Tüm Yazılar

Dişi ve Erilin Diyaloğu


Dişi der ki; sev beni
Eril der ki; anla beni

Dişi der ki; duy beni
Eril der ki; gör beni

Dişi der ki; guvenebilir miyim sana?
Eril der ki; teslim olabilir misin bana?

Dişi der ki; beni tüm yaralarimla sevebilir misin?

Eril der ki; beni gucsuz ve yetersiz hissettigimde de kabul edebilir misin?

Dişi der ki; beni hayallerimde özgür birakacak misin?

Eril der ki; beni istedigimde benle bas basa özgür birakabilecek misin?

Neticede; her ikisi de, kendini anlatmak, derinden gorulmek, duyulmak, sevmek, sevilmek ve kalben birlesmek ister.

Derin sevgi ile,

Bilge Inal

Tüm Yazılar

Maskülen Ates, Feminen Su


Maskulen kararlilik ve saglamlik iken feminen akisin icindeki dinamizmdir.

Maskulen bilincin kendisi iken feminen kutsamanin kendisidir.

Maskulen ölüm ile yuzlesir feminen ışık ile var olur.

Maskulen guven iken feminen teslimiyettir.

Maskulen istikrarlilik iken feminen sonsuz donusumdur.

Maskulen aktif ‘yapma’ hali iken feminen pasif ‘olma’ halidir.

Maskulen mukemmel butunluk iken feminen onu tamamlayan butundur.

Biri olmadan digeri olmaz. Su ve halkalari gibi, ates ve sicakligi gibi. Bu dans once icimizde baslar sonra disardaki aynada izleriz kendimizi.

Disi ve eril olan vechelerimiz cinsiyetimizin otesindedir. Ikisinin hem icimizde hem de fiziksel realitemizde disarda bulusmasi ve birlesmesi ruhun evrilmesi, tekamulu, buyumesidir.

Butunluk ile,


Bilge Inal

Tüm Yazılar

Korkutulan Dişi Değil, Korkulan Dişinin Kendisidir

connect1

Sanılanın aksine dişi korkutulan değil ‘korku duyulan’dır.

İçindeki dişi ile arasındaki zindanlarda kendi iblislerini barındıran insanoğlu onun ışığını görebilecek, hissedebilecek netliğe sahip olamadı ve çoğunlukla halen değil. Bu nedenle kendi iblislerinin yarattığı siyahi dumanın içinde kendi ışığını, yüreğindeki sınırsız sevgi potansiyelini taşıyan dişisini göremedi, onun göz kamaştıran büyüleyen ışığından, onun zahmetsiz alıcılığından, onun bereketinden, onun şifalı sihrinden korku duydu. Onun yerine savaşı, baskıyı, hiyerarşiyi, dualiteyi, otoriteyi getirdi.

Oysa;

Dişi dönüştürendir.

Simya yapandır.

Saf gücün ta kendisidir.

Dişi teki çok yapar, çoku bin yapar.

Dişi yaradanla raks edendir.

Dişi yaratır, yarattığını yıkar, yıkılanın kendini yenileyerek yeniden doğmasına izin verir. O, döngüseldir.

Alıcıdır. Magnetiktir.

tumblr_m6p54iGegi1r0nx58

O, hem göktedir hem yerde.

O, hem ışıktadır hem karanlıkta.

O, her şeye izin verendir. O, illüzyonun ardını görebilendir.

O, karanlığın içindeki ışığı da seven sevgidir.

O, birliktir.

O, Tanrıçadır.

O, gökyüzündeki parıldayan Ay’dır. O, bereketli topraktır. O, denizdeki fırtınadır. O, yakamozdur. Engin mavinin derinlerindeki inci tanesidir. O, Kybele’dir, İsis’tir,  İshtar’dır, Artemis’tir, Astarte’dir, Lakshmi’dir, Kali’dir, Durga’dır.

İnsan, asırlar boyu ego benliğini aşan sevgiden, ruhunu besleyenden, ışıktan uzak kalmayı seçti. Kendini sevmeyen reddeden insan, onu her türlü karanlığı ile olduğu gibi seven ile nasıl başa çıkabileceğini bilemedi. Binlerce yıldır karanlıkta yaşayan insanlığı, ışığın kendisi korkuttu. Işığa alışık olmayan gözler kendi karanlıklarına ışığı da alıştırmaya çalıştılar. Tanrıçayı yer altına gönderdiler. ‘Büyük Ana’ doğayı katlettiler, sömürdüler, tecavüz ettiler, yeni doğan kız bebekleri öldürdüler, kadını aşağıladılar, hor gördüler, yaktılar, kadim dişi ritüelleri yok saydılar, dişiyi yok etmek, bastırmak için ellerinden geleni yaptılar.

Peki niye?

Bir’leyen, birleştiren, çoklayan, dönüştüren, kadını ve erkeği nesilleri yaratan rahimde oturan saf gücü erilin elinden deneyimlemek için. Eril ise bu gücü kendi anlayışından yıkıcı bir biçimde deneyimledi ve yine dişinin şifasına ihtiyaç duyar hale geldi.

Karanlıkta ışığı besleyen, formsuz olana form veren, şekillendiren dönüştüren rahim dişinin has evidir. Rahim saf gücün, medeniyetlerin bilgisini taşıyan beşiktir.  İşte bu sebeple dişi korkulandır çünkü o varoluşun bilgeliğini içinde barındırır.


“Her kadın varoluşun kodlarını rahminde taşır.”

Kadınlar son 5000 yıldır dişinin evinden uzakta yaşıyorlar. Onlardan korkanların kendilerini korumak için kurdukları akılcıl ve sistemik tuzakta kendilerini azımsıyorlar. Yaşamlar boyu dişiye verdiği tarifsiz acılardan dolayı hücresel hafızasında taşıyamayacak kadar ağır pişmanlık, acı, kalp ağrısı taşıyan eril kendine olan öfkesini yine dişiden çıkarıyor.

Dişi, uyanmakta. Dişi, bu kez eril ile gücünü sevgiden paylaşmak üzere uyanmakta. Ve bir gün, ‘korkutulan’ değil ‘korkulan’ olduğunu idrak ettiğinde denge yerini bulacak, barış ve huzur gelecek.

İçimizdeki dişi dışarda. Onunla ilişkimiz nasılsa, dışardaki dişi ile de ilişkimiz öyle. Tecavüz ediyorsak, içimizdeki dişiye de tecavüz ediyoruz. Onu zayıf buluyor hor görüyorsak, içimizdekini de zayıf buluyor ve hor görüyoruz. Öldürüyorsak onu içimizde bin beter öldürüyoruz.  Onu seviyorsak, dışarıdaki de bundan nasibini alıyor.

Dişiden ne korkalım ne de onu korkutalım. Onun tek bir şeye ihtiyacı var, bastırıldığı, zorla gönderildiği yer altı zindanlarından çıkmak, kabul görmek ve sonsuz sevilmek.

“Tanrıça dönüşte”…

Dişi bilgelik ile kalın,

Bilge

*Bu yazım, Online Farkındalık Dergisi olan 3.Göz’ün Mayıs sayısının misafir yazısıdır.