Tüm Yazılar

Kalbinin Şarkısını Söyleyenler ile Yeni Bir Dünya Geliyor

404aa0f46b9b8b4e7c65c2cc58fb8296

‘Dünya’ nereye gidiyor? Ya ‘Biz’ nereye gidiyoruz?

Sistem değişiyor, çekirdek inançlar dönüşüyor, temel değerler eviriliyor, korkular ve eskiden endişe etmeye meyilli olduklarımız anlamını yitiriyor..Bu böyle ol-mali dediklerimiz bilincimizde esniyor, kendini yeni olasılıklara açıyor. Hayatlarımızda başka seçimlerin de var olabileceğini fark ediyoruz gün be gün. Fakat bunu nasıl yapacağımızı nereden başlayacağımızı bilmiyoruz çoğu zaman. Ya da sabırsızlığımız doğmakta olanın önüne geçiyor.  

Neyi gerçekten seviyorum, ne yapmaktan hoşlanıyorum, ne bana kendimi iyi hissettiriyor, kalbimi dolduruyor, yaparken zamanın geçmesini beklemek yerine zaman benimle birlikte akar oluyor, zamana dost olduğum neler var hayatımda? Peki ya, zamanı dost edindiğim hali hazırda ki şarkımı daha berrak ve belirgin nasıl söyleyebilirim? Belki de şu aralar pek çoğumuzun sorduğu sorular.

Zamanı gelmeyen soru kendini açmaz bizlere, zamanı gelen soru ise cevabini bize sunana kadar bırakmaz yakamızı. Kalbinin şarkısı ise yakamızı bırakmayan o kadim sorunun cevabıdır aslında.

Şarkıyı duymak hayatlarımızı gerekli gereksiz dolduran gürültünün içinde biraz zor olsa da, eğer vakti gelmişse, o gürültünün içinde bize varlığını hissettirir. Kendini duyurmadan edemez. Gittiğimiz yer çok açık, kalbini dolduran meslekler, iş alanları yaratmak, içine ruhu uflediğimiz bize anlam katan şeyler yapmak. Bu bir çiçekçi dükkanı olabilir, bu bir masa bası iş olabilir, bu bir yöneticilik pozisyonu olabilir, bu ‘her şey’ olabilir. Bu ‘her şeyin’ içinde kalbim sağlıklı atıyor mu? Dişil değerleri kendime güç katmak icin nasil yanıma alabilirim? Feminen liderliğimi zihnimden kalbime, bedenime nasıl indirebilirim?

Bulunduğumuz sistem gücü sağlıksız eril değerler üzerinden bize empoze ederken, kalbinin şarkısı ile yaşamda var olmak ayakları daha yere basan, ne yaptığını iyi bilen ve çoğulu gözeten bir güç verir bizlere. Bu güç yumuşaktır, tanrısal fantazilerle işi yoktur, naiftir, neşelidir, biri bir diğerinin üstünde değildir, hiyerarşi yerine karşılıklı hürmet vardır, ayni zamanda bilgedir, paylaşımcıdır.

Şu an hangi konumda olursanız olun içine bir miktar ruh üfleyebilirsiniz, kalbinizi dolduracak o şarkıyı duyup dünyada kendinize ait muazzam bir bahçe yaratabilirsiniz. Hiç bir an yeni seçimler yapmak için geç değildir ve her şey zamanında olur, yeter ki artık kalbinizi dolduran o tohumu bulun ve öz disiplinle onu her gün sulayın. 

Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm çalışmalarım ise benim kalbimin şarkısı. Değil kurumların, kadınların bile ‘dişi’ kelimesini kullanmaktan kaçındığı, çekindiği bir ortamda kendi kalbimin şarkısını söylemek her zaman kolay olmadı. Bildiğim tek bir şey vardı, beni ne dolduruyorsa ben de onunla dünyayı doldurabilirdim, yollarına eşlik ettiğim tüm bu kadınları ancak beni dolduran ile  doldurabilirdim. Kalbinin Şarkısı ile Özgürlüğe Kanat Aç programımın bu nedenle yeri farklı. Dişi bilgelik prensipleri ile kendi yolculuğumda damıttıklarımı harmanladığım, Dharma’nın yasalari ile yolda kararlılıkla kalmayı ve içeriden güçlenmenin anahtarlarını aktardığım yoğun ve dönüşümsel bir program. Tam yaza girerken taze hava ile psişemizi havalandıracağımız Çatalca’ da bir çiftlik evinde, kendi kalbimizin şarkısına kapanacağız, hayallerimizi limitleyen benliğimizin ayrık otlarını ayıklayacağımız, ruh gücümüze gelmek için pek çok dişil prensipte derin çalışma yapacağımız bir 2,5 güne davet ediyorum sizleri. O halde;

  • Yaratıcı özgürlüğünüze susadıysanız,
  • Sevdiğiniz uğraşı, kalbinizin şarkısı ile hayatınızı yeniden yaratma arzusunda iseniz,
  • Cesaretinizi ve içsel gücünüzü alevlendirip yaşamınızda adımlarınızı atmak istiyor iseniz,
  • Kalbinizin şarkısını derin kadınsı benliğinizin rehberliğinde dinlemeye hazır iseniz,
  • Korkularınızı dönüştürüp kartal kanatlarınızı aktive etmek ve onları genişçe açmak istiyor iseniz,
  • Bağımsız feminen özgürlüğünüzü adım adım yaşamınıza geri çağırmak istiyorsanız,
  • Zaten açmış olduğunuz kartal kanatlarınızı güçlendirerek kendi gökyüzünüze yükselmek istiyorsanız,
  • Tüm bunlara ek olarak işinize ruh katma ihtiyacında olan bir girişimci iseniz bu program sizin için. Yerinizi  şimdiden ayırtın.

mischa1

Peki, son söz olarak görünenin aksine dünya nereye mi gidiyor?

 

Hızla kalbinin şarkısını söyleyen insanların çoğaldığı, onların dolduracağı kurumlara, pozisyonlara, onların yeniden yazacağı sistemlere, yaratıcı armağanlarını dünyaya sundukları ve bundan beslendikleri, hayatlarını kazandıkları ve kazandırdıkları bir gerçekliğe..

‘Kendi Hayatlarını Kazandıkları’ bir gerçeğe..

 

Sevgi’liye şarkı ile,

Bilge Inal
*Bağlantılı diğer yazılar
Advertisements
Tüm Yazılar

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

O kadar özel bir yaşam diliminde yaşamlarımızı sürdürüyoruz ki, evrimin önemli eşiklerinden birindeyiz. Kalbin ve kadının feminen liderliğinin bir arada öne çıktığı bu zamanlarda insanlığın varoluş şeklini etkileyecek önemli bir role sahibiz. Bunu çok özce anlatan bir kitap alıntısını sizler için çevirdim, dişi bilinçten okuyunuz. Sevgimle…

 

Painting by Raymond Douilllet
Painting by Raymond Douilllet
“Biz kendimizi iyileştirdiğimizde, diğerleri de şifalanır. Biz düşlerimizi beslediğimizde, insanlığın düşlerini de doğuran oluruz. Dünya Ana’nın sevgisinin yansımaları olarak yürüdüğümüzde, yaşamsal gücün yaşam veren, doğurgan anaları oluruz. Bedenlerimizi, sağlığımızı ve duygusal ihtiyaçlarımızı onurlandırdığımızda, hayallerimizin varoluşu için alan tanımış oluruz. Şifalanmış kalplerimizden gerçeğimizi konuştuğumuzda, bu gezegenin yaşamsal bolluğuna izin vermiş oluruz. “

“Biz kadınlar, daimi olarak kadınların tarihi mirasını yazıyoruz. İnsanlığa, şefkati ve paylaşmayı öğretmeyi unutmuş geçmiş jenerasyonların acısını sahiplenmeden, birbirimize veya bir erkeğe işaret parmağımızı sallayamayız. Hepimizin aile soy ağaçları, kendi atalarımızı, sadece sevgide bulunan hakikatin değerine körleştiren, öğrenimler ve trajik örneklerle dolu  Şimdi, insan neslinin yazgısı Kızkardeşliğin eline geçiyor çünkü her şey kadından doğar. “

Ne zaman ki her kadın kendini onurlandıracak, tüm insanlık tarafından kullanılmaya müsait, insanoğlunun hayata verdiği tepkileri değiştirecek, etkileyecek daha taze ve yaratıcı bir enerji ortaya çıkacak. Ne zaman ki kadınlar artık kaybolmayacak, başkalarına ne yapmaları gerektiğini veya nasıl yaşamaları gerektiğini sormayacaklar, dünyamızda çok büyük değişimler olacak. Bu, kadınların arkadaşlıklarını ve bağlarını kullanmayacakları anlamına gelmiyor, aksine, esas olan, aynı yolu yürümüş diğer kadınların desteği öne çıkacak. Böyle bir destek gerçeklik üzerine kuruludur ve yargının, egosal yansıtmaların olmadığı hallerde ancak bir kadından diğer kadına aktarılabilir. Kadınlar, saygı çerçevesinde düşüncelerini, duygularını ve  önerilerini paylaşabilecekleri güvenli alanlar kurduklarında, böylesi bir destek üretken ve sağlıklıdır. Kızkardeşlik her zaman, büyümek için kendi zorluklarını, mücadelesini aşmak isteyen kadınları destekler.

“Kadının mirasına; kadının kadına karşı durduğu, kadının erkeğe karşı durduğu veya kadının kendi kendini sabote etmesine neden olmuş önceki incinmişlikleri, yaraları dahil olmak zorunda değildir. Kendi kişisel vizyonlarımız üzerine çalışırken,bizleri ahenkli bir insanlık olmaktan alıkoymuş böylesi yoğun, adi bir drama ile iç içe geçmeye artık gerek yoktur. “

“Bütünlüğümüzü bir ilişkiden veya bir başka kişinin varlığından elde etmek yerine, dişi prensip olan, kendi Öz’ünü beslemeyi pratik ederek özdeğerimiz yeniden düzenlenir. Kendimize, öz’e gelmek için yeterince zaman verirsek, kendimizi bütün ve bir hissederiz. Herkes, hangi durum olursa olsun, bir başkasına kendi incinmişliğinin veya acısının sorumluluğunu yüklemek yerine, kendinde olanı görme sorumluluğunu almak durumundadır. Bu, dişi prensip olan; “besleme ve büyütme” prensibinin gerekliliklerindendir: kendi içine dönersin, sorunu bulursun, varlığına bakıp besleyerek kendindeki bu durumun icabına, çaresine bakarsın.

~Jami Sams; The Thirteen Original Clan Mothers kitabından alıntı ve ingilizce orjinalinden çeviridir. 

 

Tüm Yazılar

Femme: Dünyayı İyileştiren Kadınlar

Evrimin bu aşamasında öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; biz kadınlarda şifacı ve mistik benlikler tek tek ortaya çıkıyor. Bu benlikler günlük hayatlarımıza, kariyerlerimize, üst düzey toplantılarla dolu steril eril hayatlarımıza eşlik etmeye başladı bile. Kimlerimiz bunun farkında yaşamlarımızı yeniden düzenliyoruz, kimilerimiz ise açığa çıkan bu yeni benliklerden ötürü şaşkın, huzursuz, kafası karışık veya tamamen inkarda…

Jung analist ve aktivisti Jean Shinoda’nın dediği gibi; dünya üzerinde kadın olarak doğmak için bundan daha iyi bir zaman olmayacak. Ne kadar şanslıyız! Öyleyse Hanımlar, silkelenip bir kendimize gelelim! Binlerce yıldır baskıladığımız, kontrol altında tutmaya programlandığımız, “sevgi ve şefkat odaklı gücümüzün” bir farkında varalım.

İçimizde bir mistiğin, bir Tanrıça’nın, bir yaratıcının, bir şamanın, bir şifacının yaşadığı gerçeğine uyanalım.

Ataerkil sistemin, ataerkil medyanın içinde buna uyanmak kolay olmasa da, globalde yer alan türlü hareketler ile dünyanın her yerinde kadim feminen bilinci yaymak, bu bilinci kadınlara anlatmak için gönüllü kadın aktivistler işbaşında.

Bu bağlamda; filmin yapımında önde gelen isimler yer alarak, bilgi ve becerilerini paylaştılar. Milyonlara hitap eden önde gelen ruhsal öğretmenlerden Marianne Williamson, Jung analisti Jean Shinoda, insanlık ve bilinci için çalışan Barbara Marx Hubbard, Hollywood yıldızı Sharon Stone, saygıdeğer psikoterapist ve evrim bilimcilerin yer aldığı, hepsinin ortak görüşte birleştiği feminen bilinç “Femme” adında bir belgesel-ruhsal filmde anlatıldı. Film; din, bilim, tarih, liderlik, politika ve eğlence-medyayı tartışarak, şu an dünyada ki krizimize yaratıcı dişi çözümler sunuyor.

Femme, yeni ve umut dolu bir gelecek için kitleler halinde kadınları uyanmaya davet eden, izlenmesi gereken yapımlardan.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm Yazılar

Kendi Hayatının Kraliçesi Kadınlar

 

b74a871890257f58cfdd8f2f8c09e1b1

 


10370805_10152210231737051_8089590804694985638_n

“Kadın, hayatta beklenmedik şeylerin hep olacağını bir gün nihayet idrak etti. Ve bu idrakla birlikte; onları nasıl ele alacağı konusunda tam bir kontrol sahibi olduğunu da anladı. Ve böylece, cesaret, mizah ve zarafeti kullanarak şu hayatta varlığını sürdürmeye karar verdi. Artık o, kendi hayatının Kraliçesi idi ve bu seçim onundu.”

 

Yanlış bilinen şudur ki;

Bir kadını bir erkek kraliçe yapmaz. Kadın kendi hayatinin kraliçesi olduğunda bir kral ile karşilaşir..Kadının doğasındaki evrensel olusudur bu.

Oyleyse kraliçe olmak için ne yapmalı?

Önce cesur olmalı sonra gücünü geri alıp onu zarafetle kullanmalı.

Disi bilgelik budur.

Cesaret, zarafet, güç, kırilganlık ve mizah bir araya geldiğinde o kadın kendi tacını takmıştır.

 

Tüm Kraliçelere,

Bilge