Tüm Yazılar

Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası

indir (2)

 

Mart ayının enerjisel teması yaşamlarımızda GÜÇ kavramını nasıl ele aldığımızı ön plana çıkarıyor. Bu ay kişisel gücümüzü nerelerde verdiysek geri alma zamanımızın geldiğini hatırlatıyor bizlere. Hal böyle olunca, bu tema altında, bu ayı nasıl en iyi şekli ile değerlendirebilirize ışık tutmak ve biraz da gücün doğasına değinmek istedim.

İngilizce POWER (Güç) kelimesi Latince bir kelime olan Potere’den gelir. Potere, yapabilmek, olabilmek, sahip olabilmek anlamındadır. Güç, hepimizin yaşamında istisnasız her alanda kendini öne çıkaran bir değer.  Güç ile hiçbir ilişkimizin veya bağımızın olmadığını düşünsek bile en temelde güç her insanı ilgilendiren ve kişi farkında olsun olmasın onu nasıl kullandığı ve yaşamsal varoluşunun hangi seviyesinde yer aldığı ile ilgili hayatlarımızın tam orta yerinde varlığını sürdürür.

Mart ayının kendi gücümüz ile olan öğretisine ve tavsiyelerine geçmeden önce biraz gücün naturasına göz atalım.

Güç, dışsal ve içsel olmak üzere iki formdan oluşur.

Dışsal güç, başkaları tarafından gözükür. Bir diğer adı ak güçtür (light power), gözüktüğü için. Daha materyalisttir. Yaşamsal varlığımızı sürdürebilmemiz için gereklidir. Para, kariyer, meslek, ünvan, bilgiye sahip olmak gibi..Bu gücün pozitif kutbu üretkenliği getirirken, negatif kutbu diğerlerini kontrol etmek, sözlerini kesme, fiziksel olarak uzak durma, tepeden bakma, kibir, kişisel haklara saldırı, baskı kurma, hiyerarşik yaklaşım, şiddet gibi davranışlarla kendini gösterir.

İçsel güç ise bir diğer adı karanlık güç (Dark Power), başkaları tarafından görülemez. Karanlıktır çünkü saklıdır. Çünkü içeriden dışarı yansır.  An’da olabilme becerisi bu gücün en güçlü yansımalarından biridir. An’da olabilmek saf güçtür. Anahtardır. Sihri o yaratır. Bu gücün pozitif kutbu insana bütünlük ve netlik getirirken, negatif kutbu bu gücü saman altından manipüle ederek kullanır. İçsel güce sahip olan ve bunu pozitif yönde kullanan insanlar, güçlerini dışarıya anons etme ihtiyacı hissetmezler, onların gücü “hissedilir”. Direkt fakat şefkatli bir yaklaşımları vardır. Varlıkları güçlü bir şekilde anlaşılır, sesleri ise ne alçak ne de yüksektir. Her şartta “duyulurlar”. Gözleri hafif muzip bir neşe ile bakar. Başkaları ile göz kontağı kurmaktan çekinmezler. Bu direkt bakışlar diğerini rahatsız edici, tepeden ve baskıcı değildir.

Peki, içsel gücü genişleten organik gücün doğasını oluşturan evrensel prensipler neler?

Eğer kişisel gücünüzü genişletmek istiyorsanız bu evrensel yasaları bilmeniz, idrak etmeniz ve yaşamınıza çeşitli pratiklerle ve içsel çalışmalarla uygulamanız son derece önemli. 

1.Evrendeki her şey çeşitli miktarlarda güç ile var olmakta ve ifade bulmaktadır. Her şey! Güneş, ay, dağlar, okyanuslar, denizler, tek hücreli canlılardan insanlara kadar. Gücün, miktar veya boyut ile ilgisi yoktur. Bu en büyük yanılgı, en yanıltıcı ilüzyondur. Güç, yoğunluk ile ilintilidir.

2.Daha güçlü olan objeler daha az gücü olan objelere pili şarj eder gibi güç verirler. Bu prensip, evrendeki ilişki içindeki tüm sistemler için geçerlidir. İngilizce’de ki ‘Em-power’ kelimesi bu prensip için var adeta. Doğadan örneklere bakarsak eğer, güneş solar sistemimiz ve dünya için çok büyük bir güç kaynağı. Dünya, güneşin olmadığı yerde yaşamını sürdüremez. Dünya’nın güçlü olabilmesi ve üzerindeki tüm canlılara yaşamsal alan sunabilmesi için güneşin canlandırıcı, ısıtıcı gücünden almalıdır.

Burada ki soru; bahsi geçen bu evrensel prensibi günlük yaşantımıza, kişisel gücümüze artı katması için nasıl değerlendirmeliyiz?

Daha büyük olan obje güç kaynağı ise, doğanın gücünü iç enerjimizi güçlendirmek için kullanabiliriz.

Doğa, doğal bir pil şarjörüdür.

Güneş, şelaleler, ayın türlü halleri doğanın muazzam enerji barındıran evrensel güç kaynaklarıdır. Doğada vakit geçirmek ve bu kaynakları kapsayan içsel çalışmalar direkt olarak kişisel gücü desteklemek adına vardır ve çok kıymetlidir. Bir diğer yol, içsel gücünü hissettiğimiz insanların yanında bol miktarda vakit geçirmek, bu evrensel prensipten otomatikman faydalanacağınız anlamına gelmekte. Tarih boyunca insanlar spiritüel liderleri bu nedenle takip etmişler, onlarla olabilmek için fırsatlar yaratmışlardır. Hz. İsa, Hz. Muhammed, Mevlana ve Şems, Buddha, Ghandi , Atatürk gibi. Bu örnekler, gücün ‘yoğunluğu’ yerine gücün ‘miktarını’ ölçüt alan yöneticileri, liderleri, devlet erkanının içsel güçten ne derece yoksun olduğunu da gözler önüne seriyor. Belirtmeden geçemeyeceğim..

sun-rising-good-morning

 

Size coşku, hafiflik ve enerji veren yerleri, mekanları ve insanları tekrar gözden geçirin. Güç yerlerinizi bir kez bulduktan sonra, bilinçli bir şekilde o yerler ve insanlar ile bağlantı kurup gücünüze katkıda bulunabilirsiniz. Şamanlar, kadim zamanlardan beri bu yöntemleri uygulayarak içsel güçlerini kuvvetlendirmiş ve insanlığa şifa dağıtmak için kullanmışlardır.

3.Güç, spesifik ve çeşitli egzersizlerle geliştirilebilir. Bunlardan hemen akla gelenler; kişinin vibrasyonunu-titreşimini yükseltecek enerji ve içsel çalışmaları, koçluk, terapi, şifa çalışmaları, meditasyon ile zihni sessizleştirmek, beynin görsel gücünü kullanmak, imgeleme yöntemleri, kötü alışkanlıklardan ve enerji vampiri insanlardan bağları kesmek olur.

4.Gücü dengelemek, tüm bu bileşenler içinde en önemli yasadır. Hint mitolojisinde, altındaki kaplanı son derece rahat, esnek bir şekilde süren, aynı zamanda girdiği savaşta şeytanları yok edip Tanrıları kurtaran Güç Tanrıçası Durga’nın oluş halini anlatıyor bu prensip. Veya dev dalgaların üstünde zarafet ve ustalıkla board ile kaymayı..

Tanrıça Durga’nın rahat gücünde olmak veya dalgalarda keyifle kaymak istiyorsak kendimize şunları sormalıyız;

  • Hem dışsal hem de içsel güce dengeli bir şekilde sahip misin?
  • Her iki gücü ne derece dengeli bir şekilde ifade edebiliyorsun yaşamında?
  • Maskülen ve feminen taraflarını dengeleyebiliyor musun? ya da Dinamik (eril) ve magnetik (dişil) tarafların dengede mi?

Denge için sorulması ve derinlemesine bakılması gereken sorular..

5.Son olarak, niyetini/vizyonunu nereye odaklarsan gücün oradadır yasası. Lazer keskinliğinde bir odak, vizyonları, hayalleri, hedefleri gerçekleştirmek ve dinamik tarafın gücünü artırmak için olmazsa olmazlardan.

Bu prensibin sorusu; Ben gerçekte tam olarak ne istiyorum? Benim için tam olarak ne önemli?

Mart ayının enerjisel teması, yukarıda temeline baktığımız, daha pek çok boyutu olan güç kavramına bu ay yeni bir gözle bakmamızı, keşfetmemizi, gerekirse yeniden tanımlamamızı, anlayıp, idrak etmememizi tavsiye ediyor bizlere. Bu ay, kişisel gücümüze yakından bakıp ihtiyaç duyduğumuz noktalardan kendimizi güçlendirmemiz için çok güzel bir fırsat sunuyor. Gücümüzden emin olmayıp rafta tuttuğumuz hayalleri, projeleri, hedefleri masaya indirip dünyaya duyurma zamanı.

Mart’ın sorusu şu;

  • Yaşamınızda gücünüzü kimlere ve ne şekilde veriyorsunuz?
  • Güç enerjinizi verdiğiniz kaynaklar neler?
  • Sahte benliğiniz (egonuz) gücünüzü vermeniz için size neleri cazip gösteriyor?

Tavsiyeleri ise;

  • Yaşamında gerçek güç ile sahte gücü birbirinden ayır.
  • Kendini sınırlarının ötesinde genişlet. Konfor alanının dışına çık.
  • Yeni deneyimlere açılacağın kişisel gücünü ortaya koy. Fırsatları değerlendir.
  • İçsel gücünü inşa edeceğin günlük pratikler yap.
  • Doğru zamanlamaya güven, zira bu ay rafta beklettiğimiz pek çok şeyi güçlendirecek ve ortaya çıkarak maharete sahip. Doğru zamanlamaya iki kez güven.

Gücün doğası katman katman bilgeliklerin olduğu bir kuyu. Her insan, kendi ritminde ve hazır oluşuna bağlı olarak bu katmanlarla buluşuyor. Bu ay, gücünüzün derinleştiği, bu katmanların kendini size açtığı bir ay olsun.

Gücün dişi bilgelik bilincinde ki “Güç, İnsanlık, Kadın” adlı yazımı da buradan okuyabilirsiniz.

Dişi güç ile,

Bilge

 

*Gücün Doğası ile ilgili bilgelikler, Ph.D ve aynı zamanda şaman olan Jose Luis Stevens’in öğretilerinden derlenmiştir.

Tüm Yazılar

Güç, İnsanlık, Kadın

image Gücün hükmetme, kontrol etme, ezme, aşağı görme, hiyerarşi, inanç sistemlerinin manipüle edilmesi, sınıflandırma, kıyaslama, yok etme gibi yıkıcı kavramlar üzerinden anlam kazanması bu gezegeni ve bizleri sona doğru götürüyor. Şu an Gazze’de başta olmak üzere insanin kanını donduran, insanlık nereye doğru gidiyoru sorgulatan olaylar, Güç’ün binlerce yıldır ataerkil sistemin elinde, erk’in elinde olmasında kaynaklı. Hiçbir şey an’da olmadığı gibi, her şey onu ilk tohumlayan enerjiden vücut bulmakta.

Peki gücün doğasında bulunan onu oluşturan organik malzemeler neler?

Güç gerçekten erk’e mi ait yoksa varoluşumuzda daha farklı bir oluşa mı sahip?


Gücün gerçek doğası “dişi” bilincin içindedir. Güç ve dişi bilinç birbirinden ayrılmayan, birbirini tamamlayan iki uyumlu sevgili gibidir.

  • Gerçek Güç kudretini, alıcı, açık, yumuşak ve kırılgan olmaktan alır. Kırılganlık gücün ana bileşenlerinden biridir. (Bkz. blog’dan ilgili yazım: Ne çıkar ateşböceği sansalar seni? )
  • Gerçek Güç, kudretini herşeye rağmen kalbini cesaretle açık tutabilmekten alır.
  • Gerçek Güç, kudretini tüm kırılganlığın ile başını dik tutmandan, kutsal değerlerine sahip çıkmandan ve inandıklarına başlangıçta cılız da olsa tüm kalbinden ses vermekten alır.
  • Gerçek Gücün içinde sevgi, şefkat, merhamet, vicdan, hoşgörü ve anlayış vardır.
  • Gerçek Güç gülümser, gülümsetir.
  • Gerçek Güç gerçeklere ses verir.
  • Gercek Güç, sınıf ayırmaz, şekil şemal aramaz.
  • Gerçek Güç birleştirir, çoğaltır, paylaşır..

Gerçek güç kalp ile zihni bir araya getirendir. Gerçek gücün efendisi kalp, işçisi zihindir.. Sixty-and-Me-3-Reasons-Women-Over-60-Need-to-Think-More-Positively-670x325



Bu dünya ve insanlık, gücün gerçek doğası ile buluşmuş kadınlar ve erkekler tarafından kurtulabilecek ancak. Dişi bilgeliği önce bedenlerinde, sonra içinde bulundukları tüm eko-sistemlere kolaylıkla aktarabilme ve yaşatabilme kudretine sahip olduğu için de kadınlar bu insanlık görevinin yeni liderleri olmakta. Kadın, kendinde bulunan doğal gücünü keşfettikçe, sistemler, kültürler, bakış açıları, yönetme ve hizmet biçimleri değişecek..Savaşlar duracak, akan kan dinecek, çocuklar ölmeyecek, kadınlar katledilmeyecek, yiyecekler saf ve katkısız olacak, toprak ana nefes alacak..

Bilincimizin evrimleşmesinde büyük katkısı olacak olan Kadınların Çağı bu nedenle başladı. İnsanlık için, barış için, huzur için kollarımızı sıvamanın vakti geldi çünkü;

Varoluş kadınla başladı, kadınla sürecek..

İlk iş; güç tanımlarımızı bulmak ve zehirleyen bileşenleri içinden arındırarak, organik bileşenleri yerlerine yerleştirmek.

Sevgi ve şefkat dolu Güç ile kalın,

Bilge

Tüm Yazılar

Ne çıkar ateşböceği sansalar seni?

Eski yazılarımın, beğendiğim alıntı yaptığım şiirler, özlü sözlerimi topladığım facebook arşivimi karıştırıyordum bugün ve Rabindranath Tagore’dan post ettiğim bu şiiri ilham verdi bana blog’umun ilk yazısına eşlik etmede.

Bilge şair diyor ki;

“Düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek…

Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi,

cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması

sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız…

Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.

Hissedilmeden,  el değmeden,  sevgimizi göstermeden.

İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler. Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.

Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?…

Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?”

 

Resim

Kadınlığın en köklü korkularından biri değil midir, olduğumuz gibi görünmek..İçimizdeki ateşböceğini saklamak. Kırılganlığımızı göstermemek, yumuşacık kalbimiz fark edilmesin, zarar görmesin diye türlü maskeler zırhlar ile dolaşmak. Gerçek şu ki, o yumuşak ve hassas kalbimizi ne kadar saklarsak o kadar hayata kapatmış oluyoruz kendimizi, bir nehir gibi duru, coşan, sakin, özgür akmayı kesmiş oluyoruz yaşamın içinde, bir nevi donuyoruz. Duygularımızın akışını keserek hayatın bize akmasını da dondurmuş oluyoruz, hem de her yönden.

Resim

Kırılganlığımızı saklamanın zayıflık olduğunu sandık bugüne kadar, gerçek gücün ve cesaretin kırılganlığımızı göstermekten geçtiğini unutarak. Yumuşacık kalbini sert kabuklar arkasına gizlemeyen kadınların cesaretine hayran oluruz. Ne kadar kendi bedenleri içinde özgür, huzurlu, kendileri olmaktan tatmin, kendi öz’leri ile hareket ederler. Gözlerinden delice tutkuları, sevgileri, şefkatleri, ruhları adeta akar. O belki farkında değildir ama sadece varlığı bile birlikte olduğu insanlara şifadır. Gerçek bir feminen lider! Nasıl bir paradox ama bu yabancısı olduğumuz: Yumuşaklık ve Güç. Gerçek güç aslında yumuşaklığın içinde..

Kendini olduğu gibi gösterme gücüne sahip güçlü kadınların sahip olduğu cesaretin gerçek tarifini kelime olarak incelersek, daha kelimenin içinde oluş ve bilgeliği barındırdığını anlarız. Cesaret, İngilizce’de “Courage” latin alfabesinde kalp anlamına gelen ‘cour’dan geliyor. Courage yani cesaretin orijinal tarifi “kendi hikayeni tüm kalbinle anlatabilmek” demek. Şimdi bir es..bir derin nefes ve bir daha okuyun bu cümleyi. Yavaş yavaş, tüm hücreleriniz ile.

“Kendi hikayeni tüm kalbinle anlatabilmektir cesaret”

Kendini tüm yumuşaklığı, kırılganlığı ile ortaya koyan her kadın Dr.Brene Brown’un ifadesi ile kusurlu olma cesaretine sahip olmuyorlar mı?

“Kusurlu olma cesaretinde olduğumuz gün bir kadın olarak bu dünyada gerçek iyileşmeyi başlatmış olacağız…