Tüm Yazılar

Benim Yolculuğum

Sevgili Blog Dostlarım, 

Ben kimim, sizlerle biraz yolculuğumu ve kadın odaklı çalışmalarımda neler yaptığımı paylaşmak geçiyor içimden. Yazılarımın aktığı yer hem kendi iç dünyamdan hem de kolektifi hissettiğim daha dev bir kaynaktan geliyor. Artık bunun daha görünür olma vakti geldi diye hissediyorum. Daha yakından tanışmak isteyenlerinizle aşağıdaki satırlarda buluşalım. 

Ben Bilge, bir kadın olarak kadınların kayıp ruh parçalarını bulmalarına ve onların “eve dönüşlerinde” dişil bilincin kapsayıcılığında yardımcı olurken kendi yolumu da yürüyorum. Uzun yıllar kurumsal hayatta eril değerlerle şekillenen başarı, rekabet, kıyas, yükselme, hızlı, yoğun, tüketici, kadın bedenini ve feminen psişeyi anlamayan, yok sayan çalışma sistemlerinin ve yönetim şekillerinin içinde yer aldıktan sonra 2008 yılında Erickson Koçluk Okulu programlarına başlamam ile yaşamımda beni bekleyen başka bir çağrı olduğunu fark ettim. Bundan 8 yıl önce 2010 yılında, kurumsal hayattan (sistemden) çıkarak kendi bilinmez yolculuğuma da ‘start’ vermiş oldum. 

Bana delisin dediler yerdiler, hayranlık ve korku ile karışık çok cesursun dediler. Gerçekte ben kendime ne deli ne de cesur geliyordum. Ben sadece içimde yapmak zorunda olduğum hissettiğim şeyi yapıyordum, kendimi transatlantik bir gemiden okyanusun derin sularına bıraktım. Filikasız…Fakat bu bambaşka bir hikaye, hızlı ileri sarıyorum ve bizler o dönem bir avuç insandık koçluk araçları ile Türkiye’de bireysel ve liderlik gelişiminde yeni bir dönem başlatan. Koçluğa gönül vermiş olmakla beraber  zaman içinde edindiğim koçluk tecrübem, aldığım tamamlayıcı diğer profesyonel eğitimler ve benim verdiğim eğitimler, dahil olduğum gruplar içimdeki boşluğu doldurmaya yetmedi.

Photo 15.05.2018 19 53 12

Bu döneme rastlayan rahim bölgemde yaşadığım bir sorun beni içimdeki kadına derinlemesine bakmaya zorladı ve gerçek dişiyi içimde bulmamı sağlayan manevi öğretmenim Sukhvinder Sircar ile tanışmama vesile oldu. Kadin pişesinde hiç girmediğim, varlığından haberdar olmadığım psişik arazilere soktu beni. Ardından disi ve eril bilinci, rahim gücünün şifasını, ataerkil sistemin kadınları ve erkekleri öz evlerinden koparan program hiyerarsik güç, sevgi-korku, değersizlik-üstünlük, zalim-kurban odaklı bilinçdışı tasarımını idrak etmemi sağlayan yeni bir yolculuk başladı. Yaklaşık 5000 yıl önce toprağa gömdüğümüz dişil prensipleri aradığım ve halen gün yüzüne çıkarmaya çalıştığım arkeolojik bir kazı oldu bu bende. 

Dişi bilinci zihnen anlayamayız, istediğiniz kadar okuyun, konuşmacıları dinleyin, eğitimler alın, mental olarak dişiyi anlamanız yetmez, onu içinizde, kalbinizde derinden ‘hissetmeniz’ etmeniz gerekir. Bunun nedeni eril zihin kazı yapılan alana-bedene girmek istemez, dişi bedeni ise kazıdıkça unutulmuş gerçeklere ve hazinelere ulaşırsınız. Beden hislerin, sezgilerin ve yaratıcı ilhamların yatağıdır. Duygu dünyasını zayıf gören kolektif kadın bilinçdışını aşıp onu tum duyularınızla yaşamanız gerekir. Bu bir süreç elbette ki, bazen uzun bazen daha kısa sürebilen..

Benim de kendi sürecimde, o yıllar ilahi dişinin bilincine uyumlanmak hayatımda, benliğimde, doğru bildiklerimde, inandıklarımda bir dizi kasırgaya neden olsa da sonrasinda güneş yeniden belirdi ve bir gün gözlerimi Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm Programlarımın doğumuna gözümü açtım.

29186635_10155339794370060_3277554483483115520_n
Disi Bilgelik Inzivasi, Salihli-Manisa, Artemis Tapinagi, 2018

Kurumsal hayatın erilleştirdiği, kadını içten içe tüketen ve bir bakıma hiyerarşik güç ile güçlendirirken zayıf düşürdüğü, ataerkil düzenin ruh evlerinden uzaklaştırdığı kadınları tanıyan tarafım ile derin kadınsı doğama açılan bu yeni dişil benliğim birleşip pek çok kadının yolunda  öğretici, yol gösterici bir fener olmaya başladı. 

Dişi Bilgeliğe Yolculuk programlarım, düzenlediğim inzivalar, bireysel/kurumsal terapi ve koçluk görüşmelerim, vermiş olduğum kurumsal kadın liderlik eğitimlerim ile 2014 yılından itibaren birbirinden farklı mesleklerde, konumlarda, yaşlarda ve koşullarda bir çok kadının derin benliklerini görme, onlara dokunma, kırılganlıklarını paylaşma, güçlendirme ve destekleme fırsatları edindim. Bu programlarım vasıtasıyla, gün geçtikçe büyüyen hatırı sayılır sayıda, dişi bilincin idrakinda çok değerli bir kadın grubu oluştu yıllar içinde. 

_mg_7405
Dişi Bilgeliğe Yolculuk 2 Kış Inzivası, Şile

Bu kadınlar artık yükselişe geçen yeni dünya paradigmasinda ilahi dişinin değerlerini yayacak yeni kadınlığın gönüllü elçileri oldular. Onlar öğretilmiş kadınlığın içinde “ataerkil dişinin” sağlıksız inançlarını taşıyan kadınlardan farklı olarak yeni kadınlığın öncüleridir. Bu kadınlar yolculukları boyunca ataerkil dişiye teslim ettikleri gücü geri alarak ortaya yavaş yavaş çıkmaya başlayan yeni ve saglıklı maskulenin de yolunu açacaklarını öğrendiler.

Özel hayatlarına, ilişkilerine, çalışma ortamlarına, iş yapış sistemlerine bu yeni bilinci mümkün olduğunca taşıdılar, uyguladılar. Ataerkil dişinin kol gezdiği kadın dernekleri, platformları veya oluşumlarında (üzülerek) bir pazarlama aracı gibi kullanılan popülerleşen ‘kız kardeşlik’ kelimesini ‘gelişi güzel‘ kullanamayacaklarını ve her daim kendilerine, kalplerine, çevrelerine dürüst ve gerçek olmayı görev bildiler.

Photo 1.02.2018 23 05 40
Bir Disi Bilgeler Bulusmamiz [Fotograf; Cigdem Tatlisert]
HTWF4376
Sukhvinder Sircar ile Kutsal Ask Inzivasi, Fethiye, 2018

Korkusuzca, samimi gerçeğinizi yaşadığınız ve kendinizin önünde cesaretle durduğunuz bir hayatın, mesleğin, konumun, ilişkilerin anahtarı ataerkil dişinin tahrip ettiği benliklerinizi bu binlerce yıllık programdan arındırmaktan ve ilahi dişinin değerlerine zihnin yanında bedenen de kendinizi açmaktan geçiyor. Ancak bunun sonucunda çevrenizdeki bozulmuş ataerkil eril yansımalar buharlaşmaya başlar ve siz içinizdeki maskülen ile sizi koruyan, eleştirmeyen, baskı kurmayan aksine onurlandıran, cesaretlendiren ve en önemlisi samimi bir bağ kuran hiç bilmediğiniz yönü-nüz ile tanışabilirsiniz.

Ben ilahi dişinin bir elçisi olarak kadınları yürekli, cesaretli, duygu dolu, yaratıcı ve sevgi dolu öz benliklerine kavuşmaları yönünde destekliyorum. ‘İçsel güç, öz değer, anne yarası-kayıp iç çocuk, hislerle ve bedenle derinden temas, sınırlar, yaratıcı benlik, öz güven’ benim odaklandığım, bir kadının erginlik sürecinde önemsediğim ve üzerine çalıştığım alanlar. Kadınlara güvenli, samimi, bilinçlendirici, güçlendirici, iyileştirici ve dönüştürücü kutsal dişil alanlar açıyor ruh/beden/zihin üçgenini besleyen  terapötik somatik araçlar ile dişil kutsallığı birleştiriyorum.

Bir anlamda yol gösterici bir öğretmen, yerine göre şifacı bir rehber, ataerkil sertifikaların verdiği unvanları sevenler içinse profesyonel eğitmen-koç ve travma terapistiyim.

Photo 11-11-2017, 14 05 49 (13).jpg

 

2008 yılından beri süregelen hayat yolumda dönüm noktalarımdan ilki 2013’te Hintli mentorum Sukhvinder Sircar ile kesişen yolumdur. Onunla derinleşen kadın odaklı çalışmalarımda ikinci dönüm noktam 2016 yılında Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının yazarı psiko-analist Dr. Clarissa P.Estes ile tanışmak oldu. Bizzat verdiği uygulayıcı eğitimine katılarak ‘Handless Maiden-Elsiz Kız’ masalının sertifikalı kolaylaştırıcı-eğitmeni olmaya hak kazandım. Üçüncü dönüm noktam ise 2017’den beri devam ettiğim Peter Levin’in kurucusu olduğu Somatic Experiencing Trauma Institute’un somatik travma terapisi uygulayıcı eğitimleri ile dişi bilgeliğin birleştiği kadın çalışmalarım oldu. Ben buna beden hafızamız ile rahim bilgeliğimizin birleştiği ‘süper güç’ diyorum. Bireysel seanslarımda hâlihazırda bunu uyguluyorum ve yakın gelecekte bunu programlarımda odak noktası yaptığım grup çalışmalarım da olacak.

Önümüzdeki tarihlerde düzenli olarak aylık veya 2 haftalık dişi bilgelik paylaşım bültenlerine başlayacağım. Bu bültenlerin içerikleri mesaj niteliğinde olacağından blog içeriği için uygun olmayacak. Bu mesajlar kadınlara yönelik anlık gelişebilen ve daha rafine yardımcı hap mesajlardan oluşacak. Konu bazlı yazılarımı ise burada yayınlamaya devam edeceğim. Bu bültenlerin bir üyesi olmak isterseniz e-mailinizi www.bilgeinal.com web sayfama girip ‘kayıt ol’ kutusuna mailinizi bırakmanız yeterli. Düzenlediğim grup dönüşüm çalışmalarını da ilk orada duyuruyorum.

Umuyorum ve diliyorum ki bir gün yollarımız bu alanlarımın birinde kesişsin,

Kalpten selamlarımla,

Bilge Inal 

 

IMG_2862

Mini Not: Bu yaziyi hazirlarken es zamanli olarak ‘Ilahi Disi Geri Donuyor’ baslikli dosya konusunda goruslerimi paylastigim Pozitif Dergisi’nin Ekim sayisi baskidan cikti. Okumanizi oneriyorum. Daha kapsamli olarak sene basinda yayinladigim ayni konunun arsiv yazimi da linkine buradan ulasabilirsiniz.  
Advertisements
Tüm Yazılar

Kalbinin Şarkısını Söyleyenler ile Yeni Bir Dünya Geliyor

404aa0f46b9b8b4e7c65c2cc58fb8296

‘Dünya’ nereye gidiyor? Ya ‘Biz’ nereye gidiyoruz?

Sistem değişiyor, çekirdek inançlar dönüşüyor, temel değerler eviriliyor, korkular ve eskiden endişe etmeye meyilli olduklarımız anlamını yitiriyor..Bu böyle ol-mali dediklerimiz bilincimizde esniyor, kendini yeni olasılıklara açıyor. Hayatlarımızda başka seçimlerin de var olabileceğini fark ediyoruz gün be gün. Fakat bunu nasıl yapacağımızı nereden başlayacağımızı bilmiyoruz çoğu zaman. Ya da sabırsızlığımız doğmakta olanın önüne geçiyor.  

Neyi gerçekten seviyorum, ne yapmaktan hoşlanıyorum, ne bana kendimi iyi hissettiriyor, kalbimi dolduruyor, yaparken zamanın geçmesini beklemek yerine zaman benimle birlikte akar oluyor, zamana dost olduğum neler var hayatımda? Peki ya, zamanı dost edindiğim hali hazırda ki şarkımı daha berrak ve belirgin nasıl söyleyebilirim? Belki de şu aralar pek çoğumuzun sorduğu sorular.

Zamanı gelmeyen soru kendini açmaz bizlere, zamanı gelen soru ise cevabini bize sunana kadar bırakmaz yakamızı. Kalbinin şarkısı ise yakamızı bırakmayan o kadim sorunun cevabıdır aslında.

Şarkıyı duymak hayatlarımızı gerekli gereksiz dolduran gürültünün içinde biraz zor olsa da, eğer vakti gelmişse, o gürültünün içinde bize varlığını hissettirir. Kendini duyurmadan edemez. Gittiğimiz yer çok açık, kalbini dolduran meslekler, iş alanları yaratmak, içine ruhu uflediğimiz bize anlam katan şeyler yapmak. Bu bir çiçekçi dükkanı olabilir, bu bir masa bası iş olabilir, bu bir yöneticilik pozisyonu olabilir, bu ‘her şey’ olabilir. Bu ‘her şeyin’ içinde kalbim sağlıklı atıyor mu? Dişil değerleri kendime güç katmak icin nasil yanıma alabilirim? Feminen liderliğimi zihnimden kalbime, bedenime nasıl indirebilirim?

Bulunduğumuz sistem gücü sağlıksız eril değerler üzerinden bize empoze ederken, kalbinin şarkısı ile yaşamda var olmak ayakları daha yere basan, ne yaptığını iyi bilen ve çoğulu gözeten bir güç verir bizlere. Bu güç yumuşaktır, tanrısal fantazilerle işi yoktur, naiftir, neşelidir, biri bir diğerinin üstünde değildir, hiyerarşi yerine karşılıklı hürmet vardır, ayni zamanda bilgedir, paylaşımcıdır.

Şu an hangi konumda olursanız olun içine bir miktar ruh üfleyebilirsiniz, kalbinizi dolduracak o şarkıyı duyup dünyada kendinize ait muazzam bir bahçe yaratabilirsiniz. Hiç bir an yeni seçimler yapmak için geç değildir ve her şey zamanında olur, yeter ki artık kalbinizi dolduran o tohumu bulun ve öz disiplinle onu her gün sulayın. 

Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm çalışmalarım ise benim kalbimin şarkısı. Değil kurumların, kadınların bile ‘dişi’ kelimesini kullanmaktan kaçındığı, çekindiği bir ortamda kendi kalbimin şarkısını söylemek her zaman kolay olmadı. Bildiğim tek bir şey vardı, beni ne dolduruyorsa ben de onunla dünyayı doldurabilirdim, yollarına eşlik ettiğim tüm bu kadınları ancak beni dolduran ile  doldurabilirdim. Kalbinin Şarkısı ile Özgürlüğe Kanat Aç programımın bu nedenle yeri farklı. Dişi bilgelik prensipleri ile kendi yolculuğumda damıttıklarımı harmanladığım, Dharma’nın yasalari ile yolda kararlılıkla kalmayı ve içeriden güçlenmenin anahtarlarını aktardığım yoğun ve dönüşümsel bir program. Tam yaza girerken taze hava ile psişemizi havalandıracağımız Çatalca’ da bir çiftlik evinde, kendi kalbimizin şarkısına kapanacağız, hayallerimizi limitleyen benliğimizin ayrık otlarını ayıklayacağımız, ruh gücümüze gelmek için pek çok dişil prensipte derin çalışma yapacağımız bir 2,5 güne davet ediyorum sizleri. O halde;

  • Yaratıcı özgürlüğünüze susadıysanız,
  • Sevdiğiniz uğraşı, kalbinizin şarkısı ile hayatınızı yeniden yaratma arzusunda iseniz,
  • Cesaretinizi ve içsel gücünüzü alevlendirip yaşamınızda adımlarınızı atmak istiyor iseniz,
  • Kalbinizin şarkısını derin kadınsı benliğinizin rehberliğinde dinlemeye hazır iseniz,
  • Korkularınızı dönüştürüp kartal kanatlarınızı aktive etmek ve onları genişçe açmak istiyor iseniz,
  • Bağımsız feminen özgürlüğünüzü adım adım yaşamınıza geri çağırmak istiyorsanız,
  • Zaten açmış olduğunuz kartal kanatlarınızı güçlendirerek kendi gökyüzünüze yükselmek istiyorsanız,
  • Tüm bunlara ek olarak işinize ruh katma ihtiyacında olan bir girişimci iseniz bu program sizin için. Yerinizi  şimdiden ayırtın.

mischa1

Peki, son söz olarak görünenin aksine dünya nereye mi gidiyor?

 

Hızla kalbinin şarkısını söyleyen insanların çoğaldığı, onların dolduracağı kurumlara, pozisyonlara, onların yeniden yazacağı sistemlere, yaratıcı armağanlarını dünyaya sundukları ve bundan beslendikleri, hayatlarını kazandıkları ve kazandırdıkları bir gerçekliğe..

‘Kendi Hayatlarını Kazandıkları’ bir gerçeğe..

 

Sevgi’liye şarkı ile,

Bilge Inal
*Bağlantılı diğer yazılar
Tüm Yazılar

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

O kadar özel bir yaşam diliminde yaşamlarımızı sürdürüyoruz ki, evrimin önemli eşiklerinden birindeyiz. Kalbin ve kadının feminen liderliğinin bir arada öne çıktığı bu zamanlarda insanlığın varoluş şeklini etkileyecek önemli bir role sahibiz. Bunu çok özce anlatan bir kitap alıntısını sizler için çevirdim, dişi bilinçten okuyunuz. Sevgimle…

 

Painting by Raymond Douilllet
Painting by Raymond Douilllet
“Biz kendimizi iyileştirdiğimizde, diğerleri de şifalanır. Biz düşlerimizi beslediğimizde, insanlığın düşlerini de doğuran oluruz. Dünya Ana’nın sevgisinin yansımaları olarak yürüdüğümüzde, yaşamsal gücün yaşam veren, doğurgan anaları oluruz. Bedenlerimizi, sağlığımızı ve duygusal ihtiyaçlarımızı onurlandırdığımızda, hayallerimizin varoluşu için alan tanımış oluruz. Şifalanmış kalplerimizden gerçeğimizi konuştuğumuzda, bu gezegenin yaşamsal bolluğuna izin vermiş oluruz. “

“Biz kadınlar, daimi olarak kadınların tarihi mirasını yazıyoruz. İnsanlığa, şefkati ve paylaşmayı öğretmeyi unutmuş geçmiş jenerasyonların acısını sahiplenmeden, birbirimize veya bir erkeğe işaret parmağımızı sallayamayız. Hepimizin aile soy ağaçları, kendi atalarımızı, sadece sevgide bulunan hakikatin değerine körleştiren, öğrenimler ve trajik örneklerle dolu  Şimdi, insan neslinin yazgısı Kızkardeşliğin eline geçiyor çünkü her şey kadından doğar. “

Ne zaman ki her kadın kendini onurlandıracak, tüm insanlık tarafından kullanılmaya müsait, insanoğlunun hayata verdiği tepkileri değiştirecek, etkileyecek daha taze ve yaratıcı bir enerji ortaya çıkacak. Ne zaman ki kadınlar artık kaybolmayacak, başkalarına ne yapmaları gerektiğini veya nasıl yaşamaları gerektiğini sormayacaklar, dünyamızda çok büyük değişimler olacak. Bu, kadınların arkadaşlıklarını ve bağlarını kullanmayacakları anlamına gelmiyor, aksine, esas olan, aynı yolu yürümüş diğer kadınların desteği öne çıkacak. Böyle bir destek gerçeklik üzerine kuruludur ve yargının, egosal yansıtmaların olmadığı hallerde ancak bir kadından diğer kadına aktarılabilir. Kadınlar, saygı çerçevesinde düşüncelerini, duygularını ve  önerilerini paylaşabilecekleri güvenli alanlar kurduklarında, böylesi bir destek üretken ve sağlıklıdır. Kızkardeşlik her zaman, büyümek için kendi zorluklarını, mücadelesini aşmak isteyen kadınları destekler.

“Kadının mirasına; kadının kadına karşı durduğu, kadının erkeğe karşı durduğu veya kadının kendi kendini sabote etmesine neden olmuş önceki incinmişlikleri, yaraları dahil olmak zorunda değildir. Kendi kişisel vizyonlarımız üzerine çalışırken,bizleri ahenkli bir insanlık olmaktan alıkoymuş böylesi yoğun, adi bir drama ile iç içe geçmeye artık gerek yoktur. “

“Bütünlüğümüzü bir ilişkiden veya bir başka kişinin varlığından elde etmek yerine, dişi prensip olan, kendi Öz’ünü beslemeyi pratik ederek özdeğerimiz yeniden düzenlenir. Kendimize, öz’e gelmek için yeterince zaman verirsek, kendimizi bütün ve bir hissederiz. Herkes, hangi durum olursa olsun, bir başkasına kendi incinmişliğinin veya acısının sorumluluğunu yüklemek yerine, kendinde olanı görme sorumluluğunu almak durumundadır. Bu, dişi prensip olan; “besleme ve büyütme” prensibinin gerekliliklerindendir: kendi içine dönersin, sorunu bulursun, varlığına bakıp besleyerek kendindeki bu durumun icabına, çaresine bakarsın.

~Jami Sams; The Thirteen Original Clan Mothers kitabından alıntı ve ingilizce orjinalinden çeviridir. 

 

Tüm Yazılar

Femme: Dünyayı İyileştiren Kadınlar

Evrimin bu aşamasında öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; biz kadınlarda şifacı ve mistik benlikler tek tek ortaya çıkıyor. Bu benlikler günlük hayatlarımıza, kariyerlerimize, üst düzey toplantılarla dolu steril eril hayatlarımıza eşlik etmeye başladı bile. Kimlerimiz bunun farkında yaşamlarımızı yeniden düzenliyoruz, kimilerimiz ise açığa çıkan bu yeni benliklerden ötürü şaşkın, huzursuz, kafası karışık veya tamamen inkarda…

Jung analist ve aktivisti Jean Shinoda’nın dediği gibi; dünya üzerinde kadın olarak doğmak için bundan daha iyi bir zaman olmayacak. Ne kadar şanslıyız! Öyleyse Hanımlar, silkelenip bir kendimize gelelim! Binlerce yıldır baskıladığımız, kontrol altında tutmaya programlandığımız, “sevgi ve şefkat odaklı gücümüzün” bir farkında varalım.

İçimizde bir mistiğin, bir Tanrıça’nın, bir yaratıcının, bir şamanın, bir şifacının yaşadığı gerçeğine uyanalım.

Ataerkil sistemin, ataerkil medyanın içinde buna uyanmak kolay olmasa da, globalde yer alan türlü hareketler ile dünyanın her yerinde kadim feminen bilinci yaymak, bu bilinci kadınlara anlatmak için gönüllü kadın aktivistler işbaşında.

Bu bağlamda; filmin yapımında önde gelen isimler yer alarak, bilgi ve becerilerini paylaştılar. Milyonlara hitap eden önde gelen ruhsal öğretmenlerden Marianne Williamson, Jung analisti Jean Shinoda, insanlık ve bilinci için çalışan Barbara Marx Hubbard, Hollywood yıldızı Sharon Stone, saygıdeğer psikoterapist ve evrim bilimcilerin yer aldığı, hepsinin ortak görüşte birleştiği feminen bilinç “Femme” adında bir belgesel-ruhsal filmde anlatıldı. Film; din, bilim, tarih, liderlik, politika ve eğlence-medyayı tartışarak, şu an dünyada ki krizimize yaratıcı dişi çözümler sunuyor.

Femme, yeni ve umut dolu bir gelecek için kitleler halinde kadınları uyanmaya davet eden, izlenmesi gereken yapımlardan.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm Yazılar

Kendi Hayatının Kraliçesi Kadınlar

 

b74a871890257f58cfdd8f2f8c09e1b1

 


10370805_10152210231737051_8089590804694985638_n

“Kadın, hayatta beklenmedik şeylerin hep olacağını bir gün nihayet idrak etti. Ve bu idrakla birlikte; onları nasıl ele alacağı konusunda tam bir kontrol sahibi olduğunu da anladı. Ve böylece, cesaret, mizah ve zarafeti kullanarak şu hayatta varlığını sürdürmeye karar verdi. Artık o, kendi hayatının Kraliçesi idi ve bu seçim onundu.”

 

Yanlış bilinen şudur ki;

Bir kadını bir erkek kraliçe yapmaz. Kadın kendi hayatinin kraliçesi olduğunda bir kral ile karşilaşir..Kadının doğasındaki evrensel olusudur bu.

Oyleyse kraliçe olmak için ne yapmalı?

Önce cesur olmalı sonra gücünü geri alıp onu zarafetle kullanmalı.

Disi bilgelik budur.

Cesaret, zarafet, güç, kırilganlık ve mizah bir araya geldiğinde o kadın kendi tacını takmıştır.

 

Tüm Kraliçelere,

Bilge