Tüm Yazılar

Dişi Bilgeliğin Yolu

217792_1677507777454_6882559_n

Feminen bilincin gizemini, kitaplardan, felsefe, din ve cesitli ogretileri okumus ustatlar veya ruhsal ogretmenlerden bir yere kadar ogrenebiliriz. Mesele su ki, kadinlarin bedenlerinde gizlenmis feminen bilinc, disi bilgelik, kutsal kadin, tanricanin bilgisi sadece kadinlarin bedenlerinde bu kodlari acmasi ile mumkun olacak. Bu yol kadin bedenini gecit olarak kullanir, bu nedenle bedeni icine katmayan veya parcali katan tum disiplin, ogreti ve bilgiler ile bir noktada catisir, yol ayrimina gelir ve bunda da sorun yoktur. Her yol kendine hastir. Derinlesmeyi gerektirir.

Yakin gelecegimizde, Tanricanin bilgeligine daha cok kadin icsel olarak uyanacak ve pek cok kadim bilgi bu yolla isiga cikacak, yeni kitaplar yazilacak, feminen yolun ogretmenleri yeni kurallar olusturacak, ogretecek. Bu olusum basladi, sayisi ve volumu artacak.

Disi bilgelik deyince sadece disi tarafimizi kucaklamak, orayi guclendirmek veya yukseltmeyi anliyor olabilirsiniz. Aksine disi bilgelik veya tanrica bilinci insanin butunlugune, birligine feminen yoldan maskuleni icine katarak hizmet eder.

Birlige, Tanriya, Butun Insan’a acilan pek cok yol vardir ve disi bilgelik bu yollarin icinde duygulari, bedeni, maddeyi, topragi, herseyin mumkun olusunu alir. Tanrica ancak Tanri ile BIR oldugunda butunluk vardir. Icsel disi ve icsel erilimiz ancak BIR oldugunda kendi icimizde butunuzdur. Tanrica seni icindeki Tanri ile bulusman icin Icsel ASK’a yurutur. Icsel ASK’i bulman icin labirentlere sokar, evliligin kendinledir. Tanrica, sadece kadinlara aitmis gibi algilanir ancak o, eril olanin derin sifasidir ve krallik potansiyelini insa edebilecegi yerdir. O, erkegi kendi bedenine alirken icindeki Tanrisalliga uyandirir ve yukseltir. Cunku o, rahim olandir, portaldir.

Mother-Earth-Image-copy-21Ataerkilin ruhsal ogretilerinde surekli bir isiga yukselis, isiga gitme hedefi varken, ok hep yukari gosterir. Tanrica ise seni elinden tutup karanligin derinliklerine goturur. Bu besleyen, inisiye eden, erginleyen bir karanliktir. Rahimdir. Daha sonra yeniden filizlenir, isiga dogarsin. Hayat verir, yok eder, yeniden hayat verir. Bu dongulerinde mukemmel bir uyum ve icsel bilis ile hareket eder.
Tanrica bize su iyi bu kotu, bu negatif bu pozitif, bu yol dogru veya bu yol yanlis ya da bunu yaptigin/yapmadigin icin eksiksin, hatalisin demez.

Seni suclu, kotu, yetersiz hissetirmez. Bu duygulari hissetiren alt benlikte derin kod ataerkil bilinctir.

Tanrica bilinci, ayrim yapmaz. Ne dilde ne kalpte ayrilik olusturmaz.

Katı kurallari yoktur. ‘Veya’ yerine ‘ve’ vardir.

‘Su veya bu’ yerine ‘bu ve o’ vardir. 
Duygulara izin vardir. 

Nesenin yaninda aciya da, ozleme de, huzne de izin vardir.

Surekli iyi, coskun, yuksek olamayabiliriz degil mi?

Donguseldir. 

Onda, dalgalarin bilgeligi vardir. Yukseldigin kadar alcalirsin da. Alcaldigin kadar yukselirsin de. 

Tanrica bizi dogaya baglar. Saf halimize donuste bize disi bilgeligin araclarini, rituellerini, bilgeliklerini ve derin mistik gizemini sunar. 

14

O, Birliktir. Ve hersey mumkundur.

Iste biz kadinlar bu ogretiyi sadece aklimizla anlamaya calisirsak, o hep disimizda bir yerlerde ulasilmayi bekleyecek bir hedef/destinasyon olarak kalacak. Halbuki icimizdedir. Hucrelerimizde, kalp ve rahim hafizamizda. Bedenlerimizin hatirlayisina izin verdigimizda Tanrica’nin kendisi oluruz.
Disi bilgelik ile,
Bilge Inal

 

 

 

 

Bilge İnal Hakkında
Bilge İnal’ın kadınlara özel sunduğu Dişi Bilgelik kapsamındaki programlardan, çember ve inzivalardan düzenli ve öncelikli olarak haberdar olmak istiyorsanız www.bilgeinal.com adresine e-posta adresiniz ile kayıt olabilirsiniz.
Advertisements
Tüm Yazılar

Mağaradaki Kadın

meadowsgreenBıktım dedi kadın oturduğu yerde, kızgın, çaresiz, ateş saçan ve bir yandan derin bir üzüntü gizleyen gözlerle. Kalbimin tam ortasında sanki bir taş var, uzun zamandır taşıyorum onu,  kurtulmak istiyorum artık ondan dedi. Yeter! diye haykırdı gözyaşları içinde.

Bilmiyordu, artık içindeki kadın ile yüzleşip barış yapma vakti gelmişti. Kim bilir ne zaman koymuştu o taşı oraya kendi elleriyle, hatırlasın diye, dönerken yuvaya iz sürebilsin diye..

Korkma dedi diğer kadın, yumuşaklıkla, şefkat taşan ve anlayan gözlerle ona bakarak. Hazırlan, yer altına iniyoruz.

Ve birlikte kadın bedeninin sunduğu o zamansız tünele girdiler. Doğa Ana’nın en değerli hazinelerini koynunda sakladığı gibi o da kendi hazinelerini ancak kendi yer altı tünellerine giderek bulabilecekti. Kalbine yerleştirdiği o taşın ardında yüzleşmek istemediği, unutmak istediği, reddettiği yanlarını tutuyordu. Gölgeler diyarında tüllerin ardındaki hayaletlerini..

Korkuyordu ama cesurdu. Kararlıydı, inecekti kendi yer altı tünellerine, artık yüzleşecekti, özgür olmak istiyordu.

Taşın rehberliğinde doğanın rahmi olan mağaraya iner gibi kendi mağarasına indi. Yaşamlar boyu biriktirdiği tüm acıları, yıkımları, felaketleri, savaşları, şiddetti, kaybettiği, doğmamış çocuklarını, savaşta yitirdiği aşklarını, eşlerini, kız kardeşlerinden koparılışını, kadınların tecavüzünü, doğanın tecavüzünün acısını buldu orada, izledi, sessizce derinden ağlayarak..

Ağladı, ağladı, ağladı..Hatırladı..

Ataerkilin hüküm sürdüğü tüm zamanlarda gördüğü zulmü hatırladı. Kadınların, dişinin, kızkardeşlerinin çektiği ıstırapları yüreğinin derinliklerinden hissetti, içi acıdı. Hatırladı..Anladı… Neden kendini, duygularını, bedenini bir buz kütlesi gibi dondurduğunu anladı. Kolay değildi acıyı hissetmeyi seçmek, bunca zaman o acıyı anımsamamak için bedenini ve kalbini kapamıştı, dondurmuştu en canlı, alıcı yerlerini..

Birden sıcaklık yayıldı vücuduna, acı beraberinde merhemini de getirmişti. Acı kadim bir dosttu, sadık, iyileştiren, şifa veren..Donmuş, buz tutmuş yerleri merhem yayıldıkça erimeye başladı, kalbi çözülmeye başladı. Mağaranın dilsiz duvarları ona kendi bütünlüğünü geri verdi.

Oturdu orada bir müddet daha, mağaranın tam merkezinde.  Ağlarken gülüyordu, gülerken ağlıyordu..Gözyaşları bu kez ona yük olmak women-sillouette1-233x300yerine hafifletiyordu, canlandırıyordu tüm hücrelerini. Artık dönmeye hazırdı. Ayağa kalktı, mağaranın girişine doğru yürüdü ve çıktı. Güneş yaktı gözlerini. Sanki tüm doğa neşesine ortaktı, onunla birlikte canlanmıştı. Yoksa doğa hep canlıydı da, o mu fark etmemişti bugüne kadar.

Rüzgarın ılık dokunuşunu hissetti yüzünde, hayat yeniden başlıyordu..Gülümsedi an’a, gülümsedi geleceğe, gülümsedi geçmişe..Özgürdü artık..

 

 

 

 

 

 

Tüm kadınlara,

Bilge