Tüm Yazılar

Benim Yolculuğum

Sevgili Blog Dostlarım, 

Ben kimim, sizlerle biraz yolculuğumu ve kadın odaklı çalışmalarımda neler yaptığımı paylaşmak geçiyor içimden. Yazılarımın aktığı yer hem kendi iç dünyamdan hem de kolektifi hissettiğim daha dev bir kaynaktan geliyor. Artık bunun daha görünür olma vakti geldi diye hissediyorum. Daha yakından tanışmak isteyenlerinizle aşağıdaki satırlarda buluşalım. 

Ben Bilge, bir kadın olarak kadınların kayıp ruh parçalarını bulmalarına ve onların “eve dönüşlerinde” dişil bilincin kapsayıcılığında yardımcı olurken kendi yolumu da yürüyorum. Uzun yıllar kurumsal hayatta eril değerlerle şekillenen başarı, rekabet, kıyas, yükselme, hızlı, yoğun, tüketici, kadın bedenini ve feminen psişeyi anlamayan, yok sayan çalışma sistemlerinin ve yönetim şekillerinin içinde yer aldıktan sonra 2008 yılında Erickson Koçluk Okulu programlarına başlamam ile yaşamımda beni bekleyen başka bir çağrı olduğunu fark ettim. Bundan 8 yıl önce 2010 yılında, kurumsal hayattan (sistemden) çıkarak kendi bilinmez yolculuğuma da ‘start’ vermiş oldum. 

Bana delisin dediler yerdiler, hayranlık ve korku ile karışık çok cesursun dediler. Gerçekte ben kendime ne deli ne de cesur geliyordum. Ben sadece içimde yapmak zorunda olduğum hissettiğim şeyi yapıyordum, kendimi transatlantik bir gemiden okyanusun derin sularına bıraktım. Filikasız…Fakat bu bambaşka bir hikaye, hızlı ileri sarıyorum ve bizler o dönem bir avuç insandık koçluk araçları ile Türkiye’de bireysel ve liderlik gelişiminde yeni bir dönem başlatan. Koçluğa gönül vermiş olmakla beraber  zaman içinde edindiğim koçluk tecrübem, aldığım tamamlayıcı diğer profesyonel eğitimler ve benim verdiğim eğitimler, dahil olduğum gruplar içimdeki boşluğu doldurmaya yetmedi.

Photo 15.05.2018 19 53 12

Bu döneme rastlayan rahim bölgemde yaşadığım bir sorun beni içimdeki kadına derinlemesine bakmaya zorladı ve gerçek dişiyi içimde bulmamı sağlayan manevi öğretmenim Sukhvinder Sircar ile tanışmama vesile oldu. Kadin pişesinde hiç girmediğim, varlığından haberdar olmadığım psişik arazilere soktu beni. Ardından disi ve eril bilinci, rahim gücünün şifasını, ataerkil sistemin kadınları ve erkekleri öz evlerinden koparan program hiyerarsik güç, sevgi-korku, değersizlik-üstünlük, zalim-kurban odaklı bilinçdışı tasarımını idrak etmemi sağlayan yeni bir yolculuk başladı. Yaklaşık 5000 yıl önce toprağa gömdüğümüz dişil prensipleri aradığım ve halen gün yüzüne çıkarmaya çalıştığım arkeolojik bir kazı oldu bu bende. 

Dişi bilinci zihnen anlayamayız, istediğiniz kadar okuyun, konuşmacıları dinleyin, eğitimler alın, mental olarak dişiyi anlamanız yetmez, onu içinizde, kalbinizde derinden ‘hissetmeniz’ etmeniz gerekir. Bunun nedeni eril zihin kazı yapılan alana-bedene girmek istemez, dişi bedeni ise kazıdıkça unutulmuş gerçeklere ve hazinelere ulaşırsınız. Beden hislerin, sezgilerin ve yaratıcı ilhamların yatağıdır. Duygu dünyasını zayıf gören kolektif kadın bilinçdışını aşıp onu tum duyularınızla yaşamanız gerekir. Bu bir süreç elbette ki, bazen uzun bazen daha kısa sürebilen..

Benim de kendi sürecimde, o yıllar ilahi dişinin bilincine uyumlanmak hayatımda, benliğimde, doğru bildiklerimde, inandıklarımda bir dizi kasırgaya neden olsa da sonrasinda güneş yeniden belirdi ve bir gün gözlerimi Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm Programlarımın doğumuna gözümü açtım.

29186635_10155339794370060_3277554483483115520_n
Disi Bilgelik Inzivasi, Salihli-Manisa, Artemis Tapinagi, 2018

Kurumsal hayatın erilleştirdiği, kadını içten içe tüketen ve bir bakıma hiyerarşik güç ile güçlendirirken zayıf düşürdüğü, ataerkil düzenin ruh evlerinden uzaklaştırdığı kadınları tanıyan tarafım ile derin kadınsı doğama açılan bu yeni dişil benliğim birleşip pek çok kadının yolunda  öğretici, yol gösterici bir fener olmaya başladı. 

Dişi Bilgeliğe Yolculuk programlarım, düzenlediğim inzivalar, bireysel/kurumsal terapi ve koçluk görüşmelerim, vermiş olduğum kurumsal kadın liderlik eğitimlerim ile 2014 yılından itibaren birbirinden farklı mesleklerde, konumlarda, yaşlarda ve koşullarda bir çok kadının derin benliklerini görme, onlara dokunma, kırılganlıklarını paylaşma, güçlendirme ve destekleme fırsatları edindim. Bu programlarım vasıtasıyla, gün geçtikçe büyüyen hatırı sayılır sayıda, dişi bilincin idrakinda çok değerli bir kadın grubu oluştu yıllar içinde. 

_mg_7405
Dişi Bilgeliğe Yolculuk 2 Kış Inzivası, Şile

Bu kadınlar artık yükselişe geçen yeni dünya paradigmasinda ilahi dişinin değerlerini yayacak yeni kadınlığın gönüllü elçileri oldular. Onlar öğretilmiş kadınlığın içinde “ataerkil dişinin” sağlıksız inançlarını taşıyan kadınlardan farklı olarak yeni kadınlığın öncüleridir. Bu kadınlar yolculukları boyunca ataerkil dişiye teslim ettikleri gücü geri alarak ortaya yavaş yavaş çıkmaya başlayan yeni ve saglıklı maskulenin de yolunu açacaklarını öğrendiler.

Özel hayatlarına, ilişkilerine, çalışma ortamlarına, iş yapış sistemlerine bu yeni bilinci mümkün olduğunca taşıdılar, uyguladılar. Ataerkil dişinin kol gezdiği kadın dernekleri, platformları veya oluşumlarında (üzülerek) bir pazarlama aracı gibi kullanılan popülerleşen ‘kız kardeşlik’ kelimesini ‘gelişi güzel‘ kullanamayacaklarını ve her daim kendilerine, kalplerine, çevrelerine dürüst ve gerçek olmayı görev bildiler.

Photo 1.02.2018 23 05 40
Bir Disi Bilgeler Bulusmamiz [Fotograf; Cigdem Tatlisert]
HTWF4376
Sukhvinder Sircar ile Kutsal Ask Inzivasi, Fethiye, 2018

Korkusuzca, samimi gerçeğinizi yaşadığınız ve kendinizin önünde cesaretle durduğunuz bir hayatın, mesleğin, konumun, ilişkilerin anahtarı ataerkil dişinin tahrip ettiği benliklerinizi bu binlerce yıllık programdan arındırmaktan ve ilahi dişinin değerlerine zihnin yanında bedenen de kendinizi açmaktan geçiyor. Ancak bunun sonucunda çevrenizdeki bozulmuş ataerkil eril yansımalar buharlaşmaya başlar ve siz içinizdeki maskülen ile sizi koruyan, eleştirmeyen, baskı kurmayan aksine onurlandıran, cesaretlendiren ve en önemlisi samimi bir bağ kuran hiç bilmediğiniz yönü-nüz ile tanışabilirsiniz.

Ben ilahi dişinin bir elçisi olarak kadınları yürekli, cesaretli, duygu dolu, yaratıcı ve sevgi dolu öz benliklerine kavuşmaları yönünde destekliyorum. ‘İçsel güç, öz değer, anne yarası-kayıp iç çocuk, hislerle ve bedenle derinden temas, sınırlar, yaratıcı benlik, öz güven’ benim odaklandığım, bir kadının erginlik sürecinde önemsediğim ve üzerine çalıştığım alanlar. Kadınlara güvenli, samimi, bilinçlendirici, güçlendirici, iyileştirici ve dönüştürücü kutsal dişil alanlar açıyor ruh/beden/zihin üçgenini besleyen  terapötik somatik araçlar ile dişil kutsallığı birleştiriyorum.

Bir anlamda yol gösterici bir öğretmen, yerine göre şifacı bir rehber, ataerkil sertifikaların verdiği unvanları sevenler içinse profesyonel eğitmen-koç ve travma terapistiyim.

Photo 11-11-2017, 14 05 49 (13).jpg

 

2008 yılından beri süregelen hayat yolumda dönüm noktalarımdan ilki 2013’te Hintli mentorum Sukhvinder Sircar ile kesişen yolumdur. Onunla derinleşen kadın odaklı çalışmalarımda ikinci dönüm noktam 2016 yılında Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının yazarı psiko-analist Dr. Clarissa P.Estes ile tanışmak oldu. Bizzat verdiği uygulayıcı eğitimine katılarak ‘Handless Maiden-Elsiz Kız’ masalının sertifikalı kolaylaştırıcı-eğitmeni olmaya hak kazandım. Üçüncü dönüm noktam ise 2017’den beri devam ettiğim Peter Levin’in kurucusu olduğu Somatic Experiencing Trauma Institute’un somatik travma terapisi uygulayıcı eğitimleri ile dişi bilgeliğin birleştiği kadın çalışmalarım oldu. Ben buna beden hafızamız ile rahim bilgeliğimizin birleştiği ‘süper güç’ diyorum. Bireysel seanslarımda hâlihazırda bunu uyguluyorum ve yakın gelecekte bunu programlarımda odak noktası yaptığım grup çalışmalarım da olacak.

Önümüzdeki tarihlerde düzenli olarak aylık veya 2 haftalık dişi bilgelik paylaşım bültenlerine başlayacağım. Bu bültenlerin içerikleri mesaj niteliğinde olacağından blog içeriği için uygun olmayacak. Bu mesajlar kadınlara yönelik anlık gelişebilen ve daha rafine yardımcı hap mesajlardan oluşacak. Konu bazlı yazılarımı ise burada yayınlamaya devam edeceğim. Bu bültenlerin bir üyesi olmak isterseniz e-mailinizi www.bilgeinal.com web sayfama girip ‘kayıt ol’ kutusuna mailinizi bırakmanız yeterli. Düzenlediğim grup dönüşüm çalışmalarını da ilk orada duyuruyorum.

Umuyorum ve diliyorum ki bir gün yollarımız bu alanlarımın birinde kesişsin,

Kalpten selamlarımla,

Bilge Inal 

 

IMG_2862

Mini Not: Bu yaziyi hazirlarken es zamanli olarak ‘Ilahi Disi Geri Donuyor’ baslikli dosya konusunda goruslerimi paylastigim Pozitif Dergisi’nin Ekim sayisi baskidan cikti. Okumanizi oneriyorum. Daha kapsamli olarak sene basinda yayinladigim ayni konunun arsiv yazimi da linkine buradan ulasabilirsiniz.  
Advertisements
Tüm Yazılar

2018 ‘Kutsal Dişi’nin Yılı

2012 yili idi, gezegende yeni bir döngüye gecis yapacagimiz Maya takvimi üzerinden konuşuluyordu, hatırlayacaksınız 21 Aralik 2012 gününü. Yurdumun insani Izmir’in Sirince ilçesine bile kamp kurmuştu. Perdenin ardinda olan neydi aslinda? Bilinmeyenin bildigimizi sandigimiz bilinen kismi ile yaklasik 5000 yıldır, daha bile fazla bir zamandir ataerkil düzenin ve enerjinin içinde baskilanan, ikinci plana konan, zayif gorulen, yok sayilan, her anlamda tecavuze uğrayan ‘Kutsal (ilahi) Dişi’ enerji dönüş yapmıştı, insanlığın kalbine girmek, ona hakiki kendini, öz olanı hatırlatmak için. Ona ayrılığın olmadığını, güç savaşını, hırsı, sevgisizliği, değersizliği, maskeleri, robotiklesen hislerini, yasam biçimlerini, yetersizlik duygularını, kurban bilincini, açgözlülüğünü, kalpsizliğini, sahteliğini, kibrini, intikamı, kan dökmeyi bırakıp tek gerçeğin sevgi, şefkat ve birlik olduğunu kalbinde hatırlaması, dahasi ‘ruhunu’, ‘özgünlüğünü’ hatırlaması için.

Bu seferki gelişi ‘Denge’ içindi. Insan-oğlunun kalbinde ilahi dişiye aşk ile yer açması, insan-kızının da rahminde eril olana hürmet ile yer vermesi için. Artik biri bir diğerinin ne önünde ne arkasında ne de aşağısında olacaktı. Her biri bir ağaç gibi yan yana, hür ve sevgi ile durabildiğinde, insanlığın gelişimi bu kezyaratıcı ruhudışarıda bırakmadan evrilmeye, ilerlemeye devam edecekti. Yapılan her işe, her söze, kurulan her yapıya ruh üfleyecekti. Ataerkil düzende ‘ruh’ unutuldu. Simdi ise evrimde geldiğimiz noktada, insanliğin kolektif ‘ruh’unun katilisini deneyimliyoruz yaşamlarımızda. Giderek artan bir uyanış, katılım ve katkı ile..

2018 senesindeyiz artik. ‘Ruhu’-muzu hatırlayışa hizmet edecek kadınları ve erkekleri derin uykularından gerçeğe uyandıran ilahi dişinin her yerde, her yapıda, her olayda fazlasıyla görünür olacağı ikinci faza geçtik.

Bunun anlamı; kutsal dişinin uyandırdığı birliğe yürüyen bu kadın ve erkeklerin bulundukları platformlarda onun dilini saklanmadan konuşacakları, onu artık görünür bir şekilde kendi özgünlüğünde giyinerek insan ırkına örnek olacakları, sevgiyi, birliği, dirliği alenen öğretecekleri bir dönem başladı.

‘Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için once yanmak gerekir’ Mevlana

Mum olmak için yananların ışıklarını çok net seçeceğimiz, göreceğimiz ve bir başkasının mumu ile aydınlanmayı bırakıp kendi ışığımız ile aydınlanacağımız bir donem bu. Artık resmen kendimiz-in oluyoruz. Artık eve dönüyoruz. Gecen yıl bu ikinci evre ile ilgili bir yazi yazmistim, dileyenleriniz göz atabilirsiniz. (Bkz. Bugünde Yasayan Geleceğin Kadin ve Erkeklerine).

Kutsal Dişi’nin Çağrısı Çok Uzaklardan Geldi

1514599372332

Kutsal Disi’nin cagrisini alan başta biz kadınlar ve son yıllarda dişiyi onurlandıran sayıları hızla artan bilinçli erkekler buluştuk onunla. Bu çağrı çok derinden gelen bir çağrı idi, öteden, anlam veremediğimiz bilmediğimiz çok uzak bir yerden, içeriden bir yerlerden..Artık bize biçilen rollerle, alışkanlıklarımızla, ogrenmisliklerimizle, kimliğimizle var olamayacağımızı içten ice bize fısıldayan bir çağrı idi. Başka seçeneğimiz yoktu. ‘Eve dönüş’ için yola çıkmak zorundaydık. Yola koyulduk. Her birimiz kendi yolumuza. Ayrı sandığımız aynı yollarımıza. Öz’e..

Biz, Kutsal Disi’nin içimizde uğuldayan çağrısında onun insana kendi şarkisini hatırlatan, iyileştiren, dinlendiren, melodiler mırıldatan kadifemsi rüzgârını hissettik, bazen şiddetli fırtınalarında savrulduk, dağıldık yeniden buluşabilmek için, kendimizi bulabilmek için, kalplerimizi birbirimize saklanmadan, utanmadan açmayı öğrendik, el ele tutuştuk ‘Bir’ olmayı, ‘Biz’ olmayı hatırladık. Ayakları toprakta, sağlam ve gerçeğin meşalesini taşıyan ilahi dişinin ışığında karanlık köşelerimizde sakladığımız, saklandığımız golgelerimizle, kadim yaralarımızla, kişisel ve atasal tarihimizle yüzleştik. Kutsal Dişi, karanlıkta gizlenen hakikatin ortaya çıkması için eski yapıyı yıkmaktan hic sakınmazdı, sakınmadı da. 

Onun açtığı alanlarda birbirimiz ile açıklıkla konuştuk, yeri geldi birbirimize omuz verdik, yeri geldi birbirimizi yüreklendirdik, yeri geldi gözyaşlarımızı paylaştık, yeri geldi rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Her tur duygumuzu suçlu aramadan dillendirmeyi öğrendik. Gözyaşlarımızın ve incinebilir duygularımızın bir zayıflık, bir utanç olmadığını öğrendik. Onlara sahip ciktik. Biz, kendimize sahip ciktik. Belki de ilk kez hic olmadığı kadar yürekten.

Birbirimizi değiştirme, düzeltme, tamir etme veya tavsiye çabasına girmeden olduğu gibi gönülden duyabilmeyi öğrendik. Birbirimizi, sorunlarımızı analiz ederek doğramadık. Once gerçekten hissedilenlere yer açtık, sonra çözüme gittik. 

Bir diğerine alan tuttuk, yargisizligi meclis konuşması yapmak yerine yargisizligi pratik ettik. Ruhumuzun derinlerinde tuttuğumuz ruh armağanlarımızı keşfettik. Bu aktive olan ilahi armağanlarımızı paylaşmayı gorev bildik. Hızın bizi çoraklaştırıp, kuruttuğunu keşfettik, yavaşlarsak da çiçek açabileceğimizi. Kız kardeşlerimizi, erkek kardeşlerimizi bulduk. Ruh ailemizi bulduk.

Toprak Ana ile köklerimizin bir olduğunu, kiz kardeşliğimizin bu derin köklerde saklı olduğunu fark ettik. Kadını kadına karşı koymanın, bize yapılmış en büyük haksızlık ve hatta düşmanlık olduğunu anladık, bunun, bizi birlesen gücümüzden alıkoyduğunu fark ettik. Bizim birleşen sesimiz ve gücümüz dağları yerinden oynatırdı.

Kadının kendi ile barışması demek, diğer kadınlarla barışması demekti. Baris dolu kadınlar demek, barış dolu erkekler demekti, barış dolu ilişkiler ve çocuklar, barış dolu nesiller demekti. Fakat once disil olan iyileşmeli, yolu erilin iyileşmesi için acmaliydi. Çünkü ilahi dişi ilahi erilin özüne doğumunda onun hem annesi hem ebesi hem de onun ilahi esi idi. O, tum evrende bütünlük için vardı. 

alex-blajan-100514-1024x705

Rahimlerimizin kutsal bir alan oldugunu hatirladik. Onu, ilahi bir tapınak gibi saygı ile onurlandırmayı öğrendik. Rahimlerimiz sadece bebeklerimizi büyüten, besleyen, doğuran bir ‘organ’ olmaktan ote, hayallerimize de gebe kalabilen, yaratmak istediğimiz hayatlari karanlığında bilgelikle besleyen, büyüten ve doğuran saf bir ‘enerji portali’ idi. Kadınların rahmi kutsaldi ve erilin basit bir cinsellik ile değil saygı, sevgi ve onurlandirma ile girisi hak ediyordu.

Kadının adet döneminin en gizemli, en yaratıcı, en ruhsal donemi olduğunu, bu muazzam dönemini gizleyerek, utanç duyarak veya onu ‘pis, kirli’ gibi terimlerle lekeleyerek yine sisteme gücünü verdiğini öğrendik. Kadının regl kani dönüştürücü, yaratıcı, mistik ve derinlerden gelen bilgeliği iletendi. 

 

03b540880c2547109213e080213fd1de
Artwork by Ravennadivina

 

Dişinin nüfuz ettiği yasam, lineer ve mantiksal (düz çizgi) algidan çıkıp çok boyutlu, derinlikli, dairesel bir algılayış sekline geçiş yapmak demekti. Hayatin doğal dokusu içinde ortaya çıkan tum döngüleri kabul ve onları onurlandırarak yasamak idi. Tipki mevsimler gibi, gece ve gündüz gibi, hayat-olum-hayat, uretmek-dinlenmek-uretmek, yaratmak-tahrip etmek-yeniden yaratmak gibi..Bunların hayatin içinde birbirine geçişlerini bilgelikle karşılayıp, teslimiyet ile kalabilmekti. 

Sonra, erilin dişiye olan derin guvensizliginin altında kendi içinde ki, soylar boyu aktarılan manipülatör dişinin varlığına, dişinin erile olan derin öfkesinin altında yine kendi içinde ki harap olmus, hadım edilmiş bir erilin varlığına şahit olduk. Ataerkil düzenin içinde sağlıksız dişinin (ilahi özünü kaybetmiş dişi enerji) asırlarca kendini sağlıksız erilin (ilahi özünü kaybetmiş eril enerji) şiddet ve bozgunundan korumak icin onu, manipüle etmeyi öğrendiğini gördük. Kendi öz gücünü unutan dişinin kabul, onay, sevgi ve değer görmek için eril gücün üzerinden kendine sağlıksız bir güç aktardığını anladık. 

Asırlardır olan şuydu; kadın kendi gücünü unutmuştu, erkek de derinden sevebilme yetisini. İkisi de kayıp olanı birbirlerinde arıyordu. Kadin sevgiyi erkekte ararken gücünü veriyordu; Erkek ise ibresi sadece yukarıyı gösteren ataerkil güce yatırım yaptıkça sevmeyi unutuyordu. Donuyordu. Hissen, kalben, bedenen. Kutsal Dişi, erili de ilahi özüne uyandırmak için geri dönmüştü. Bu artık bir güç oyunu değildi. Oyun bozuldu. 

 

Ataerkil Eril 

Ataerkil düzenin bozguna uğramış sağlıksız erili ise asırlarca dişiyi duygusal, kirilgan, zayıf ve hatta kendinden aşağı, işe yaramaz, sadece çocuk doğurmaya yarayan bir meta olarak görmüş, bu sartlandirmalarla büyütülmüştü. Paşaydi o, padişahtı, şahların kralıydı, güç ondaydi, oncelikliydi, hem aile icinde hem de toplumda. El ustunde tutuluyordu. 

Eril, ataerkilin erkek koşullanmaları neticesinde en kırılgan duygularını saklamak zorunda kaldı. Yetersizlik korkularını, incinebilir kalbini kabaran omuzları, eril gururundan egilemeyen başı, sert, donuk bakışlari ve kalp bölgesinden kopuk, hissiz, cansiz, ezbere ve analizci konuşmalar ile kapamayi öğrenmişti. Ataerkil sartlandirmalardan, ‘güçlü ve duygularını belli etmeyen erkek olma’ baskısı onun en ağır ve belki de en acımasız yüklerinden biri oldu. O, eski dünyada savaşarak var olmayı öğrenmişti, simdi ise rekabet ederek, yarışarak, üstün gelerek ve gerçek duygularını saklayarak var olacağını sanıyordu. Onun duyguları bu arenada yok sayılıyor, sadece akıl, analiz, basari ve zihinsel çözüm ile eş değer görülüyordu.

O ise duygu dünyasını, korkularını, hassasiyetlerini, sevgi arayisini ve ihtiyacını gizleyerek yaşamayı öğrendi. Bu duygu ve ihtiyaçlarla başa edemeyenler ise madde ve alkol bağımlılığı, sözel, fiziksel, duygusal şiddet, hissizlik, aşırı zihinde olma, güçlü olma takıntısı, istikrarsızlıkla kendilerini ve sevdikleri için yaşamı yeşertmek yerine yaşamı kısırlaştıran yikici yönden deneyimlediler. 

Dışarıdaki dişi erkeğin içsel dişi bilincinin temsiliydi, dışarıdaki eril ise kadının içsel eril bilincinin temsiliydi. 

 

Kutsal Dişi, kadinlara ozunde yaratici bir tanrica oldugunu, erkeklere de ozunde derin sevgi ve merhamet sahibi kudretli bir kral olduklarını hatirlatmaya geldi.

Bu, kadın veya erkek oluşumuzdan, cinsiyetlerden bagimsiz bir mesele. Bu, once kendi iç sistemimizde sonra dünya üzerindeki tüm sistemlerde ve yapılarda; eril ve dişi bilincin eski ve saglıksız şartlandırmalardan, değerlerinden, ogretilmisliklerden, kosullandirmalardan, ataerkil aile-ata ve kültürel inanclardan arınma meselesidir. 

Bu, insan-oğlu ve insan-kızını ilahi INSAN vasfına dönüştürme meselesidir. Bu, birlik olmanın, ele ele vererek yapıcı, yaratıcı ve sevecen toplumlar, anneler, babalar, çocuklar yaratma meselesidir. 

 

img_9332.png

 

Artık içine girdiğimiz sene Kutsal Dişi enerjisinin bedenimizde, psisemizde, ilişkilerimizde, hayat stillerimizde, kısaca tum yaşam alanlarımızda her yerimizi görünür bir sekilde saracağı bir sene olma özelliği taşıyor.

Ilahi Dişi enerjisinin insanlığı nasıl etkileyeceğine dair pek cok kaynak yazı var. Bu yazilar bugun cikmadi, onlar uzun zamandir bizimle. Kanallıklar, içsel ongörüler, sezgisel bilişler..Bu seneye ozgu içlerinden bir tane kanal yaziyi enerjinin etkisinin nasil olacagi ile ilgili berrak ve açıklayıcı buldum. Bu yazıyı kaleme almama da ilham oldu. Amacım burada 2018 senesinin genel bir enerji raporunu vermek olmadığı icin Kutsal Dişi bilincini biraz daha anlamanıza, anlamlandırmanıza olanak sağlamak adına bu kanalligin bir bölümünü anlam kaybı yaratmamaya ozen göstererek elimden geldiğince çevirdim. Arzu edenleriniz yazının sonunda orijinal linkine ulaşıp tam metni okuyabilir. Burada benim çevirim bir kismidir. 

 

2017 İki Adım Geri, 2018 Bin Adım İleri ~ Şefkati ve Birliği Kucaklamak

2017 yazında ekilen kutsal dişinin tohumları 2018’de çiçek açacak ve dikkatlerimizi çekecek. Kutsal dişi enerjisi ile gelen bu güç tarihimizde benzeri olmayan bir güç. Bu derece feminen enerjinin geldiği en yakın zaman 50’li yılların sonları idi ve bunu 60’li yıllarda yaşanan gelişmeler takip etti. Bu sene ilahi dişi kendini her bir canlı varlığın kalbinde, zihninde ve deneyiminde kendini fazlasıyla hissettirecek. 2018’de, kutsal dişi enerjisi herkesin kendi içinde, diğerlerinde ve çevresinde dişiyi nasıl kucaklayacağını, onurlandıracağını ve saygı duyacağını öğrenmesini sağlayacak. Buna direnç gösteren veya kasitli olarak direnenleri, onu kucaklayana, onurlandırana ve saygı duyana kadar çeşitli şekillerde zorlamaya devam edecek.

Kutsal Dişi genellikle yumuşak ve nazik bir oluş hali ile ilişkilendirilir, ancak bu sadece onu temsil eden niteliklerin yalnızca ufak bir yönüdür. Bu yıl, bilincimize doğru yol alan ilahi dişi enerjisi, adalet ve özgürlük isteyen hayatin her alanında daha cesur, yüksek sesli ve hic olmadığı kadar güçlü olacak.

İnsan zihninin 2018’in enerjileri ile en iyi şekilde ilişkilendirilebileceği fikri “Artık Yeter” kavramıdır. Bu kavram, yeni yılın enerjisidir. ‘Artık Yeter’ dediğimiz her alanda bununla ilgili bir şeyler yapılacak. 2018,  2012’de başlayan pek çok fikrin yeni çağ başlangıcı gibi kendini hissettirecek. Rüzgârların yönü değişti ve ana yapılar, başlangıçta olduğu gibi dünyada her şeyin çekirdek temelini oluşturan ilahi dişiyi temel yapı yapmak için yeniden kablolandı.

Kadın ya da erkek olun, bu önemli değil.  Kendinize ve diğerlerine kutsal dişiyi kucaklamak, onurlandırmak ve saygi göstermek için tam izin verin. Bu size çeşitli şekillerde fazlasıyla geri yansıyacaktır.

Kutsal Dişi enerjisi ile bağlantı kurmanıza ve uyum sağlamanıza yardımcı olacak diğer başlıca özellikleri;

  • Bütünlük,  
  • Her şeye saygı,
  • Şeffaflık,
  • İyilik, diğerlerine nazik olma,
  • Şefkat,
  • Merhamet,
  • Koşulsuz sevgi (kendin ve tum yaşam için),
  • Çocuksu merak,
  • Adalet,
  • Tarafsızlık,
  • Karma bilinci (ektiğini biçme farkındalığı),
  • Yaratıcılık,
  • Özgürlük (eski yapılara ve koşullara bağlıligin bitmesi, tum suçluluk ve utanç duygularından arınma),
  • Doğanın ve insanın kutsal geometrisi,
  • Maneviyat, ruhsallık (korku tabanlı programlama  veya ataerkil inanç ve yapılardan arındırılmış bir ruhsallık), 
  • Tevazu, alçak gönüllülük,
  • Görünmeyen dünyaya inançtan gelen güç,
  • Ruh merkezli güzellik,
  • Topluluk,
  • Dostluk,
  • Romantizm, 
  • Samimiyet, 
  • Kırılganlık, 
  • Bütünsel şifa ve esenlik, 
  • Alicilik (görünmeyenden görünen alana tezahür), 
  • Sezgisellik,
  • Genişleme, 
  • Değişim, dönüşüm,
  • İzin verme (kontrol etmek yerine),
  • Kolaylık, rahatlık,
  • Akış,
  • Olma Hali (Yapma hali yerine),
  • Soyutluk (somutluk yerine),

2018’de, Kutsal Dişi enerjisini tam olarak kucaklayan, onurlandıran ve saygı duyan daha çok kadin ve erkeği hizmet ettikleri rol ve platformlarda,  lider pozisyonlarda göreceğiz. Bu yerel topluluklarda, işletmelerde ve küresel büyüklükte olan yerlerde de olabilecek. Dünyadaki birçok ses; birlik, şefkat ve iyileşmenin önemine ışık tutacak. Geçmişte sessizleştirilmiş bu ve benzeri sesler, sahnede merkezlerini almaya devam edecekler ve seçkin bir azınlığa değil, herkese fayda sağlayan daha kalp merkezli bir dünyayı başlatmaya yardım edecekler. 2018 ve ötesinde bencillik, kontrol, cehalet ve hırs gibi haller kolektifte (bir çok kişiyi içine alan, ortak alan) hayatta kalmanın zorluğunu deneyimleyecekler. İlahi Disi, bu nitelikleri insanlığın kalbinden (benim ek notum: kadınların rahminden) ve zihninden arındıracak. 

Sevgi, iyilik ve şefkati ne kadar çok seçersek bu sureci o kadar kolay geçireceğiz. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.

Duygularımız bir kere yaratıcı ve iyileştirici şekilde ifade edildiğinde, onlar beden hafızamızdan arınırlar ve bizler bu yolla kendimiz ile rahat ederiz. Hastalıklar, kendi bedenimizin içinde rahat olmadığımızda, vücudumuzda stresi tuttuğumuzda ortaya çıkarlar. Kendimizle rahat olabilmenin yolu kendi hızımıza hizalanmak, sürekli seklide acele etmemek ve bedenimizin ihtiyaçlari ile sezgilerimizi dinleyerek mümkündür. Bu yıl ayni zamanda korku ve ayrimciligi teşvik eden tum küresel olaylara olan bağlanma ihtiyacımızdan da özgürleşeceğimiz bir yıl. 

Bu yeni yılda Kutsal Dişi ile bağlantımız devam ettikçe, kendimizin giderek güçlenen ve özgürleştiren yönlerimizi keşfedeceğiz ve bunlara izin vereceğiz. İlahi Dişi bizleri,  bütün olmaya, hafif olmaya, içsel bilişe ve olasiliğinin mümkün olduğunu tasavvur bile edemeyeceğimiz bir yaşamın tum yönleri ile bağlantıda olmaya çağırıyor.

Emmanuel Dagher

*Yazının tam İngilizce metnini okumak isteyenleriniz için linkin bağlantısı burada.

d34.2017.08.31.-A-SACRED-CIRCLE-OF-MEN-AND-WOMENCCG-

Bu listeye benim ekleyeceklerim ise sunlar;

  • Yargısız,
  • Bağımsız,
  • Açık 
  • Bütünü, buyuk resmi gozeten
  • Sade fakat isiltili
  • Zarif, yumusak,
  • Affedici,
  • Dinleyici,
  • Hisseden,
  • Besleyici,
  • Tazeleyici, bakim veren
  • Canlı,
  • Hafif, 
  • Şifacı 
  • Dönüştürücü 
  • Toprak 
  • Beden, duyumsamalar
  • Duygular, hisler, sezgiler, içgüdüler, rüyalar
  • Sezgilere güven
  • Yasam enerjisi, coşku, içeriden gelen otantik neşe
  • Hayattan zevk alma
  • Haz
  • Yaratıcılık 
  • Icsel Guc
  • Ozgurce seven ve sevilen, bagimli degil bağlı 
  • İnsanlarla, tum canlılarla ve yaşamın her yönü ile bağlantılık hissi – İlişki kuran
  • Teslim
  • Derin, ice donuk
  • Bilinçaltı, karanlık, rahim 
  • Alcakgonullu
  • Renkli, rahat, genis
  • Muzik, siir, resim, edebiyat ~ sanat
  • Izin veren, kisitsiz, ozgur, limitsiz 
  • Durgun, dingin
  • Coskun, fırtınalı
  • Yarattığını yıkan, yeniden yaratan
  • Zaman yapısı: Döngüsel
  • Gerçekçi, gerçekleri konuşan, ifade eden
  • İllüzyonun ardını – hakiki olanı- gören
  • Deneyimsel 
  • Su gibi akışkan, suyun kendisi, akış 
  • Kendine ozgu, otantik
  • Kendi merkezinde 
  • Simdi, an’da 

Depositphotos_36560505_web.jpg

Zamane Etkileri..

Orta ve uzun vadede kendimizde ve cevremizde, sistemsel yapilarda gozlemleyecegimiz, deneyimlemeye basladiklarimiz, artan bir devamlilik ile hal edeceklerimiz..

  • Disinin erilin kudretine, yeterliliğine güveni, teslimiyeti, hürmeti. 
  • Erilin dişinin bilgeliğine, yaratıcı özüne teslimiyeti, hürmeti. 
  • Hırpalayan, hırpalatan, eleştirel ve yikici olan ‘mükemmeliyetçilik’ kodlarından arınma. Bu tip bir mükemmeliyetçiliği bozulmuş dişinin bir özelliği olarak sıklıkla görüyoruz. 
  • Kadının erkekle, kadının kadınla, erkeğin erkekle; birbirlerine yönelik güç oyunlarının bitişi, yerine ortak Güç ile yeni bir beraberlik modelini başlatmaları. İşbirliği, paylaşım, sevgi, saygı, bütüne katki veren ortak yaratım. 
  • Güç taniminin tum sistemlerde değişimi-donusumu. Gücün sagliksiz eril ortaklığının bitişi. Büyüyen rakamlar, daha büyük boyut ve ebatlar ile ilişkilendirilmesinin (genişleyen koltuklar, şişen hesaplar, yukselen rütbeler, genisleyen ev ve arabalar vb.) sonu. Yerine alçakgönüllü bir gücün – içsel gücün – yerleşmesi. Yine sadelik. Otantiklik. Gerçeklik. (Gücün doğasını anlattığım yazım. Bkz. Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası )
  • Ataerkil enerjinin belkemiği ‘rekabet’ enerjisinden arınma. Doğada hic bir canlı birbiri ile yarışmıyor, rekabet etmiyor, birbirini kıyaslamıyor, kıskanmıyor. Bu bilgeliğin içimizin derinlerinde yeniden uyanışı. 
  • Kazan-kazan sağlayan is yapış biçimlerinin yaygınlaşması, bir diğerini ezerek, aşağı çekerek, manipüle ederek temellenen is modellerinin, ilişkilerin, partnerliklerin bitişi. 
  • Statü ve prestije verilen önemin düşüşü. Otantik ve gerçek olana, insanlara, hikayelere, özgün üretime yönelimin artisi. 
  • Varlık seviyesinde eşitliği hiçe sayan tepeden aşağı bakan hiyerarşik sistemlerden ve yapılardan arınma. Eşitlik ve çeşitliliğin gerçek anlamda onurlandırılması. 
  • Basari odaklılık yerine butune faydaya geçiş. Burada insanin kendine soracagi en guzel soru, basarisiz oldugunda sen kimsin? Basarisizlik riskine ragmen kendi gercegini yasayabilecek misin? Konu su ki,  kiside eger basari cok baskin bir degerse, is ruh bazli bir yasam yaratirken, bu onun bir engeli ve golgesi haline gelebiliyor. 
  • Tek adamciligin (otoriter- aktif veya pasif baskıcı – tiran enerjisi) bitişi, onun yerine liderler yaratan liderliğin yaygınlaşması. 
  • Özellikle metropollerde bireysel yaşamların çoğul ve sade yaşamlara dönüşü.
  • Kadınların fiziksel görünümleri ile barış sağlamaları. Özgün ve sade güzelliğin yükselişi. Eril beğeniye hitap eden estetik çözümlerde, moda sektöründe, medyada mecburi degisimin olması. 
  • Toprak Ana (İlahi Ana) ile kadınların rahimden iletişimlerinin uyanışı ve bu ilişkinin derinleşmesi. 
  • Normal ve doğal doğum bilincinde artış. Bebeğin dünyaya geliş sekline, dogum hadisesine tam bir kutsallıkla ile yaklaşımın yukselisi. 
  • Ataerkil kodlamanın urunu ‘erkeklik baskısı’ ile toplumda içsel olarak yalnızlaşan erkeklerin bu baskıdan arınmaya başlamalari. Gerçek duyguları ile temaslarının başlaması, duyguları ile bağlantı kurmalarını sağlayacak yol, yöntem ve rehber arayışlarının çoğalması.
  • Son olarak, duyguların gücünün anlaşılması. Duyguların onurlandirilmasi. (Bkz. Geçtiğimiz Dönem Üzerine ve Yükselen Hislerin Önemi

iyanla-vanzant-destroy-self-worth-3c7h

Bunları paylaşırken hatırlatmakta çok önemsediğim bir konu var, o da şu;

Dişi-eril veya feminen-maskulen, okuduğunuzda kelime olarak hemen bir cinsiyet ile iliskilendirmeyin lutfen. Insan ister istemez algi kodlamalarimiz yuzunden bunu yapiyor zihin görüntüsünde. Disiyi kadin, erili de erkek olarak aliyor. Halbuki bu iki enerji yapisini tum canlilarda buluruz. Varligimizin sol yani dişi, sag yani ise eril enerjimizi ve bu enerjinin sundugu bilinc ozelliklerini tasir. Evet, kadinlar genel olarak disi enerjisi daha yuksek varliklardir, erkekler ise erili daha yuksek fakat bu her zaman boyle olmayabilir. Bütün (İlahi) İnsan olma yolunda bizleri ic dengesizlige sevk eden de bu enerji yapilarinin kadinda ve erkekte yer degistirmis olmasi. Fakat bu baska bir yazinin konusu. 

Dişi ve eril enerjimiz-bilincimiz ile calismayi basit bir temelde anlamak istersek eger; enerjinin tasidigi ozellikleri derinden anlamak, onlari idrak etmek ve icimizde ‘hal’ etmek bize içsel geçitler sunar ve bilincimizi etkilerler. Böylece simyanın, içsel donuşumun kapilari acilir. Bilincin enerjiyi takip ettiği kadar, enerji de bilinci takip eder. Bilincinizde açılan bir farkindalik kapisi, bir bilinç sıçraması iç enerjinizi de dogallikla kendine hizalayacaktir. Ancak iç sistemimizde bu iki enerji (dişi -eril) dengesizlesmis, biri bir digerinin daha onune gecmis olabilir. Sagliksiz yani ilahi ozunu kaybetmis ozellikleri ile psisede fonksiyon gosteriyor olabilir ki bu cok muhtemel. Hatırlayalım, gemimizin adı ‘ataerkil gemi’. Bu geminin duzeni kadin-erkek ayrimi yapmaksizin kurallarini ve sartlarini yolcularının içsel sistemine derinden islemis durumda. Ve bu gemide tek bir kaptan var.  Zıtlığı, ikili doğa dualiteyi, ayrılık bilinci dumenini kontrol ediyor. Simdi yeni bir gemiye geçiyoruz, zıtlıkları Bir’leyebilecegimiz, eski geminin yapılarından ozgur olacağımız, sevginin gemisine. Bu gemide ise herkes kendinin kaptani. Bu gemide her yol sevgiye cikiyor. 

O nedenle enerjiyi direk bir cinsiyet ile birlestirmek gelisim yolunda bizlerin onunu acmak yerine tikayabilir. İlahi Dişi, iki cinsiyette de var olan bu iki zit enerjiyi insanın kendi icinde birleştirmek, dengelemek ve ayrılık bilincini sonlandırmak icin geri döndü. Onun geri dönüşü aynı zamanda, özünü kaybetmiş sagliksiz eril enerjinin de ilahi özüne uyanışına eşlik ediyor. Bunu başka bir yazimda yazacağım. İnsanlığın, enerjinin gittiği yön, bütünlük ve denge. İç enerjimizde bu denge ve bütünlüğe dişi ve eril enerjimizin (bilincimiz) dengesi ile ulaşabiliriz. Bu kutsal birleşmedir, bizi ilahi insan vasfina açan, bütün ve sevgide hissetmemize olanak veren. Bu denge ve birleşme için bilinçaltımızda ki dişi ve eril inançlarımızı, gölgelerimizde reddinde olduğumuz taraflarımıza, ebeveynlerimizle olan bağımlı ve kısıtlayıcı çocuk sevgimize derinlemesine çalışmamız gerekir. 

Duygularımız Olmadan Yaşamın Kutsallığını Hissedemeyiz

Yıl boyunca hatırımızda tutmamızın ve üzerine eğilmemizin hayrımıza olacağı, yukarıda ki metinde bahsi geçen bana gore en anahtar cümleyi cımbızlıyorum. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.’

Bu yil benliğinizin derinlerinde yükselen olumlu-olumsuz tum duygularınızın yüzeye çıkmasına izin verin. Siz kendinize alan tutun. Kalbinize duyurun. Gerekirse yardim alin. Hislerinizi ruhunuza pusula yapın. Bastırmayın, onlardan utanmayın, duygularınızın dilinin size söylemek istediklerini dinleyin. Duygularınızı, sezgilerinizi, kalbinizden geçenleri onurlandırın. 

2018 ve ötesi hayli derin ve dönüştürücü yıllar olma özelliği taşıyor. Kendinize bir iyilik yapın ve bu yaşamınızda, hayat kitabınızın bu ikinci ana bölümü için;

K E N D I N I ZI  S E C I N. 

Tüm sevgimle,

Bilge Inal  

 

 

 

Dişi Bilgelik Blog ~ Kutsal Dişi Bilincine İlişkin Kaynak Yazılarım

Kutsal dişi bilinci ile ilgili geçmiş yıllarda kaleme aldığım bazı yazılarımı ilgi duyanlarınız için kaynakça gibi derledim aşağıda.  Bu potpuri listeye her zaman dönebilirsiniz, bunlar zamansız yazılardır. 

 

Büyükanneler’den Anne Soyunun Temsilcileri Tüm Kadınlara Mesaj

Rahim Bilgeligi

Dengesiz Eril Bir Dünyada Bir Dişi Olarak Dogdunuz

Bazıları bana ‘Doğa’ der, bazıları ise ‘Doğa Ana’

Bayan mı, Kadın mı?

Büyük Tanrıçanın Rahmi

Yerkürenin Kızlarının Birleştiği Çemberler

Kutsal Kadına Uyanış

Dişi Bilgeliğin Yolu

Korkutulan Dişi Değil, Korkulan Dişinin Kendisidir

Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

Gurbetteki Kadın

Güç, İnsanlık, Kadın

Bugün’de Yasayan Geleceğin Kadın ve Erkeklerine

 

 

 

Dişi Bilgelik E-Bulten ve Duyurulardan oncelikli haberdar olmak icin : http://www.bilgeinal.com
Bilge İnal ile Online Bireysel Terapi Paketleri Hakkında Bilgi:  info@mitracoaching.com
Instagram: bilgeinall
Facebook: Dişi Bilgeliğe Yolculuk

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm Yazılar

Kutsal Kadına Uyanış

sacred-geometry-Tattoo-22-650x488

Ağustos ayında, Fethiye’de gerçekleşecek Dişi Bilgelik Kutsal Kadına Uyanış inzivasina hazırlanırken kendi yolculuğumda geçtiğim ve geçmekte olduğum evrelerim gözümün önünden bir bir geçiyor. Dişi bilgeliğin rehberliginde, kutsal kadını zihnimden kalbime indirmem ve sonunda tüm benligim ile sürece teslimiyetim, içsel setlerimle, derin yaralarımla, yaşama bilinçsizce yolladığım ‘hayır’ komutlarımla, katılaşmaya yüz tutmuş taraflarımla, gerçek ve doğru bildiğim temelsiz inançlarımla, ailesel, kültürel, coğrafi ve sistemsel koşullandığım her şeyimle bir bir karşilaşmami gerektirdi. Dişil bilince dair nelere yakın hissettiğim, nelerden uzak durduğum, inanç sistemimin, yetiştiriliş tarzımın gölgesinde neleri, kimleri, hangi halleri yargıladığım, kendi gölgelerime ışık tutmama yardımcı oldu. Yol bu, bitmez. Yürüdükçe uzar fakat konumuz bu değil, gelin biraz kutsallığımızı unuttuğumuz yerlere bakalım..

Kutsallık hem kadına hem de erkeğe ait hepimize ait bir öz değerdir. Bize özümüzün ışığında otantikliğimizi armağan eder, gerçek renklerimizle, katıksız, saf, gerçek benliğimizle yaşamımızı ve gerçek ilişkiler kurmamızı mümkün kılar. Kutsal Kadın ve Kutsal Erkek birer evrensel arketiptir ve biz doğum paketimizde onlarla birlikte doğarız. Doğru sandığımız gerçekler kadar derine gömülüdürler. Bu ‘doğru’ sanrılarımızı ne kadar inceler, eler ve tutunmayı bırakırsak otantik benliğimizde o kadar özgürleşiriz. Kutsal ilahi veçhelerimizi bilgelikle, bilinçle geri çağırmak, kutsallığımızı hatırlamak ve gerçek benliğimizi beden hafızamıza yeniden yazmak yaşam boyu sürecek içsel bir yolculuktur.

Kutsal Kadın, dişi bilgeliğe yolculuğumuzdur.

Kadınlar olarak beden hafızamıza kazınan ancak üst üste giyindigimiz psişik ve zihinsel zırhlardan ötürü birer buz kütlesine dönen Kutsal Kadın, hepimizin içinde, rahimlerimizde parlamaya hazır bir alev gibi yaşar.

Ataerkil düzenin içinde bireysel ve kolektif bilinçten aldığımız bin yıllık dişil yaralar, doğal ve otantik benliğimizi yaşamımızı engellemekle beraber, ailesel ve kültürel inançlardan ötürü de kendimizi gerçek dişi benliğimizden koparırırz. Fiziksel ve duygusal kapanma, duygularını saklama, güçlü görünme çabası, gerçeğini ifade edememe, utanç, suçluluk, şüphe dişinin ortak yaralı alanlarıdır. Altında bireysel etmenlerimizin de olduğu bu travmalar, yaratıcı dişil gücümüzün toplandığı bölge olan kalçalarımızdan; kendimizi, sevdiklerimizi, bebeklerimizi besledigimiz açık sevgi gücümüzün olduğu bölge olan memelerimizden psişik kopmamıza neden olur. Bedenlerimizde dışarıdan gözükmese de içeride hücresel olarak tükenmişizdir, dişil yakıt tanklarımız boşalmıştır, esnek ve sağlıklı hareket edebiliyor olsak dahi bu bölgelerimizde ‘donma’ vardır, bunun anlamı hissizliktir, cansızlıktır, katılaşmadır.

Bu yaraların ve inançların altını bilinçle kazıdıkça ve bilge bedenlerimizin yaralı şifacısını geri çağırdıkca sanki bunlar hiç bitmeyecekmiş gibi gelir, toprağın derinlerinde bekleyen o kutsal kadına, elmasa ulaşmak efor, sabır ve emek ister. Bir de bedende derinlemesine bir rahatlık..

Bir Arketip Olarak ‘Kutsal Kadın’

O, evrensel bir arketiptir. Arketipler sembollerdir. İçlerinde, sembolün değerlerini ve aydınlık/karanlık özelliklerinin bütünsel enerjisini taşır, arketipsel sembol idrak getirir, deneyimleyip bedenimizde hal etmemize yardımcı olur.

Kutsal Kadın arketipi, gerçek kendimizi dünyaya görünür kılmamızı bekleyen kadim bir semboldür. Rahimlerimizde yaşar.

Bizimle Bir’dir.

Orası, katıksız ‘kendi’ olduğumuz yerdir. Gerçeğimizdir. Kendimize sevgimizdir.

Kalbimize köklendiğimiz, bütün hisettiğimiz yerdir.

Gücümüzden korku veya rahatsızlık duymadığımız, gücün içinde bozulmuş dişinin sağlıksız, özelliklerini ayıkladığımız, saf gücümüzü bütünün iyiliğine kullandığımız, erilin varlığına, iradesine, bilincine ve kudretine hürmet gösterdiğimiz, onu incinebilir cesur sevgimizle sevdiğimiz, karşılıklı birbirimizi onurlandırdığımız yerdir.

Kutsal Kadın, kendi içinde Kutsal Erkeği de uyandırmış olandır.

O, dengedir. O tam’dır. O, bütün’dür.

Bu bütünlük ile kutsallığı giyinmiş olandır. Kutsal olanı tanıyan, onu ve canlı olan her şeyi koruyandır.

Şeyleri analiz, kategorize ve standardize etmeye alışkın ataerkil zihnin göz ardı ettiklerini görebilen, bütünü gözetendir. Hakikat ile evlidir. Kalbinin sesini dinleyebilen ve dinletebilen, zihni ve kalbi aynı dilde buluşturabilendir. Onun varlığı sevginin yokluğunda bile açıktır.

Ayakları yere basar kutsal kadının, o topraktır, o ağaçtır, o köktür, o mabeddir.

O, rahimdir. Ruhen bakiredir.

O, Kendi-ni Bilen-dir.

Kutsal Kadın yüksek bir plazanın 20.katında yüksek topuklarıyla üst düzey toplantılar yapabilir, statü sahibi çevrelerde prestijli işlerin peşinden koşabilir, o bir devlet memuru veya bir banka memuru olabilir, o bir ev kadını olabilir, o yoksul bir kadın olabilir, o bir asker veya kadın polis olabilir, o her yerde ve her şey olabilir. Kutsal Kadın siz onu fark etseniz de etmeseniz de, hep sizinledir, tam içinizdedir, rahminizin içinde canlanmayı, yeniden vücut bulmayı beklemektedir..

Dişil Beden ile Maskülen Bilincin Buluşması

Body-of-Flowers-L2

O, bedeni ile derin bağlantıdadır. Beden, dişi olandır, bilinçdışını temsil eder. Ruhsal dişi beden ruhsal eril bilince kutsal bir kap görevi görür. Dişil beden (bilinçdışı) ne kadar arı ise, maskülen öz (ilahi eril bilinç) geldiğinde penetre edebileceği ve güvenle yerleşebilecegi sağlam kutsal bir zemin bulmuş olur. Bir tapınak gibi sağlam, güvenli, kapsayan, kutsal bir zemin.

Kadının feminen ego benliği arılaştıkça, bu kez içsel eriline perdesiz gözlerle bakabilme ve onu ‘gerçekten’ görebilme yetisini kazanir. Bu sayede maskülen yanına da sağlıklı bir şekilde psişik bütününe katılması için yol açar. Artık kadının içinde ilahi eril veçhelerinin nüfuz edebileceği sağlam ve güçlü bir içsel dişi tapınağı vardır.

Dişil olan bilinçdışı alanımızdır, eril ise bilinç. Tüm bunlar cinsiyetten bağımsızdır, her iki enerjiyi de kadınlar ve erkekler olarak benliğimizde taşırız. Bilinçdışı karanlıktır, gözükmeyendir, yaraların, gerçek benliğin çoğunlukla saklandığı yerdir, farkında olunmayandır, topraktır, aydır. Bilinç ise aydınlıkta olandır, gözükendir, farkındalıktır, güneştir.  O nedenle dişi yanımız sağlıklı hale geldikçe kutsal erilimize erişimimiz açılır çünkü aramızdaki o buzdan kütle, perde kalkar. Yerini kutsal birleşmeye bırakır.

Bir kadın olarak yolculuğunuza her ne sebep ile çıkmış olursanız olun, niyetiniz, destinasyonunuz her zaman `içsel bütünlük ve denge` olsun..

Kutsal Kadına Uyanış İnzivasında Dişi Bilgelik ve Özgürce Yoga El Ele

IMG_7306

16-20 Ağustos tarihlerinde Fethiye’de Pastoral Vadi’de gerçekleştireceğimiz Dişi Bilgelik Kutsal Kadına Uyanış inzivasina, içindeki kutsal kadını uyandırmış ve bu hali yaşamına, yoga öğretilerine taşımış olan Özgürce Yoga’nin kurucusu Özgür Karagöz Turan’ın (hakkinda linki icin baglantisi burada) kadını bedende derinleştiren pozları ve öğretileri de bize eşlik edecek.

Sabahları beden ile buluştukca gün içinde benimle birlikte, dişi bilgelik öğretileri rehberliğinde dişi bilincimizi dönüşümsel çalışmalarla feminen bilince ve iyileşmeye açacağız. Rahim Uyanış aktivasyonu ile içimizde kutsal kadını uyandıracak, canlandıracağız. Bize ait olan gücümüzü, içgüdülerimizi, sezgiselliğimizi geri çağıracağız. Dişil pratikleri ile otantik benliğimize yaklaşacak, kadınsı özümüzü doğa ananın şifasına bırakacağız. Ve derinden, çok derinden rahatlayacak, hücresel tanklarımızı dişi yakıt ile dolduracağız. Bizim en derin niyetimiz doğanın içinde derinden besleneceğiniz feminen uyanışa, iyileşmeye aracı olmak ve gerçek benlik hazineleriniz ile yuvaya dönmenize olanak sağlamak. Bu inziva, zamansız alanda zamanı olmayan bir yolculuk yapacağınız, hayatı ciddi anlamda yavaşlatacağınız, kendinize yürürken ‘derin dinleneceğiniz’ dönüşümsel ve kutsal bir mabed-durak olacak.

Yolculuğunuzun neresinde olursanız olun her şeyi ve herkesi kapsayan bu alana içinizde bir yer ‘Evet’ diyorsa, biz sizi özenle hazırladığımız kutsal yerlerinize bekliyoruz.

Bütünlüğe, derin ve kutsal olana,

Tüm sevgimle,

Bilge Inal

 

***

Kutsal Kadına Uyanış İnzivası Bilgi linki için tiklayabilirsiniz.

Bilge Inal’i daha yakından tanımak için Hakkında linkine tıklayabilirsiniz.

Dişi Bilgelik Kadın Dönüşüm Programları ilginizi çekiyorsa detaylı bilgi için linke tiklayabilirsiniz.

 

 

 

Ey Güzel Kadın, Tüm Yazılar

Ebedi Annenin Kızına Seslenişi

Guzel Kadin,

Baharin geldigini duyumsuyor musun? 

Yuregini gunesin isiginin aydinlatmasina izin veriyor musun? 

Hayatin bereket kabindan sunacaklarini almaya hazir misin? 

Bugun yeni bir hilal ile birlikte bir eski seni daha geride birakiyorsun. 

Belki farkinda degilsin ama her gece basini yastiga koydugunda eski sen biraz daha kendinden bir parca birakiyor gecenin karanligina, her dogan gunesle birlikte sen biraz daha kendine, gercek renklerine, aydinligina uyaniyorsun. 

Bazen yoruluyorsun, hem de cok yoruluyorsun. Bazen omuzlarin dusuyor, boynun bukuluyor. Bazen her sey anlamini yitiriyor kim oldugunu dahi bilmiyorsun. Bazen her seyi birakip oylece kacmak, cok uzaklara kacip saklanmak istiyorsun. Tipki kucuk bir kiz gibi. 

Korkma guzel kizim. Bil ki, sen her halinle seviliyorsun. Bil ki, benim mevsim gecislerim gibi senin de gecislerin var. Benim firtinadan ilik gunlere evrilen dongulerim gibi senin de icsel dongulerin var. 

Sen sadece OL.

Izin ver guzel kizim, seni bahar yagmurlarimla islatayim, 

Izin ver guzel kizim, seni yesilimin huzur veren tonlari ile besleyeyim, 

Izin ver senin en kuytularinda kalan, sakli benliginin kuru parcalarini ilik ruzgarlarimla temizleyeyim, serin irmak sularimla susuzlugunu gidereyim. 

Gel koynuma uzan kizim. Yorgunlugunu, kirginligini, kederini, huznunu bana birak kizim. 

Gel kizim, uyu. Oyle bir uyu ki, bin yillik uykudan kalkmis gibi taze ve diri kalk yarin. Birak kendini..Sadece uyu..

Yarin yenilenmis kalkacaksin..

Yarin tazelenmis kalkacaksin..

Yarin beslenmis kalkacaksin..

Ben Toprak Annen, ben Ebedi Annen, ben Sonsuz Annen..

Yeni renkler actiran, kucak acan Doga Ana’ya.
Bilge Inal 

#disibilgelik

Ey Güzel Kadın, Tüm Yazılar

Güneşi Onurlandıran Toprak

Yanıklar Köyü, Fethiye

Toprak, erginleyen karanliginda formsuz olana form verir. Kutsalligi, yaratici sihri burda gizlidir. Camurdan tanricadir o. Aciktir, alicidir ve guzelligi kirilgandir, ofkesi ise tahrip edicidir. 

Icinde turlu rengi ve turu barindiran tohumu koynunda tutar, korur, besler. 

Peki gunes olmazsa toprak tek basina koynunda sakladigi bu mucevherleri sunabilir mi? Gunes, canlandiran ve besleyen isigini gostermezse tohumlar buyume cesareti gosterebilir mi? Disi erginleyen karanliginda erilin isigindan yoksun birakirsa kendini yarattiklari ya ölü dogar ya da dunyaya gelmez. Disi, kendi bilincsiz karanliginda kaybolur. Erilin erk kudretini onurlandirmaz ve yeterliligini zayif bulur veya sorgularsa kendi suyunda bogulur. 

Gunes bizi buyutur. Gunes bizim dis dunyaya gostereceklerimizin eril yuzudur. O, erginleyen rahimsel karanligin aydinlik yuzudur. Onun oldugu yerde canlilik vardir, sureklilik vardir, disiplinli calisma vardir. Ona rahminde tuttuklarini acan toprakta ise kirmizi gelincik ciceklerinin actigi ve dagittigi hosluk vardir, duygulari alevlendiren bir mistik hava vardir, koku duyumuza hitap eden alip goturen bir guzellik vardir, tatli bir dans vardir, yumusak bir dokunus ve rahatlama vardir. 

Bu yuzdendir ki, tek basina hicbirimiz tam degilizdir ve hepimiz tek basina tamizdir. 

Eril ve Disi olani cinsiyetten ote, benligimizin iki parcasi olarak algilayabildigimizde icsel butunlugumuze giden yolda buyuruz. Kutsal olan toprak ve kutsal olan gunes ile Bir’lesiriz..

Guzel Kadin, 

Guzelligine, yaratici sihrine saygi istersin ama saygi gostermezsin. 

Disiligin onurlandirilsin istersin ama sen erilinin erkini onurlandirmazsin. 

Sen icsel erk’inin onunde egildiginde, o da sana egilecek. 

Kirmizi gelincik ciceklerini actiran gunesine selam olsun. 

Bilge Inal

#disibilgelik 

Tüm Yazılar

Kalbinin Şarkısını Söyleyenler ile Yeni Bir Dünya Geliyor

404aa0f46b9b8b4e7c65c2cc58fb8296

‘Dünya’ nereye gidiyor? Ya ‘Biz’ nereye gidiyoruz?

Sistem değişiyor, çekirdek inançlar dönüşüyor, temel değerler eviriliyor, korkular ve eskiden endişe etmeye meyilli olduklarımız anlamını yitiriyor..Bu böyle ol-mali dediklerimiz bilincimizde esniyor, kendini yeni olasılıklara açıyor. Hayatlarımızda başka seçimlerin de var olabileceğini fark ediyoruz gün be gün. Fakat bunu nasıl yapacağımızı nereden başlayacağımızı bilmiyoruz çoğu zaman. Ya da sabırsızlığımız doğmakta olanın önüne geçiyor.  

Neyi gerçekten seviyorum, ne yapmaktan hoşlanıyorum, ne bana kendimi iyi hissettiriyor, kalbimi dolduruyor, yaparken zamanın geçmesini beklemek yerine zaman benimle birlikte akar oluyor, zamana dost olduğum neler var hayatımda? Peki ya, zamanı dost edindiğim hali hazırda ki şarkımı daha berrak ve belirgin nasıl söyleyebilirim? Belki de şu aralar pek çoğumuzun sorduğu sorular.

Zamanı gelmeyen soru kendini açmaz bizlere, zamanı gelen soru ise cevabini bize sunana kadar bırakmaz yakamızı. Kalbinin şarkısı ise yakamızı bırakmayan o kadim sorunun cevabıdır aslında.

Şarkıyı duymak hayatlarımızı gerekli gereksiz dolduran gürültünün içinde biraz zor olsa da, eğer vakti gelmişse, o gürültünün içinde bize varlığını hissettirir. Kendini duyurmadan edemez. Gittiğimiz yer çok açık, kalbini dolduran meslekler, iş alanları yaratmak, içine ruhu uflediğimiz bize anlam katan şeyler yapmak. Bu bir çiçekçi dükkanı olabilir, bu bir masa bası iş olabilir, bu bir yöneticilik pozisyonu olabilir, bu ‘her şey’ olabilir. Bu ‘her şeyin’ içinde kalbim sağlıklı atıyor mu? Dişil değerleri kendime güç katmak icin nasil yanıma alabilirim? Feminen liderliğimi zihnimden kalbime, bedenime nasıl indirebilirim?

Bulunduğumuz sistem gücü sağlıksız eril değerler üzerinden bize empoze ederken, kalbinin şarkısı ile yaşamda var olmak ayakları daha yere basan, ne yaptığını iyi bilen ve çoğulu gözeten bir güç verir bizlere. Bu güç yumuşaktır, tanrısal fantazilerle işi yoktur, naiftir, neşelidir, biri bir diğerinin üstünde değildir, hiyerarşi yerine karşılıklı hürmet vardır, ayni zamanda bilgedir, paylaşımcıdır.

Şu an hangi konumda olursanız olun içine bir miktar ruh üfleyebilirsiniz, kalbinizi dolduracak o şarkıyı duyup dünyada kendinize ait muazzam bir bahçe yaratabilirsiniz. Hiç bir an yeni seçimler yapmak için geç değildir ve her şey zamanında olur, yeter ki artık kalbinizi dolduran o tohumu bulun ve öz disiplinle onu her gün sulayın. 

Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm çalışmalarım ise benim kalbimin şarkısı. Değil kurumların, kadınların bile ‘dişi’ kelimesini kullanmaktan kaçındığı, çekindiği bir ortamda kendi kalbimin şarkısını söylemek her zaman kolay olmadı. Bildiğim tek bir şey vardı, beni ne dolduruyorsa ben de onunla dünyayı doldurabilirdim, yollarına eşlik ettiğim tüm bu kadınları ancak beni dolduran ile  doldurabilirdim. Kalbinin Şarkısı ile Özgürlüğe Kanat Aç programımın bu nedenle yeri farklı. Dişi bilgelik prensipleri ile kendi yolculuğumda damıttıklarımı harmanladığım, Dharma’nın yasalari ile yolda kararlılıkla kalmayı ve içeriden güçlenmenin anahtarlarını aktardığım yoğun ve dönüşümsel bir program. Tam yaza girerken taze hava ile psişemizi havalandıracağımız Çatalca’ da bir çiftlik evinde, kendi kalbimizin şarkısına kapanacağız, hayallerimizi limitleyen benliğimizin ayrık otlarını ayıklayacağımız, ruh gücümüze gelmek için pek çok dişil prensipte derin çalışma yapacağımız bir 2,5 güne davet ediyorum sizleri. O halde;

  • Yaratıcı özgürlüğünüze susadıysanız,
  • Sevdiğiniz uğraşı, kalbinizin şarkısı ile hayatınızı yeniden yaratma arzusunda iseniz,
  • Cesaretinizi ve içsel gücünüzü alevlendirip yaşamınızda adımlarınızı atmak istiyor iseniz,
  • Kalbinizin şarkısını derin kadınsı benliğinizin rehberliğinde dinlemeye hazır iseniz,
  • Korkularınızı dönüştürüp kartal kanatlarınızı aktive etmek ve onları genişçe açmak istiyor iseniz,
  • Bağımsız feminen özgürlüğünüzü adım adım yaşamınıza geri çağırmak istiyorsanız,
  • Zaten açmış olduğunuz kartal kanatlarınızı güçlendirerek kendi gökyüzünüze yükselmek istiyorsanız,
  • Tüm bunlara ek olarak işinize ruh katma ihtiyacında olan bir girişimci iseniz bu program sizin için. Yerinizi  şimdiden ayırtın.

mischa1

Peki, son söz olarak görünenin aksine dünya nereye mi gidiyor?

 

Hızla kalbinin şarkısını söyleyen insanların çoğaldığı, onların dolduracağı kurumlara, pozisyonlara, onların yeniden yazacağı sistemlere, yaratıcı armağanlarını dünyaya sundukları ve bundan beslendikleri, hayatlarını kazandıkları ve kazandırdıkları bir gerçekliğe..

‘Kendi Hayatlarını Kazandıkları’ bir gerçeğe..

 

Sevgi’liye şarkı ile,

Bilge Inal
*Bağlantılı diğer yazılar