Tüm Yazılar

Dişi ve Erilin Diyaloğu


Dişi der ki; sev beni
Eril der ki; anla beni

Dişi der ki; duy beni
Eril der ki; gör beni

Dişi der ki; guvenebilir miyim sana?
Eril der ki; teslim olabilir misin bana?

Dişi der ki; beni tüm yaralarimla sevebilir misin?

Eril der ki; beni gucsuz ve yetersiz hissettigimde de kabul edebilir misin?

Dişi der ki; beni hayallerimde özgür birakacak misin?

Eril der ki; beni istedigimde benle bas basa özgür birakabilecek misin?

Neticede; her ikisi de, kendini anlatmak, derinden gorulmek, duyulmak, sevmek, sevilmek ve kalben birlesmek ister.

Derin sevgi ile,

Bilge Inal

Tüm Yazılar

Maskülen Ates, Feminen Su


Maskulen kararlilik ve saglamlik iken feminen akisin icindeki dinamizmdir.

Maskulen bilincin kendisi iken feminen kutsamanin kendisidir.

Maskulen ölüm ile yuzlesir feminen ışık ile var olur.

Maskulen guven iken feminen teslimiyettir.

Maskulen istikrarlilik iken feminen sonsuz donusumdur.

Maskulen aktif ‘yapma’ hali iken feminen pasif ‘olma’ halidir.

Maskulen mukemmel butunluk iken feminen onu tamamlayan butundur.

Biri olmadan digeri olmaz. Su ve halkalari gibi, ates ve sicakligi gibi. Bu dans once icimizde baslar sonra disardaki aynada izleriz kendimizi.

Disi ve eril olan vechelerimiz cinsiyetimizin otesindedir. Ikisinin hem icimizde hem de fiziksel realitemizde disarda bulusmasi ve birlesmesi ruhun evrilmesi, tekamulu, buyumesidir.

Butunluk ile,


Bilge Inal

Tüm Yazılar

Ne çıkar ateşböceği sansalar seni?

Eski yazılarımın, beğendiğim alıntı yaptığım şiirler, özlü sözlerimi topladığım facebook arşivimi karıştırıyordum bugün ve Rabindranath Tagore’dan post ettiğim bu şiiri ilham verdi bana blog’umun ilk yazısına eşlik etmede.

Bilge şair diyor ki;

“Düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek…

Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi,

cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması

sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız…

Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.

Hissedilmeden,  el değmeden,  sevgimizi göstermeden.

İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler. Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.

Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?…

Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?”

 

Resim

Kadınlığın en köklü korkularından biri değil midir, olduğumuz gibi görünmek..İçimizdeki ateşböceğini saklamak. Kırılganlığımızı göstermemek, yumuşacık kalbimiz fark edilmesin, zarar görmesin diye türlü maskeler zırhlar ile dolaşmak. Gerçek şu ki, o yumuşak ve hassas kalbimizi ne kadar saklarsak o kadar hayata kapatmış oluyoruz kendimizi, bir nehir gibi duru, coşan, sakin, özgür akmayı kesmiş oluyoruz yaşamın içinde, bir nevi donuyoruz. Duygularımızın akışını keserek hayatın bize akmasını da dondurmuş oluyoruz, hem de her yönden.

Resim

Kırılganlığımızı saklamanın zayıflık olduğunu sandık bugüne kadar, gerçek gücün ve cesaretin kırılganlığımızı göstermekten geçtiğini unutarak. Yumuşacık kalbini sert kabuklar arkasına gizlemeyen kadınların cesaretine hayran oluruz. Ne kadar kendi bedenleri içinde özgür, huzurlu, kendileri olmaktan tatmin, kendi öz’leri ile hareket ederler. Gözlerinden delice tutkuları, sevgileri, şefkatleri, ruhları adeta akar. O belki farkında değildir ama sadece varlığı bile birlikte olduğu insanlara şifadır. Gerçek bir feminen lider! Nasıl bir paradox ama bu yabancısı olduğumuz: Yumuşaklık ve Güç. Gerçek güç aslında yumuşaklığın içinde..

Kendini olduğu gibi gösterme gücüne sahip güçlü kadınların sahip olduğu cesaretin gerçek tarifini kelime olarak incelersek, daha kelimenin içinde oluş ve bilgeliği barındırdığını anlarız. Cesaret, İngilizce’de “Courage” latin alfabesinde kalp anlamına gelen ‘cour’dan geliyor. Courage yani cesaretin orijinal tarifi “kendi hikayeni tüm kalbinle anlatabilmek” demek. Şimdi bir es..bir derin nefes ve bir daha okuyun bu cümleyi. Yavaş yavaş, tüm hücreleriniz ile.

“Kendi hikayeni tüm kalbinle anlatabilmektir cesaret”

Kendini tüm yumuşaklığı, kırılganlığı ile ortaya koyan her kadın Dr.Brene Brown’un ifadesi ile kusurlu olma cesaretine sahip olmuyorlar mı?

“Kusurlu olma cesaretinde olduğumuz gün bir kadın olarak bu dünyada gerçek iyileşmeyi başlatmış olacağız…