Tüm Yazılar

Yerkürenin Kızlarının Birleştiği Çemberler

“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” hızına yetişemediğimiz zamanın 365 günlük diliminde kadınları gün boyunca onurlandırdığı, kadının kıymetini perdeleyen gözlüklerini çıkarıp kadının ‘kadın’ olduğunu anımsadığı, onu hoş tuttuğu, çeşitli etkinliklerle çiçekler, küçük hediyeler dağıttığı tek gün. Diğer yandan, maalesef, biz kadın soyunun sesini duyurmak adına bireysel özgürlükleri ile sokağa dökülen kadınlarımızın yürüyüş bile yapılması engellenen bir gün haline de gelmiş durumda. Bir yanda tek günlük çiçekler, diğer yandan sesleri kısılan kadınlar..Ne tarafından tutsak?

Ben, dünya genelinde, kadına, bu özel günde pozitif alan tanınan tarafından meseleye yaklaşmak istiyorum ve şu sorular açılıyor içimde.

  • Bunu yıllar boyu alışılagelmiş usulen tek bir güne sığdırmadan, her gün yaşasaydık nasıl hissederdik sizce?
  • Ataerkil düzenin her gün size çiçek gibi davrandığı, duygularınıza, gel git’lerinize, sezgilerinize, hassaslığınıza, orjinal sesinize saygı gösterdiği, feminen gücünüzün onurlandırıldığı bir dünyada, bir toplulukta, bir sistemde nasıl kendinizi hissederdiniz?
  • ‘Kadınsı bilgeliğinizi’ bir kenara koymak zorunda kaldığınız erkek egemen iş modelinin eril değerleri içinde yer edinmek ve başarılı olmak için, erkekleşmeden,  ‘feminen gücünüze’ yaslanarak başarılarınızı yaşasaydınız şu ankinden nasıl farklı bir kadın olurdunuz?

Şüphesiz ki, tüm hallerinizle kendiniz olurdunuz, canlı ve yaşam dolu olurdunuz, özgür olurdunuz, neşeli ve coşkulu olurdunuz, hafif olurdunuz, daha yaratıcı ve üretken olurdunuz, feminen doğanızın keyfini hisseden, kendi gücüne uyanmış ‘kutsal kadın’ olurdunuz.

Yazının başında belirttiğim 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde artık çiçek dağıtmaktan veya türlü etkinlikler ile kutlamadan daha gerçek, daha iyileştirici, daha kapsayıcı bir hareket başladı dünya genelinde. Umut doluyum. Dünyanın dört bir yanında uyanan kadınlar birbirlerinin hikayelerini paylaşmak, derin yaralarını iyileştirmek ve birbirlerini güçlendirmek için kurdukları kutsal kadın çemberlerinde buluşuyorlar artık.

Peki bu çemberlerin temel varlık amacı nedir, nasıldır ve hangi yararları sağlar biz kadınlara?

IMG_3865

Kadınların Derin Paylaşım ve Güç Alanı Kutsal Çemberler

Kadim zamanlarda kadınlar kendilerini, birbirlerini ve içinde yaşadıkları toplulukları şifalamak için çember düzeninde bir araya gelerek acılarını, sevinçlerini, korkularını, yaralarını, hikayelerini, sorularını, tecrübelerini paylaşıyorlardı. Ritüeller ile birbirlerine içlerinde ki, Kutsal Kadın Ruhunu hatırlatıyor, birbirlerini her anlamda güçlendiriyorlardı. Kendini bir diğer kadın ile kıyaslamak yoktu. Nasıl olsundu ki? Bir sümbülün kendini menekşe ile kıyaslaması hiç görülmüş şey miydi Doğa Ana’nın kucağında? Doğa Ana’nın tüm kızları hepsi ayrı birer çiçekti ve o topağın üzerinde hepsi kendi özgünlüğünde, yan yana ‘kız-kardeşçe’ yaşıyorlardı.  Tüm çiçekler kız kardeşti, aynı ananın rahminden doğma, bir annenin her bir çocuğuna ayırmadan dağıttığı sevgisinde, hepsi kendine özgü ve fevkalade güzellikte.

Tıpkı çiçekler gibi bizler de yerkürenin kızlarıyız. Bu ‘dişi (kadınsı) bilgeliğin’ maalesef unuttuğumuz bir gerçeğidir ve güç kaybettiğimiz bir haldir. Bu bilgeliği bedenlerimizde yeniden anımsamak için şunu idrak etmek yararlı olabilir.

Toprağın üstünde bambaşka çiçekler olarak farklı renklerde parıldadığımız, toprağın altında ise köklerimizin bir olduğu ve bu köklerin buluşup birbirinden beslendiğini hatırlamalıyız, hatırlatmalıyız. Gücümüzü birleşen köklerimizden aldığımızın farkındalığı ile birbirimize güç vermeliyiz, desteklemeli, cesaretlendirmeliyiz. Doğa Ana’nın kızları olarak aynı atan kalbe sahip olduğumuzu hissederek birbirimizin acılarını, yaralarını sarmalı, kucaklamalıyız. Bu yüzden dünya üzerinde ‘tek bir kadın’ kendi köklerini kuvvetlendirdiği, yaralarını şifaladığı, gücünü eline aldığı zaman tüm kadınlar için bunları yapmış olur. Kolektif dişi bilincimizden hepimiz etkileniriz. Ve tam da bu sebeple, ‘tek bir kadının acısı’ hepimizin acısıdır.’

Dişi bilgeliğin hatırlandığı ve uygulandığı böylesi bir toplulukta, kadınlar ve erkekler olarak bütünlüğünü yaşayamayan kimse kalmaz. Böylesi bir topluluk eşitlik, saygı, sevgi, şefkat, güven içinde paylaşım, sağlıklı sınırlar ve bireysel özgürlük ile bireylerin ruhsal ve içsel gelişimine hizmet eder, içsel bilgeliklerini geliştirir ve sonucunda büyük mucizeler gerçekleşir.

Böylesi topluluklara ihtiyaç duyduğumuz bugünkü gerçekliğimizde, yükselen ‘Kutsal Dişi’ enerjisi dünyada ki her bir kadına ‘bir araya gelin’ diyor. Gelin ki ancak sizlerin bu hatırlayışı ile gelecek nesiller için iyileşmiş bir dünya bırakacağız.

hair-2

Kutsal Kadın Kadın Çemberleri Değerleri 

  • Çemberde gözlerine baktığın her bir kadında kendi içindeki kutsal kadının ruhunu görürsün.
  • Göz göze, kalp kalbe, rahim rahime derin bir görme, görülme ve bağlantı vardır.
  • Diğer kadınların koşulsuz kabulünde, sevgisinde korkularını, yaralarını, acılarını eritirsin.
  • Seni limitleyen eski benliğinin üstüne çıkar, giderek güçlenirsin.
  • Maskesiz görmeyi ve görülmenin derin rahatlığını yaşarsın.
  • Bilgeliğin, bilginin ortada paylaşılması ile birlikte büyürsün.
  • Pür dikkat ‘dinlenilmenin’ ve anlaşılmanın hazzına varırsın.
  • Çemberdeki herkesin yeteneğini, becerisini, dünyaya sunmaya geldiği ruhsal hediyesini paylaşmasına zemin hazırlarsın.
  • Herkes kazanır, işbirliği vardır.
  • Herkes eşittir. Çemberin kendisi öğretmendir.
  • Derin feminen bilincinde aynı dişil değerleri paylaştığınızı ve her birinizin ayrı renk ve güzellikte çiçekler olduğunu bilirsin, bu yüzden her bir kadını daha da yükselmesi için kolaylıkla kalpten desteklersin.
  • Beden – zihin farkındalığın artar, bedeninin içinde rahatlar, şifacı tanrıçanın hormonu ‘oksitosin’ üretmene yardımcı olan pratikler ile stresini eritirsin.

Kadının Bedenindeki Şifacı Tanrıça ‘Oksitosin’

Kadın Beyninin erkek beyninden farklılıklarını inceleyen ve bu konuda keşfettiği önemli bilimsel bulgularla çığır açan nöropsikiyatrist Dr. Louann Brizendine şifacı tanrıça oksitosin hormonunu bakın nasıl tarif ediyor.

Oksitosin: Oynak, sevecen, besleyici, toprak ana, yardım etmekten ve hizmet etmekten zevk alır, kadın sosyalleşme hormonu, östrojenin kızkardeşi (*Kaynak Kitap: Kadın Beyni)

Kutsal Kadını içimizde uyandırma yolunda dişi bilgeliğin pratikleri şüphesiz ki bu şifacı hormonunu biliyordu. Bu nedenle, kadın çemberlerinde Dr. Brizendine’nin de tarif ettiği gibi sevecen ve besleyici olan, ilişkilerde bağ kurmayı sağlayan bu hormonu aktive edecek dişil pratiklere yer verilir. Stres, kadın bedenini bir erkeğin stresten etkilenmesinden daha farklı etkiler ve kadının bedeni onu azaltmak, sisteminden atmak ve çözmek için farklı şekilde çalışır. Oksitosin hormon üretimi vücutta azaldıkça kadının bedeni sertleşir ve sonucunda feminen özü ile bağlantısı zayıflar. Oksitosin hormonu bebek emzirirken, derin bir bağ ve aşk ile olan cinsellik sonrası hal ile, sevdiklerine sarılırken, samimi içten bir sohbet ile, toprakla çiçeklerle uğraşırken veya sevdiklerin için bir şeyler yaparken kolayca ortaya çıkarken diğer bir çıkış yeri kızkardeşliğin samimi ve içten yaşanabildiği kadın çemberleridir. Bizlerin, içimizdeki Kutsal Kadını hatırlamamız için bedenlerimizle temasımız, bedensel farkındalığımız çok önemlidir. Ve stresi eritebilmemiz, feminen öze, kalp açıklığına gelebilmemiz oksitosin hormonu ile mümkün olur. Tanrıça hormonu adı verilen bu hormon ile kaslarımız derinden gevşer ve kan basıncımız düşer. Ağrı eşiğimiz yükselir aynı zamanda bu hormon büyümeyi, iyileşmeyi ve ilişkilerimize derinden sevgi dolu bağ kurmamızı da teşvik eder. Yumuşarız. Bedenimizin ihtiyaç duyduğu sevgiyi hissetmeye, iyileşmeye ve rahatlamaya hazır hale geliriz.

Bu hormon,  yargısız, açık ve derin bir dinleme ile, sıcak ve sevecen bir sarılma ile, kişisel hikayelerin analiz tuzağına düşmeden paylaşımı ile de bu çemberlerde kadınların bedeninde aktive edilerek, şifacı tanrıçanın işini yapmasına izin verilmiş olur.

Kadınların birbirlerinde kendilerini bulabildikleri, gerçek bir açıklık ve güven ile açılan çember alanları kadınları sonsuza kadar dönüştürebilir.

Bu yüzden kadın çemberleri kutsal bir alandır ve dişil pratikler ile kadını derinden rahatlatmayı amaçlar. Bu alanda, özden sapan fuzuli konuşmalar enerjimizi tüketmekten başka bir işe yaramadığı gibi, sorun yaşayan kadının sorunlarını iyi bir niyet ile olduğu halde ‘analiz eden, zihne çıkaran ya da kadını içinde bulunduğu halden daha pozitif olmaya zorlayan’ yöntemler, bu çemberlerde yaratılmak istenen iyileştirici, rahatlatıcı enerjinin de fakirleşmesine neden olur. Zaten analiz zengini, gerçek duyguların yaşanmasına olanak vermeden sürekli pozitifliği pompalayan dünyamızda, zihinlerimizi fazlasıyla meşgul ederek bedenlerimizin içinde sadece ‘omuz ve baş’ yani eril bölgesinde yaşıyoruz. Bedenimizle bağlantımızı yitirdiğimiz için dişil veçhelerimizle buluşmamız zorlaşıyor.

Bu çemberlerde, temel motivasyonumuz duygusal, fiziksel, enerjisel ve zihinsel olarak rahatlamak, anlaşılmak, dinlenilmek ve güzeli, iyileşmeyi, saf gücü birlikte yaratmak olmalı.

Flowers-narrow1

Kızkardeş çemberleri ne zaman kutsallığını ve beraberinde kurulma amacını, işlevselliğini yitirir?

Rekabet, yarış, kıyaslama, kıskançlık, yerme, gizli manipülasyon, yargılama, aşağı çekme, yüzüne iyi görünüp arkadan konuşma, dedikodu, suçlama, iğneleme, haklı olma dürtüsü, şikayet enerjileri olduğu müddetçe çemberin bu özel kutsal alanından faydalanmamız mümkün değil. Çember bu durumda sadece görünüşte çemberdir. 

Tüm bu pattern’ler ortaya çıkabilir ve normaldir de, burada önemli olan başka bir kadında görmekten hoşlanmadığın ne varsa kendi kadınlığında bunu araştırman gerekliliğidir. Şu evrensel kaideyi hatırlamakta yarar var, ‘Sende olmayan bir şey, bir diğerinde göremezsin’. Bu pattern’lere veya ego’ya giren kadınları kendi çemberinden uzaklaştırmak, onu cezalandırmak, dışlamak ya da sadece sana benzeyen özellikleri ile sempati duyduğun kadınları daha öncelikli tuttuğun bir tutumu benimsek yerine, gerçek bir kızkardeş önce bu olumsuz yanları kendinde araştırır, sonra kızkardeşine bunları fark etmesi için yargısız bir alan sunar, sevgisi ve şefkati ile yanında durur. Ve çemberin değerleri ve bilgeliği kadınların bir arada olduğu her türlü STK, dernek, oluşum, organizasyon, kurum içi gruplarda da aynı biçimde işler.

Kutsal Kız kardeşlik bilincinin temel rolü ona ‘olduğu her hali’ ile alan tutmak, cesaretlendirmek, güçlendirmektir. Birinin bir diğeri üzerinde daha iyi, daha üstün, daha bilgili olması değil, eşit varlıklar olduğunu bilmek, onu saygı ile dinlemek, hikayesini paylaşarak onun varlığının biricikliğini onurlandırmaktır.

Bu çemberlerde bir araya geldikçe kutsal kadını bedenlerimizde uyandırırız. Gölge ve karanlıkta kalmış yanlarımızın ışığa çıkmasına müsaade ederek, acımızı dönüştürürüz. Yerküreyi kutsamış oluruz. Ve bunu tek başımıza değil, aynı değerleri ve frekansı paylaşan kadınlar olarak daha rahat ve kolaylıkla yaparız.

Sevgili Kız kardeşlerim,

Hangi alanda olursa olsun, işyerlerinizde, derneklerinizde, özel çevrenizde kendiniz dahil, her bir kadının maskesiz kendi olabileceği bir ortam yaratın. Kızkardeş kabilenizi oluşturun. Zaten varsa bu değerlerle daha çok sahip çıkın, sarılın. 

Gerçek bir kızkardeşlik çemberi yüksek bir bilinçtir. Çemberin merkezinde kutsal kadının dişi enerjisi oturur ve oradan etrafında oturan tüm kadınların rahimlerine ulaşır, sonsuza kadar dönüştürür. Onlara kendilerini, biricikliğini, kıyas kabul etmeyen eşsizliğini hatırlatır. Köklerinin bir olduğunu hatırlatır.

Bizler yeni dünyayı doğuranız. Biz birlikte gezegeni iyileştirecek olanız.

Gelin köklerimizi yeniden birlikte hatırlayalım.

Yükselen ‘Kutsal Kadın’ ve beraberinde yürüyen’Kutsal Erkek’lere,

Dişi Bilgelik ile,

Bilge İnal

 

#globalsisterhood

 

Dişi Bilgelik Kutsal Kadın Çemberleri’ne katılmakla ilgilenirseniz, tarihleri için lütfen buraya tıklayın. 

 

Advertisements
Tüm Yazılar

Kadinsal Uyanis ve Umut’a Dair


Disi Bilgeligin derinlerine dalmayi ve cikardigim hazineleri kadin cemberlerinde paylasmayi sevdigim ve ruhum bunu gorev olarak sectigi icin dunyanin pek cok yerinde farkli dil, din ve kulturden kadinlarin olusturdugu cemberlere giriyorum, cikiyorum, icsel calismalar yapiyorum. Once BEN yuruyorum bu yolda. Benle yurumek isteyenleri beraberimde tutarak. Bu aslinda hepimizin ozde bildigimiz ama yeni olan yolda birbirimize destek olmak icin kurdugumuz sosyal online gruplarda deneyimlerimizi, korkularimizi, sevinclerimizi, acilimlarimizi paylasiyoruz. Dunyanin obur ucundan bir kadinin, disi bilgelik yolundaki icsel gorusunu paylasmasi bugun burada baska bir kadina ilac olabiliyor. Cunku bir kadin icinde ne yasarsa diger kadinlar da onu yasiyordur. Buyuk cemberde cok derin baglarla birbirimize bagliyiz..Ve goruyorum ki, tahmin ettigimizin otesinde dunyanin her kosesinde kadinsal bir uyanis var. Bugun icim kocaman aydinlik bir umutla doldu.

Guzel kizkardeslerim umudunuzu koruyun, sadece cocuklariniz icin degil tum insanlik icin ‘besinin’ kendisi oldugunuzu her daim hatirlayin. Bu dunya bizlerin cesaretli hatirlayisi ile iyilesecek ve bu olacak da. Az kaldi..Hepinizi sevgiyle kucakliyorum.

Umut ile..

💫💫💫

Bilge

Tüm Yazılar

“Kızkardeşlik” Kelimesi Dilde Kalmasın

Ataerkil duzen kadinin kadindan alacagi gucu engellemek icin kadinlari kizkardeslik bilincinden kopardi. Hep sunu duymaz miyiz, “kadinin kadina yaptigini hicbir erkek bir kadina yapmaz” diye..

Ataerkilin icindeki ve nesiller boyu kadin soyunu kirletmis bozulmus disi (corrupted feminine) rekabet enerjisi sunar, silahlari gizlidir; intikamcidir, kiskanir, baska kadinlarin arkasindan konusur, yuzune guler ardindan dedikodusunu yapar, diger kadini sozleri ve davranislari ile asagi ceker, kilik kiyafetini suzer, zayif kadina tahammulu yoktur, guclu olana hic yoktur, diger kadinin tercihlerini, yaptiklarini yargilar. Ve ornekler saymakla bitmez…
Peki bir kadin neden bu tuzaklara duser? Neden bir baska kadinin varligi onu korkutur? Cunku kendinden korkar, cunku kendi karanligi ile yuzlesmekten korkar. Yuzune iyi olup arkasindan konustugu, yargiladigi, elestirdigi, kotu bir sekilde ugrastigi her kadin onun icindeki bozuk disinin ciplak yansimasidir. Baska bir kadinin, kendinin de dahil oldugu kizkardes cemberinden oldugu idraki yoktur. Baska bir kadini kalben destekleyip gucune guc katacagindan bihaberdir.
Biz kadinlar bu tuzaklara dustukce, kizkardeslik cemberinden diger kadinlari otekilestirdigimiz muddetce ataerkil duzen yuzunde alayli ve zafer kazanmis pis bir siritis ile bize bakmaya devam edecek. Biz de onun sundugu kadini kadindan alacagi gucten koparma oyununu bilincsizce oynamaya devam edip duracagiz.
Kizkardeslik kelimesi dilde kalmasin. Gonulden dile gelmeyen hicbir kelimenin kiymeti yok. Artik uyanma vakti. Binlerce yildir uykudayiz. Uyanip, derin uykuda olan kizkardeslerimizi sarsarak uyandirmaliyiz. Birbirimize sahip cikmaliyiz. Dusen kadini yerden kaldirmaliyiz. Onun gozlerinin ardinda sakladigi yarali kucuk kizi gorebilmeliyiz. Icinde mucevher gibi isildayan kutsal disinin varligini onurlandirmaliyiz. Parlayan kadini bir tehdit gibi gormemeli onun isiginin aslinda Tanrica’nin eli oldugunu anlamaliyiz. El ele vermeli ve bu dunyada barisin, umudun, birligin ve hakiki sevginin tohumlarinin ellerini birbirine sikica kenetlemis biz kadinlardan gectigini bilmeliyiz.
Kizkardeslerime selam olsun,

Sevgiyle,

Bilge