Joyous Woman, Tüm Yazılar

İçsel Malikanenin Kapıları

12509362_946469632101677_3990167671543314652_n

Malikanesinin kapılarını ardına kadar açıyor.

Çok uzun zaman önce, içsel malikanesinin kapılarını kapatma sürecine başladı. Ne zaman birisi bir odayı beğenmese, hemen o odanın kapısını kapattı. Kabul görmeyi, sevilmeyi, dahil edilmeyi o kadar istiyordu ki, herkesi memnun etmeye, herkese boyun eğmeye hazırdı.

Yavaş yavaş, malikanesi küçüldükçe küçüldü. Artık yalnızca bir-iki odası kalmıştı, fakir ve sefil odalar. Bir malikanesi olduğunu bile unutmuştu.

Ama artık öyle değil. İçsel yolculuğu ona birsürü anahtar hediye etti. Birer birer odaların kapılarını açıyor, pencereleri ardına kadar açıyor ve güneş ışığı tüm odaları dolduruyor. Her bir odanın ortasında duruyor, kilit altına alıp sakladığı her ne varsa içine çekiyor. Her bir oda eşsiz ve onun kendisi. Nasıl bir yenileme süreci içinde…

Kapıları ardına kadar açılmış malikanesinin her bir köşesine bayılıyor. Artık, onu kimse istedi diye kapatmıyor. Olma yolunda olduğu kişiyle gurur duyuyor. Kendi ihtişamına alışıyor!

Coşku dolu dansına katılabilirseniz, sizi açık kollarla karşılıyor!

Sukhvinder Sircar
Çeviri: Gonca Papasotiriou

Fotoğraf: Lucie Debelkova, Nasir al Mulk Camii, İran

Advertisements
Joyous Woman

Özgürlüğün Yeni Anlamı

whitelion

Özgürlük konusunda yeni şeyler öğreniyor..
Hayatı boyunca özgürlüğü için savaştı.

Özgürlüğü arayıp ona ulaşmak için çabalarken, aynı zamanda keder de topladı.Bazen ilerlemek için tek seçenek kalbinin bir parçasının kırılmasına izin vermek olmuştu. Diğer seçenekler ise felç veya deli gömleği içinde yaşanan bir hayat… Izdırap dolu seçimler yaptı ve yoluna devam etti.

Yaşam yolculuğu ona, özgürlüğün bir bedeli olduğunu öğretmişti. Ateşten bir nehri geçmesi gerekiyordu özgür olmak için. Bu yüzden, özgürlük en çok istediği şey olmasına rağmen aynı zamanda en korktuğu şey haline gelmişti.

Bugün, kendini çok cesur hissediyor. Ve bilge. Ve ferah.

Ya özgürlüğün anlamı hiç kalp kırmamak ise? Ya yeni bir şeye sahip olmak için başka bir şeyden vazgeçmek şart değilse? Ya mücadeleye gerek yoksa?

İçine adım attığı yeni özgürlük, ne kendisi ne de başkaları için yaralanmalara yer veriyor. Özgürlüğün kapsayıcı olduğunu öğreniyor. Özgürlük, üzerinden akan ipek bir kumaş gibi. Hem kendisi hem de başkaları için artık pek çok şeye müsaade ediyor. Bugün, eğer bir alandan ayrılmayı seçse dahi, kalbini kırmadan bunu yapıyor. Kalbi bütün.

Kalbini ve dünyasını paramparça etmeyi artık bıraktı. Kalbindeki sonsuz sayıdaki odalara erişiyor.
Yazan: Sukhvinder Sircar
Çeviri: Gonca Papasotiriou

www.joyouswoman.com 

 

Joyous Woman, Tüm Yazılar

O Şuh Bir Kadın

O şuh bir kadın.

Her neyse onu açıkça, dürüstçe taşıyor. İçindeki her şey güzelliğine güzellik katıyor!

Artık hayallerini düzene sokmaya çalışmıyor, duygularını düzeltmiyor, fikirlerini kesip biçmiyor veya kişiliğinin keskin köşelerini yumuşatmaya çalışmıyor.


Hâlâ duygularına kapılıyor ama artık onlara utanç dolu isimler takmıyor. Duygularını yok sayıp onları hissetmemeye çalışmıyor. Her neyse o olmaya izin veriyor kendine. 

images (15)

Artık ona yansıtılan şeylerin ağına takılmıyor. İçindeki o yapış yapış yerler artık yok. Artık, onun masasındaki her şey şefkatle nakışlanmış bir örtünün üzerinde duruyor.

Şuh bile yalnızca bir kelime. Dün ona meydan okuyan olan tehlikeli şeyler bugün kolay geliyor. Doğal ve gerçek haliyle duruyor.

“Nefesi yumuşacık ve kolayca akıyor. Hayatı da öyle…”

 

Yazan: Sukhvinder Sircar |  www.facebook.com/Joyouswoman

Çeviri: Gonca Papasotiriou

Joyous Woman

Dişil ile Tanışınca…

Dişil ile tanışınca, gözyaşları artık dökülmeye başladı.

Dişil’den uzun zamandır uzaktaydı. Kendi kendisini geri kazanma yolculuğu onu korkularıyla ve gölgeleriyle yüzleştirmişti. Karanlık yeraltındaki konukluğu sırasında Tanrıça ile karşılaştı. Karanlıkta, yorgun ve şeytanlarla savaşmaktan kan ter içinde kalmışken bir fısıltı duydu. Fısıltı diyordu ki: Kendini tamamen sevebilir misin, tam da olduğun gibi?
Şaşkın halde sordu, “Nasıl olur? Kendimi geliştirmem, düzeltmem, mükemmelleştirmek için çabalamam lazım. Daha yapacak çok işim var.” İçsel kritik, otomatik pilotta yanıtlar veriyordu.


“Bütün mesele de bu” diye cevap verdi Tanrıça. “Tam şu anda, sevgiyle, tam olarak kendinle karşılaşabilir misin? Başka yapacak ne var ki?”


Hareketleri yavaşladı, durdu ve hâlâ tam olarak anlamasa da içinde bir şeyler rahatladı, gevşedi. Kendini tanımanın dişil yollarını öğrenmeye başlamıştı. Ne onurlandırıcı bir yoldu bu! Dişil ona “ya o ya da bu!” demiyordu. İyi ve kötü, aydınlık ve karanlık arasındaki çizgiler yok olmaya başlıyordu ve o bütün hale geliyordu.
Artık içindeki o yumuşak fısıltıyı dinliyor, “kendin hakkında belli bir düşüncen olmasa ne olur?”

Onun yaşam çemberi artık yeni bir biçimde dönüyor. Muhteşem bir kolaylık döngüsü başlıyor.

Yazan : Sukhvinder Sircar

Çeviri: Gonca Papasotiriou

Joyous Woman

Bedenine Olan Borcunu Ödüyor

1210650119_1024x768_woman-body-1024x768

Bedenine olan borcunu ödüyor.

Bedeninin sadakatine şaşkınlık ve hayranlıkla bakıyor. Ve sabırlı bir sevgiyle. Bedeni, başa çıkılamayacak kadar ağır, unutulmuş travmaları, duyguları, korku ve deneyimleri sakladı ve anımsıyor.

Yaşamı boyunca pek çok fiziksel, duygusal ve zihinsel travma geçirdi. Bu olanlarla o an başa çıkması hiç güvenli olmayacaktı. Bunların bir kısmı o çok küçük bir çocukken olmuştu, hatırlamıyordu bile. Bedeni, onun başa çıkamayacağı her şeyi sakladı. Şimdi, vücuduyla derin bir ilişki yaratıp yaralarını iyileştirdikçe, ilginç bir şey de oluyor.

Bedeni artık onun güvende hissettiğini ve hücresel hafızasını çağırmaya hazır olduğunu biliyor. Büyük bir saygıyla, bastırılmış olan her şeyi açmaya hazırlanıyor. Başa çıkılamayacak yaralar artık bırakılmaya hazır hale geldi. Bastırılan, unutulan, hissizleştirilen, dondurulan, engellenen ve tıkanan her ne varsa artık eriyor ve akıyor.

Biyografisi bedeninde saklı ve yavaş yavaş değişiyor. Hücresel hafızasını salıverdikçe, geçmişini de salıveriyor. Bedeni, korku damgasını siliyor. O ve bedeni, bulundukları ana geliyorlar.

Artık daha derinlerdeki kodlar da uyanmaya hazır.

Kaybettikçe kazanıyor.

Yazan : Sukhvinder Sircar, www.joyouswoman.com
Çeviren: Gonca Papasotiriou

Joyous Woman

O Bir Alacakaranlık Kadını

O bir alacakaranlık kadını.

Griliğin içinden zarafetle yürüyor.

Arada kalmış o güç alanının ustası. O an, kutsal ortaya çıkma anı. Dualiteden uzak olan enerjiye ulaşıyor – her şeyin ebedi birliğinin gizemine ulaşıyor. Gün ve gecenin birbirinden uzaklaşmadan önce nasıl içiçe olduklarını görüyor. İşleri bittikten sonra yine kendilerini birbirlerinin kollarına bırakıyorlar. Bu güç alanında, biten ve dinlenmeye çekilen şeyleri görürken aynı zamanda uyanan ve yeni bir hayata kendilerini açan şeyleri de görüyor.

Çok sakin ilerliyor, biliyor ki burada yumuşak, hemen göze çarpmayan ama önemli şeyler oluyor. Bu zaman diliminde, karanlığın ve aydınlığın prensipleri en saf şekilleriyle mevcut.

Bu zamanı kutsal sayıyor. Buraya bilinçli olarak adım attığında, açılan ve kapanan şeylere bilinçli olarak katıldığında ortaya çıkan şeyler aynı zamanda onun kendi doğuşu haline geliyor. Burada açılanlar onun da açılması anlamına geliyor. Zamanla arasında müthiş bir uyum sağlıyor.

Sıfır zaman diliminin rahibesi o.

Yazan: Sukhvinder Sircar // http://www.joyouswoman.com

Çeviri: Gonca Papasotiriou

Photo by Rachel Baran