Tüm Yazılar

Yerküre Baharı Yaşıyor, Ya Sen?

Bazılarımız baharı hücrelerimize kadar hissederken, bazilarimizin içsel mevsimi hala kış.

İçsel mevsiminiz, içinde yaşadığınız mevsim ile uyumlu olmadiginda ne yapiyorsunuz?

Fiziksel olarak yaz mevsiminin canlılığını yaşarken atmosfer, ben sonbaharın hüznünü yasiyorsam, baharın kuş civiltilari dışarıda penceremde öterken içim hala kış mevsiminin karanlık soğuk gecelerinde ısınmaya çalışıyorsa kendime nasil davraniyorum?

Dönguleriniz doğanın dönguleri ile aynı hizada gitmediginde kendinize nasil yaklasiyorsunuz ve yaklasilmasina izin veriyorsunuz?

Çevrenizde sizin içsel mevsiminizi anlayacak destek çıkacak birileri var mi, yoksa sizi olduğunuz hal ile göremeyen, bu durumunuzu garipseyen, yok sayan veya saygı duymayan, siz sonbaharken, yaza çağıran, kışken ilkbahara zorlayan bir çevrenin etkisi altında misiniz? Eğer durum öyle ise, sınırlarınızı acilen çagirin göreve, içsel mevsiminize sahip cikin ve sizi bahar polenlerinden ötürü tam göremeyen bu tatlı insanlari kendi hallerine bırakın.

Biz kadinlarin dongulerimizi çok iyi tanıyor olmasi muazzam önemli ve ondan daha önemlisi de bu dongulerimizi layigi ile onurlandiriyor olmamiz. Hüzün yaşıyorsanız o hüzne alan tanimaniz, o duyguyu kendinize yaşama izni vermeniz, kutsal arindirici ve yumusatan sulardan gozyaslarinizi akitmaniz, çevrenin sizi, aslinda ‘kendilerini kurtarma’ çabalarından kendinizi korumaniz gerekiyor. Bunun tam tersi bir durumda ise, çevrenizde herkes içsel kışını yaşarken siz yazın nesesini ve canlılığını yaşıyor olabilirsiniz, o zaman o neşe alevini sondurecek etkilerden de kendinizi mümkün mertebe korumaniz elzem.

“Coşkunuzu vermeyin, onu paylaşın.”

Tüm bunlar sözde basit görünse de, uygulamada eski alışkanlıklar, ego benligin gizli kazançları devreye giriyor ve BUM! kadın kendini onurlandirmayi unutuyor ve uykuya dalıyor.

Disi bilgelik ile derin kadınsı benligimi yasamima pratikte çağıran bir kadın olarak kendi mevsim gecislerimi iyi tanımayı, dongulerimi ve duygularımı onurlandırmayı çok iyi öğrendim. Neşe ve pozitif ruh halinin güzel olmasi kadar, hüzün, keder, yas gibi ağır ve aci veren duyguların da aynı oranda güzellik ve dönüştürücü simya taşıdığını öğrendim. Tum bu duygularıma sahip çıkmayı öğrendim.


Bedenlerimiz biliyor sevgili kadınlar, ruhun hareketlerine iyi gelecek merhemi bizzat içinde taşıyor. Cocuklugumuzdan gelen kosullanmalar, negatif anne-baba komplekslerimiz (bilinçdışı yıkıcı güç), sistemsel aşılandığımız inançlar (negatif veya düşük volum duygulardan hemen kaçma çabaları gibi) ve anne soyumuzdan aktarildiklarimizla bugün, kadınlar olarak bedenimizle iletişim ve teması kaybetmiş durumdayız. Bizi rahatsız eden bir duygu veya döngü durumuna girdiğimizde onu nasil proses edeceğimizi bilemiyoruz. Yapmamız gereken iç sesimize-sezgimize güvenmek, varsa bizi gerçekten görebilecek birileri ile temasa geçmek ve bedenimizi yakından dinleyerek verdiği talimatları uygulamak. Sezgi nehrimiz kapalı olduğu müddetçe bedenlerimizin sesini de duymuyoruz.

Çok küçük bir pratik vermek istiyorum sizlere, özellikle Kurtlarla Koşan Kadınlar Elsiz Kız Atolye‘min de getirisi olarak bu aralar psişik ellerimizin gücü üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Kozmik açıdan da yoğun bir Nisan ayı geçiriyoruz. Gezegenlerin, bireylerin ve topluma olan kozmik etkisine inanıyorum, evren bir matematik ve görünmeyen mesajlari bize görünür hale getiriyor, yollarımızı aydinlatmamiza yardımcı oluyor.

Somatik Terapi’de bedenimizin iyi hissetme, kucaklanma, sevilme ihtiyacini kendi ellerimizi de kullanarak vermeyi öğreniriz. Bunu zaten dişi bilgelik calismalarimda da, Tanrica’nin Eli pratigi olarak sıklıkla kullaniyorum. Kolay, etkili, ruha, bedene sürekli uygulandığı takdirde iyi gelenlerden.

“Kendinizi size ‘kutsal’ hissetirecek küçük bir alan yaratın. Bu yerin temiz, özen hissi veren, sessiz bir yer olmasına çalışın. Küçük bir çiçek, yanında bir mum, sevdiğiniz size güç veren bir obje, bir resim koyabilirsiniz. ‘Kendinize’ hazırlanırken içinizden yükselecek ilhama güvenin. Sezgilerinizi derinden dinlemeye başlamak pratik ister. Yumuşak bir müzik eşliğinde basinizdan başlayarak, mümkün olabilecek ‘en yavaş ritimlerle’ tüm bedeninizi nazikce masajlayin, sıvazlayın, sevin ve okşayin. Zihninizin başka bir yerde olmasından çok o an’in içinde sizle olmasina çalışın. Elleriniz nerede durmak istiyorsa o bölgelere itina gösterin. Ellerimiz Toprak Ana’nin iyileştirici ve onarici gücünü tartışmasız taşır. Rahatlatır, bedene sevildigini hissettirir, cildi parlatır. Bunu yaparken, hangi içsel mevsimde olduğunuzu fark edin. Acaba kuzey yerküre baharı yasarken, siz hangi mevsimdesiniz? Bedeninizden duygular görülme etkisi ile taşarak gelebilir, gözyaşları sel olabilir, dans etmek, ziplamak gelebilir, bedenden ne geliyorsa o küçük kutsal alanınızda onu yaşatın. Yapın. Olun.”

Derin kadınsı benliğe ulaşmak derin kazı istiyor. Bunların en basinda da dongulerden Hayat/Olum/Hayat dongusu ile dost olup, içsel mevsimlerimizi onurlandirmayi istiyor.

Oyleyse bu bahar siz hangi mevsimdeyseniz onu yaşayın, onu yasatin..

Sevgiyle,

Bilge Inal

✨✨✨

Yaklasan Yolculuk Tarihleri

Advertisements
Tüm Yazılar

Şehir Seralarında Yetişen Vahşi Çiçekler 


Her kiz cocugu vahsi bir cicek olarak dogar. Dogasi vahsi topraklarda sere serpe buyuyen, derin ormanin icinde sık agaclarin arasindan sizan gunesin isigi uzerinde dans eden vahsi bir orman cicegi olarak. Kendine en ozgu parlaklikta ve yurek yakan renklerde vahsi bir dag cicegi olarak. Kuru catlamis bir toprak icinde cöl cicegi olarak..

Onun dogasi o can alici guzelligi ile ait oldugu topraklarda vahsi guzelligini sunarak cicek acmasidir. Kendini doganin gizemi icine tumuyle acmasidir. 

Onlar, Buyuk Vahsi Ana’nin kizlaridir, onlari dunyaya getiren annelerin Buyuk Vahsi Ana’nin kizlari oldugu gibi. Geldigi kaynak nehri unutan ana soyunun kizlari olarak vahsi dogamizi, vahsi birer cicek oldugumuzu hatirlamaya calisiyoruz biz bu neslin kadinlari. 

Nehirin akisini kapamis buyuk bir tas gibi, bir yerlerde kopan zincir-ana halkasini yeniden bir araya getirmeye calisan, onarici halkalariyiz biz bu neslin kadinlari. 

Sadece bir cicek oldugunu hatirlamak bir yana ‘vahsi topraklara ait vahsi bir cicek’ oldugunu hatirlamak bir yana..Cunku vahsi cicekler ormanin en derinlerinde, ucurum diplerinde, colun ortasinda, okyanusa bakan yamaclarin kiyilarinda biterler. Onlar sert kislara, kurak susuz topraklara aliskin ve dayaniklidirlar. Gucleri dayanikli dogalarindan gelir sonrasi bilgelige donusur. Onlar, yakan çöl gunesinin altinda solmazlar. Onlar süs olarak koparilamayacak kadar koklerini saldiklari toprakta guzeldirler. Onlar, ozgurdurler. Onlarin o ozgur dogalarini izlemek bile insani buyuler. 

Onlar oyle-ce guzeldirler..

Onlar olduklari halleri ile acarlar ve icinde bulunduklari vahsi doganin her bir parcasi ile dostturlar. 

Ucurum yamaclarinda, çöllerde, derin vadilerde acan bu cicekler, sehir seralarinda ne yapmaktadirlar? Kim icin, ne icin yasarlar? 

Bir gun ve elbet bir gun Vahsi Buyuk Ana’nin toprak kokusu onlari cagirir. Kalplerine ruzgar perileri gelir fisildar, burunlarina ozgur okyanuslarin kokusunu getirir, derin vahsi ormanin serin ve taze nefesini ufler cigerlerine.

Biz Buyuk Ana’nin vahsi cicekleri, tikanmis nehirin cagildayarak akmasi, kopan zincir-anayi kendi vahsi ozgunlugumuzu hatirlayarak onarabilecegiz. Ancak ‘dogdugumuz kendimiz’ oldugumuzda. 

Steril şehir seralarında bize ait olmayan hayatlara veda etme cesareti gosterdigimizde, ait oldugumuz yasamlara dogru kanat acacagiz. 

Bu dolunayin isiginda, birakalim karanlik dar bir gecit gibi gozuken bize ait olana dogru yuruyecegimiz o vahsi toprak yol belirsin. Cunku sen istersen, ‘O’ hep yol gosterir, en karanlik orman yollarini aydinlatir ay’in isigi ile..Sen yeter ki iste, sen yeter ki gelecekteki derin vahsi benligine ‘Evet’ De. 

Oyle de oldu,

Tum vahsi ciceklere, 

Bilge Inal 

#disibilgelik

Ey Güzel Kadın, Tüm Yazılar

Ebedi Annenin Kızına Seslenişi

Guzel Kadin,

Baharin geldigini duyumsuyor musun? 

Yuregini gunesin isiginin aydinlatmasina izin veriyor musun? 

Hayatin bereket kabindan sunacaklarini almaya hazir misin? 

Bugun yeni bir hilal ile birlikte bir eski seni daha geride birakiyorsun. 

Belki farkinda degilsin ama her gece basini yastiga koydugunda eski sen biraz daha kendinden bir parca birakiyor gecenin karanligina, her dogan gunesle birlikte sen biraz daha kendine, gercek renklerine, aydinligina uyaniyorsun. 

Bazen yoruluyorsun, hem de cok yoruluyorsun. Bazen omuzlarin dusuyor, boynun bukuluyor. Bazen her sey anlamini yitiriyor kim oldugunu dahi bilmiyorsun. Bazen her seyi birakip oylece kacmak, cok uzaklara kacip saklanmak istiyorsun. Tipki kucuk bir kiz gibi. 

Korkma guzel kizim. Bil ki, sen her halinle seviliyorsun. Bil ki, benim mevsim gecislerim gibi senin de gecislerin var. Benim firtinadan ilik gunlere evrilen dongulerim gibi senin de icsel dongulerin var. 

Sen sadece OL.

Izin ver guzel kizim, seni bahar yagmurlarimla islatayim, 

Izin ver guzel kizim, seni yesilimin huzur veren tonlari ile besleyeyim, 

Izin ver senin en kuytularinda kalan, sakli benliginin kuru parcalarini ilik ruzgarlarimla temizleyeyim, serin irmak sularimla susuzlugunu gidereyim. 

Gel koynuma uzan kizim. Yorgunlugunu, kirginligini, kederini, huznunu bana birak kizim. 

Gel kizim, uyu. Oyle bir uyu ki, bin yillik uykudan kalkmis gibi taze ve diri kalk yarin. Birak kendini..Sadece uyu..

Yarin yenilenmis kalkacaksin..

Yarin tazelenmis kalkacaksin..

Yarin beslenmis kalkacaksin..

Ben Toprak Annen, ben Ebedi Annen, ben Sonsuz Annen..

Yeni renkler actiran, kucak acan Doga Ana’ya.
Bilge Inal 

#disibilgelik

Ey Güzel Kadın, Tüm Yazılar

Güneşi Onurlandıran Toprak

Yanıklar Köyü, Fethiye

Toprak, erginleyen karanliginda formsuz olana form verir. Kutsalligi, yaratici sihri burda gizlidir. Camurdan tanricadir o. Aciktir, alicidir ve guzelligi kirilgandir, ofkesi ise tahrip edicidir. 

Icinde turlu rengi ve turu barindiran tohumu koynunda tutar, korur, besler. 

Peki gunes olmazsa toprak tek basina koynunda sakladigi bu mucevherleri sunabilir mi? Gunes, canlandiran ve besleyen isigini gostermezse tohumlar buyume cesareti gosterebilir mi? Disi erginleyen karanliginda erilin isigindan yoksun birakirsa kendini yarattiklari ya ölü dogar ya da dunyaya gelmez. Disi, kendi bilincsiz karanliginda kaybolur. Erilin erk kudretini onurlandirmaz ve yeterliligini zayif bulur veya sorgularsa kendi suyunda bogulur. 

Gunes bizi buyutur. Gunes bizim dis dunyaya gostereceklerimizin eril yuzudur. O, erginleyen rahimsel karanligin aydinlik yuzudur. Onun oldugu yerde canlilik vardir, sureklilik vardir, disiplinli calisma vardir. Ona rahminde tuttuklarini acan toprakta ise kirmizi gelincik ciceklerinin actigi ve dagittigi hosluk vardir, duygulari alevlendiren bir mistik hava vardir, koku duyumuza hitap eden alip goturen bir guzellik vardir, tatli bir dans vardir, yumusak bir dokunus ve rahatlama vardir. 

Bu yuzdendir ki, tek basina hicbirimiz tam degilizdir ve hepimiz tek basina tamizdir. 

Eril ve Disi olani cinsiyetten ote, benligimizin iki parcasi olarak algilayabildigimizde icsel butunlugumuze giden yolda buyuruz. Kutsal olan toprak ve kutsal olan gunes ile Bir’lesiriz..

Guzel Kadin, 

Guzelligine, yaratici sihrine saygi istersin ama saygi gostermezsin. 

Disiligin onurlandirilsin istersin ama sen erilinin erkini onurlandirmazsin. 

Sen icsel erk’inin onunde egildiginde, o da sana egilecek. 

Kirmizi gelincik ciceklerini actiran gunesine selam olsun. 

Bilge Inal

#disibilgelik 

Tüm Yazılar

Kalbinin Şarkısını Söyleyenler ile Yeni Bir Dünya Geliyor

404aa0f46b9b8b4e7c65c2cc58fb8296

‘Dünya’ nereye gidiyor? Ya ‘Biz’ nereye gidiyoruz?

Sistem değişiyor, çekirdek inançlar dönüşüyor, temel değerler eviriliyor, korkular ve eskiden endişe etmeye meyilli olduklarımız anlamını yitiriyor..Bu böyle ol-mali dediklerimiz bilincimizde esniyor, kendini yeni olasılıklara açıyor. Hayatlarımızda başka seçimlerin de var olabileceğini fark ediyoruz gün be gün. Fakat bunu nasıl yapacağımızı nereden başlayacağımızı bilmiyoruz çoğu zaman. Ya da sabırsızlığımız doğmakta olanın önüne geçiyor.  

Neyi gerçekten seviyorum, ne yapmaktan hoşlanıyorum, ne bana kendimi iyi hissettiriyor, kalbimi dolduruyor, yaparken zamanın geçmesini beklemek yerine zaman benimle birlikte akar oluyor, zamana dost olduğum neler var hayatımda? Peki ya, zamanı dost edindiğim hali hazırda ki şarkımı daha berrak ve belirgin nasıl söyleyebilirim? Belki de şu aralar pek çoğumuzun sorduğu sorular.

Zamanı gelmeyen soru kendini açmaz bizlere, zamanı gelen soru ise cevabini bize sunana kadar bırakmaz yakamızı. Kalbinin şarkısı ise yakamızı bırakmayan o kadim sorunun cevabıdır aslında.

Şarkıyı duymak hayatlarımızı gerekli gereksiz dolduran gürültünün içinde biraz zor olsa da, eğer vakti gelmişse, o gürültünün içinde bize varlığını hissettirir. Kendini duyurmadan edemez. Gittiğimiz yer çok açık, kalbini dolduran meslekler, iş alanları yaratmak, içine ruhu uflediğimiz bize anlam katan şeyler yapmak. Bu bir çiçekçi dükkanı olabilir, bu bir masa bası iş olabilir, bu bir yöneticilik pozisyonu olabilir, bu ‘her şey’ olabilir. Bu ‘her şeyin’ içinde kalbim sağlıklı atıyor mu? Dişil değerleri kendime güç katmak icin nasil yanıma alabilirim? Feminen liderliğimi zihnimden kalbime, bedenime nasıl indirebilirim?

Bulunduğumuz sistem gücü sağlıksız eril değerler üzerinden bize empoze ederken, kalbinin şarkısı ile yaşamda var olmak ayakları daha yere basan, ne yaptığını iyi bilen ve çoğulu gözeten bir güç verir bizlere. Bu güç yumuşaktır, tanrısal fantazilerle işi yoktur, naiftir, neşelidir, biri bir diğerinin üstünde değildir, hiyerarşi yerine karşılıklı hürmet vardır, ayni zamanda bilgedir, paylaşımcıdır.

Şu an hangi konumda olursanız olun içine bir miktar ruh üfleyebilirsiniz, kalbinizi dolduracak o şarkıyı duyup dünyada kendinize ait muazzam bir bahçe yaratabilirsiniz. Hiç bir an yeni seçimler yapmak için geç değildir ve her şey zamanında olur, yeter ki artık kalbinizi dolduran o tohumu bulun ve öz disiplinle onu her gün sulayın. 

Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm çalışmalarım ise benim kalbimin şarkısı. Değil kurumların, kadınların bile ‘dişi’ kelimesini kullanmaktan kaçındığı, çekindiği bir ortamda kendi kalbimin şarkısını söylemek her zaman kolay olmadı. Bildiğim tek bir şey vardı, beni ne dolduruyorsa ben de onunla dünyayı doldurabilirdim, yollarına eşlik ettiğim tüm bu kadınları ancak beni dolduran ile  doldurabilirdim. Kalbinin Şarkısı ile Özgürlüğe Kanat Aç programımın bu nedenle yeri farklı. Dişi bilgelik prensipleri ile kendi yolculuğumda damıttıklarımı harmanladığım, Dharma’nın yasalari ile yolda kararlılıkla kalmayı ve içeriden güçlenmenin anahtarlarını aktardığım yoğun ve dönüşümsel bir program. Tam yaza girerken taze hava ile psişemizi havalandıracağımız Çatalca’ da bir çiftlik evinde, kendi kalbimizin şarkısına kapanacağız, hayallerimizi limitleyen benliğimizin ayrık otlarını ayıklayacağımız, ruh gücümüze gelmek için pek çok dişil prensipte derin çalışma yapacağımız bir 2,5 güne davet ediyorum sizleri. O halde;

  • Yaratıcı özgürlüğünüze susadıysanız,
  • Sevdiğiniz uğraşı, kalbinizin şarkısı ile hayatınızı yeniden yaratma arzusunda iseniz,
  • Cesaretinizi ve içsel gücünüzü alevlendirip yaşamınızda adımlarınızı atmak istiyor iseniz,
  • Kalbinizin şarkısını derin kadınsı benliğinizin rehberliğinde dinlemeye hazır iseniz,
  • Korkularınızı dönüştürüp kartal kanatlarınızı aktive etmek ve onları genişçe açmak istiyor iseniz,
  • Bağımsız feminen özgürlüğünüzü adım adım yaşamınıza geri çağırmak istiyorsanız,
  • Zaten açmış olduğunuz kartal kanatlarınızı güçlendirerek kendi gökyüzünüze yükselmek istiyorsanız,
  • Tüm bunlara ek olarak işinize ruh katma ihtiyacında olan bir girişimci iseniz bu program sizin için. Yerinizi  şimdiden ayırtın.

mischa1

Peki, son söz olarak görünenin aksine dünya nereye mi gidiyor?

 

Hızla kalbinin şarkısını söyleyen insanların çoğaldığı, onların dolduracağı kurumlara, pozisyonlara, onların yeniden yazacağı sistemlere, yaratıcı armağanlarını dünyaya sundukları ve bundan beslendikleri, hayatlarını kazandıkları ve kazandırdıkları bir gerçekliğe..

‘Kendi Hayatlarını Kazandıkları’ bir gerçeğe..

 

Sevgi’liye şarkı ile,

Bilge Inal
*Bağlantılı diğer yazılar
Tüm Yazılar

Aklını Büyütürken Kalbini Küçülten Kadınlar

Aklini buyuturken kalbini kuculten kadinlar..
Bilginize ruh uflemedikce o bilgi ne alicisini ne de sizi tam doyurur. 

O bilgi yarim kalmis bilgidir, ruhtan yoksundur, ruhtan yoksun kalmis bilgi kurudur, raf omru bitince curur. Sadece aklini buyutmek bu bilgi gibidir, kuru, cansiz, soguk, hissiz. 

Aklini buyuturken kalbini kuculten kadinlar..

Otoriter sertliginiz, yukselen sesiniz, talimat veren hos edaniz, ustten bakan nefs’iniz ne size ne de etrafiniza iyi gelir, daha da yalnizlasir, katilasirsiniz. Samimiyetin isitan gulumsemesi yerine korkudan beslenen nezaketli gulumsemeleri karsilamak zorunda kalirsiniz en cok. 

Aklini buyuturken kalbini kuculten kadinlar..

Ataerkilligi derin benliginize takas ettikce, onu otoriteniz yaptikca dolabiniz kiyafetlerden tasabilir, milyon tane cafe-restaurant’da yaratici atesinizi sondurebilir, taki kutunuz kapanmayacak kadar dolabilir, peki ya siz? Ruhunuzun evinde gece yastiga basinizi koydugunuzda yureginizin sesini duyabilir misiniz? Icinizdeki dipsiz kuyuyu bunlarla doldurabilir misiniz? 

Aklini buyuturken kalbini kuculten kadinlar..

Mukemmeliyetciligin buzdan kalesinde oturmak sizi daha da yalnizlastirir, hircinlastirir, bir sure sonra hissizlestirir ve ‘mukemmel sartlariniza’ uymayan fakat ‘mukemmel ruh uyumu’ yakalayabileceginiz guzel insanlar ile eslesme firsatindan kendinizi mahrum birakirsiniz. 

Aklini buyuturken kalbini kuculten kadinlar..

Siz akli ruhtan yoksun birakmak icin degil, ruhu akil ile birlestirmek icin dunyaya geldiniz. 

Siz derin benliginizi, vahsi doganizi yeniden hatirlamak ve hatirlatmak icin dunyaya geldiniz. 

Siz, ozgunlugunuzu kuculten ogretilmisliklerden, ana soyunuzdan size gecen kisitlayici inanclardan ozgurlesip ‘kendiniz’ olmak ve feminen merhemi bu yolla sisteme aktarmak icin dunyaya geldiniz. 

Seni, yuregini goruyoruz guzel kardesim. 

Korkunu, derin yalnizligini goruyoruz guzel kadinim. 

Acini duyuyoruz ve paylasiyoruz can kadinim. 

Kayiplarinin yasini birlikte tutuyoruz sevgili kizkardesim. 

Biz burada sana merhametin sarkilarini soyluyoruz. Sarkilarimizla olu bedeninde canlan ve yeniden dog istiyoruz. 

Biz burada kapanmayan yaralarina kutsal kadinin duasini gonderiyoruz, sonsuza kadar kapansin diye. 

Siz biz’siniz, Biz siz. 

Bekliyoruz sizi sabirla, uyanisin sarkisini bedeninizde duyacaginiz gun, birlikte el ele cogalmak iyilestiren sarkilarimizi birlikte soylemek icin. 

Haydi, vakit simdidir. 

Indirin aklinizin kalkanlarini

Acın kalbinizin kapilarini

Eritin buzlarinizi

Sulayin ruhunuzun corak topraklarini 

Sevin Kendinizi. 

Bu kez gercekten sevin. 

Feminenin onaran elleri ile..

Bilge Inal

#disibilgelik