Tüm Yazılar

Eylül Ayının Sihri

Eylül ayını sevmeyen var mıdır acaba diye düşünüyorum bazen. Vardır elbet. Güneşin eğilmeye başladığı ama halen yazı hissedebildiğimiz eşikte durduğumuz bir ay Eylül.

Bugün ise gece ve gündüz eşit, yukarıda ise ilişkilerimizde bu dengeli duruşu bizden isteyen bir dolunay var. Yeryüzünün ve gökyüzünün tesadüfi (!) eşleşmeleri mistikseldir, bize küçük dünyalarımızda büyük pencereler açmak için var olurlar. Görebilene, alabilene ne mutlu. Abartılı, çabalı ritüellere gerek yok, sadece bu var oluşu onurlandırmak, göremediğimi görmeye niyet ediyorum demek yeterli. Bir de içsel gözünüzü açık tutacaksınız. Sonrasını izleyin, ilahi adımlar yüreğinize serpilecek ve siz kendinize bir adım daha yaklaşacaksınız.

Eylül ayı gelecek yeni yılımızı, hayat vizyonumuzu planlamaya başladığımız, yaratıcı tohumlarımızı kış toprağının derinliklerinde büyümek üzere ektiğimiz bir ay. Eylül ayı son derece mistik bir enerjiye sahip, kim bilir belki bu yüzden mi bu kadar büyülü. Eğer klasik ‘takvim bilgisi’ ile ilerlemek yerine ‘enerjinin bilgeliğinde’ yapılanmak ve ilerlemek istiyorsak – ki bu doğal döngüye uyumlanmaktır- değerlendirme, yeniden planlama&yapılanma ve yaratıcı enerji ile bir olup yeni yaşamsal alanlarının tohumlarını ekmek için Ocak ayını değil Eylül ayını kullanmamız gerekiyor.

Bugün gündüzün ve gecenin, dişinin ve erilin eşit olduğu, ilişkileri birliğe davet eden bu dolunayın altında yaşamınızı gözden geçirmek ve şu soruları sormak için harika bir pazar;

    Ben gerçekten ne istiyorum?
    İlişkilerimde ne kadar gerçeğim?
    Ben, ‘gerçek ben’ ve ‘kalbimin gerçeği’ ile ne kadar hizadayım?
    Yaratıcı hayatımın besini yerinde mi? İçimdeki ateş ne kadar canlı?
    Yaratıcı benliğimin hayatımda daha çok yer bulması için neler yapabilirim?

2017 Eylül’den beri yaşamınızda ve sizde ne gibi değişimler oldu, benliğinizin hangi odun parçalarını yakabilmişsiniz güzel bir çiçeğe dönüştürmüşsünüz bir bakın. Büyüdünüz mü dürüstçe sorun kendinize? Projelerinizi, hayallerinizi yazın çizin, büyük düşünün, geniş hayaller kurmaktan kendinizi alıkoymayın. Onları gerçeklik çukurunda boğmadan, dozunda gerçeklik algısı ile sınayın. Korkuların ağına taktırmayın. Onları koruyun, bir bebeğin anne karnında rahim duvarlarında korunduğu gibi.

Odağınızı kaybetmiş de olabilirsiniz bu ara, kendinizi kaybolmuş da hissediyor olabilirsiniz. Böyle zamanlarda bu soruları sormak zordur, cevap alamadıkça insan daha çok çaresiz hisseder kendini. Öfkelenir. Anlamsız hayatında bu sorular da anlamını yitirmiştir çünkü. Zorlamayın kendinizi. Anlamı kaybetmişseniz yeni bir anlam çıkmak için hazırda bekliyor demektir. Soruları yine sorun ve içinizden akan bir su gibi incecik geçişini izleyin ve onu öylece midenizin boşluğuna aşağıya derinlere bırakın. Bırakın ki, siz hazır olduğunuzda sezgilerinizin olduğu yerden alt bedeninizden yukarıya kalbinize daha sonra bilincinizin yeri aklınıza doğru yükselsin.

Belirsizliğin içinde beklemek en zorudur. Sabretmek ve hayata devam etmek tek çare. Belirsizlik, boşluk dişil benliğin yeridir, bekleme sürelerine tahammülsüz sürekli eyleme dönmek isteyen ise erilin dişi ile olan temassız-lığıdır. Bunlar içimizde birbiri ile dengede ve uyumda olduğunda, birbirlerine alan tanırlar. Beklemenin ve sabretmenin alanı ile zamanı geldiğinde eyleme geçmenin alanı.

Yeni bir dünya, yeni bir sistem, yeni bir İNSAN’lık yükseliyor önümüzde.

Hepinize hayallerinizi canlı tuttuğunuz ve onları eyleme dökebildiğiniz yeni başlangıçlar, sevgi derinlikli ilişkiler diliyorum..

Benimle 2018 yılının son 4 ayını kalpteki vizyonlarını çalışarak ve onların önündeki psişik engelleri kaldırmak isteyenleriniz bireyselde online paketlerime başvurabilirsiniz.

Tüm sevgimle,

Bilge Inal

Advertisements
Tüm Yazılar

Çocuklarla İlişkimiz Bizim En Büyük Aynamızdır

Bir gun terapi hocalarimdan biri soyle demisti; ‘Cocugunuza verebileceginiz en buyuk armagan kendi cocuklugunuzu iyilestirmek ve kendi ic cocugunuzun duygusal ve ruhsal ihtiyaclarini derinden gorebilmek ve oz sefkatinizle onlari karsilamak’ demisti.

Bunu cok iyi biliyorum cunku ben de kendi icimdeki o yarali minik kizin kayip ruhunun izini surdugumden, buldugumdan ve onun annesi olabildigimden beri disardaki cocuklarla olan iliskim derinlesti, baskalasti ve aslinda gercek bir iliskiye donustu.

Cocuklar salt gercekleri isterler. Bu dedigimi ciddiyetle alin bir kenara. Onlar ‘gorulduklerini’ bildiklerinde uyumludurlar ve dogal halleri olan nesededirler. Cocuklar yasamin canli oldugu her seyi ve her seyi hissederler. Canli olan yani gercek olan – duygu,yaklasim,davranis- gitmisse ya icine kapanir ya da huysuzlasir. Bir cocugun uyumsuzlugunun altinda yatan en buyuk ve en derin gercek onun ‘ruhunun’ gorulmeyisinin derin acisidir. Cocuk boyle bir durumda ciddi bir ruhsal aci ceker. Ve cocuk bilincdisinda aldigi bir kararla bir gun ruhu bedenini terk eder.

Artik sistemin ve bakicilarinin olmasini istedikleri kisi olabilmek daha kolaydir.

Yetiskinlikte bu acinin disavurumu; icki, madde, adrenalin, sex bagimliligi, asiri hirs, rekabet ile kendini kanitlama tutkusu, isyankar tutumlar, agresif-kavgaci olma veya zitti pasif agresif olma, ozguven dusuklugu veya siskin ozguven, bagimli vicik vicik iliskilere yatkinlik veya tam tersi baglanma sorunlari, kimseye guvenememe, emniyet hissinin yoksunlugu, sevgiyi alamama, gosterememe, alisverise, maddeye, markaya, paraya, mevkiye veya guce duskunluk gibi durumlarla kendini gosterir.

Ego kabugu yaş aldıkça kalinlasir, gittikce sertlesir. O narin kalp buz kalibinin icinde oylece kalir. Ani ofke patlamalarinin altindan genelde yarali ve mutsuz bir cocugun hayaleti belirir. Sevmek gormektir oysa. Gorulmeyen cocuk ne yaparsaniz yapin icinde aci ceker.

Cocuklari gorebilmek icin kendinizi gormeniz gerekir once, kendi icinizde yillardir gorulmeyi sarilmayi bekleyen, kaybolan ruh acisinin yasini tutmak isteyen o ic cocuga izin vermeniz gerekir.

Cocuklarla olan iliskimiz bizim en buyuk aynamizdir.

Nerede tahammulunuzu yitiriyorsaniz oraya bakin. Nerede asiri bir hosgoru ile cocugun sinir ihtiyacini cizemiyorsaniz oraya bakin. Orada kendi kayip ve yarali cocuklugunuzu bulacaksiniz.

Hepinizin icindeki o kayip kucuk ruhlarin ellerini sevgimle tutar, kocaman kalbimle selam ederim.

Bilge Inal

Tüm Yazılar

Duyguların Dili Üzerine

Duygularının dilini gerçekten anlarsan eğer, yaşamın dilini de anlarsın. İkisi birbirinden farklı değildir. Yaşam-ın sana duygularınla konuşur, aklınla değil. Sana aradığın cevaplarını sunar.

Fakat duygu dediğin yüzeyde hisettiğin kadar mıdır? Değil elbet.

Erkeklerin derin duygularıyla kopukluğu ataerkil düzenin bir getirisi olarak anlaşılır olsa da, ‘ben duygularımla baglantıdayım’ diyen çoğu kadın bile en derin duygularıyla bağlantıda değildir, yüzleşmekten kaçar.

Kaçınırlar..

Çünkü dipte onları bekleyen derin utanç vardır, tutamadıkları yasların, kayıplarının kederi vardır, yasayamadıkları idealize ettikleri hayatlarının acısı ve öfkesi vardır, ailelerinin veya toplumun beklentilerini yerine getirememiş olmanın derin suçluluk hisleri vardır, dahası atalarının mirası yerini bulamamış, yaşanmasına izin verilmemiş baskilanmiş hisler vardır.

Duyguların dilini kitaplarda, workshop veya egitimlerde, akıl-cıl sohbetlerde veya analizci terapilerde, anti-deprasanlarda, alkol ve benzeri maddelerde bulamazsınız.

Duygu konuşmak istemez, o yaşamak ister. Onu ancak yaşayarak bulabilir ve size bahşedeceği bilgelikten nasibinizi alabilirsiniz.

Duygularınızdan kaçmayın, yüzeye çıkan iyi/kötü tüm hislerinize alan açın. Alan açmak olana olduğu hali ile izin vermekle olur, alan açmak onu yürekten dinlemek ve onunla ‘Bir’ olmakla olur.

Ve duygular bedende yaşar, insanlık bedeninden koparılmıştır çünkü yaşamdan koparılmak istenmiştir.

Duygularına geri dön.

Bedenine geri dön.

Yüreğine geri dön.

Işte o zaman ‘gerçekten yaşadığını’ bir robot olmadığını anlayacaksın.

Derin duyguların canlılığı ve gerçekliği ile,

Bilge Inal

#disibilgelik

Tüm Yazılar

Yetersizlik Üzerine

Yetersizlik ince bir hastalik gibidir. Dipsiz bir kuyu. Bilincsizce onu hissetmemek icin elimizden geleni yapariz. Otomatige takmis gibi yetersizligimizi turlu bilgi, nesne, duygu, hal veya madde ile doldurmaya calisiriz. Dipsiz kuyu dolar mi hic? Dolmaz elbet.

Farkinda olmadan en uretken, en ozgun, en dingin ve saf enerjimizi bu dipsiz boslugu doldurmaya harcariz. En gorunur hali, surekli birilerini, ozellikle bizim yasamsal varligimizi surdurmemizde onemli rolu olan kisi, kurum, sistemleri ‘memnun etme’, ihtiyaclarini tatmin etme seklinde ortaya cikar.

Yetersizligi hissetmemeye odaklanan benlik, butun enerjisini buraya verecek ve karsiliginda bu kisilerce ‘ihtiyac duyulma takasi’ ile ozde kendini tatmin ile ugrasacaktir.

Yetersizlik kalibi olmayan tek bir insan sanmiyorum dunya uzerinde varlik surduren. Dereceleri farklidir. Veya cok sorun olmamistir. Ustesinden gelmistir. Donusturmustur.

Yetersizlik korkusunu utanc ile birlestirmek yerine, onu acikca ifade edip konusabilmek kisiyi buyuk olcude ozgurlestirebilir. O utanilacak bir hal olmak yerine cesaretle mercek altina alindiginda ve kokleri dogdugun aile sisteminde arandiginda bir sure sonra buyuk bir oz guce donusebilir.

Simdi soruyorum, “sen halen bilincdisinda hangi ebeveynine yeterliligini ispat etmeye, onun onayini almaya ve daimi bir sekilde baska suretler uzerinden onu memnun etmeye calisiyorsun?”

Bu kuyuya gonulsuz de olsa inmeli, yuzlesmeli ve yetersizligin sistemin gucunu senden almak icin kurguladigi buyuk bir iluzyon oldugu anlasilmali.

Sen tum kaynaklarinla yeterlisin ve degerlisin.

Nokta.

Tüm Yazılar

Sevginin Dersleri 2

Sana olan sevgim o kadar büyüktü ki, kendi bataklığımı görmezden gelemedim.

Sana olan sevgim o kadar derindi ki, kendi koyu karanlığımı yok sayamadım.

Sana olan sevgim o kadar gerçekti ki, özümü kapatan maskelerimi bir bir çıkarmak zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar koşulsuzdu ki, kendimi adını sevgi sandığım atasal koşullandırmalarımdan ve inançlarımdan koparmak zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar canlıydı ki, kendimi gömdüğüm ölü topraktan çıkarmak zorunda kaldim.

Sana olan sevgim o kadar hayat doluydu ki, bedenimde yaşamın akmadığı, kendimi hislerimde uyuşturduğum bütün parçalarımla hissetmek zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar güçlüydü ki, gücümü verdiğim varoluşumu engelleyen otorite figürlerim ile karşı karşıya gelmek zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar yüksekti ki, kendimi alçalttığım yerlerden ayağa kaldırmak ve öz gücümle kendi gökyüzüme yükselmek zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar özgürdü ki, önce seni, sonra kendimi prangaladığım ebeveyn ve ataerkil kalıplarımın ötesine geçmek zorunda kaldım.

Daha doğumumla dibi görünmeyen bir kuyunun içine atılmış, yaşam hapishanemin özgürlük anahtarını bulmak için daldım, daldım, daldım..

Senin için, benim için, Biz’im için.

Ey Sevgili; seni bana, beni sana gösteren Yaradan’a şükür.

Seni benle, beni senle sınayan kainata şükür.

Sen bende yaşarsın, ben sende.

Böyle ‘var’ olduk, böyle ‘yok’ olup hiç’liğe karışacağız.

Efuli..Bir gün O’nun huzurunda kavuşacağız. 

Bilge İnal

Sevginin Dersleri 1


Kutsal Aşk ~ Inziva

Sukhvinder Sircar’dan Kutsal Aşk İnzivası

17-20 Mayıs 2018, Huzur Vadisi, Göcek 

img_0374-1

Tüm Yazılar

Büyükanneler’den Mesaj: Gerçekleri Konuşun

Dişi özünü-gücünü sahiplenerek ve bu özünü yitirmeden hakikatleri konuşan cesur kadınlara erkeklerin (ataerkil eril) ve bağlantılı olarak yerkürenin hic olmadığı kadar ihtiyaci var. Gerçekler iyileştirir, özgürleştirir ve Bir’leştirir. Bu mesajı bulunduğumuz zamanlar için çok önemli buluyorum. Bu sebeple Sharon MacErlane’nin Büyükannelere Konseyi kanalından paylaştığı bu bilge mesajı sizler için cevirdim.

Gerçekleri konuşalım fakat nasıl?

Biz kadınların öğrenmesi gereken en önemli şey nedir?

Bir diğeri ile ve erkeklerle daha iyi bir ilişkiye sahip olmamız mümkün mü?

Büyükanneler; ‘Kalbinizden seslenin’.

Mooncycles(1)
Picture from Luna House

Sharon MacErlane;

Şu anda büyük bir kargaşa var dedim Büyükannelere. Kadınlar, erkeklerin kendilerine zarar verdiğinden konuşuyorlar ve bununla ilgili ortada büyük bir öfke var. Onlara, kadınlar ve erkekler arasındaki koşulları (durumları) da izah ederek, biz kadınların öğrenmesi gereken en önemli şey nedir? diye sordum. Bir diğeri ile ve erkeklerle daha iyi bir ilişkiye sahip olmamız mümkün mü?

Büyükanneler; “Kalbinizden seslenin” dediler.

Gerçeği küçük düşürmeden, alçaltmadan (hakaret etmeden) açık, net ve nazikçe konuşun. Gerçeği tüm nesiller duyabilecek şekilde konuşun. Konuşurken, dünyada yerleşmesini, olmasını istediğiniz iyi şeyleri düşünerek konuşun sadece kendiniz için değil, tum varlıklar için konuşun. Bu şekilde, kelimeleriniz yaralamayacak, enerjinizi boşa harcamamış olacaksınız ve siz duyulacaksınız.”

“Gerçeği söyleyin, bir KADIN olarak konuşun… Güçlü bir Kadın olarak, olduğunuz gerçeğiniz gücünüz ile..Gerçek bir kadın bencil değildir, gerçek bir kadın herkes için iyi olanı arayan (bütünü gözeten) ve bunu isteyendir.” 

“Bu bencil olmayan yerden geldiginiz her defasında, insanlar sizi duyar. Söylemesi zor olan şeyleri söyleyebilirsiniz, herkesin (bütünün) iyiliği için konuştuğunuz sürece. Sözde düşmanlarınızın iyiliği için, kendiniz için, gelecek nesiller icin ve sizden önce buraya gelenler için. Bu derin bağlantı noktasından konuşun ve böylece tüm varlıkları onurlandırıyor olacaksınız. İnsanlar sizin niyetinizi duyacak ve dinleyecekler.

“Bütüne baktığımızda, erkekler kadınları dinlemiyorlardı. Sizi görmezden geldiler ve alçalttılar ve siz de karşılığında, bazen bir diğerini görmezden gelip alçalttınız. Siz de erkeklere geri bir darbe vurdunuz. Artık bunun üzerine zaman kaybetmeyin’ dedi Buyukanneler, başlarını iki yana sallayarak. ‘Bunun yerine gerçekleri açıklıkla ve netlikle konuşun, bununla öne çıkın.’ dediler ve düşünceli bir duraklamadan sonra eklediler;

“Ayağa kalkıp düşüncenizi açıkça belirtin. Söylenmesi gereken şeyleri söyleyin. Korku ile çökmeyin veya geri çekilmeyin. Kendinizi methedip övünmeyin veya dikkati kendi üzerinize çekmeyin. Gerçeği doğrudan söyleyin.” diye bildirdiler.

“Bunu yapabilirsiniz çünkü hayatınızi şimdi artık bizimle yaşıyorsunuz,” dedi Büyükanneler. ‘İlahi olan ile yaşıyorsunuz, Tanrı nefesinizde, kanınızda, her bir düşüncenizde, söz ve eylemlerinizde mevcut. Ne zaman ki ilahi ile olan bu içten gelen güdüsel bağlantı mevcuttur, gerçek ortaya çıkar diye bildirdiler. “Gerçek, her an, kolaylıkla ve net bir şekilde ortaya çıkar. ‘İlahi olan’ dediler, gerçek olan sizin ilahi OL’duğunuz gerçeğidir diye eklediler. 

‘Bu yere vardığınız için mutluyuz, burası gerçekleri konuşarak güç verdiğiniz yer’ dediler. Bu ihtiyaç duyulan şeydi. Gerçekleri konuşarak güçlendirmek; büyük bir sevgiyi, büyük hizmeti kapsar içinde ve herkesin (bütünün) iyiliği için olanı arar. Hakikat ileriye doğru genişliyor dediler büyük bir jest ile. Ve siz bu momentumun bir parçasısınız. Sonra kendilerine yumuşakça mırıldanarak “Sizin için mutluyuz, bu anlayışa varmak için çok uğraş verdiniz, yürekli, cesur ve gerçek oldunuz ve simdi bu kendini ortaya çıkardı!” diye belirttiler.

“Konuşun.”


Büyükanne Büyük Konseyi’nden mesaj, 01-14-2018

Büyükanneler Büyük Konseyi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için www.netoflight.org web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

51mJELfjv8L._SX347_BO1,204,203,200_

Büyükanneler Konseyi Kimdir?

Büyükanneler Büyük Konseyi ilk kez 1996 yılında Sharon MacErlane köpeğini gezdirirken ortaya çıktı. ‘Dünya büyük tehlikede’ dediler ‘Ve biz bu yıkıma izin vermeyeceğiz. Çok uzun süre Yang ya da erkeksi enerji (ataerkil eril), yeryüzündeki canlılara egemen oldu, kadınsı (Yin) enerjinin yetersiz ve zayıf olmasına neden olarak. Biz, Yin’i tam güzelliğe/güce geri getirmeye ve dünyayı dengeye kavuşturmaya geldik. Biz sizi bunu yapmaya çağırıyoruz.’

>> Büyükanneler’den Anne Soyunun Temsilcileri Tüm Kadınlara Mesaj