Tüm Yazılar

1 Milyar Kadın Devrim Yapıyor

 

Strong-empowered-women.-Former-rape-victims.-2-001

 

“One Billion Rising” kampanyası; kadınlara – dişiye – yapılan her türlü şiddete, zulme karşı aktivist ruhlu kadınların her yıl Sevgililer Günü’nde şehir meydanlarında dans ederek protestolarını gösterdikleri dünya çapında yaygın güçlü bir başkaldırı. Bana göre her kadın özünde aslında bir aktivist. Sadece gücümüzden haberdar değiliz. Şiddete uğrama sorunumuzun dip kökeni bu ya zaten…

Her 3 kadından 1 kadın dünya üzerinde tecavüze uğruyor, ülkemize baktığımızda kadına şiddet katlanarak artıyor. Tablo vahimden öte, dişil için alarm zilleri çalıyor.

Resmi olmayan rakamlara göre, 2013 yılında 214 kadın, çevresindeki ya da tanımadığı erkekler tarafından öldürüldü. 2014’e dair tablo ise durumun geçen seneye göre daha vahim olduğunu ortaya koydu. Buna göre, yalnızca 2014 yılının ilk 9 ayında 207 kadın, erkek şiddetine maruz kalarak yaşamını yitirdi. Sadece eylül ayı içinde ise 23 kadın erkek şiddetinin kurbanı oldu. Geçen seneye kıyasla artış gösteren kadın cinayetleri tablosuna, bu yıl ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteci kadınlar da eklendi (*).

One Billion Rising, bu üzücü gerçeklere, pozitif kaynaktan, herkesi çözüme davet eden basit ve güçlü bir soru soruyor?

What is your revolution? / Senin devrimin ne?

 

Medyada izlediğim her şiddet haberinde o kadınların uğradığı bedensel acıyı aynı anda kendi bedenimde hissediyorum. Belki size bu garip gelebilir fakat kadın bedenlerimiz dişi özüne döndükçe hepimizin birbiri ile bağlantıda olduğu gerçeği daha çok anlam kazanmaya, ortaya çıkmaya başlıyor. Dişi gezegenimiz dünyamızın uğradığı tecavüz, hayvanların baskıya, vahşi şiddete maruz kalması, kadınların uğradığı her türlü şiddet, evinde güven içinde oturan her bir kadının o acıyı bedensel hafızada hatırlamasına yetiyor. Bireysel sandığımız hayatlarımızın illüzyonu ile sadece farkında değiliz. Çoğu kadının bedenin katı, donuk, sert, hissiz…Nasıl olmasın, binlerce yılın ataerkil sisteminde kendini korumak için örtündüğümüz enerjisel bariyerlerimiz, duvarlarımız var. Kolektif bilincin etkisi altındayız.

Şiddeti sadece bedenimize indirgemeyelim. Kadınların şiddeti tanımadığına şahit oluyorum. Şiddet şekillerine göz atıp bu konuda bir farkındalık/bilinç oluşturmak lazım.

ŞİDDET ŞEKİLLERİ (**)

Fiziksel Şiddet           

  • Tokta atma ya da bir şey fırlatma
  • İtme, tartaklama ya da saç çekme
  • Yumruklama ya da cisimle vurma
  • Tekmeleme, sürükleme ya da dövme
  • Boğazını sıkma ya da bir yerini yakma
  • Bıçak, silah gibi aletlere tehdit etme ya da bunları kullanma

Cinsel Şiddet

  • Zorla cinsel ilişkiye girmek
  • Kadınların istemediği halde korktuğu için cinsel ilişkiye girmesi
  • Cinsel olarak aşağılayıcı ya da küçük düşürücü eylemlere zorlanma

Duygusal Şiddet

  • Hakaret ya da  küfür
  • Başkalarının yanında küçük düşürme ya da aşağılama
  • Korkutma ya da tehdit
  • Kadına ya da çevresindekilere tehdit

Ekonomik Şiddet

  • Kadının çalışmasına engel olma ya da işten ayrılmasına neden olma
  • Ev harcamaları için para vermeme
  • Kadının gelirinin elinden alınması

Ataerkil bilincin neden olduğu bu sonuçlara yine ataerkil cephesinden çözüm üretilemez maalesef. One Billion Rising kampanyası şiddete, dişil bilinçten gelen sevgi alanından hareket eden bir protesto şekli. İşte bu nedenle çok kıymetli. Daha çok kadın daha çok birbirimize sahip çıkmalıyız. Dişilin ve erilin dengeye gelmesi, mutlu bir gelecek için her birimiz taşın altına elini koymalıyız. 

Sizin dişil bilinç için devriminiz ne?

Benim ki; kadınların haberdar dahi olmadıkları saf güçleri ile buluşturma, kırılganlıklarını sahiplenmeleri, kendilerini cesurca ifade etmeleri ve feminen liderler olarak iz bırakmalarını sağlamak.

Türkiye’de de gerçekleşecek, 14 Şubat 2015 Cumartesi günü 1 Milyar kadına siz de katılın.

Etkinlik linki için tıklayın.

 

Dişi Bilgelik ile kalın,

Bilge

 

 

Yazı içinde;

*Milliyet, 13.04.2014 haberinden alıntıdır. 

**Hacettepe Üniversitesi, Gizem Merve Beşli’nin Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları yüksek lisans çalışmasından alıntıdır. 

 

Advertisements
Tüm Yazılar

Ateşle Oynayan Kız

Sharia Law in Pakistan's Swat Valley and North-West Frontier ProvinceGeçenlerde Nobel Barış Ödülü’nü genç aktivist Pakistanlı genç bir kız aldı. Malala Yusufzay. O henüz 16 yaşında ve 10 yaşından beri kız çocuklarının eğitim hakları için mücadele veriyor. Cesareti, kararlı duruşu, hakikatin savunucusu bu kız, bir çok kadına, erkeğe, gence ilham oldu. Mücadelesinin burada değineceğim kısa hikayesine göz yaşları sığmıyor..

Malala, Pakistan gibi bir bölgede, kadını – dişili- yoğun bir baskı ile bastırmaya ve yok etmeyi kendinde hak gören Taliban yönetimine rağmen babasının okula gönderdiği az sayıda ki kız öğrencilerden biri. Böyle bir ortamda, dişili baskılayan ataerkil düzenin içinde bir kız öğrenci olmanın nasıl bir şey olduğunu anlattığı bir bloga yazmaya başlıyor. Blog,kısa zamanda BBC, ardından New York Times gibi uluslararası yayın kuruluşlarında ilgi odağı oluyor ve Malala’nın kız çocuklarının eğitim hakkı adına başlattığı bu girişim belgesel haline getiriliyor. Malala’yı artık dünya tanıyor ve aynı anda ailesiyle birlikte hayatı tehlikeye giriyor. Malala’nın yüksek çıkan,hak arayıcısı sesinden rahatsızlık duyan Taliban, 2012 yılında Malala’yı başından vuruyor. Genç kız, önce koma, daha sonra aylar süren tedaviler sonucunda yeniden hayata dönüyor ve bu kez daha da güçlenmiş olarak 16.yaş gününde Birleş Milletlere şöyle sesleniyor;

“Malala günü benim günüm değil. Bugün hakları için seslerini yükselten her kadın, her oğlan ve her kızın günüdür. Teröristler benim ideallerimi değiştireceklerini, isteklerimden vazgeçeceğimi zannettiler, ama benim hayatımda şunun dışında hiçbir şey değişmedi: Zayıflık, korku ve umutsuzluk öldü. Kuvvet, güç ve cesaret doğdu… Ben kimseye karşı değilim, ne de Taliban ya da bir başka terörist gruptan intikam almak üzere konuşmak için buradayım. Ben buraya her çocuğun eğitim hakkını savunmak ve bu konuda konuşmak için geldim. Ben Taliban’ın oğulları ve kızları için de eğitim istiyorum, tüm teröristlerin ve ekstremistlerin çocukları için de.”

Peki, yıkıcı ataerkil düzenin güçlü uzantılarından biri olan terörist Taliban’a başkaldıran, kızların eğitim hakkını savunan Nobel Barış ödülü alan cesur yürek Malala’nin babası nasıl biri? Katı,cezacı,  dişiyi yok etmeye programlı bir ataerkil düzenin içinde, erkek bebek gelmediğinde kız bebeklerinden utanç duyan, kardeşlerden bir tek erkek çocukları eğitime gönderen zihniyetin vatanı Pakistan ve benzeri kültürlerde böyle bir kız çocuğunun babası olmak nasıl bir duygu? Mutlaka izleyin…

 

Hiç şüphe yok ki, Malala’nın babası kutsal eril bilincin temsilcilerinden ve Malala da, Toprak Ana’nın görevlendirdiği kızlarından, kutsal dişi bilinci gezegene indirmek için zorlu bir misyonla görevli ruhlarından…

malala-yousafzai-1-w724

 

“Kendi kendime dedim ki; Malala cesur olmalısın. Kimseden korkmamalısın. Sen sadece eğitimi almaya çalışıyorsun, cinayete taahhüt etmiyorsun.” – Malala Yousafzai

Malala’nın kurduğu vakıf aracılığı ile dünyada çeşitli sebeplerle eğitim göremeyen kız çocuklarına yardım etmek, bağışta bulunmak isterseniz;

Malala’ya katılın: www.malala.org  #stronger than

Hakikatin ve cesaretin sesi her zaman korur ve uzun vadede gücünü ortaya koyar,

Malala gibi kadın liderlerin çoğalması dileğiyle,

Bilge