Tüm Yazılar

Yaratici Sesimizin Nazgul’leri

fantasy_art_horses_nazgul_ringwraith_lord_of_the_rings_online_1920x1080_wallpaper_wallpaper_1680x1050_www-wallmay-net_-_copy

Sesimiz bizim kim oldugumuzu yansittigi gibi, yaratici dogamizin da dunyaya kendini sunus bicimidir ayni zamanda. Sesimizin tonu, titresimi, karsi tarafa gecisi bize derin psisemizde nelerin rahat ve akici oldugunu, nelerin ise yeniden duzenlenmeyi, tasnif edilmeyi bekledigini, elenmesi gerektigini gosterir. Ve hatta sesimiz toprak altinda gomulu, kesfedilesi altin hazinemize giden haritamizi da sunar. Disari duyurdugumuz sesi ve icimizde konusan seslerimizi yakindan dinlemek, onlari birbiri ile uyumlamak pur bir dikkat, ayirt edici farkindalik ve emek ister. Orjinal sesimize dogru yola cikmak bireylesme yolculugumuzdur, yaratici hayatimizin yoludur ve yokuslari, engebeleri, dikenleri de olsa yurumeye deger bir yoldur. Sesimizin yolu, icsel atesimizi harlatan, hayatimiza ileri-hareketlilik getirecek olan yoldur.

Sesimizi dunyaya pek cok yolla duyuruz. Konusarak duyurdugumuz gibi; isimizi kurarak-hizmet vererek, hizmet ederek, projeler ureterek, yazarak, sanatla ugrasarak, dans ederek, sarki soyleyerek, cocuklarimizi buyuterek, sevdiklerimize sevgimizi gostererek, yardim ederek, keyif aldigimiz bir alanda yaratici calismalar yaparak dunyaya sunuyor olabiliriz, ornekler saymakla bitmez cunku ‘ses’ her yerdedir. O sadece kendimizi duyurmak icin iletisim aracimiz degil, hayallerimizdir ayni zamanda; yeterince kullanmazsak da duslerimizi canli gomdugumuz bir mezarliktir. Kendimizi ifade ederken, farkinda olmadan sesimizi kanalize ettigimiz her sey ile dunyamizi yaratiriz. Ve, sesimiz ben’den arindikca, sesimiz O’na yukseldikce, sesimiz Biz’le kuvvetlendikce yani icimizde yanan atesimizle hizalandikca yaratici dogamiza genisleriz; genisledikce de golgeler diyarindan kara buyucu Sauran’un hizmetkarlari ‘Nazgul’lerin korkutucu, pasiflestiren, canli atesi sonduren ziyaretlerine maruz kaliriz.

Peki, kimdir, nedir bu Nazgul’ler?

Yuzuklerin Efendisi oykusunu bilmeyenler icin; oykunun icinde gecen kara buyucu Sauron’un hayaletleri, kara hizmetkarlaridir onlar. Daha cok guc icin, onlara verilen yuzukleri sorgusuzca alip, karsiliginda hayat isiklarini (canli parcalarini) vermislerdir buyucu Sauran’a. Birer hayalet olarak ne canlidirlar artik, ne de olu. Insanlarin hayat isigini calan bu kara hayaletler, ataerkil duzenin guc yuzuklerine, onun insanliga idealize ettigi guc-degerler-inanclar dizisine benzerler. Onlar bize nesiller boyu, atalarimizdan, kulturumuzden, ebeveynlerimizden, egitim sistemizden, ogretmenlerimizden bilincdisindan aktarilan ataerkil duzenin ‘ruhu yok sayan’ degerleri, idealleridir. Bu ideal degerler her ne kadar yeniye, modernlige, degisime acikmis gibi gorunse de, bilincdisinda kendine benzemeyeni dislayan, ozgun olani yargilayici, degisime direncli, sahiplenici, yok edici veya asiri koruyucu sevgi bilincine sahip, mukemmeliyetci, gucu kalp yuzugunde degil, zihinde idealize ettigi yuzuklerde arayan, her rengi yelpazesinde barindiriyormus gibi gozukup, aslinda sadece siyah ve beyazin renkleridir onlar. Bu yuzukler ruhu kaybetmis ataerkil erilin ve disinin yuzukleridir. Ruhdan degil korkudan beslenen kolektif ataerkil bilincin yuzukleridir.

(Youtube Video: Yuzuklerin Efendisi Nazguller’in kim olduguna dair bir sahne)

Nesilden nesile aktarildigimiz bu guc yuzukleri ebeveynlerimizin psiselerinde yasadigi gibi bizim icimizde de yasar. Bilincli farkindaligimiz ve bilincdisimizin golgeleriyle yuzlesme cesaretimiz yok ise, orjinal ruh sesimizi bu yuzuklere feda ettigimiz cansiz bir yasam surer gideriz.

Jung psiko-analisti Dr. Clarissa Pinkola Estes ve Marion Woodman, yaratici sesimizin kendi rengini bulmasini ve kuvvetlenmesini engelleyen, psisemizde ki bu nazgullerden ortak dilde soyle bahsederler. Icsel nazgullerimiz, bilincdisi alanimizda ataerkil deger ve idealler ile beslenen ve yasamini surduren kara hayaletlerimizdir. Onlar, ruhun sesine izin vermek yerine bu idealize edilmis fikir, inanc ve degerlerin seslerine izin verir cunku zaten ruhun sesini duymaz, ona sagirdir. Yaratici atesimizi yakmamiza yardimci olmak yerine, aksine sonduren ve sesimizi kisan da, bilincdisindan bize cocukluktan itibaren aktarilmis negatif ataerkil ebeveyn kompleksimizdir. Yani, icsellestirdigimiz, kolektif ataerkil anne ve babamizin sesleri. Ebeveyn ve ogretmenlerimiz tarafindan, henuz cocuk bilgisayarimiza ruhun (kalbin) sesine sagir, prototipler uretmeye programlanmis ataerkil ideal ve degerlerin yazilimi yuklenir. Yetiskinlikte ise yazilimi guncellemedigimizde kendi ozgun sesimizi bulmakta zorlanir, her bulmaya kalktigimizda ise eski yazilimin Nazguller’i bizi avlamaya gelir.

screen_shot_2011-08-26_at_111136_am

Yaratici hayatimizin isigi, kendi altin madenimizde orjinal sesimizin titresimini barindiran kendi yuzugumuzdedir. Nazguller’i yani cocukluk-ergen yillarimizda icsellestirdigimiz negatif ebeveyn komplekslerimizi dikkatle inceleyip, bilincdisi mahzenlerimizden onlari isiga-bilincimize cikarana kadar sesimiz kisik, titrek ya da fazla bagiran, sert, kaba, fazla yumusak ya da asiri uyumlu, catalli, akordsuz kalmaya mahkumdur. Hatta hatirlamadigimiz bir gunde, cocuk ruhumuzu terk edisimizden kaynakli duyamadigimiz yaratici sesimizin istirabini bagimliliklarimizla da (sigara, alkol, sex, alisveris, yeme bozukluklari – asiri yeme, az yeme, tatliya duskunluk -, iskoliklik, ruhu beslemeyen her tur aktivite vb.) dindirmeye calisiyor da olabiliriz. Onu kesilmis yaratici ses kendini bagimliliklar uzerinden yasatmaya, sesini duyurmaya devam etmek zorundadir.

Negatif anne kompleksi ‘yapamazsin (beceri), bu senden buyuklerin (otorite) isi ya da guvenli degil (hayat), cok uzaklasma disarisi tehlikeli (negatif kordon bagi)’ derken, negatif baba kompleksi ise yaptigini (urunu), ortaya cikardigini begenmez (yeterlilik), elestirir ve hep daha mukemmelini (ulasilmayacak kadar mukemmel baba) arzular. Oysa, bizim sesimiz duslerimizde tam istedigimiz gibidir ancak hayata gecirmekte zorlaniriz yada hic denemeyiz bile.

Cunku bu gizli negatif komplekslerimiz, orjinal sesimizi ve yaratici dogamizi koruyucu otoritesi ile bir sekilde bilincdisi alanimizda bastirir.

Negatif icsel anne; bunu yapamazsin, kimse seni dinlemeyecek (ozdeger) derken, negatif baba bunu yapabilmek icin daha cok diplomaya, sertifikaya, rutbeye (hiyerarsi- statuko) ihtiyacin var der. Yetiskin-cocuk, kisirdongusunun mahzenlerinde icsel negatif anneyi daimi memnun etmeye (pleasing mother), negatif babaya da surekli kendini, basarisini, yeterliligini ispat etme (performing father) cabasindadir. Kisi, bu durumdayken orjinal sesini ya hic bulamaz ya da ortaya cikarmakta cok zorluk ceker cunku iceride, kendi altin madenine dogru her ileri adiminda, ona nazgulleri gonderen bir negatif ebeveyn kompleksi kara buyucu Sauron’u (bilincdisi) vardir.

Burada hepinizin de anlayacagi gibi, bu yazinin amaci ebeveynlerimizi suclamak degil, parmagimizi onlara cevirmek hic degil, bu bizleri ileri tasimaz aksine daha cok kayboluruz, bildiginin en iyisini aktaran bu farkindaliksiz sevgiye ihanet etmis oluruz.  Nesiller boyu, ogrenilmis ataerkil anne ve baba modelinin ideal ve degerlerini dolduran bilincsiz bir aktarimdan bahsediyoruz. Hatirlamamiz gereken, onlarin da ataerkilin bu guc yuzuklerinden nasibini almis olduklaridir ve icine dogdugumuz ailede ruhumuzun kendi yaratici yolunda sectigi dersler de vardir.

Bu nedenle; kendimize isik tutacagimiz yer, bilincdisi alanimizda Nazguller’imizi aramak olmali. Onlar, ruhumuzu isittigimiz yaratici sesimize en yaklastigimiz yerlerde cikagelirler. Geldiklerinde ise korkup kacmak veya bir cocugun yaptigi gibi gozlerini yumup gitmelerini ummak yerine onlari donusturucu atese sunmali, bilincdisimizda, negatif ebeveyn komplekslerimizi, eslikci-ogreten ebeveynler ile yer degistirmek olmali.

6c39bd_917ac2bf0c004ecab32c2a8f17dfabd1mv2-jpg_srz_876_582_85_22_0-50_1-20_0

Yaratici sesinizi bulmakta, duymakta veya onu guclendirmekte zorlaniyorsaniz, hayatinizin ciceklendirmek istediginiz bazi alanlarinda patinaj cekiyorsaniz icinizdeki Nazguller’e bakma zamaniniz gelmis demektir. Midemiz agridiginda nasil ki bir doktora gorunuyor, bir uzmanin yardimini aliyoruz, negatif ebeveyn kompleksi ile calismak icin de isinin uzmanindan bir yardim alabilirsiniz. Camurda (bilincdisi alaniniz) patinaj ceken arabayi (bireylesme yaratici yolculugunuz) tek basiniza kaldirmaniz cok zorlayici olabilir ve hatta buna gucunuz yetmeyecegi gibi, yaratmaya kanalize etmeniz gereken enerjinizi de gereksiz yere tuketmis olursunuz.

Yardim almaktan geri durmayin. Cunku bakin ne diyor Dr. Estes;

Negatif ebeveyn kompleksimizle cok uzun sure bir arada kalirsak, hayatlarimiz ve disavurum yeteneklerimiz birer golgeye doner ve guclenmek yerine yetersizlesiriz. Canli enerjiyi baskilar ve ona hic hayat hakki tanimazsak ne olur? Yanlis ellerdeki buyulu corba kazani gibi buyur, buyur ve buyuuuuurrr ve sonunda patlar. Icindeki ise yarar her sey yerlere sacilir. Demek ki nazik koruyucularimizin geri cekilmesi gerektigini gorebilmeliyiz.

Iste bu yuzden yaratici sesimizin yolunda sonmus atesimizin onunde duran nazik koruyucularimiz ile yeniden tanismamiz, kendi atesimizi sahiplenmemiz, cocukken bize verdikleri guc yuzuklerini iade edip, kendi madenimizdeki altin yuzugumuz ile hayat isigimizi yeniden ruhumuza uflemeliyiz.

Yaratici Hayatlara, Yaratici Seslere..

Bilge Inal

 

Not: Bu yazimi hazirlayisim Amerikan Baskan seciminin arifesine denk geldi ve ben  yazimi yayinlamadan once baskan Trump secildi. Kolektif eril Nazgul’e canli bir ornek geldi. Yazida bahsi gecen ataerkil baba figurunun kolektif bilincdisi disavurumudur Trump.  Kolektif bilincdisinda (golgede) ataerkilin idealize degerlerini paylastigimiz asikar. Kendi yaratici sesini bulamamis bir ulus onu yonetecek ataerkil bir ebeveyn (otorite) babaya oyunu verdi ve basa getirdi. Tum dunya uluslarina hayirli olsun..Yasayacagiz, gorecegiz..

Advertisements
Tüm Yazılar

En Derin Çalışma En Karanlık Olandır

soil

 

Bireyleşmenin en az tartışılan yönlerinden biri, psişenin karanlık köşelerine bütün gücümüzle ışık tutarken ışık almayan yerlerin, gölgelerin giderek daha fazla karanlığa gömülmesidir. Böylece psişenin bir bölümünü aydınlatırken, sonuçta, ortaya, savaşacağımız daha koyu bir karanlık çıkar. Bu karanlık kendi haline bırakılamaz. Anahtar ve sorular, gizlenemez ya da unutulamaz. Bunların sorulması gerekir. Ve yanıtları da verilmelidir. 

En derin çalışma, genellikle en karanlık olandır. 

Cesur bir kadın, akıllanan bir kadın, en zayıf psişik toprakları geliştirecektir, çünkü psişesinin sadece en iyi topraklarını imar ederse, sahip olduklarının en azına sahipmiş gibi görünecektir. Öyleyse, en kötüsünü araştırmaktan korkmayın. Bu sadece yeni içgörüler yoluyla ruh gücünün artmasını sağlar ve kişinin hayatıyla benliğini yeniden gözden geçirmesine olanak tanır. 

Böyle pisişik türden toprakların geliştirilmesi Vahşi Kadın’ı aydınlatır.

O, karanlıkların en karanlığından bile korkmaz, hatta aslında karanlıkta görünür. Sakatattan, süprüntüden, çürümeden, pis kokudan, kandan, soğuk kemiklerden, ölen kızlardan veya cani kocalardan korkmaz. Bunları görebilir, bunlara katlanıp çare bulabilir. ”

Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar

***

autumn_goddess-250x373Dişi Bilgelik, feminen ışık, bir kadının bireyleşme yolunda en karanlık, en koyu mahzenlerinde saklar kendini. Kendi psişesi üzerine durmak bilmeden çalışan kadınların bir noktada tıkandıkları ve gözden kaçırdıkları en mühim şey, içsel dünyalarında bir yere büyük miktarda ışık tutarken, Estes’in dediği gibi bir diğer yanının daha fazla karanlığa gömülmesidir. Bu öyle bir hal alır ki, diğer yanlar karanlığa gömüldükçe daha çok ortaya çıkma ihtiyacı duyar. Kadının bedeninden, derisinden, dilinden, gözlerinden inceden çamur gibi sızar, kendini belli eder. Tıkanılan bu noktaya gelmek ise ruhun öğreniminin bir parçasıdır, o engeli yine biz oraya koymuşuzdur. Kör olan gözlerimiz biraz daha aydınlansın, açılsın diye.

Bu yüzden en derin çalışma en karanlık olandır. En karanlık olan, en cesaret isteyen en kırılgan çalışmadır aynı zamanda…

Cesur Ruhlar;

Psişenizin en derinlerini, en karanlık yerlerini araştırmaktan korkmayın. Toprağınızı kazın, havalandırın, sulayın, gerekli bakımı yapın, ışık almasını sağlayın. İçimizde var olan Tanrıça’ya, Vahşi Kadın’a, Kutsal Dişiye ancak bu şekilde ulaşabiliriz. Çünkü o en derin karanlığın içinde bekler bizleri. Yaradılış böyledir, kadın kazdıkça toprağı “altını” bulur.

Toprağı kazdıkça, gölgelerimiz ışık alır, gelecekle ilişiğimiz kalmaz, “an” hiç olmadığı kadar yakındır, an’dır. An’ızdır. An olmuşuzdur. Kendimize kavuşmuşuzdur. 

Dişi Bilgelik ile,

Bilge