Tüm Yazılar

İnkârın Doğası

İnkâr, öz benliğine zarardır, potansiyelinin külliyen ziyanıdır.

İnkâr, inkârında olduğunu –bu bir kişi olabilir, bu bir korku olabilir, bu bir gerçek olabilir, bu ruhsal yolun olabilir, bu bir yeteneğin olabilir, bu içsel gücün olabilir, bu güvensizliğin olabilir, bu yetersizliğin olabilir, bu öz sevgisizliğin olabilir, bu geçmişin olabilir, bu kendin olabilir- sana hatırlatan herkesi, sözü, davranışı tehdit algılar. Hatta sevgiyi bile..

Eh insanız öyle değil mi? Keşke hayat tahta biblo bir pinokyo gibi hissiz ve kolay olaydı. Tahtasın ya iste, duyduğunu işitmez, gözünün önüne sokulanı cansız gözlerinle görmez, sana sistemine fazla geleni hissetmezdin. Ama arada bizim türe bahsedilmiş önemli bir fark var. Sadece düşünebilen bir varlık olmamız değil yanıldınız, ‘hissedebilen’ canlı kanlı duygu varlığı ‘insan’ oluşumuz. 

İnsanın sistemi en derinde sağ kalım stratejisi üzerine programlı. Varlığımın düzenini, güvenliğini tehdit eden her şeyi çoğu zaman bilinçsizce, sistemim bu sebeple sabote ediyor, bozuyor, kırıyor, dokuyor nihayetinde dışarı atıyor. 

Bunu nasıl yapıyorum? Ego benliğimi (güven alanımı) tehdit eden herkesi, inancı, fikri, görüsü, şeyleri alanımın dışında tutuyorum, reddediyorum, direnç gösteriyorum, diğer bir deyişle o ‘vebali’ bölgeye kendimi kapıyorum. Karantinaya alıyorum kendimi. Bütünü duyabilecekken parçaları duyup kendimce ‘gölgeli’ yanlarımı koruyucu çıkarımlarda bulunuyorum, hakikati görebilecekken inkârın şiddetine gore gördüklerim çarpıklaşıyor yine ‘gölgeli’ yanlarımın yansımalarını görüyorum aynalarımda. Ah hadi hayat böyle kapalı devre geçer mi? Geçiyor, nesillerdir..

img_1_14_1117

İnkârın, bedende ki postürüne baktığınızda statik, durağan, kati, kısıtlı, kapalı ve yerine gore dik yerine gore de aşağı doğru kapanarak küçülen psişik bir postur olduğunu görürsünüz. İnkâr, korkudan beslenir. Bu yüzden ne kendinize inkar ettiklerinizden oturu kızın, ne de kendinin inkârında olanlara öfkelenin. Aksine, inkara sevginin gözlerinden bakabilirseniz orada güvensiz ve korku dolu bir küçük çocuğun varlığını bulursunuz. Bu çocuğu oradan çıkaracak tek şey şefkat ve hoşgörünün varlığıdır. Ancak böyle, kişi inkârlarına bakabilme gücünü ve cesaretini bulabilir. 

İnkâr bulunduğu yerden kendi gitmez, o olduğu yerde sonsuza kadar kalabilir, rahattır orası çok güvenlidir ana kucağı gibi. Onu sadece ve ancak hakikatin-in isigi yakar kul eder. İnkârın böylece Anka kusun olur, onun bir zamanlar seni bozan, fıtratına engel olan doğası başkalarına merhem olur.

Sen yaralı bir şifacıya dönüşürsün…

aLTdsg4tMj6G91VeMkc4RFNA.jpeg
The Phoenix by Danielle Hayes

Gerçek insanlar bir zamanlar inkârında oldukları şeylerin onları güçlendiren bir hayat sınavı olduğunu bilirler ve incinebilirliklerine ragmen konuşabilirler açıklıkla. Boyle insanların kıymetini bilin çünkü onlar kendileri ile karşılaşabilmiş ve en büyük savaşı dışarıda değil içeride vermişlerdir.

Ben bu satırları yazarken ‘bütüne en büyük katkın kendin olmaktan geçer‘ diyen bir koç dolunayının etkisi altındayız. Bu gece ve ilerleyen günlerde yastığınızın altında pusuda bekleyen inkârlarınızı ilgi ile ortaya çıkarın, hoşgörü ile yaklasın şefkatle dinleyin. Sizden ‘sag kalmanız’ için ‘sizin için ne istiyorlar?

Ve artık başkaları için değil kendi yaşamınızın savaşçısı olun.

Zamanıdır. Şimdi!

Tum sevgimle, 

Bilge Inal 

 

Advertisements
Tüm Yazılar

Geçtiğimiz Dönem Üzerine ve Yükselen Hislerin Önemi

21879330_1720848287925889_1505434982695305216_n

Uzunca zamandir yazmiyordum. Kis mevsimi benim kendi dongumun icinde ice donus, yaratici atesimi psisik odunlarimla besleme, kenara yigdiklarimi okuma, zamani yaris ati gibi gecmeye calismak yerine bilincle durma, etrafima bakma, kendimi, hislerimi gozlem gibi olus hallerini iceriyor. Fakat 2017’yi kapatirken Aralik ayinin bu derece guclu olacagini ben de bilmiyordum. Sanki sozlesmisiz gibi Pandora’nin kutulari acildi ve icinde unuttugumuz ya da bakmaktan cekindigimiz, kacindigimiz sirlarimiz ortaliga sacildi. Evet 2017’yi kapatirken bu Aralik ayi fircali supurge gorevi goruyor ve bizlere Pandora’nin kutusunu simdiden ayiklamamiz icin onden sıkıca uyariyor.

Ardindan sunlari ekliyor; icinde yukselen hislerini onemse zira onlar senin pusulan. Hislerini pusulan yaptiginda adimlarin ilahi adimlara, zihnin ise bos bir kanvasa donusur. Kalpten yasamak budur dostlar. Korkularina, suphelerine, guvensizliklerine, cekincelerine ragmen kalbin-in sezgisel istikametinde yol almak. 2018 ve ilerisi yasamin tum alanlarinda kalpten yasamin oncelik olacagi, kucuk-buyuk tum sistemlerin yavas yavas kendini buna hizalayacagi zamanlar.

Fircali supurgesi ile kapimizi calan ayin kalan gunlerini nasil gecirebiliriz?

Yukselen hislerimize (+/-) kulak vererek..Onlari yok sayarak, baskilayarak, gormezden gelerek veya teskin edici sakinlestirici ilaclarla, maddelerle, x-kolikliklerle bastirarak degil aksine yakin bir dostu dinler gibi yakindan ve yargisiz dinleyerek. Onlarin ic dunyamizda kiymetli bir yeri oldugunun kabulunde bizimle konusmalarina izin vererek. Bu duygularin en temelde bizim icin neye ihtiyaci oldugunu fark ederek. Bu duygularin isaret ettigi karanlik koselerimize sefkatle ve cesaretle bakarak. Bu dedigim cok onemli. Bunu ozellikle sıkıştıran, daraltan, bunaltan, saklanma, izole olma, kapanma, isyan etme gibi hallerimizi korukleyen ‘nahos’ duygulariniza icinizde yer acarak yapabilirsiniz. Golgelerimize ittigimiz bizi ozgun ve ozgur benligimizden ayiran parcalarimiz kendilerini bu hislerimiz araciligi ile belli ederler. Cunku onlar da masadaki yerlerini almak ve ‘gorulmek’ isterler.

Kendini ifade edebilecek guvenli bir alan bulan bu duygularimiz, goremediklerinizi gormenize (travmali parcalarimizin duygulari psisede sis perdesi etkisi yaratir), bedenen tuttugunuz bu yogun sıkışmış enerjinin bosalimina ve saglikli kararlar alabilecek taze bir zemin hazirlanmasina yardimci olur. Iceride ve disarida uzun zamandir hazirlandigimiz yeni dunya kapimizin esiginde duruyor.

Bu yeni dunyada bulusabilmemiz icin golgelere ittiklerimizi arastirmak, bulmak ve onlari onurlandirarak ait olduklari yere psisemizin butunlugune dahil etmek zorundayiz.

Yuksek pozitif duygularin varligini kabul etmek, onlarin icimizden yukselmesini, yasamasina izin vermek ise kolay olandir. Herkes hep neseli, pozitif, iyi olmak ister ama hayat gercekte oyle degildir oyle degil mi? Bu surekli pozitif imge ancak cocuklarin dunyasina aittir. Yetiskin hayatlarimiz kendimizle ilgili her seyin sorumlulugunu almamizi isterken, hosunuza gitmeyen duygularinizi ayirin bir kenara koyun demez. O her seyin sorumlulugunu al der. Her-seyin. Iste bu sebeple, duygular klasorunde ‘negatif’ diye bir siniflama yok, onun yerine proses edilmemis (islenmemis) duygu var. Diger bir deyisle yasamasina izin verilmemis, ya da zorlayiciliginin golgesinde kendine tahammulsuzluk, cevrenin tahammulsuzlugu, duygulari zayiflik olarak goren eski kaliplasmis inanclar, incinmisligini saklama aliskanligi ile yarida kesilmis islenmemis duygular. Bu nedenle benim ‘nahos’ duygular olarak tanimladigim bu zorlayici olus hallerimiz psisemizin bizimle en iyi iletisim kurma sekillerinden biri. 

Icgudulerimiz, hislerimiz, sezgilerimiz, bedenimizde fark ettigimiz duyumlarimiz altin degerinde anahtarlar sunar bize. Bunlar, kadin-erkek bizim disi bilgeligimizdir.

Gorunen o ki, yeni dunyanin enerjisine gecmeden once evren bizi ilahi bir firina sokmus gozukuyor. Bu nedenle, gorunenin ardinda olanin derin farkindaliginda 2017’yi isyan etmeden, nahos duygularin etkisinde yuksek gercegimiz ile hizada olmayan kararlar almadan, Pandora’nin kutularina kutsallikla yaklasalim. Tek basimiza bas edemiyorsak bizi yargisiz  anlayisli sevgisi, sefkati ile dinleyebilecek bir dostun kapisini calalim, su donem onumuze gorunur kilinan hicbir gercekten kacmayalim ve birakalim evrensel duzeyde isleyen Yeni Dunya esintisine tamamen teslim olalim. Kontrolu birakalim. Bir adim geri cekilelim ve bu evrimsel donusumun bizi tamamen ele gecirmesine izin verelim.

Bu yazimi blog’da tam yayinlayacagim zaman radyodan bana eslik eden bu sarki tesaduf olabilir mi sizce? Bana da onu yazimin parcasi olarak sizinle paylasmak duser.

Kalbiniz ile dinleyin..

Don’t be scared of your darkness
Wait ’till tomorrow
It will be gone
Sorrow changes with seasons
Sometimes with no reason
Just let it go
Forgive yourself

Yaklasan yeni dunyada ‘kendiniz’ oldugunuz yaratici, sevgi dolu ve ozgur yasamlara..

Tum sevgimle,

Bilge Inal

 

 

Bilge Inal ile Disi Bilgelik ve Somatik Terapinin birlestigi Online Bireysel Seanslar  – Bilgi: info@mitracoaching.com
E-Bulten ve Duyurulardan oncelikli haberdar olmak icin : http://www.bilgeinal.com