Tüm Yazılar

İçimizdeki Ataerkil Tortuları Temizleyelim

wordswag_1517864975863-800x400

Bildiğimiz tarihe göre 5000 yıl önce ataerkil düzene ve enerjisine geçiş yaptık. Ataerkillik dendiği zaman erkekler, eril enerji aklımıza geliyor. Esasında ataerkilliğin enerjisi cinsiyetsiz. Bu yüzden onu hem kadın hem erkeklerin sisteminin içinde derin bir program gibi algılayabiliriz. Kadının doğurganlığının toprak ile bir tutulduğu, yaratıcı rahminin önemsendiği anaerkil düzenden ataerkile geçiş, kadınlardan bu gücü alırken, erkekleri ise kol gücüne, zihin gücüne ve gücü kendi içinde bulmak yerine en genel tarihi ile dışarıda aramaya itti. Bu bin yılların yolculuğu boyunca, gezegeni medeniyet terimleri içerisinde daha ileri bir boyuta taşırken aynı zamanda çoraklaştırdı. Kendi kaynaklarımızı sömürmemize neden oldu.

Beraberinde kadının gücü azımsanırken aslında temelde olan, dişil gücün yer altına gönderilmesi, yani baskılanması ve yok sayılmasıydı. Ataerkile geçişte kadının aslında dişil gücünün yer altına gönderilmesi bizim kontrolümüz dışında gözükse bile eski Mısır kayıtlarında kadınların gücü deneyimlemesi için bunu erkeklere/eril olana kendi elimizle verdiğimiz biliniyor. Elbette ki hiç bir şey yaradılışta Yaradan’ın yüksek iradesi dışında gerçekleşmiyor.

Bugünkü resme baktığımızda kurban sandığımız kendimiz, erkeksi gücün altında ezilen kadınlığımız, kurban değil.

Fakat bu yozlaşmaya dur demek, kadınların rahimlerinde taşıdıkları bu bilgelikle dolu gücü hatırlamaları ve erkeklerin zihni kalp ile birleştirmeleri, derinden sevme kapasitelerini, sevme güçlerini hatırlamaları için ilahi dişi enerjisi bizleri birliğe, dengeye, hizaya getirmek için geri döndü. [Bkz. İlahi Dişi’nin Geri Dönüşünü Detaylı Anlatan İlgili Geçmiş Yazım

Burada erkek dediğimde eril enerji, kadın dediğimde ise dişi enerji olarak algılanmaması önemli. Çünkü mesele cinsiyetimizin üzerinde ve ötesinde.

Özetle, kadınlar unuttukları gücü sevilmek üzerinden arayadurdular, bağlanma ve sevilme istekleri kendi öz değerlerini unutmalarına neden oldu veya tam tersi erkeksi değerlerin şekillendirdiği dünyada yer edinebilmek için kendi maskülen yönlerini daha fazla ön plana çıkardılar.

Bizler, kadın oluşumuzu, dişiliği bir zayıflık olarak bilinçlerimizin derinlerinde algıladık. Erkekler ise kalp bölgelerini – sevmeyi unutup, sevgiden gelecek iç güçlerini unutarak gücü dışarıda para, hükmetme, savaşarak kazanma, sürekli dikey yöne yukarıya yükselen başarı, doğaya zarar, kaynaklara, toprak dişiye zara verme, kendini doğanın da üstünde görme hatasına düştüler. (Önemli: Erkekler için saydığım tüm bunlar kadınlar için de geçerlidir. Hatırlayalım ‘cinsiyetsiz’. Bu ataerkil örüntülerin hemen hepsini kadınlarda da görürüz ve gözlemleriz.)

İlahi dişi bilinç insanlığın gerçek anlamda kurtuluşu için geri döndü. Kadınları ve erkekleri büyütmek ve yetişkinliklerini, birey olma gerçekliklerini yaşamaları, öz varlığımızı hatırlamamız, özgürlüğümüzü, gücümüzü geri vermek için geri döndü.

Dünyadaki değişim büyük olacak. 

 

Bilge İnal 

___^^^___

 

İlk Yayınlandığı Mecra: Pozitif Dergisi

Sayı/Tarih: Ekim 2018

‘İçimizdeki Ataerkil Tortuları Temizleyelim’ başlıklı röportaj-yazım geçtiğimiz Ekim (2018) ayında Pozitif Dergisi’nde yayınlandı. Biraz uzun ve kıymetli bir yazı oldu o sebeple hem yayınlanmış kısmı hem de yayınlanmamış kısımları bölümler halinde blog’a yükleyeceğim. Bu okuduğunuz #içimizdekiataerkil #cinsiyetsiz hashtag’leri ile Bölüm 1’dir. Dileyenleriniz yazının bütününü Pozitif’in #dijital formatında e-dergi olarak okuyabilirsiniz.
Yazılarımın her hakkı saklıdır. Alıntılayarak veya yazının tamamını kaynak ve isim göstermek sureti ile her şekilde paylaşabilirsiniz. Emeğime saygınız için şimdiden teşekkür ederim.
📲Instagram Hesabım @bilgeinall
💻 Dişi Bilgelik BiWeekly Bülten Aboneliği http://www.bilgeinal.com

 

 

 

 

 

 

Tüm Yazılar

Dişi ve Erilin Diyaloğu


Dişi der ki; sev beni
Eril der ki; anla beni

Dişi der ki; duy beni
Eril der ki; gör beni

Dişi der ki; guvenebilir miyim sana?
Eril der ki; teslim olabilir misin bana?

Dişi der ki; beni tüm yaralarimla sevebilir misin?

Eril der ki; beni gucsuz ve yetersiz hissettigimde de kabul edebilir misin?

Dişi der ki; beni hayallerimde özgür birakacak misin?

Eril der ki; beni istedigimde benle bas basa özgür birakabilecek misin?

Neticede; her ikisi de, kendini anlatmak, derinden gorulmek, duyulmak, sevmek, sevilmek ve kalben birlesmek ister.

Derin sevgi ile,

Bilge Inal

Tüm Yazılar

Maskülen Ates, Feminen Su


Maskulen kararlilik ve saglamlik iken feminen akisin icindeki dinamizmdir.

Maskulen bilincin kendisi iken feminen kutsamanin kendisidir.

Maskulen ölüm ile yuzlesir feminen ışık ile var olur.

Maskulen guven iken feminen teslimiyettir.

Maskulen istikrarlilik iken feminen sonsuz donusumdur.

Maskulen aktif ‘yapma’ hali iken feminen pasif ‘olma’ halidir.

Maskulen mukemmel butunluk iken feminen onu tamamlayan butundur.

Biri olmadan digeri olmaz. Su ve halkalari gibi, ates ve sicakligi gibi. Bu dans once icimizde baslar sonra disardaki aynada izleriz kendimizi.

Disi ve eril olan vechelerimiz cinsiyetimizin otesindedir. Ikisinin hem icimizde hem de fiziksel realitemizde disarda bulusmasi ve birlesmesi ruhun evrilmesi, tekamulu, buyumesidir.

Butunluk ile,


Bilge Inal

Tüm Yazılar

Korkutulan Dişi Değil, Korkulan Dişinin Kendisidir

connect1

Sanılanın aksine dişi korkutulan değil ‘korku duyulan’dır.

İçindeki dişi ile arasındaki zindanlarda kendi iblislerini barındıran insanoğlu onun ışığını görebilecek, hissedebilecek netliğe sahip olamadı ve çoğunlukla halen değil. Bu nedenle kendi iblislerinin yarattığı siyahi dumanın içinde kendi ışığını, yüreğindeki sınırsız sevgi potansiyelini taşıyan dişisini göremedi, onun göz kamaştıran büyüleyen ışığından, onun zahmetsiz alıcılığından, onun bereketinden, onun şifalı sihrinden korku duydu. Onun yerine savaşı, baskıyı, hiyerarşiyi, dualiteyi, otoriteyi getirdi.

Oysa;

Dişi dönüştürendir.

Simya yapandır.

Saf gücün ta kendisidir.

Dişi teki çok yapar, çoku bin yapar.

Dişi yaradanla raks edendir.

Dişi yaratır, yarattığını yıkar, yıkılanın kendini yenileyerek yeniden doğmasına izin verir. O, döngüseldir.

Alıcıdır. Magnetiktir.

tumblr_m6p54iGegi1r0nx58

O, hem göktedir hem yerde.

O, hem ışıktadır hem karanlıkta.

O, her şeye izin verendir. O, illüzyonun ardını görebilendir.

O, karanlığın içindeki ışığı da seven sevgidir.

O, birliktir.

O, Tanrıçadır.

O, gökyüzündeki parıldayan Ay’dır. O, bereketli topraktır. O, denizdeki fırtınadır. O, yakamozdur. Engin mavinin derinlerindeki inci tanesidir. O, Kybele’dir, İsis’tir,  İshtar’dır, Artemis’tir, Astarte’dir, Lakshmi’dir, Kali’dir, Durga’dır.

İnsan, asırlar boyu ego benliğini aşan sevgiden, ruhunu besleyenden, ışıktan uzak kalmayı seçti. Kendini sevmeyen reddeden insan, onu her türlü karanlığı ile olduğu gibi seven ile nasıl başa çıkabileceğini bilemedi. Binlerce yıldır karanlıkta yaşayan insanlığı, ışığın kendisi korkuttu. Işığa alışık olmayan gözler kendi karanlıklarına ışığı da alıştırmaya çalıştılar. Tanrıçayı yer altına gönderdiler. ‘Büyük Ana’ doğayı katlettiler, sömürdüler, tecavüz ettiler, yeni doğan kız bebekleri öldürdüler, kadını aşağıladılar, hor gördüler, yaktılar, kadim dişi ritüelleri yok saydılar, dişiyi yok etmek, bastırmak için ellerinden geleni yaptılar.

Peki niye?

Bir’leyen, birleştiren, çoklayan, dönüştüren, kadını ve erkeği nesilleri yaratan rahimde oturan saf gücü erilin elinden deneyimlemek için. Eril ise bu gücü kendi anlayışından yıkıcı bir biçimde deneyimledi ve yine dişinin şifasına ihtiyaç duyar hale geldi.

Karanlıkta ışığı besleyen, formsuz olana form veren, şekillendiren dönüştüren rahim dişinin has evidir. Rahim saf gücün, medeniyetlerin bilgisini taşıyan beşiktir.  İşte bu sebeple dişi korkulandır çünkü o varoluşun bilgeliğini içinde barındırır.


“Her kadın varoluşun kodlarını rahminde taşır.”

Kadınlar son 5000 yıldır dişinin evinden uzakta yaşıyorlar. Onlardan korkanların kendilerini korumak için kurdukları akılcıl ve sistemik tuzakta kendilerini azımsıyorlar. Yaşamlar boyu dişiye verdiği tarifsiz acılardan dolayı hücresel hafızasında taşıyamayacak kadar ağır pişmanlık, acı, kalp ağrısı taşıyan eril kendine olan öfkesini yine dişiden çıkarıyor.

Dişi, uyanmakta. Dişi, bu kez eril ile gücünü sevgiden paylaşmak üzere uyanmakta. Ve bir gün, ‘korkutulan’ değil ‘korkulan’ olduğunu idrak ettiğinde denge yerini bulacak, barış ve huzur gelecek.

İçimizdeki dişi dışarda. Onunla ilişkimiz nasılsa, dışardaki dişi ile de ilişkimiz öyle. Tecavüz ediyorsak, içimizdeki dişiye de tecavüz ediyoruz. Onu zayıf buluyor hor görüyorsak, içimizdekini de zayıf buluyor ve hor görüyoruz. Öldürüyorsak onu içimizde bin beter öldürüyoruz.  Onu seviyorsak, dışarıdaki de bundan nasibini alıyor.

Dişiden ne korkalım ne de onu korkutalım. Onun tek bir şeye ihtiyacı var, bastırıldığı, zorla gönderildiği yer altı zindanlarından çıkmak, kabul görmek ve sonsuz sevilmek.

“Tanrıça dönüşte”…

Dişi bilgelik ile kalın,

Bilge

*Bu yazım, Online Farkındalık Dergisi olan 3.Göz’ün Mayıs sayısının misafir yazısıdır.

Tüm Yazılar

#KızGibi Durdurulamaz

Geçen yıl hijyenik ped markası Always’in Kurallarını Yeniden Yaz isimli kampanyasına ait #LikeAGirl araştırma video’sunu içinde bulunduğumuz ataerkil düzen ile ilişki kurarak bir yazı yazmış, blog’da paylaşmıştım. (Linke buradan ulaşabilirsiniz.)

Şimdi ise yine; kızların özgüvenlerini desteklemek adına Orkid Türkiye’nin gerçekleştirdiği harika bir kampanya ile aslında özde “dişiye-gezegene-geleceğe” yatırım yapan bir araştırma-video daha paylaşmak istiyorum. Çok sevdim.

Buyurun! İzleyin, izlettirin, paylaşın ve destekleyin.

#KızGibi-Durdurulamaz

“Yapmayı sevdiğin şey neyse onunla devam etmelisin.

İstediğin her şeyi yapabilirsin.

İçindeki her korkuyu yenebilir, hayallerini yaşayabilirsin.

Durdurulamaz kelimesini bu nedenle seviyorum. ” #kızgibi