Tüm Yazılar

2018 ‘Kutsal Dişi’nin Yılı

2012 yili idi, gezegende yeni bir döngüye gecis yapacagimiz Maya takvimi üzerinden konuşuluyordu, hatırlayacaksınız 21 Aralik 2012 gününü. Yurdumun insani Izmir’in Sirince ilçesine bile kamp kurmuştu. Perdenin ardinda olan neydi aslinda? Bilinmeyenin bildigimizi sandigimiz bilinen kismi ile yaklasik 5000 yıldır, daha bile fazla bir zamandir ataerkil düzenin ve enerjinin içinde baskilanan, ikinci plana konan, zayif gorulen, yok sayilan, her anlamda tecavuze uğrayan ‘Kutsal (ilahi) Dişi’ enerji dönüş yapmıştı, insanlığın kalbine girmek, ona hakiki kendini, öz olanı hatırlatmak için. Ona ayrılığın olmadığını, güç savaşını, hırsı, sevgisizliği, değersizliği, maskeleri, robotiklesen hislerini, yasam biçimlerini, yetersizlik duygularını, kurban bilincini, açgözlülüğünü, kalpsizliğini, sahteliğini, kibrini, intikamı, kan dökmeyi bırakıp tek gerçeğin sevgi, şefkat ve birlik olduğunu kalbinde hatırlaması, dahasi ‘ruhunu’, ‘özgünlüğünü’ hatırlaması için.

Bu seferki gelişi ‘Denge’ içindi. Insan-oğlunun kalbinde ilahi dişiye aşk ile yer açması, insan-kızının da rahminde eril olana hürmet ile yer vermesi için. Artik biri bir diğerinin ne önünde ne arkasında ne de aşağısında olacaktı. Her biri bir ağaç gibi yan yana, hür ve sevgi ile durabildiğinde, insanlığın gelişimi bu kezyaratıcı ruhudışarıda bırakmadan evrilmeye, ilerlemeye devam edecekti. Yapılan her işe, her söze, kurulan her yapıya ruh üfleyecekti. Ataerkil düzende ‘ruh’ unutuldu. Simdi ise evrimde geldiğimiz noktada, insanliğin kolektif ‘ruh’unun katilisini deneyimliyoruz yaşamlarımızda. Giderek artan bir uyanış, katılım ve katkı ile..

2018 senesindeyiz artik. ‘Ruhu’-muzu hatırlayışa hizmet edecek kadınları ve erkekleri derin uykularından gerçeğe uyandıran ilahi dişinin her yerde, her yapıda, her olayda fazlasıyla görünür olacağı ikinci faza geçtik.

Bunun anlamı; kutsal dişinin uyandırdığı birliğe yürüyen bu kadın ve erkeklerin bulundukları platformlarda onun dilini saklanmadan konuşacakları, onu artık görünür bir şekilde kendi özgünlüğünde giyinerek insan ırkına örnek olacakları, sevgiyi, birliği, dirliği alenen öğretecekleri bir dönem başladı.

‘Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için once yanmak gerekir’ Mevlana

Mum olmak için yananların ışıklarını çok net seçeceğimiz, göreceğimiz ve bir başkasının mumu ile aydınlanmayı bırakıp kendi ışığımız ile aydınlanacağımız bir donem bu. Artık resmen kendimiz-in oluyoruz. Artık eve dönüyoruz. Gecen yıl bu ikinci evre ile ilgili bir yazi yazmistim, dileyenleriniz göz atabilirsiniz. (Bkz. Bugünde Yasayan Geleceğin Kadin ve Erkeklerine).

Kutsal Dişi’nin Çağrısı Çok Uzaklardan Geldi

1514599372332

Kutsal Disi’nin cagrisini alan başta biz kadınlar ve son yıllarda dişiyi onurlandıran sayıları hızla artan bilinçli erkekler buluştuk onunla. Bu çağrı çok derinden gelen bir çağrı idi, öteden, anlam veremediğimiz bilmediğimiz çok uzak bir yerden, içeriden bir yerlerden..Artık bize biçilen rollerle, alışkanlıklarımızla, ogrenmisliklerimizle, kimliğimizle var olamayacağımızı içten ice bize fısıldayan bir çağrı idi. Başka seçeneğimiz yoktu. ‘Eve dönüş’ için yola çıkmak zorundaydık. Yola koyulduk. Her birimiz kendi yolumuza. Ayrı sandığımız aynı yollarımıza. Öz’e..

Biz, Kutsal Disi’nin içimizde uğuldayan çağrısında onun insana kendi şarkisini hatırlatan, iyileştiren, dinlendiren, melodiler mırıldatan kadifemsi rüzgârını hissettik, bazen şiddetli fırtınalarında savrulduk, dağıldık yeniden buluşabilmek için, kendimizi bulabilmek için, kalplerimizi birbirimize saklanmadan, utanmadan açmayı öğrendik, el ele tutuştuk ‘Bir’ olmayı, ‘Biz’ olmayı hatırladık. Ayakları toprakta, sağlam ve gerçeğin meşalesini taşıyan ilahi dişinin ışığında karanlık köşelerimizde sakladığımız, saklandığımız golgelerimizle, kadim yaralarımızla, kişisel ve atasal tarihimizle yüzleştik. Kutsal Dişi, karanlıkta gizlenen hakikatin ortaya çıkması için eski yapıyı yıkmaktan hic sakınmazdı, sakınmadı da. 

Onun açtığı alanlarda birbirimiz ile açıklıkla konuştuk, yeri geldi birbirimize omuz verdik, yeri geldi birbirimizi yüreklendirdik, yeri geldi gözyaşlarımızı paylaştık, yeri geldi rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Her tur duygumuzu suçlu aramadan dillendirmeyi öğrendik. Gözyaşlarımızın ve incinebilir duygularımızın bir zayıflık, bir utanç olmadığını öğrendik. Onlara sahip ciktik. Biz, kendimize sahip ciktik. Belki de ilk kez hic olmadığı kadar yürekten.

Birbirimizi değiştirme, düzeltme, tamir etme veya tavsiye çabasına girmeden olduğu gibi gönülden duyabilmeyi öğrendik. Birbirimizi, sorunlarımızı analiz ederek doğramadık. Once gerçekten hissedilenlere yer açtık, sonra çözüme gittik. 

Bir diğerine alan tuttuk, yargisizligi meclis konuşması yapmak yerine yargisizligi pratik ettik. Ruhumuzun derinlerinde tuttuğumuz ruh armağanlarımızı keşfettik. Bu aktive olan ilahi armağanlarımızı paylaşmayı gorev bildik. Hızın bizi çoraklaştırıp, kuruttuğunu keşfettik, yavaşlarsak da çiçek açabileceğimizi. Kız kardeşlerimizi, erkek kardeşlerimizi bulduk. Ruh ailemizi bulduk.

Toprak Ana ile köklerimizin bir olduğunu, kiz kardeşliğimizin bu derin köklerde saklı olduğunu fark ettik. Kadını kadına karşı koymanın, bize yapılmış en büyük haksızlık ve hatta düşmanlık olduğunu anladık, bunun, bizi birlesen gücümüzden alıkoyduğunu fark ettik. Bizim birleşen sesimiz ve gücümüz dağları yerinden oynatırdı.

Kadının kendi ile barışması demek, diğer kadınlarla barışması demekti. Baris dolu kadınlar demek, barış dolu erkekler demekti, barış dolu ilişkiler ve çocuklar, barış dolu nesiller demekti. Fakat once disil olan iyileşmeli, yolu erilin iyileşmesi için acmaliydi. Çünkü ilahi dişi ilahi erilin özüne doğumunda onun hem annesi hem ebesi hem de onun ilahi esi idi. O, tum evrende bütünlük için vardı. 

alex-blajan-100514-1024x705

Rahimlerimizin kutsal bir alan oldugunu hatirladik. Onu, ilahi bir tapınak gibi saygı ile onurlandırmayı öğrendik. Rahimlerimiz sadece bebeklerimizi büyüten, besleyen, doğuran bir ‘organ’ olmaktan ote, hayallerimize de gebe kalabilen, yaratmak istediğimiz hayatlari karanlığında bilgelikle besleyen, büyüten ve doğuran saf bir ‘enerji portali’ idi. Kadınların rahmi kutsaldi ve erilin basit bir cinsellik ile değil saygı, sevgi ve onurlandirma ile girisi hak ediyordu.

Kadının adet döneminin en gizemli, en yaratıcı, en ruhsal donemi olduğunu, bu muazzam dönemini gizleyerek, utanç duyarak veya onu ‘pis, kirli’ gibi terimlerle lekeleyerek yine sisteme gücünü verdiğini öğrendik. Kadının regl kani dönüştürücü, yaratıcı, mistik ve derinlerden gelen bilgeliği iletendi. 

 

03b540880c2547109213e080213fd1de
Artwork by Ravennadivina

 

Dişinin nüfuz ettiği yasam, lineer ve mantiksal (düz çizgi) algidan çıkıp çok boyutlu, derinlikli, dairesel bir algılayış sekline geçiş yapmak demekti. Hayatin doğal dokusu içinde ortaya çıkan tum döngüleri kabul ve onları onurlandırarak yasamak idi. Tipki mevsimler gibi, gece ve gündüz gibi, hayat-olum-hayat, uretmek-dinlenmek-uretmek, yaratmak-tahrip etmek-yeniden yaratmak gibi..Bunların hayatin içinde birbirine geçişlerini bilgelikle karşılayıp, teslimiyet ile kalabilmekti. 

Sonra, erilin dişiye olan derin guvensizliginin altında kendi içinde ki, soylar boyu aktarılan manipülatör dişinin varlığına, dişinin erile olan derin öfkesinin altında yine kendi içinde ki harap olmus, hadım edilmiş bir erilin varlığına şahit olduk. Ataerkil düzenin içinde sağlıksız dişinin (ilahi özünü kaybetmiş dişi enerji) asırlarca kendini sağlıksız erilin (ilahi özünü kaybetmiş eril enerji) şiddet ve bozgunundan korumak icin onu, manipüle etmeyi öğrendiğini gördük. Kendi öz gücünü unutan dişinin kabul, onay, sevgi ve değer görmek için eril gücün üzerinden kendine sağlıksız bir güç aktardığını anladık. 

Asırlardır olan şuydu; kadın kendi gücünü unutmuştu, erkek de derinden sevebilme yetisini. İkisi de kayıp olanı birbirlerinde arıyordu. Kadin sevgiyi erkekte ararken gücünü veriyordu; Erkek ise ibresi sadece yukarıyı gösteren ataerkil güce yatırım yaptıkça sevmeyi unutuyordu. Donuyordu. Hissen, kalben, bedenen. Kutsal Dişi, erili de ilahi özüne uyandırmak için geri dönmüştü. Bu artık bir güç oyunu değildi. Oyun bozuldu. 

 

Ataerkil Eril 

Ataerkil düzenin bozguna uğramış sağlıksız erili ise asırlarca dişiyi duygusal, kirilgan, zayıf ve hatta kendinden aşağı, işe yaramaz, sadece çocuk doğurmaya yarayan bir meta olarak görmüş, bu sartlandirmalarla büyütülmüştü. Paşaydi o, padişahtı, şahların kralıydı, güç ondaydi, oncelikliydi, hem aile icinde hem de toplumda. El ustunde tutuluyordu. 

Eril, ataerkilin erkek koşullanmaları neticesinde en kırılgan duygularını saklamak zorunda kaldı. Yetersizlik korkularını, incinebilir kalbini kabaran omuzları, eril gururundan egilemeyen başı, sert, donuk bakışlari ve kalp bölgesinden kopuk, hissiz, cansiz, ezbere ve analizci konuşmalar ile kapamayi öğrenmişti. Ataerkil sartlandirmalardan, ‘güçlü ve duygularını belli etmeyen erkek olma’ baskısı onun en ağır ve belki de en acımasız yüklerinden biri oldu. O, eski dünyada savaşarak var olmayı öğrenmişti, simdi ise rekabet ederek, yarışarak, üstün gelerek ve gerçek duygularını saklayarak var olacağını sanıyordu. Onun duyguları bu arenada yok sayılıyor, sadece akıl, analiz, basari ve zihinsel çözüm ile eş değer görülüyordu.

O ise duygu dünyasını, korkularını, hassasiyetlerini, sevgi arayisini ve ihtiyacını gizleyerek yaşamayı öğrendi. Bu duygu ve ihtiyaçlarla başa edemeyenler ise madde ve alkol bağımlılığı, sözel, fiziksel, duygusal şiddet, hissizlik, aşırı zihinde olma, güçlü olma takıntısı, istikrarsızlıkla kendilerini ve sevdikleri için yaşamı yeşertmek yerine yaşamı kısırlaştıran yikici yönden deneyimlediler. 

Dışarıdaki dişi erkeğin içsel dişi bilincinin temsiliydi, dışarıdaki eril ise kadının içsel eril bilincinin temsiliydi. 

 

Kutsal Dişi, kadinlara ozunde yaratici bir tanrica oldugunu, erkeklere de ozunde derin sevgi ve merhamet sahibi kudretli bir kral olduklarını hatirlatmaya geldi.

Bu, kadın veya erkek oluşumuzdan, cinsiyetlerden bagimsiz bir mesele. Bu, once kendi iç sistemimizde sonra dünya üzerindeki tüm sistemlerde ve yapılarda; eril ve dişi bilincin eski ve saglıksız şartlandırmalardan, değerlerinden, ogretilmisliklerden, kosullandirmalardan, ataerkil aile-ata ve kültürel inanclardan arınma meselesidir. 

Bu, insan-oğlu ve insan-kızını ilahi INSAN vasfına dönüştürme meselesidir. Bu, birlik olmanın, ele ele vererek yapıcı, yaratıcı ve sevecen toplumlar, anneler, babalar, çocuklar yaratma meselesidir. 

 

img_9332.png

 

Artık içine girdiğimiz sene Kutsal Dişi enerjisinin bedenimizde, psisemizde, ilişkilerimizde, hayat stillerimizde, kısaca tum yaşam alanlarımızda her yerimizi görünür bir sekilde saracağı bir sene olma özelliği taşıyor.

Ilahi Dişi enerjisinin insanlığı nasıl etkileyeceğine dair pek cok kaynak yazı var. Bu yazilar bugun cikmadi, onlar uzun zamandir bizimle. Kanallıklar, içsel ongörüler, sezgisel bilişler..Bu seneye ozgu içlerinden bir tane kanal yaziyi enerjinin etkisinin nasil olacagi ile ilgili berrak ve açıklayıcı buldum. Bu yazıyı kaleme almama da ilham oldu. Amacım burada 2018 senesinin genel bir enerji raporunu vermek olmadığı icin Kutsal Dişi bilincini biraz daha anlamanıza, anlamlandırmanıza olanak sağlamak adına bu kanalligin bir bölümünü anlam kaybı yaratmamaya ozen göstererek elimden geldiğince çevirdim. Arzu edenleriniz yazının sonunda orijinal linkine ulaşıp tam metni okuyabilir. Burada benim çevirim bir kismidir. 

 

2017 İki Adım Geri, 2018 Bin Adım İleri ~ Şefkati ve Birliği Kucaklamak

2017 yazında ekilen kutsal dişinin tohumları 2018’de çiçek açacak ve dikkatlerimizi çekecek. Kutsal dişi enerjisi ile gelen bu güç tarihimizde benzeri olmayan bir güç. Bu derece feminen enerjinin geldiği en yakın zaman 50’li yılların sonları idi ve bunu 60’li yıllarda yaşanan gelişmeler takip etti. Bu sene ilahi dişi kendini her bir canlı varlığın kalbinde, zihninde ve deneyiminde kendini fazlasıyla hissettirecek. 2018’de, kutsal dişi enerjisi herkesin kendi içinde, diğerlerinde ve çevresinde dişiyi nasıl kucaklayacağını, onurlandıracağını ve saygı duyacağını öğrenmesini sağlayacak. Buna direnç gösteren veya kasitli olarak direnenleri, onu kucaklayana, onurlandırana ve saygı duyana kadar çeşitli şekillerde zorlamaya devam edecek.

Kutsal Dişi genellikle yumuşak ve nazik bir oluş hali ile ilişkilendirilir, ancak bu sadece onu temsil eden niteliklerin yalnızca ufak bir yönüdür. Bu yıl, bilincimize doğru yol alan ilahi dişi enerjisi, adalet ve özgürlük isteyen hayatin her alanında daha cesur, yüksek sesli ve hic olmadığı kadar güçlü olacak.

İnsan zihninin 2018’in enerjileri ile en iyi şekilde ilişkilendirilebileceği fikri “Artık Yeter” kavramıdır. Bu kavram, yeni yılın enerjisidir. ‘Artık Yeter’ dediğimiz her alanda bununla ilgili bir şeyler yapılacak. 2018,  2012’de başlayan pek çok fikrin yeni çağ başlangıcı gibi kendini hissettirecek. Rüzgârların yönü değişti ve ana yapılar, başlangıçta olduğu gibi dünyada her şeyin çekirdek temelini oluşturan ilahi dişiyi temel yapı yapmak için yeniden kablolandı.

Kadın ya da erkek olun, bu önemli değil.  Kendinize ve diğerlerine kutsal dişiyi kucaklamak, onurlandırmak ve saygi göstermek için tam izin verin. Bu size çeşitli şekillerde fazlasıyla geri yansıyacaktır.

Kutsal Dişi enerjisi ile bağlantı kurmanıza ve uyum sağlamanıza yardımcı olacak diğer başlıca özellikleri;

  • Bütünlük,  
  • Her şeye saygı,
  • Şeffaflık,
  • İyilik, diğerlerine nazik olma,
  • Şefkat,
  • Merhamet,
  • Koşulsuz sevgi (kendin ve tum yaşam için),
  • Çocuksu merak,
  • Adalet,
  • Tarafsızlık,
  • Karma bilinci (ektiğini biçme farkındalığı),
  • Yaratıcılık,
  • Özgürlük (eski yapılara ve koşullara bağlıligin bitmesi, tum suçluluk ve utanç duygularından arınma),
  • Doğanın ve insanın kutsal geometrisi,
  • Maneviyat, ruhsallık (korku tabanlı programlama  veya ataerkil inanç ve yapılardan arındırılmış bir ruhsallık), 
  • Tevazu, alçak gönüllülük,
  • Görünmeyen dünyaya inançtan gelen güç,
  • Ruh merkezli güzellik,
  • Topluluk,
  • Dostluk,
  • Romantizm, 
  • Samimiyet, 
  • Kırılganlık, 
  • Bütünsel şifa ve esenlik, 
  • Alicilik (görünmeyenden görünen alana tezahür), 
  • Sezgisellik,
  • Genişleme, 
  • Değişim, dönüşüm,
  • İzin verme (kontrol etmek yerine),
  • Kolaylık, rahatlık,
  • Akış,
  • Olma Hali (Yapma hali yerine),
  • Soyutluk (somutluk yerine),

2018’de, Kutsal Dişi enerjisini tam olarak kucaklayan, onurlandıran ve saygı duyan daha çok kadin ve erkeği hizmet ettikleri rol ve platformlarda,  lider pozisyonlarda göreceğiz. Bu yerel topluluklarda, işletmelerde ve küresel büyüklükte olan yerlerde de olabilecek. Dünyadaki birçok ses; birlik, şefkat ve iyileşmenin önemine ışık tutacak. Geçmişte sessizleştirilmiş bu ve benzeri sesler, sahnede merkezlerini almaya devam edecekler ve seçkin bir azınlığa değil, herkese fayda sağlayan daha kalp merkezli bir dünyayı başlatmaya yardım edecekler. 2018 ve ötesinde bencillik, kontrol, cehalet ve hırs gibi haller kolektifte (bir çok kişiyi içine alan, ortak alan) hayatta kalmanın zorluğunu deneyimleyecekler. İlahi Disi, bu nitelikleri insanlığın kalbinden (benim ek notum: kadınların rahminden) ve zihninden arındıracak. 

Sevgi, iyilik ve şefkati ne kadar çok seçersek bu sureci o kadar kolay geçireceğiz. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.

Duygularımız bir kere yaratıcı ve iyileştirici şekilde ifade edildiğinde, onlar beden hafızamızdan arınırlar ve bizler bu yolla kendimiz ile rahat ederiz. Hastalıklar, kendi bedenimizin içinde rahat olmadığımızda, vücudumuzda stresi tuttuğumuzda ortaya çıkarlar. Kendimizle rahat olabilmenin yolu kendi hızımıza hizalanmak, sürekli seklide acele etmemek ve bedenimizin ihtiyaçlari ile sezgilerimizi dinleyerek mümkündür. Bu yıl ayni zamanda korku ve ayrimciligi teşvik eden tum küresel olaylara olan bağlanma ihtiyacımızdan da özgürleşeceğimiz bir yıl. 

Bu yeni yılda Kutsal Dişi ile bağlantımız devam ettikçe, kendimizin giderek güçlenen ve özgürleştiren yönlerimizi keşfedeceğiz ve bunlara izin vereceğiz. İlahi Dişi bizleri,  bütün olmaya, hafif olmaya, içsel bilişe ve olasiliğinin mümkün olduğunu tasavvur bile edemeyeceğimiz bir yaşamın tum yönleri ile bağlantıda olmaya çağırıyor.

Emmanuel Dagher

*Yazının tam İngilizce metnini okumak isteyenleriniz için linkin bağlantısı burada.

d34.2017.08.31.-A-SACRED-CIRCLE-OF-MEN-AND-WOMENCCG-

Bu listeye benim ekleyeceklerim ise sunlar;

  • Yargısız,
  • Bağımsız,
  • Açık 
  • Bütünü, buyuk resmi gozeten
  • Sade fakat isiltili
  • Zarif, yumusak,
  • Affedici,
  • Dinleyici,
  • Hisseden,
  • Besleyici,
  • Tazeleyici, bakim veren
  • Canlı,
  • Hafif, 
  • Şifacı 
  • Dönüştürücü 
  • Toprak 
  • Beden, duyumsamalar
  • Duygular, hisler, sezgiler, içgüdüler, rüyalar
  • Sezgilere güven
  • Yasam enerjisi, coşku, içeriden gelen otantik neşe
  • Hayattan zevk alma
  • Haz
  • Yaratıcılık 
  • Icsel Guc
  • Ozgurce seven ve sevilen, bagimli degil bağlı 
  • İnsanlarla, tum canlılarla ve yaşamın her yönü ile bağlantılık hissi – İlişki kuran
  • Teslim
  • Derin, ice donuk
  • Bilinçaltı, karanlık, rahim 
  • Alcakgonullu
  • Renkli, rahat, genis
  • Muzik, siir, resim, edebiyat ~ sanat
  • Izin veren, kisitsiz, ozgur, limitsiz 
  • Durgun, dingin
  • Coskun, fırtınalı
  • Yarattığını yıkan, yeniden yaratan
  • Zaman yapısı: Döngüsel
  • Gerçekçi, gerçekleri konuşan, ifade eden
  • İllüzyonun ardını – hakiki olanı- gören
  • Deneyimsel 
  • Su gibi akışkan, suyun kendisi, akış 
  • Kendine ozgu, otantik
  • Kendi merkezinde 
  • Simdi, an’da 

Depositphotos_36560505_web.jpg

Zamane Etkileri..

Orta ve uzun vadede kendimizde ve cevremizde, sistemsel yapilarda gozlemleyecegimiz, deneyimlemeye basladiklarimiz, artan bir devamlilik ile hal edeceklerimiz..

  • Disinin erilin kudretine, yeterliliğine güveni, teslimiyeti, hürmeti. 
  • Erilin dişinin bilgeliğine, yaratıcı özüne teslimiyeti, hürmeti. 
  • Hırpalayan, hırpalatan, eleştirel ve yikici olan ‘mükemmeliyetçilik’ kodlarından arınma. Bu tip bir mükemmeliyetçiliği bozulmuş dişinin bir özelliği olarak sıklıkla görüyoruz. 
  • Kadının erkekle, kadının kadınla, erkeğin erkekle; birbirlerine yönelik güç oyunlarının bitişi, yerine ortak Güç ile yeni bir beraberlik modelini başlatmaları. İşbirliği, paylaşım, sevgi, saygı, bütüne katki veren ortak yaratım. 
  • Güç taniminin tum sistemlerde değişimi-donusumu. Gücün sagliksiz eril ortaklığının bitişi. Büyüyen rakamlar, daha büyük boyut ve ebatlar ile ilişkilendirilmesinin (genişleyen koltuklar, şişen hesaplar, yukselen rütbeler, genisleyen ev ve arabalar vb.) sonu. Yerine alçakgönüllü bir gücün – içsel gücün – yerleşmesi. Yine sadelik. Otantiklik. Gerçeklik. (Gücün doğasını anlattığım yazım. Bkz. Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası )
  • Ataerkil enerjinin belkemiği ‘rekabet’ enerjisinden arınma. Doğada hic bir canlı birbiri ile yarışmıyor, rekabet etmiyor, birbirini kıyaslamıyor, kıskanmıyor. Bu bilgeliğin içimizin derinlerinde yeniden uyanışı. 
  • Kazan-kazan sağlayan is yapış biçimlerinin yaygınlaşması, bir diğerini ezerek, aşağı çekerek, manipüle ederek temellenen is modellerinin, ilişkilerin, partnerliklerin bitişi. 
  • Statü ve prestije verilen önemin düşüşü. Otantik ve gerçek olana, insanlara, hikayelere, özgün üretime yönelimin artisi. 
  • Varlık seviyesinde eşitliği hiçe sayan tepeden aşağı bakan hiyerarşik sistemlerden ve yapılardan arınma. Eşitlik ve çeşitliliğin gerçek anlamda onurlandırılması. 
  • Basari odaklılık yerine butune faydaya geçiş. Burada insanin kendine soracagi en guzel soru, basarisiz oldugunda sen kimsin? Basarisizlik riskine ragmen kendi gercegini yasayabilecek misin? Konu su ki,  kiside eger basari cok baskin bir degerse, is ruh bazli bir yasam yaratirken, bu onun bir engeli ve golgesi haline gelebiliyor. 
  • Tek adamciligin (otoriter- aktif veya pasif baskıcı – tiran enerjisi) bitişi, onun yerine liderler yaratan liderliğin yaygınlaşması. 
  • Özellikle metropollerde bireysel yaşamların çoğul ve sade yaşamlara dönüşü.
  • Kadınların fiziksel görünümleri ile barış sağlamaları. Özgün ve sade güzelliğin yükselişi. Eril beğeniye hitap eden estetik çözümlerde, moda sektöründe, medyada mecburi degisimin olması. 
  • Toprak Ana (İlahi Ana) ile kadınların rahimden iletişimlerinin uyanışı ve bu ilişkinin derinleşmesi. 
  • Normal ve doğal doğum bilincinde artış. Bebeğin dünyaya geliş sekline, dogum hadisesine tam bir kutsallıkla ile yaklaşımın yukselisi. 
  • Ataerkil kodlamanın urunu ‘erkeklik baskısı’ ile toplumda içsel olarak yalnızlaşan erkeklerin bu baskıdan arınmaya başlamalari. Gerçek duyguları ile temaslarının başlaması, duyguları ile bağlantı kurmalarını sağlayacak yol, yöntem ve rehber arayışlarının çoğalması.
  • Son olarak, duyguların gücünün anlaşılması. Duyguların onurlandirilmasi. (Bkz. Geçtiğimiz Dönem Üzerine ve Yükselen Hislerin Önemi

iyanla-vanzant-destroy-self-worth-3c7h

Bunları paylaşırken hatırlatmakta çok önemsediğim bir konu var, o da şu;

Dişi-eril veya feminen-maskulen, okuduğunuzda kelime olarak hemen bir cinsiyet ile iliskilendirmeyin lutfen. Insan ister istemez algi kodlamalarimiz yuzunden bunu yapiyor zihin görüntüsünde. Disiyi kadin, erili de erkek olarak aliyor. Halbuki bu iki enerji yapisini tum canlilarda buluruz. Varligimizin sol yani dişi, sag yani ise eril enerjimizi ve bu enerjinin sundugu bilinc ozelliklerini tasir. Evet, kadinlar genel olarak disi enerjisi daha yuksek varliklardir, erkekler ise erili daha yuksek fakat bu her zaman boyle olmayabilir. Bütün (İlahi) İnsan olma yolunda bizleri ic dengesizlige sevk eden de bu enerji yapilarinin kadinda ve erkekte yer degistirmis olmasi. Fakat bu baska bir yazinin konusu. 

Dişi ve eril enerjimiz-bilincimiz ile calismayi basit bir temelde anlamak istersek eger; enerjinin tasidigi ozellikleri derinden anlamak, onlari idrak etmek ve icimizde ‘hal’ etmek bize içsel geçitler sunar ve bilincimizi etkilerler. Böylece simyanın, içsel donuşumun kapilari acilir. Bilincin enerjiyi takip ettiği kadar, enerji de bilinci takip eder. Bilincinizde açılan bir farkindalik kapisi, bir bilinç sıçraması iç enerjinizi de dogallikla kendine hizalayacaktir. Ancak iç sistemimizde bu iki enerji (dişi -eril) dengesizlesmis, biri bir digerinin daha onune gecmis olabilir. Sagliksiz yani ilahi ozunu kaybetmis ozellikleri ile psisede fonksiyon gosteriyor olabilir ki bu cok muhtemel. Hatırlayalım, gemimizin adı ‘ataerkil gemi’. Bu geminin duzeni kadin-erkek ayrimi yapmaksizin kurallarini ve sartlarini yolcularının içsel sistemine derinden islemis durumda. Ve bu gemide tek bir kaptan var.  Zıtlığı, ikili doğa dualiteyi, ayrılık bilinci dumenini kontrol ediyor. Simdi yeni bir gemiye geçiyoruz, zıtlıkları Bir’leyebilecegimiz, eski geminin yapılarından ozgur olacağımız, sevginin gemisine. Bu gemide ise herkes kendinin kaptani. Bu gemide her yol sevgiye cikiyor. 

O nedenle enerjiyi direk bir cinsiyet ile birlestirmek gelisim yolunda bizlerin onunu acmak yerine tikayabilir. İlahi Dişi, iki cinsiyette de var olan bu iki zit enerjiyi insanın kendi icinde birleştirmek, dengelemek ve ayrılık bilincini sonlandırmak icin geri döndü. Onun geri dönüşü aynı zamanda, özünü kaybetmiş sagliksiz eril enerjinin de ilahi özüne uyanışına eşlik ediyor. Bunu başka bir yazimda yazacağım. İnsanlığın, enerjinin gittiği yön, bütünlük ve denge. İç enerjimizde bu denge ve bütünlüğe dişi ve eril enerjimizin (bilincimiz) dengesi ile ulaşabiliriz. Bu kutsal birleşmedir, bizi ilahi insan vasfina açan, bütün ve sevgide hissetmemize olanak veren. Bu denge ve birleşme için bilinçaltımızda ki dişi ve eril inançlarımızı, gölgelerimizde reddinde olduğumuz taraflarımıza, ebeveynlerimizle olan bağımlı ve kısıtlayıcı çocuk sevgimize derinlemesine çalışmamız gerekir. 

Duygularımız Olmadan Yaşamın Kutsallığını Hissedemeyiz

Yıl boyunca hatırımızda tutmamızın ve üzerine eğilmemizin hayrımıza olacağı, yukarıda ki metinde bahsi geçen bana gore en anahtar cümleyi cımbızlıyorum. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.’

Bu yil benliğinizin derinlerinde yükselen olumlu-olumsuz tum duygularınızın yüzeye çıkmasına izin verin. Siz kendinize alan tutun. Kalbinize duyurun. Gerekirse yardim alin. Hislerinizi ruhunuza pusula yapın. Bastırmayın, onlardan utanmayın, duygularınızın dilinin size söylemek istediklerini dinleyin. Duygularınızı, sezgilerinizi, kalbinizden geçenleri onurlandırın. 

2018 ve ötesi hayli derin ve dönüştürücü yıllar olma özelliği taşıyor. Kendinize bir iyilik yapın ve bu yaşamınızda, hayat kitabınızın bu ikinci ana bölümü için;

K E N D I N I ZI  S E C I N. 

Tüm sevgimle,

Bilge Inal  

 

 

 

Dişi Bilgelik Blog ~ Kutsal Dişi Bilincine İlişkin Kaynak Yazılarım

Kutsal dişi bilinci ile ilgili geçmiş yıllarda kaleme aldığım bazı yazılarımı ilgi duyanlarınız için kaynakça gibi derledim aşağıda.  Bu potpuri listeye her zaman dönebilirsiniz, bunlar zamansız yazılardır. 

 

Büyükanneler’den Anne Soyunun Temsilcileri Tüm Kadınlara Mesaj

Rahim Bilgeligi

Dengesiz Eril Bir Dünyada Bir Dişi Olarak Dogdunuz

Bazıları bana ‘Doğa’ der, bazıları ise ‘Doğa Ana’

Bayan mı, Kadın mı?

Büyük Tanrıçanın Rahmi

Yerkürenin Kızlarının Birleştiği Çemberler

Kutsal Kadına Uyanış

Dişi Bilgeliğin Yolu

Korkutulan Dişi Değil, Korkulan Dişinin Kendisidir

Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

Gurbetteki Kadın

Güç, İnsanlık, Kadın

Bugün’de Yasayan Geleceğin Kadın ve Erkeklerine

 

 

 

Dişi Bilgelik E-Bulten ve Duyurulardan oncelikli haberdar olmak icin : http://www.bilgeinal.com
Bilge İnal ile Online Bireysel Terapi Paketleri Hakkında Bilgi:  info@mitracoaching.com
Instagram: bilgeinall
Facebook: Dişi Bilgeliğe Yolculuk

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Advertisements
Tüm Yazılar

Kutsal Kadına Uyanış

sacred-geometry-Tattoo-22-650x488

Ağustos ayında, Fethiye’de gerçekleşecek Dişi Bilgelik Kutsal Kadına Uyanış inzivasina hazırlanırken kendi yolculuğumda geçtiğim ve geçmekte olduğum evrelerim gözümün önünden bir bir geçiyor. Dişi bilgeliğin rehberliginde, kutsal kadını zihnimden kalbime indirmem ve sonunda tüm benligim ile sürece teslimiyetim, içsel setlerimle, derin yaralarımla, yaşama bilinçsizce yolladığım ‘hayır’ komutlarımla, katılaşmaya yüz tutmuş taraflarımla, gerçek ve doğru bildiğim temelsiz inançlarımla, ailesel, kültürel, coğrafi ve sistemsel koşullandığım her şeyimle bir bir karşilaşmami gerektirdi. Dişil bilince dair nelere yakın hissettiğim, nelerden uzak durduğum, inanç sistemimin, yetiştiriliş tarzımın gölgesinde neleri, kimleri, hangi halleri yargıladığım, kendi gölgelerime ışık tutmama yardımcı oldu. Yol bu, bitmez. Yürüdükçe uzar fakat konumuz bu değil, gelin biraz kutsallığımızı unuttuğumuz yerlere bakalım..

Kutsallık hem kadına hem de erkeğe ait hepimize ait bir öz değerdir. Bize özümüzün ışığında otantikliğimizi armağan eder, gerçek renklerimizle, katıksız, saf, gerçek benliğimizle yaşamımızı ve gerçek ilişkiler kurmamızı mümkün kılar. Kutsal Kadın ve Kutsal Erkek birer evrensel arketiptir ve biz doğum paketimizde onlarla birlikte doğarız. Doğru sandığımız gerçekler kadar derine gömülüdürler. Bu ‘doğru’ sanrılarımızı ne kadar inceler, eler ve tutunmayı bırakırsak otantik benliğimizde o kadar özgürleşiriz. Kutsal ilahi veçhelerimizi bilgelikle, bilinçle geri çağırmak, kutsallığımızı hatırlamak ve gerçek benliğimizi beden hafızamıza yeniden yazmak yaşam boyu sürecek içsel bir yolculuktur.

Kutsal Kadın, dişi bilgeliğe yolculuğumuzdur.

Kadınlar olarak beden hafızamıza kazınan ancak üst üste giyindigimiz psişik ve zihinsel zırhlardan ötürü birer buz kütlesine dönen Kutsal Kadın, hepimizin içinde, rahimlerimizde parlamaya hazır bir alev gibi yaşar.

Ataerkil düzenin içinde bireysel ve kolektif bilinçten aldığımız bin yıllık dişil yaralar, doğal ve otantik benliğimizi yaşamımızı engellemekle beraber, ailesel ve kültürel inançlardan ötürü de kendimizi gerçek dişi benliğimizden koparırırz. Fiziksel ve duygusal kapanma, duygularını saklama, güçlü görünme çabası, gerçeğini ifade edememe, utanç, suçluluk, şüphe dişinin ortak yaralı alanlarıdır. Altında bireysel etmenlerimizin de olduğu bu travmalar, yaratıcı dişil gücümüzün toplandığı bölge olan kalçalarımızdan; kendimizi, sevdiklerimizi, bebeklerimizi besledigimiz açık sevgi gücümüzün olduğu bölge olan memelerimizden psişik kopmamıza neden olur. Bedenlerimizde dışarıdan gözükmese de içeride hücresel olarak tükenmişizdir, dişil yakıt tanklarımız boşalmıştır, esnek ve sağlıklı hareket edebiliyor olsak dahi bu bölgelerimizde ‘donma’ vardır, bunun anlamı hissizliktir, cansızlıktır, katılaşmadır.

Bu yaraların ve inançların altını bilinçle kazıdıkça ve bilge bedenlerimizin yaralı şifacısını geri çağırdıkca sanki bunlar hiç bitmeyecekmiş gibi gelir, toprağın derinlerinde bekleyen o kutsal kadına, elmasa ulaşmak efor, sabır ve emek ister. Bir de bedende derinlemesine bir rahatlık..

Bir Arketip Olarak ‘Kutsal Kadın’

O, evrensel bir arketiptir. Arketipler sembollerdir. İçlerinde, sembolün değerlerini ve aydınlık/karanlık özelliklerinin bütünsel enerjisini taşır, arketipsel sembol idrak getirir, deneyimleyip bedenimizde hal etmemize yardımcı olur.

Kutsal Kadın arketipi, gerçek kendimizi dünyaya görünür kılmamızı bekleyen kadim bir semboldür. Rahimlerimizde yaşar.

Bizimle Bir’dir.

Orası, katıksız ‘kendi’ olduğumuz yerdir. Gerçeğimizdir. Kendimize sevgimizdir.

Kalbimize köklendiğimiz, bütün hisettiğimiz yerdir.

Gücümüzden korku veya rahatsızlık duymadığımız, gücün içinde bozulmuş dişinin sağlıksız, özelliklerini ayıkladığımız, saf gücümüzü bütünün iyiliğine kullandığımız, erilin varlığına, iradesine, bilincine ve kudretine hürmet gösterdiğimiz, onu incinebilir cesur sevgimizle sevdiğimiz, karşılıklı birbirimizi onurlandırdığımız yerdir.

Kutsal Kadın, kendi içinde Kutsal Erkeği de uyandırmış olandır.

O, dengedir. O tam’dır. O, bütün’dür.

Bu bütünlük ile kutsallığı giyinmiş olandır. Kutsal olanı tanıyan, onu ve canlı olan her şeyi koruyandır.

Şeyleri analiz, kategorize ve standardize etmeye alışkın ataerkil zihnin göz ardı ettiklerini görebilen, bütünü gözetendir. Hakikat ile evlidir. Kalbinin sesini dinleyebilen ve dinletebilen, zihni ve kalbi aynı dilde buluşturabilendir. Onun varlığı sevginin yokluğunda bile açıktır.

Ayakları yere basar kutsal kadının, o topraktır, o ağaçtır, o köktür, o mabeddir.

O, rahimdir. Ruhen bakiredir.

O, Kendi-ni Bilen-dir.

Kutsal Kadın yüksek bir plazanın 20.katında yüksek topuklarıyla üst düzey toplantılar yapabilir, statü sahibi çevrelerde prestijli işlerin peşinden koşabilir, o bir devlet memuru veya bir banka memuru olabilir, o bir ev kadını olabilir, o yoksul bir kadın olabilir, o bir asker veya kadın polis olabilir, o her yerde ve her şey olabilir. Kutsal Kadın siz onu fark etseniz de etmeseniz de, hep sizinledir, tam içinizdedir, rahminizin içinde canlanmayı, yeniden vücut bulmayı beklemektedir..

Dişil Beden ile Maskülen Bilincin Buluşması

Body-of-Flowers-L2

O, bedeni ile derin bağlantıdadır. Beden, dişi olandır, bilinçdışını temsil eder. Ruhsal dişi beden ruhsal eril bilince kutsal bir kap görevi görür. Dişil beden (bilinçdışı) ne kadar arı ise, maskülen öz (ilahi eril bilinç) geldiğinde penetre edebileceği ve güvenle yerleşebilecegi sağlam kutsal bir zemin bulmuş olur. Bir tapınak gibi sağlam, güvenli, kapsayan, kutsal bir zemin.

Kadının feminen ego benliği arılaştıkça, bu kez içsel eriline perdesiz gözlerle bakabilme ve onu ‘gerçekten’ görebilme yetisini kazanir. Bu sayede maskülen yanına da sağlıklı bir şekilde psişik bütününe katılması için yol açar. Artık kadının içinde ilahi eril veçhelerinin nüfuz edebileceği sağlam ve güçlü bir içsel dişi tapınağı vardır.

Dişil olan bilinçdışı alanımızdır, eril ise bilinç. Tüm bunlar cinsiyetten bağımsızdır, her iki enerjiyi de kadınlar ve erkekler olarak benliğimizde taşırız. Bilinçdışı karanlıktır, gözükmeyendir, yaraların, gerçek benliğin çoğunlukla saklandığı yerdir, farkında olunmayandır, topraktır, aydır. Bilinç ise aydınlıkta olandır, gözükendir, farkındalıktır, güneştir.  O nedenle dişi yanımız sağlıklı hale geldikçe kutsal erilimize erişimimiz açılır çünkü aramızdaki o buzdan kütle, perde kalkar. Yerini kutsal birleşmeye bırakır.

Bir kadın olarak yolculuğunuza her ne sebep ile çıkmış olursanız olun, niyetiniz, destinasyonunuz her zaman `içsel bütünlük ve denge` olsun..

Kutsal Kadına Uyanış İnzivasında Dişi Bilgelik ve Özgürce Yoga El Ele

IMG_7306

16-20 Ağustos tarihlerinde Fethiye’de Pastoral Vadi’de gerçekleştireceğimiz Dişi Bilgelik Kutsal Kadına Uyanış inzivasina, içindeki kutsal kadını uyandırmış ve bu hali yaşamına, yoga öğretilerine taşımış olan Özgürce Yoga’nin kurucusu Özgür Karagöz Turan’ın (hakkinda linki icin baglantisi burada) kadını bedende derinleştiren pozları ve öğretileri de bize eşlik edecek.

Sabahları beden ile buluştukca gün içinde benimle birlikte, dişi bilgelik öğretileri rehberliğinde dişi bilincimizi dönüşümsel çalışmalarla feminen bilince ve iyileşmeye açacağız. Rahim Uyanış aktivasyonu ile içimizde kutsal kadını uyandıracak, canlandıracağız. Bize ait olan gücümüzü, içgüdülerimizi, sezgiselliğimizi geri çağıracağız. Dişil pratikleri ile otantik benliğimize yaklaşacak, kadınsı özümüzü doğa ananın şifasına bırakacağız. Ve derinden, çok derinden rahatlayacak, hücresel tanklarımızı dişi yakıt ile dolduracağız. Bizim en derin niyetimiz doğanın içinde derinden besleneceğiniz feminen uyanışa, iyileşmeye aracı olmak ve gerçek benlik hazineleriniz ile yuvaya dönmenize olanak sağlamak. Bu inziva, zamansız alanda zamanı olmayan bir yolculuk yapacağınız, hayatı ciddi anlamda yavaşlatacağınız, kendinize yürürken ‘derin dinleneceğiniz’ dönüşümsel ve kutsal bir mabed-durak olacak.

Yolculuğunuzun neresinde olursanız olun her şeyi ve herkesi kapsayan bu alana içinizde bir yer ‘Evet’ diyorsa, biz sizi özenle hazırladığımız kutsal yerlerinize bekliyoruz.

Bütünlüğe, derin ve kutsal olana,

Tüm sevgimle,

Bilge Inal

 

***

Kutsal Kadına Uyanış İnzivası Bilgi linki için tiklayabilirsiniz.

Bilge Inal’i daha yakından tanımak için Hakkında linkine tıklayabilirsiniz.

Dişi Bilgelik Kadın Dönüşüm Programları ilginizi çekiyorsa detaylı bilgi için linke tiklayabilirsiniz.

 

 

 

Tüm Yazılar

Dişi Bilgeliğin Yolu

217792_1677507777454_6882559_n

Feminen bilincin gizemini, kitaplardan, felsefe, din ve cesitli ogretileri okumus ustatlar veya ruhsal ogretmenlerden bir yere kadar ogrenebiliriz. Mesele su ki, kadinlarin bedenlerinde gizlenmis feminen bilinc, disi bilgelik, kutsal kadin, tanricanin bilgisi sadece kadinlarin bedenlerinde bu kodlari acmasi ile mumkun olacak. Bu yol kadin bedenini gecit olarak kullanir, bu nedenle bedeni icine katmayan veya parcali katan tum disiplin, ogreti ve bilgiler ile bir noktada catisir, yol ayrimina gelir ve bunda da sorun yoktur. Her yol kendine hastir. Derinlesmeyi gerektirir.

Yakin gelecegimizde, Tanricanin bilgeligine daha cok kadin icsel olarak uyanacak ve pek cok kadim bilgi bu yolla isiga cikacak, yeni kitaplar yazilacak, feminen yolun ogretmenleri yeni kurallar olusturacak, ogretecek. Bu olusum basladi, sayisi ve volumu artacak.

Disi bilgelik deyince sadece disi tarafimizi kucaklamak, orayi guclendirmek veya yukseltmeyi anliyor olabilirsiniz. Aksine disi bilgelik veya tanrica bilinci insanin butunlugune, birligine feminen yoldan maskuleni icine katarak hizmet eder.

Birlige, Tanriya, Butun Insan’a acilan pek cok yol vardir ve disi bilgelik bu yollarin icinde duygulari, bedeni, maddeyi, topragi, herseyin mumkun olusunu alir. Tanrica ancak Tanri ile BIR oldugunda butunluk vardir. Icsel disi ve icsel erilimiz ancak BIR oldugunda kendi icimizde butunuzdur. Tanrica seni icindeki Tanri ile bulusman icin Icsel ASK’a yurutur. Icsel ASK’i bulman icin labirentlere sokar, evliligin kendinledir. Tanrica, sadece kadinlara aitmis gibi algilanir ancak o, eril olanin derin sifasidir ve krallik potansiyelini insa edebilecegi yerdir. O, erkegi kendi bedenine alirken icindeki Tanrisalliga uyandirir ve yukseltir. Cunku o, rahim olandir, portaldir.

Mother-Earth-Image-copy-21Ataerkilin ruhsal ogretilerinde surekli bir isiga yukselis, isiga gitme hedefi varken, ok hep yukari gosterir. Tanrica ise seni elinden tutup karanligin derinliklerine goturur. Bu besleyen, inisiye eden, erginleyen bir karanliktir. Rahimdir. Daha sonra yeniden filizlenir, isiga dogarsin. Hayat verir, yok eder, yeniden hayat verir. Bu dongulerinde mukemmel bir uyum ve icsel bilis ile hareket eder.
Tanrica bize su iyi bu kotu, bu negatif bu pozitif, bu yol dogru veya bu yol yanlis ya da bunu yaptigin/yapmadigin icin eksiksin, hatalisin demez.

Seni suclu, kotu, yetersiz hissetirmez. Bu duygulari hissetiren alt benlikte derin kod ataerkil bilinctir.

Tanrica bilinci, ayrim yapmaz. Ne dilde ne kalpte ayrilik olusturmaz.

Katı kurallari yoktur. ‘Veya’ yerine ‘ve’ vardir.

‘Su veya bu’ yerine ‘bu ve o’ vardir. 
Duygulara izin vardir. 

Nesenin yaninda aciya da, ozleme de, huzne de izin vardir.

Surekli iyi, coskun, yuksek olamayabiliriz degil mi?

Donguseldir. 

Onda, dalgalarin bilgeligi vardir. Yukseldigin kadar alcalirsin da. Alcaldigin kadar yukselirsin de. 

Tanrica bizi dogaya baglar. Saf halimize donuste bize disi bilgeligin araclarini, rituellerini, bilgeliklerini ve derin mistik gizemini sunar. 

14

O, Birliktir. Ve hersey mumkundur.

Iste biz kadinlar bu ogretiyi sadece aklimizla anlamaya calisirsak, o hep disimizda bir yerlerde ulasilmayi bekleyecek bir hedef/destinasyon olarak kalacak. Halbuki icimizdedir. Hucrelerimizde, kalp ve rahim hafizamizda. Bedenlerimizin hatirlayisina izin verdigimizda Tanrica’nin kendisi oluruz.
Disi bilgelik ile,
Bilge Inal

 

 

 

 

Bilge İnal Hakkında
Bilge İnal’ın kadınlara özel sunduğu Dişi Bilgelik kapsamındaki programlardan, çember ve inzivalardan düzenli ve öncelikli olarak haberdar olmak istiyorsanız www.bilgeinal.com adresine e-posta adresiniz ile kayıt olabilirsiniz.
Tüm Yazılar

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

O kadar özel bir yaşam diliminde yaşamlarımızı sürdürüyoruz ki, evrimin önemli eşiklerinden birindeyiz. Kalbin ve kadının feminen liderliğinin bir arada öne çıktığı bu zamanlarda insanlığın varoluş şeklini etkileyecek önemli bir role sahibiz. Bunu çok özce anlatan bir kitap alıntısını sizler için çevirdim, dişi bilinçten okuyunuz. Sevgimle…

 

Painting by Raymond Douilllet
Painting by Raymond Douilllet
“Biz kendimizi iyileştirdiğimizde, diğerleri de şifalanır. Biz düşlerimizi beslediğimizde, insanlığın düşlerini de doğuran oluruz. Dünya Ana’nın sevgisinin yansımaları olarak yürüdüğümüzde, yaşamsal gücün yaşam veren, doğurgan anaları oluruz. Bedenlerimizi, sağlığımızı ve duygusal ihtiyaçlarımızı onurlandırdığımızda, hayallerimizin varoluşu için alan tanımış oluruz. Şifalanmış kalplerimizden gerçeğimizi konuştuğumuzda, bu gezegenin yaşamsal bolluğuna izin vermiş oluruz. “

“Biz kadınlar, daimi olarak kadınların tarihi mirasını yazıyoruz. İnsanlığa, şefkati ve paylaşmayı öğretmeyi unutmuş geçmiş jenerasyonların acısını sahiplenmeden, birbirimize veya bir erkeğe işaret parmağımızı sallayamayız. Hepimizin aile soy ağaçları, kendi atalarımızı, sadece sevgide bulunan hakikatin değerine körleştiren, öğrenimler ve trajik örneklerle dolu  Şimdi, insan neslinin yazgısı Kızkardeşliğin eline geçiyor çünkü her şey kadından doğar. “

Ne zaman ki her kadın kendini onurlandıracak, tüm insanlık tarafından kullanılmaya müsait, insanoğlunun hayata verdiği tepkileri değiştirecek, etkileyecek daha taze ve yaratıcı bir enerji ortaya çıkacak. Ne zaman ki kadınlar artık kaybolmayacak, başkalarına ne yapmaları gerektiğini veya nasıl yaşamaları gerektiğini sormayacaklar, dünyamızda çok büyük değişimler olacak. Bu, kadınların arkadaşlıklarını ve bağlarını kullanmayacakları anlamına gelmiyor, aksine, esas olan, aynı yolu yürümüş diğer kadınların desteği öne çıkacak. Böyle bir destek gerçeklik üzerine kuruludur ve yargının, egosal yansıtmaların olmadığı hallerde ancak bir kadından diğer kadına aktarılabilir. Kadınlar, saygı çerçevesinde düşüncelerini, duygularını ve  önerilerini paylaşabilecekleri güvenli alanlar kurduklarında, böylesi bir destek üretken ve sağlıklıdır. Kızkardeşlik her zaman, büyümek için kendi zorluklarını, mücadelesini aşmak isteyen kadınları destekler.

“Kadının mirasına; kadının kadına karşı durduğu, kadının erkeğe karşı durduğu veya kadının kendi kendini sabote etmesine neden olmuş önceki incinmişlikleri, yaraları dahil olmak zorunda değildir. Kendi kişisel vizyonlarımız üzerine çalışırken,bizleri ahenkli bir insanlık olmaktan alıkoymuş böylesi yoğun, adi bir drama ile iç içe geçmeye artık gerek yoktur. “

“Bütünlüğümüzü bir ilişkiden veya bir başka kişinin varlığından elde etmek yerine, dişi prensip olan, kendi Öz’ünü beslemeyi pratik ederek özdeğerimiz yeniden düzenlenir. Kendimize, öz’e gelmek için yeterince zaman verirsek, kendimizi bütün ve bir hissederiz. Herkes, hangi durum olursa olsun, bir başkasına kendi incinmişliğinin veya acısının sorumluluğunu yüklemek yerine, kendinde olanı görme sorumluluğunu almak durumundadır. Bu, dişi prensip olan; “besleme ve büyütme” prensibinin gerekliliklerindendir: kendi içine dönersin, sorunu bulursun, varlığına bakıp besleyerek kendindeki bu durumun icabına, çaresine bakarsın.

~Jami Sams; The Thirteen Original Clan Mothers kitabından alıntı ve ingilizce orjinalinden çeviridir.