Ey Güzel Kadın

Dunya Seni Bekliyor

Guzel Kadin,
Adimin geriye degil ileri olsun. 

Haydi. 

Dunya seni bekliyor. 

Guven. 

Guven ayaklarinin istikametine. 

Guven adimlarina eslik eden o buyuk guce. 

Hizala kendini onunla, dilinde iyilik duan, kalbinde sevgin, bacaklarinda topraktan gelen gucun, at adimini o bilinmedik dunyalara. 

Ac acmaktan cekindigin kapilari. 

Dunya seni bekliyor. 

Haydi..
Bilge Inal

#darechange 

Tüm Yazılar

Ateşle Oynayan Kız

Sharia Law in Pakistan's Swat Valley and North-West Frontier ProvinceGeçenlerde Nobel Barış Ödülü’nü genç aktivist Pakistanlı genç bir kız aldı. Malala Yusufzay. O henüz 16 yaşında ve 10 yaşından beri kız çocuklarının eğitim hakları için mücadele veriyor. Cesareti, kararlı duruşu, hakikatin savunucusu bu kız, bir çok kadına, erkeğe, gence ilham oldu. Mücadelesinin burada değineceğim kısa hikayesine göz yaşları sığmıyor..

Malala, Pakistan gibi bir bölgede, kadını – dişili- yoğun bir baskı ile bastırmaya ve yok etmeyi kendinde hak gören Taliban yönetimine rağmen babasının okula gönderdiği az sayıda ki kız öğrencilerden biri. Böyle bir ortamda, dişili baskılayan ataerkil düzenin içinde bir kız öğrenci olmanın nasıl bir şey olduğunu anlattığı bir bloga yazmaya başlıyor. Blog,kısa zamanda BBC, ardından New York Times gibi uluslararası yayın kuruluşlarında ilgi odağı oluyor ve Malala’nın kız çocuklarının eğitim hakkı adına başlattığı bu girişim belgesel haline getiriliyor. Malala’yı artık dünya tanıyor ve aynı anda ailesiyle birlikte hayatı tehlikeye giriyor. Malala’nın yüksek çıkan,hak arayıcısı sesinden rahatsızlık duyan Taliban, 2012 yılında Malala’yı başından vuruyor. Genç kız, önce koma, daha sonra aylar süren tedaviler sonucunda yeniden hayata dönüyor ve bu kez daha da güçlenmiş olarak 16.yaş gününde Birleş Milletlere şöyle sesleniyor;

“Malala günü benim günüm değil. Bugün hakları için seslerini yükselten her kadın, her oğlan ve her kızın günüdür. Teröristler benim ideallerimi değiştireceklerini, isteklerimden vazgeçeceğimi zannettiler, ama benim hayatımda şunun dışında hiçbir şey değişmedi: Zayıflık, korku ve umutsuzluk öldü. Kuvvet, güç ve cesaret doğdu… Ben kimseye karşı değilim, ne de Taliban ya da bir başka terörist gruptan intikam almak üzere konuşmak için buradayım. Ben buraya her çocuğun eğitim hakkını savunmak ve bu konuda konuşmak için geldim. Ben Taliban’ın oğulları ve kızları için de eğitim istiyorum, tüm teröristlerin ve ekstremistlerin çocukları için de.”

Peki, yıkıcı ataerkil düzenin güçlü uzantılarından biri olan terörist Taliban’a başkaldıran, kızların eğitim hakkını savunan Nobel Barış ödülü alan cesur yürek Malala’nin babası nasıl biri? Katı,cezacı,  dişiyi yok etmeye programlı bir ataerkil düzenin içinde, erkek bebek gelmediğinde kız bebeklerinden utanç duyan, kardeşlerden bir tek erkek çocukları eğitime gönderen zihniyetin vatanı Pakistan ve benzeri kültürlerde böyle bir kız çocuğunun babası olmak nasıl bir duygu? Mutlaka izleyin…

 

Hiç şüphe yok ki, Malala’nın babası kutsal eril bilincin temsilcilerinden ve Malala da, Toprak Ana’nın görevlendirdiği kızlarından, kutsal dişi bilinci gezegene indirmek için zorlu bir misyonla görevli ruhlarından…

malala-yousafzai-1-w724

 

“Kendi kendime dedim ki; Malala cesur olmalısın. Kimseden korkmamalısın. Sen sadece eğitimi almaya çalışıyorsun, cinayete taahhüt etmiyorsun.” – Malala Yousafzai

Malala’nın kurduğu vakıf aracılığı ile dünyada çeşitli sebeplerle eğitim göremeyen kız çocuklarına yardım etmek, bağışta bulunmak isterseniz;

Malala’ya katılın: www.malala.org  #stronger than

Hakikatin ve cesaretin sesi her zaman korur ve uzun vadede gücünü ortaya koyar,

Malala gibi kadın liderlerin çoğalması dileğiyle,

Bilge

 

 

Tüm Yazılar

Kendi Hayatının Kraliçesi Kadınlar

 

b74a871890257f58cfdd8f2f8c09e1b1

 


10370805_10152210231737051_8089590804694985638_n

“Kadın, hayatta beklenmedik şeylerin hep olacağını bir gün nihayet idrak etti. Ve bu idrakla birlikte; onları nasıl ele alacağı konusunda tam bir kontrol sahibi olduğunu da anladı. Ve böylece, cesaret, mizah ve zarafeti kullanarak şu hayatta varlığını sürdürmeye karar verdi. Artık o, kendi hayatının Kraliçesi idi ve bu seçim onundu.”

 

Yanlış bilinen şudur ki;

Bir kadını bir erkek kraliçe yapmaz. Kadın kendi hayatinin kraliçesi olduğunda bir kral ile karşilaşir..Kadının doğasındaki evrensel olusudur bu.

Oyleyse kraliçe olmak için ne yapmalı?

Önce cesur olmalı sonra gücünü geri alıp onu zarafetle kullanmalı.

Disi bilgelik budur.

Cesaret, zarafet, güç, kırilganlık ve mizah bir araya geldiğinde o kadın kendi tacını takmıştır.

 

Tüm Kraliçelere,

Bilge