Tüm Yazılar

Sevginin Dersleri 1


Bagimli sevgi der ki; beni mutlu etmeni istiyorum. Kendimi seninle doldurdugum icin seni kaybetmekten korkuyorum. 

Bagimli sevgi der ki; ben ‘seninle’ ozgurum. Ben kendimi sana zincirlersem kendimi guvende hissederim. 

Bagimli sevgi der ki; ben mutsuz oldugumda sen de mutsuz ol, sevildigimi ancak oyle anlarim. 

Bagimli sevgi der ki; ancak ve sadece ‘iliski’miz varsa beraberizdir. 

Ozgurlugun beni rahatsiz eder cunku kendimi dislanmis, reddedilmis, bir kenara atilmis, sevilmemis hissederim. 

Bagimli sevgi der ki; ben 1 numara olayim, ne gecmis ne gelecek sadece beni sev, beni, beni, beni…

Boylece sevgiyi kuculturuz, gun gectikce azaliriz. 

•••

Gercek sevgi der ki; seni ‘sen olmaksizin’ severim. Ne benle ne de bensiz, kendin ile mutlu ol isterim. 

Ben bu sevginin icinde isem dunyalar benimdir, yoksam da eyvallah dunya yine benimdir. 

Sen mutluysan ben de mutluyumdur. Sen ozgursen ben de ozgurumdur. 

Ozgurlugumuzun icinde sevgimizin birbirimize O’ndan gelen bir ‘armagan’ oldugunu daima hatirlayalim isterim. 

Gercek sevgi der ki, iliski degil ‘beraber’ olusumuzu paylasalim. 

Ben kendime guvendigim icin sana da guvenirim. 

Ben kendime ‘soz’ verdigim icin sana da ‘soz’ verebilirim. 

Ben kendime yettigim icin senin de kendine yettigini bilirim. 

Gercek sevgi der ki; mutsuz isen seni dinlerim, mutsuzlugunu paylasirim, sana destek olurum fakat mutsuzlugunu beslemem. 

Gercek sevgi der ki; ben kendimi seninle degil, ilahi olan ile doldururum.   

Ne senin beni, ne de benim seni doldurmaya ihtiyacimiz yoktur, biz zaten ‘O’nunla doluyuzdur. 

Biz birbirimizi ‘O’nun huzurunda paylasiriz, sevgiyi buyuturuz ve boylece gun gectikce cogaliriz. 

Gercek sevgilere hurmet ile..

Bilge Inal

Advertisements
Tüm Yazılar

Kutsal Kadına Uyanış

sacred-geometry-Tattoo-22-650x488

Ağustos ayında, Fethiye’de gerçekleşecek Dişi Bilgelik Kutsal Kadına Uyanış inzivasina hazırlanırken kendi yolculuğumda geçtiğim ve geçmekte olduğum evrelerim gözümün önünden bir bir geçiyor. Dişi bilgeliğin rehberliginde, kutsal kadını zihnimden kalbime indirmem ve sonunda tüm benligim ile sürece teslimiyetim, içsel setlerimle, derin yaralarımla, yaşama bilinçsizce yolladığım ‘hayır’ komutlarımla, katılaşmaya yüz tutmuş taraflarımla, gerçek ve doğru bildiğim temelsiz inançlarımla, ailesel, kültürel, coğrafi ve sistemsel koşullandığım her şeyimle bir bir karşilaşmami gerektirdi. Dişil bilince dair nelere yakın hissettiğim, nelerden uzak durduğum, inanç sistemimin, yetiştiriliş tarzımın gölgesinde neleri, kimleri, hangi halleri yargıladığım, kendi gölgelerime ışık tutmama yardımcı oldu. Yol bu, bitmez. Yürüdükçe uzar fakat konumuz bu değil, gelin biraz kutsallığımızı unuttuğumuz yerlere bakalım..

Kutsallık hem kadına hem de erkeğe ait hepimize ait bir öz değerdir. Bize özümüzün ışığında otantikliğimizi armağan eder, gerçek renklerimizle, katıksız, saf, gerçek benliğimizle yaşamımızı ve gerçek ilişkiler kurmamızı mümkün kılar. Kutsal Kadın ve Kutsal Erkek birer evrensel arketiptir ve biz doğum paketimizde onlarla birlikte doğarız. Doğru sandığımız gerçekler kadar derine gömülüdürler. Bu ‘doğru’ sanrılarımızı ne kadar inceler, eler ve tutunmayı bırakırsak otantik benliğimizde o kadar özgürleşiriz. Kutsal ilahi veçhelerimizi bilgelikle, bilinçle geri çağırmak, kutsallığımızı hatırlamak ve gerçek benliğimizi beden hafızamıza yeniden yazmak yaşam boyu sürecek içsel bir yolculuktur.

Kutsal Kadın, dişi bilgeliğe yolculuğumuzdur.

Kadınlar olarak beden hafızamıza kazınan ancak üst üste giyindigimiz psişik ve zihinsel zırhlardan ötürü birer buz kütlesine dönen Kutsal Kadın, hepimizin içinde, rahimlerimizde parlamaya hazır bir alev gibi yaşar.

Ataerkil düzenin içinde bireysel ve kolektif bilinçten aldığımız bin yıllık dişil yaralar, doğal ve otantik benliğimizi yaşamımızı engellemekle beraber, ailesel ve kültürel inançlardan ötürü de kendimizi gerçek dişi benliğimizden koparırırz. Fiziksel ve duygusal kapanma, duygularını saklama, güçlü görünme çabası, gerçeğini ifade edememe, utanç, suçluluk, şüphe dişinin ortak yaralı alanlarıdır. Altında bireysel etmenlerimizin de olduğu bu travmalar, yaratıcı dişil gücümüzün toplandığı bölge olan kalçalarımızdan; kendimizi, sevdiklerimizi, bebeklerimizi besledigimiz açık sevgi gücümüzün olduğu bölge olan memelerimizden psişik kopmamıza neden olur. Bedenlerimizde dışarıdan gözükmese de içeride hücresel olarak tükenmişizdir, dişil yakıt tanklarımız boşalmıştır, esnek ve sağlıklı hareket edebiliyor olsak dahi bu bölgelerimizde ‘donma’ vardır, bunun anlamı hissizliktir, cansızlıktır, katılaşmadır.

Bu yaraların ve inançların altını bilinçle kazıdıkça ve bilge bedenlerimizin yaralı şifacısını geri çağırdıkca sanki bunlar hiç bitmeyecekmiş gibi gelir, toprağın derinlerinde bekleyen o kutsal kadına, elmasa ulaşmak efor, sabır ve emek ister. Bir de bedende derinlemesine bir rahatlık..

Bir Arketip Olarak ‘Kutsal Kadın’

O, evrensel bir arketiptir. Arketipler sembollerdir. İçlerinde, sembolün değerlerini ve aydınlık/karanlık özelliklerinin bütünsel enerjisini taşır, arketipsel sembol idrak getirir, deneyimleyip bedenimizde hal etmemize yardımcı olur.

Kutsal Kadın arketipi, gerçek kendimizi dünyaya görünür kılmamızı bekleyen kadim bir semboldür. Rahimlerimizde yaşar.

Bizimle Bir’dir.

Orası, katıksız ‘kendi’ olduğumuz yerdir. Gerçeğimizdir. Kendimize sevgimizdir.

Kalbimize köklendiğimiz, bütün hisettiğimiz yerdir.

Gücümüzden korku veya rahatsızlık duymadığımız, gücün içinde bozulmuş dişinin sağlıksız, özelliklerini ayıkladığımız, saf gücümüzü bütünün iyiliğine kullandığımız, erilin varlığına, iradesine, bilincine ve kudretine hürmet gösterdiğimiz, onu incinebilir cesur sevgimizle sevdiğimiz, karşılıklı birbirimizi onurlandırdığımız yerdir.

Kutsal Kadın, kendi içinde Kutsal Erkeği de uyandırmış olandır.

O, dengedir. O tam’dır. O, bütün’dür.

Bu bütünlük ile kutsallığı giyinmiş olandır. Kutsal olanı tanıyan, onu ve canlı olan her şeyi koruyandır.

Şeyleri analiz, kategorize ve standardize etmeye alışkın ataerkil zihnin göz ardı ettiklerini görebilen, bütünü gözetendir. Hakikat ile evlidir. Kalbinin sesini dinleyebilen ve dinletebilen, zihni ve kalbi aynı dilde buluşturabilendir. Onun varlığı sevginin yokluğunda bile açıktır.

Ayakları yere basar kutsal kadının, o topraktır, o ağaçtır, o köktür, o mabeddir.

O, rahimdir. Ruhen bakiredir.

O, Kendi-ni Bilen-dir.

Kutsal Kadın yüksek bir plazanın 20.katında yüksek topuklarıyla üst düzey toplantılar yapabilir, statü sahibi çevrelerde prestijli işlerin peşinden koşabilir, o bir devlet memuru veya bir banka memuru olabilir, o bir ev kadını olabilir, o yoksul bir kadın olabilir, o bir asker veya kadın polis olabilir, o her yerde ve her şey olabilir. Kutsal Kadın siz onu fark etseniz de etmeseniz de, hep sizinledir, tam içinizdedir, rahminizin içinde canlanmayı, yeniden vücut bulmayı beklemektedir..

Dişil Beden ile Maskülen Bilincin Buluşması

Body-of-Flowers-L2

O, bedeni ile derin bağlantıdadır. Beden, dişi olandır, bilinçdışını temsil eder. Ruhsal dişi beden ruhsal eril bilince kutsal bir kap görevi görür. Dişil beden (bilinçdışı) ne kadar arı ise, maskülen öz (ilahi eril bilinç) geldiğinde penetre edebileceği ve güvenle yerleşebilecegi sağlam kutsal bir zemin bulmuş olur. Bir tapınak gibi sağlam, güvenli, kapsayan, kutsal bir zemin.

Kadının feminen ego benliği arılaştıkça, bu kez içsel eriline perdesiz gözlerle bakabilme ve onu ‘gerçekten’ görebilme yetisini kazanir. Bu sayede maskülen yanına da sağlıklı bir şekilde psişik bütününe katılması için yol açar. Artık kadının içinde ilahi eril veçhelerinin nüfuz edebileceği sağlam ve güçlü bir içsel dişi tapınağı vardır.

Dişil olan bilinçdışı alanımızdır, eril ise bilinç. Tüm bunlar cinsiyetten bağımsızdır, her iki enerjiyi de kadınlar ve erkekler olarak benliğimizde taşırız. Bilinçdışı karanlıktır, gözükmeyendir, yaraların, gerçek benliğin çoğunlukla saklandığı yerdir, farkında olunmayandır, topraktır, aydır. Bilinç ise aydınlıkta olandır, gözükendir, farkındalıktır, güneştir.  O nedenle dişi yanımız sağlıklı hale geldikçe kutsal erilimize erişimimiz açılır çünkü aramızdaki o buzdan kütle, perde kalkar. Yerini kutsal birleşmeye bırakır.

Bir kadın olarak yolculuğunuza her ne sebep ile çıkmış olursanız olun, niyetiniz, destinasyonunuz her zaman `içsel bütünlük ve denge` olsun..

Kutsal Kadına Uyanış İnzivasında Dişi Bilgelik ve Özgürce Yoga El Ele

IMG_7306

16-20 Ağustos tarihlerinde Fethiye’de Pastoral Vadi’de gerçekleştireceğimiz Dişi Bilgelik Kutsal Kadına Uyanış inzivasina, içindeki kutsal kadını uyandırmış ve bu hali yaşamına, yoga öğretilerine taşımış olan Özgürce Yoga’nin kurucusu Özgür Karagöz Turan’ın (hakkinda linki icin baglantisi burada) kadını bedende derinleştiren pozları ve öğretileri de bize eşlik edecek.

Sabahları beden ile buluştukca gün içinde benimle birlikte, dişi bilgelik öğretileri rehberliğinde dişi bilincimizi dönüşümsel çalışmalarla feminen bilince ve iyileşmeye açacağız. Rahim Uyanış aktivasyonu ile içimizde kutsal kadını uyandıracak, canlandıracağız. Bize ait olan gücümüzü, içgüdülerimizi, sezgiselliğimizi geri çağıracağız. Dişil pratikleri ile otantik benliğimize yaklaşacak, kadınsı özümüzü doğa ananın şifasına bırakacağız. Ve derinden, çok derinden rahatlayacak, hücresel tanklarımızı dişi yakıt ile dolduracağız. Bizim en derin niyetimiz doğanın içinde derinden besleneceğiniz feminen uyanışa, iyileşmeye aracı olmak ve gerçek benlik hazineleriniz ile yuvaya dönmenize olanak sağlamak. Bu inziva, zamansız alanda zamanı olmayan bir yolculuk yapacağınız, hayatı ciddi anlamda yavaşlatacağınız, kendinize yürürken ‘derin dinleneceğiniz’ dönüşümsel ve kutsal bir mabed-durak olacak.

Yolculuğunuzun neresinde olursanız olun her şeyi ve herkesi kapsayan bu alana içinizde bir yer ‘Evet’ diyorsa, biz sizi özenle hazırladığımız kutsal yerlerinize bekliyoruz.

Bütünlüğe, derin ve kutsal olana,

Tüm sevgimle,

Bilge Inal

 

***

Kutsal Kadına Uyanış İnzivası Bilgi linki için tiklayabilirsiniz.

Bilge Inal’i daha yakından tanımak için Hakkında linkine tıklayabilirsiniz.

Dişi Bilgelik Kadın Dönüşüm Programları ilginizi çekiyorsa detaylı bilgi için linke tiklayabilirsiniz.

 

 

 

Tüm Yazılar

Yerküre Baharı Yaşıyor, Ya Sen?

Bazılarımız baharı hücrelerimize kadar hissederken, bazilarimizin içsel mevsimi hala kış.

İçsel mevsiminiz, içinde yaşadığınız mevsim ile uyumlu olmadiginda ne yapiyorsunuz?

Fiziksel olarak yaz mevsiminin canlılığını yaşarken atmosfer, ben sonbaharın hüznünü yasiyorsam, baharın kuş civiltilari dışarıda penceremde öterken içim hala kış mevsiminin karanlık soğuk gecelerinde ısınmaya çalışıyorsa kendime nasil davraniyorum?

Dönguleriniz doğanın dönguleri ile aynı hizada gitmediginde kendinize nasil yaklasiyorsunuz ve yaklasilmasina izin veriyorsunuz?

Çevrenizde sizin içsel mevsiminizi anlayacak destek çıkacak birileri var mi, yoksa sizi olduğunuz hal ile göremeyen, bu durumunuzu garipseyen, yok sayan veya saygı duymayan, siz sonbaharken, yaza çağıran, kışken ilkbahara zorlayan bir çevrenin etkisi altında misiniz? Eğer durum öyle ise, sınırlarınızı acilen çagirin göreve, içsel mevsiminize sahip cikin ve sizi bahar polenlerinden ötürü tam göremeyen bu tatlı insanlari kendi hallerine bırakın.

Biz kadinlarin dongulerimizi çok iyi tanıyor olmasi muazzam önemli ve ondan daha önemlisi de bu dongulerimizi layigi ile onurlandiriyor olmamiz. Hüzün yaşıyorsanız o hüzne alan tanimaniz, o duyguyu kendinize yaşama izni vermeniz, kutsal arindirici ve yumusatan sulardan gozyaslarinizi akitmaniz, çevrenin sizi, aslinda ‘kendilerini kurtarma’ çabalarından kendinizi korumaniz gerekiyor. Bunun tam tersi bir durumda ise, çevrenizde herkes içsel kışını yaşarken siz yazın nesesini ve canlılığını yaşıyor olabilirsiniz, o zaman o neşe alevini sondurecek etkilerden de kendinizi mümkün mertebe korumaniz elzem.

“Coşkunuzu vermeyin, onu paylaşın.”

Tüm bunlar sözde basit görünse de, uygulamada eski alışkanlıklar, ego benligin gizli kazançları devreye giriyor ve BUM! kadın kendini onurlandirmayi unutuyor ve uykuya dalıyor.

Disi bilgelik ile derin kadınsı benligimi yasamima pratikte çağıran bir kadın olarak kendi mevsim gecislerimi iyi tanımayı, dongulerimi ve duygularımı onurlandırmayı çok iyi öğrendim. Neşe ve pozitif ruh halinin güzel olmasi kadar, hüzün, keder, yas gibi ağır ve aci veren duyguların da aynı oranda güzellik ve dönüştürücü simya taşıdığını öğrendim. Tum bu duygularıma sahip çıkmayı öğrendim.


Bedenlerimiz biliyor sevgili kadınlar, ruhun hareketlerine iyi gelecek merhemi bizzat içinde taşıyor. Cocuklugumuzdan gelen kosullanmalar, negatif anne-baba komplekslerimiz (bilinçdışı yıkıcı güç), sistemsel aşılandığımız inançlar (negatif veya düşük volum duygulardan hemen kaçma çabaları gibi) ve anne soyumuzdan aktarildiklarimizla bugün, kadınlar olarak bedenimizle iletişim ve teması kaybetmiş durumdayız. Bizi rahatsız eden bir duygu veya döngü durumuna girdiğimizde onu nasil proses edeceğimizi bilemiyoruz. Yapmamız gereken iç sesimize-sezgimize güvenmek, varsa bizi gerçekten görebilecek birileri ile temasa geçmek ve bedenimizi yakından dinleyerek verdiği talimatları uygulamak. Sezgi nehrimiz kapalı olduğu müddetçe bedenlerimizin sesini de duymuyoruz.

Çok küçük bir pratik vermek istiyorum sizlere, özellikle Kurtlarla Koşan Kadınlar Elsiz Kız Atolye‘min de getirisi olarak bu aralar psişik ellerimizin gücü üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Kozmik açıdan da yoğun bir Nisan ayı geçiriyoruz. Gezegenlerin, bireylerin ve topluma olan kozmik etkisine inanıyorum, evren bir matematik ve görünmeyen mesajlari bize görünür hale getiriyor, yollarımızı aydinlatmamiza yardımcı oluyor.

Somatik Terapi’de bedenimizin iyi hissetme, kucaklanma, sevilme ihtiyacini kendi ellerimizi de kullanarak vermeyi öğreniriz. Bunu zaten dişi bilgelik calismalarimda da, Tanrica’nin Eli pratigi olarak sıklıkla kullaniyorum. Kolay, etkili, ruha, bedene sürekli uygulandığı takdirde iyi gelenlerden.

“Kendinizi size ‘kutsal’ hissetirecek küçük bir alan yaratın. Bu yerin temiz, özen hissi veren, sessiz bir yer olmasına çalışın. Küçük bir çiçek, yanında bir mum, sevdiğiniz size güç veren bir obje, bir resim koyabilirsiniz. ‘Kendinize’ hazırlanırken içinizden yükselecek ilhama güvenin. Sezgilerinizi derinden dinlemeye başlamak pratik ister. Yumuşak bir müzik eşliğinde basinizdan başlayarak, mümkün olabilecek ‘en yavaş ritimlerle’ tüm bedeninizi nazikce masajlayin, sıvazlayın, sevin ve okşayin. Zihninizin başka bir yerde olmasından çok o an’in içinde sizle olmasina çalışın. Elleriniz nerede durmak istiyorsa o bölgelere itina gösterin. Ellerimiz Toprak Ana’nin iyileştirici ve onarici gücünü tartışmasız taşır. Rahatlatır, bedene sevildigini hissettirir, cildi parlatır. Bunu yaparken, hangi içsel mevsimde olduğunuzu fark edin. Acaba kuzey yerküre baharı yasarken, siz hangi mevsimdesiniz? Bedeninizden duygular görülme etkisi ile taşarak gelebilir, gözyaşları sel olabilir, dans etmek, ziplamak gelebilir, bedenden ne geliyorsa o küçük kutsal alanınızda onu yaşatın. Yapın. Olun.”

Derin kadınsı benliğe ulaşmak derin kazı istiyor. Bunların en basinda da dongulerden Hayat/Olum/Hayat dongusu ile dost olup, içsel mevsimlerimizi onurlandirmayi istiyor.

Oyleyse bu bahar siz hangi mevsimdeyseniz onu yaşayın, onu yasatin..

Sevgiyle,

Bilge Inal

✨✨✨

Yaklasan Yolculuk Tarihleri

Tüm Yazılar

Şehir Seralarında Yetişen Vahşi Çiçekler 


Her kiz cocugu vahsi bir cicek olarak dogar. Dogasi vahsi topraklarda sere serpe buyuyen, derin ormanin icinde sık agaclarin arasindan sizan gunesin isigi uzerinde dans eden vahsi bir orman cicegi olarak. Kendine en ozgu parlaklikta ve yurek yakan renklerde vahsi bir dag cicegi olarak. Kuru catlamis bir toprak icinde cöl cicegi olarak..

Onun dogasi o can alici guzelligi ile ait oldugu topraklarda vahsi guzelligini sunarak cicek acmasidir. Kendini doganin gizemi icine tumuyle acmasidir. 

Onlar, Buyuk Vahsi Ana’nin kizlaridir, onlari dunyaya getiren annelerin Buyuk Vahsi Ana’nin kizlari oldugu gibi. Geldigi kaynak nehri unutan ana soyunun kizlari olarak vahsi dogamizi, vahsi birer cicek oldugumuzu hatirlamaya calisiyoruz biz bu neslin kadinlari. 

Nehirin akisini kapamis buyuk bir tas gibi, bir yerlerde kopan zincir-ana halkasini yeniden bir araya getirmeye calisan, onarici halkalariyiz biz bu neslin kadinlari. 

Sadece bir cicek oldugunu hatirlamak bir yana ‘vahsi topraklara ait vahsi bir cicek’ oldugunu hatirlamak bir yana..Cunku vahsi cicekler ormanin en derinlerinde, ucurum diplerinde, colun ortasinda, okyanusa bakan yamaclarin kiyilarinda biterler. Onlar sert kislara, kurak susuz topraklara aliskin ve dayaniklidirlar. Gucleri dayanikli dogalarindan gelir sonrasi bilgelige donusur. Onlar, yakan çöl gunesinin altinda solmazlar. Onlar süs olarak koparilamayacak kadar koklerini saldiklari toprakta guzeldirler. Onlar, ozgurdurler. Onlarin o ozgur dogalarini izlemek bile insani buyuler. 

Onlar oyle-ce guzeldirler..

Onlar olduklari halleri ile acarlar ve icinde bulunduklari vahsi doganin her bir parcasi ile dostturlar. 

Ucurum yamaclarinda, çöllerde, derin vadilerde acan bu cicekler, sehir seralarinda ne yapmaktadirlar? Kim icin, ne icin yasarlar? 

Bir gun ve elbet bir gun Vahsi Buyuk Ana’nin toprak kokusu onlari cagirir. Kalplerine ruzgar perileri gelir fisildar, burunlarina ozgur okyanuslarin kokusunu getirir, derin vahsi ormanin serin ve taze nefesini ufler cigerlerine.

Biz Buyuk Ana’nin vahsi cicekleri, tikanmis nehirin cagildayarak akmasi, kopan zincir-anayi kendi vahsi ozgunlugumuzu hatirlayarak onarabilecegiz. Ancak ‘dogdugumuz kendimiz’ oldugumuzda. 

Steril şehir seralarında bize ait olmayan hayatlara veda etme cesareti gosterdigimizde, ait oldugumuz yasamlara dogru kanat acacagiz. 

Bu dolunayin isiginda, birakalim karanlik dar bir gecit gibi gozuken bize ait olana dogru yuruyecegimiz o vahsi toprak yol belirsin. Cunku sen istersen, ‘O’ hep yol gosterir, en karanlik orman yollarini aydinlatir ay’in isigi ile..Sen yeter ki iste, sen yeter ki gelecekteki derin vahsi benligine ‘Evet’ De. 

Oyle de oldu,

Tum vahsi ciceklere, 

Bilge Inal 

#disibilgelik

Ey Güzel Kadın, Tüm Yazılar

Ebedi Annenin Kızına Seslenişi

Guzel Kadin,

Baharin geldigini duyumsuyor musun? 

Yuregini gunesin isiginin aydinlatmasina izin veriyor musun? 

Hayatin bereket kabindan sunacaklarini almaya hazir misin? 

Bugun yeni bir hilal ile birlikte bir eski seni daha geride birakiyorsun. 

Belki farkinda degilsin ama her gece basini yastiga koydugunda eski sen biraz daha kendinden bir parca birakiyor gecenin karanligina, her dogan gunesle birlikte sen biraz daha kendine, gercek renklerine, aydinligina uyaniyorsun. 

Bazen yoruluyorsun, hem de cok yoruluyorsun. Bazen omuzlarin dusuyor, boynun bukuluyor. Bazen her sey anlamini yitiriyor kim oldugunu dahi bilmiyorsun. Bazen her seyi birakip oylece kacmak, cok uzaklara kacip saklanmak istiyorsun. Tipki kucuk bir kiz gibi. 

Korkma guzel kizim. Bil ki, sen her halinle seviliyorsun. Bil ki, benim mevsim gecislerim gibi senin de gecislerin var. Benim firtinadan ilik gunlere evrilen dongulerim gibi senin de icsel dongulerin var. 

Sen sadece OL.

Izin ver guzel kizim, seni bahar yagmurlarimla islatayim, 

Izin ver guzel kizim, seni yesilimin huzur veren tonlari ile besleyeyim, 

Izin ver senin en kuytularinda kalan, sakli benliginin kuru parcalarini ilik ruzgarlarimla temizleyeyim, serin irmak sularimla susuzlugunu gidereyim. 

Gel koynuma uzan kizim. Yorgunlugunu, kirginligini, kederini, huznunu bana birak kizim. 

Gel kizim, uyu. Oyle bir uyu ki, bin yillik uykudan kalkmis gibi taze ve diri kalk yarin. Birak kendini..Sadece uyu..

Yarin yenilenmis kalkacaksin..

Yarin tazelenmis kalkacaksin..

Yarin beslenmis kalkacaksin..

Ben Toprak Annen, ben Ebedi Annen, ben Sonsuz Annen..

Yeni renkler actiran, kucak acan Doga Ana’ya.
Bilge Inal 

#disibilgelik

Ey Güzel Kadın, Tüm Yazılar

Güneşi Onurlandıran Toprak

Yanıklar Köyü, Fethiye

Toprak, erginleyen karanliginda formsuz olana form verir. Kutsalligi, yaratici sihri burda gizlidir. Camurdan tanricadir o. Aciktir, alicidir ve guzelligi kirilgandir, ofkesi ise tahrip edicidir. 

Icinde turlu rengi ve turu barindiran tohumu koynunda tutar, korur, besler. 

Peki gunes olmazsa toprak tek basina koynunda sakladigi bu mucevherleri sunabilir mi? Gunes, canlandiran ve besleyen isigini gostermezse tohumlar buyume cesareti gosterebilir mi? Disi erginleyen karanliginda erilin isigindan yoksun birakirsa kendini yarattiklari ya ölü dogar ya da dunyaya gelmez. Disi, kendi bilincsiz karanliginda kaybolur. Erilin erk kudretini onurlandirmaz ve yeterliligini zayif bulur veya sorgularsa kendi suyunda bogulur. 

Gunes bizi buyutur. Gunes bizim dis dunyaya gostereceklerimizin eril yuzudur. O, erginleyen rahimsel karanligin aydinlik yuzudur. Onun oldugu yerde canlilik vardir, sureklilik vardir, disiplinli calisma vardir. Ona rahminde tuttuklarini acan toprakta ise kirmizi gelincik ciceklerinin actigi ve dagittigi hosluk vardir, duygulari alevlendiren bir mistik hava vardir, koku duyumuza hitap eden alip goturen bir guzellik vardir, tatli bir dans vardir, yumusak bir dokunus ve rahatlama vardir. 

Bu yuzdendir ki, tek basina hicbirimiz tam degilizdir ve hepimiz tek basina tamizdir. 

Eril ve Disi olani cinsiyetten ote, benligimizin iki parcasi olarak algilayabildigimizde icsel butunlugumuze giden yolda buyuruz. Kutsal olan toprak ve kutsal olan gunes ile Bir’lesiriz..

Guzel Kadin, 

Guzelligine, yaratici sihrine saygi istersin ama saygi gostermezsin. 

Disiligin onurlandirilsin istersin ama sen erilinin erkini onurlandirmazsin. 

Sen icsel erk’inin onunde egildiginde, o da sana egilecek. 

Kirmizi gelincik ciceklerini actiran gunesine selam olsun. 

Bilge Inal

#disibilgelik