsel çalışmaya kendini kaptırmış, sözüm ona spiritüelcilerin veya kullandığı şifreli terimlerden mi? Hayır, durum pek de öyle değil.

Kendine Annelik, bireyleşme veya kendi içinde bütün olmaya varmayı simgeleyen içsel evine yolculuğuna çıkmış her bir insanın – kadın/erkek – vardığı bir durak burası.

Yolculuğun en kaçınılmaz olanı ve en önemli duraklarından. Erginlenme ormanının en karanlık yerlerine girdikçe annen veya ‘bakım verenin’ her kim olduysa, onunla olan ilişkini sorguladığın, onun içselleştirdiğin değerlerini, sevme biçimini, yargılarını, eleştirilerini, korkularını, seni koruma güdülerini, dünyaya ve ilişkilere bakışını kendi dünyanda bulduğun, sana, yaşamına, ilişkilerine etkilerini ayıklamak zorunda kaldığın bir durak burası.

Bu durak en zorlu olanıdır ve kötü haber bu durak atlanamaz. Görmezden gelinemez.

Yolcu, yaşam döngülerinde döndükçe, defalarca gelir bu durağa. Her seferinde biraz daha derine. Her seferinde biraz daha kendine anneliği öğrenerek. Ya da bunu öğrenmek zorunda kalarak.

Bilinçli dişinin (cinsiyetler ötesi içsel dişi enerjimiz) vardığı yerdir burası. Kendine Annelik. İçselleştirdiğin annenin, yaşam enerjinde senden hayat çalan modelini de-aktive etmek zorunda olduğun ve ne kadar iyi bakım görmüşsen gör, duygusal ihtiyaçlarının görülmediği anne yaranı, kendine annelik yaparak, öz sevginle pansuman yaptığın yerdir.

Her anne bildiğinin en iyisini yapar, yapmıştır ve yapacaktır. Her anne bırak sana verdiklerini ve/veya veremediklerini, seni dünyaya getirerek sana armağan ettiği yaşam-ın için onurlandırılmayı hak eder. Fakat konumuz bu değil.

Konumuz, içselleştirdiğim anne enerjimi kendime duygusal ve fiziksel bakım sağlayarak yaşam, canlılık, mutluluk veren bir iç enerjiye dönüştürmek.

Kendine Anneliği sadece kadınlarla ilişkilendirmek de eksik olur.

Kendine Annelik;

İnsanın kendine şefkat ile yaklaşması, kendinden şefkati esirgememesi, kendinin en derin ruhsal ve duygusal ihtiyaçlarını anlaması, görmesi, hissetmeye izin vermesidir. Kendini kandırmadan, gerçeklerin ışığında, sevgi ve merhamet ile alan tutmasıdır.

Ve en nihayetinde bunları kendine vermesi, bunları sağlamak için aktif eyleme geçmesidir. Bu aktif eylem bazen sadece durarak olur.

wp-15884187771583714132606254621596.jpg

Yaşam Veren Anne içimizde bize dur ve şimdi dinlen diyecek olandır.

O senden hayat enerjini talep etmez aksine sana, ihtiyaç duyduğun hayat enerjisini verir.

Yaşam Veren Anne’nin sesi dingin, yargısız, yumuşak ve izin vericidir. Şefkatlidir. O, seni canlı tutan her şeyi hayatına getirmeni senden daha çok isteyendir. Kabul edicidir. Sevgisi bir takım toplumsal yargılara, bir takım kriterlere bağlı değildir.

İçsel Anne enerjimizde,

Yaşam Veren Anne’nin sesini, Hayat Çalan Anne’den nasıl ayırt ederiz? 

  • O, seni suçlamaz, suçlu hissettirmez.
  • Seni utandırmaz, utanmış hissettirmez.
  • Seni sözleriyle çarpıtmaz, manipüle etmez.
  • Seni acımasızca eleştirmez.
  • Hatalarını ‘hata’ olarak dahi görmez.

Çünkü Yaşam Veren Anne’nin enerjisinden iyi/kötü, güzel/çirkin gibi zıtlıklara yer yoktur.

O, birliktir, her şeyinle seni kapsayandır. Şefkattir.

  • Seni kendi istek ve talepleri doğrultusunda kontrol etmez.
  • Seni bir dil darbesi veya bakışı ile olduğun yerde dondurmaz, seni utandırmaz.
  • Sana küsmez.
  • Senin kendine acımana izin vermez ve kurban, çaresiz hissettirmez.
  • O seni güçlendirir.
  • Onun için sen her koşulda ve her halinle yeterlisindir.
  • Sevilesi ve harikuladesindir.

Seçimlerine, kararlarına saygı duyar. Çünkü senin bireyliğine güvenir.

Sana çizdiği sınırlar, kendi kontrolü ve yargılarından değil, sınırları, seni canlı tutan sevgisinden gelir. Ve bu durumda, seni canlandırmak, yeniden yaşama döndürmek için sana hakikatin kılıcını kullanır. Çürümüş kökleri koparıp atmak için. Şefkat ile!

  • O, seni canlı tutar, bakışları ile dokunuşu ile, sözleri ile.
  • Sana her zaman cesaret verir ve hiçbir şey yapmadığında, belki üretmeyip, belki çalışmayıp durduğunda bile sen onun için değerlisindir. 

Onun sevgisinde değerin, işe yararlığından, faydalı olmandan, çalışkan, iyi, nazik ve başarılı olmandan gelmez. Sen her halinde ve halinle onun sevgisinin sonsuz kanatları altındasındır.

Sizler çocuklarınızı böylesi bir sevgi ile severken kendinizi nasıl ve neden böylesi bir içsel annenin sevgisinden mahrum bırakırsınız? diye sorar İlahi Ana..

4B3FE571-3C1A-4E88-AA88-6ED098C5C71C

Yaşam Veren Anne’yi anlamanın en direk yollarından biri Toprak Ana‘yı ve onun varlıklarla olan ilişkisini, koşulsuzca bizi besleyen döngülerini anlamaktır.

Kendine Anneliği anlamak için de, çocuklarla olan ilişkimize bakarız. Onlara fiziksel ihtiyaçlardan çok duygusal ihtiyaçlarında neleri kolaylıkla verdiğinizi ve bunları kendinize vermediğinize bakabilirsiniz. Yaşamı onlara verirsiniz fakat kendinize bunu vermezsiniz.

  • Evcil hayvanlarınız varsa onlara gösterdiğiniz ihtimam, bakım, şefkatin ne kadarını kendinize sunuyorsunuz?
  • Kendine Anne olamayan çoğu insanda olduğu gibi herkes için her an hazır ve nazır en önde koşan, ikame annelerden misiniz?
  • Kendinize de aynı hızla koşuyor musunuz?
  • Yoksa kendinizin duygusal ihtiyaçlarını tıpkı sizin diğerlerini gördüğünüz gibi, o başkalarının da sizi görmesini bekleyenlerden misiniz?

Kendinize şu durumlarda soracağınız en değerli soru; bu ihtiyaçlar ortaya çıktığında ne yapıyorsunuz? Ya da, bunların hiçbiri yok ise, konuya damardan (!) girerek, annenizle olan mevcut ilişkinizde ondan çocukken duygusal olarak neyi alamamış olduğunuzu sorgulayabilirsiniz.

İçsel Anne enerjisini anlamak için bizi yetiştiren, bakım verenimize annemize (bazı hallerde bu baba, büyük anne/baba, akrabalar veya türevi olur) bakmak yeterli olur.

Nasıl baktılar bana? Nerede görülmedim? Benden ne beklediler? Beklentileri neler oldu ve ben hala bilinçsiz bir çabayla bu beklentileri doldurmaya çalışıyorum?

Bazılarımız, fiziksel ihtiyaçlarını kendine vermekte çok iyidir, zaten iyidir. Örneğin, kendini iyi besinlerle besler, fiziğine dikkat eder, fiziksel bakımını ihmal etmez, sporunu yapar vs. Fakat bu asla yeterli olmaz.

Bu, kendine anneliğin fiziksel boyutudur.

En önemli boşluğu yaratan duygusal bakımın ihmalidir ki, zaten bu annelerimizden (ya da büyürken bakım verenlerimizden) alamamış olduğumuzdur.

Duygusal ihmal ile büyümüşsek, alamamış olduğumuzun farkında olmamız zor olur, ikinci aşama bunun eksikliğini çektiğim bir ihtiyaç olduğunu anlamam zaman alır, son olarak bunu tespit edip kabul etmek ise bir süreçtir.

Burası kendine annelik kavramının terimini anlamakta içimize almakta zorlandığımız yeri de gösterir. Kendine Annelik, bir şey ifade etmez çünkü henüz içeride bu boşluğun farkında değilizdir.

Duygusal ihmalin yarasını ve en derinde duygusal olarak alamadığımız ne varsa bu parçamızı hissetmek acı vericidir, cesaret ister, şefkat ile bakılmak ve kapsanmak ister. Ancak bu durakta isteyerek , bilerek durduğumuzda dile gelir.  İçimizde yaşam veren annelik bekleyen o küçük çocuğumuzdur. Bazen bu hayatın eliyle zorla olur ve o anlar geldiğinde şükretmeliyiz çünkü bu bir lütuftur

Kendinin annesi olabildiğinde yaşamın evrilir. 

Şimdi durun bir bakın içinize, yaşam veren annenin sesini nasıl duyuyorsunuz?

O, size nasıl konuşsa ve neler söylese içinizde uzun zaman önce yaşama tutunmayı bırakmış o ölü parçanız canlanıdrdı?

Yaşam Veren Anne’nin eli ve sesi ile,

Bilge İnal ©️2020

Yazıların Tüm Hakları Saklıdır.

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s