Tüm Yazılar

Sevginin Dersleri 2

Sana olan sevgim o kadar büyüktü ki, kendi bataklığımı görmezden gelemedim.

Sana olan sevgim o kadar derindi ki, kendi koyu karanlığımı yok sayamadım.

Sana olan sevgim o kadar gerçekti ki, özümü kapatan maskelerimi bir bir çıkarmak zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar koşulsuzdu ki, kendimi adını sevgi sandığım atasal koşullandırmalarımdan ve inançlarımdan koparmak zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar canlıydı ki, kendimi gömdüğüm ölü topraktan çıkarmak zorunda kaldim.

Sana olan sevgim o kadar hayat doluydu ki, bedenimde yaşamın akmadığı, kendimi hislerimde uyuşturduğum bütün parçalarımla hissetmek zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar güçlüydü ki, gücümü verdiğim varoluşumu engelleyen otorite figürlerim ile karşı karşıya gelmek zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar yüksekti ki, kendimi alçalttığım yerlerden ayağa kaldırmak ve öz gücümle kendi gökyüzüme yükselmek zorunda kaldım.

Sana olan sevgim o kadar özgürdü ki, önce seni, sonra kendimi prangaladığım ebeveyn ve ataerkil kalıplarımın ötesine geçmek zorunda kaldım.

Daha doğumumla dibi görünmeyen bir kuyunun içine atılmış, yaşam hapishanemin özgürlük anahtarını bulmak için daldım, daldım, daldım..

Senin için, benim için, Biz’im için.

Ey Sevgili; seni bana, beni sana gösteren Yaradan’a şükür.

Seni benle, beni senle sınayan kainata şükür.

Sen bende yaşarsın, ben sende.

Böyle ‘var’ olduk, böyle ‘yok’ olup hiç’liğe karışacağız.

Efuli..Bir gün O’nun huzurunda kavuşacağız. 

Bilge İnal

Sevginin Dersleri 1


Kutsal Aşk ~ Inziva

Sukhvinder Sircar’dan Kutsal Aşk İnzivası

17-20 Mayıs 2018, Huzur Vadisi, Göcek 

img_0374-1

Advertisements
Tüm Yazılar

Büyükanneler’den Mesaj: Gerçekleri Konuşun

Dişi özünü-gücünü sahiplenerek ve bu özünü yitirmeden hakikatleri konuşan cesur kadınlara erkeklerin (ataerkil eril) ve bağlantılı olarak yerkürenin hic olmadığı kadar ihtiyaci var. Gerçekler iyileştirir, özgürleştirir ve Bir’leştirir. Bu mesajı bulunduğumuz zamanlar için çok önemli buluyorum. Bu sebeple Sharon MacErlane’nin Büyükannelere Konseyi kanalından paylaştığı bu bilge mesajı sizler için cevirdim.

Gerçekleri konuşalım fakat nasıl?

Biz kadınların öğrenmesi gereken en önemli şey nedir?

Bir diğeri ile ve erkeklerle daha iyi bir ilişkiye sahip olmamız mümkün mü?

Büyükanneler; ‘Kalbinizden seslenin’.

Mooncycles(1)
Picture from Luna House

Sharon MacErlane;

Şu anda büyük bir kargaşa var dedim Büyükannelere. Kadınlar, erkeklerin kendilerine zarar verdiğinden konuşuyorlar ve bununla ilgili ortada büyük bir öfke var. Onlara, kadınlar ve erkekler arasındaki koşulları (durumları) da izah ederek, biz kadınların öğrenmesi gereken en önemli şey nedir? diye sordum. Bir diğeri ile ve erkeklerle daha iyi bir ilişkiye sahip olmamız mümkün mü?

Büyükanneler; “Kalbinizden seslenin” dediler.

Gerçeği küçük düşürmeden, alçaltmadan (hakaret etmeden) açık, net ve nazikçe konuşun. Gerçeği tüm nesiller duyabilecek şekilde konuşun. Konuşurken, dünyada yerleşmesini, olmasını istediğiniz iyi şeyleri düşünerek konuşun sadece kendiniz için değil, tum varlıklar için konuşun. Bu şekilde, kelimeleriniz yaralamayacak, enerjinizi boşa harcamamış olacaksınız ve siz duyulacaksınız.”

“Gerçeği söyleyin, bir KADIN olarak konuşun… Güçlü bir Kadın olarak, olduğunuz gerçeğiniz gücünüz ile..Gerçek bir kadın bencil değildir, gerçek bir kadın herkes için iyi olanı arayan (bütünü gözeten) ve bunu isteyendir.” 

“Bu bencil olmayan yerden geldiginiz her defasında, insanlar sizi duyar. Söylemesi zor olan şeyleri söyleyebilirsiniz, herkesin (bütünün) iyiliği için konuştuğunuz sürece. Sözde düşmanlarınızın iyiliği için, kendiniz için, gelecek nesiller icin ve sizden önce buraya gelenler için. Bu derin bağlantı noktasından konuşun ve böylece tüm varlıkları onurlandırıyor olacaksınız. İnsanlar sizin niyetinizi duyacak ve dinleyecekler.

“Bütüne baktığımızda, erkekler kadınları dinlemiyorlardı. Sizi görmezden geldiler ve alçalttılar ve siz de karşılığında, bazen bir diğerini görmezden gelip alçalttınız. Siz de erkeklere geri bir darbe vurdunuz. Artık bunun üzerine zaman kaybetmeyin’ dedi Buyukanneler, başlarını iki yana sallayarak. ‘Bunun yerine gerçekleri açıklıkla ve netlikle konuşun, bununla öne çıkın.’ dediler ve düşünceli bir duraklamadan sonra eklediler;

“Ayağa kalkıp düşüncenizi açıkça belirtin. Söylenmesi gereken şeyleri söyleyin. Korku ile çökmeyin veya geri çekilmeyin. Kendinizi methedip övünmeyin veya dikkati kendi üzerinize çekmeyin. Gerçeği doğrudan söyleyin.” diye bildirdiler.

“Bunu yapabilirsiniz çünkü hayatınızi şimdi artık bizimle yaşıyorsunuz,” dedi Büyükanneler. ‘İlahi olan ile yaşıyorsunuz, Tanrı nefesinizde, kanınızda, her bir düşüncenizde, söz ve eylemlerinizde mevcut. Ne zaman ki ilahi ile olan bu içten gelen güdüsel bağlantı mevcuttur, gerçek ortaya çıkar diye bildirdiler. “Gerçek, her an, kolaylıkla ve net bir şekilde ortaya çıkar. ‘İlahi olan’ dediler, gerçek olan sizin ilahi OL’duğunuz gerçeğidir diye eklediler. 

‘Bu yere vardığınız için mutluyuz, burası gerçekleri konuşarak güç verdiğiniz yer’ dediler. Bu ihtiyaç duyulan şeydi. Gerçekleri konuşarak güçlendirmek; büyük bir sevgiyi, büyük hizmeti kapsar içinde ve herkesin (bütünün) iyiliği için olanı arar. Hakikat ileriye doğru genişliyor dediler büyük bir jest ile. Ve siz bu momentumun bir parçasısınız. Sonra kendilerine yumuşakça mırıldanarak “Sizin için mutluyuz, bu anlayışa varmak için çok uğraş verdiniz, yürekli, cesur ve gerçek oldunuz ve simdi bu kendini ortaya çıkardı!” diye belirttiler.

“Konuşun.”


Büyükanne Büyük Konseyi’nden mesaj, 01-14-2018

Büyükanneler Büyük Konseyi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için www.netoflight.org web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

51mJELfjv8L._SX347_BO1,204,203,200_

Büyükanneler Konseyi Kimdir?

Büyükanneler Büyük Konseyi ilk kez 1996 yılında Sharon MacErlane köpeğini gezdirirken ortaya çıktı. ‘Dünya büyük tehlikede’ dediler ‘Ve biz bu yıkıma izin vermeyeceğiz. Çok uzun süre Yang ya da erkeksi enerji (ataerkil eril), yeryüzündeki canlılara egemen oldu, kadınsı (Yin) enerjinin yetersiz ve zayıf olmasına neden olarak. Biz, Yin’i tam güzelliğe/güce geri getirmeye ve dünyayı dengeye kavuşturmaya geldik. Biz sizi bunu yapmaya çağırıyoruz.’

>> Büyükanneler’den Anne Soyunun Temsilcileri Tüm Kadınlara Mesaj

Tüm Yazılar

2018 ‘Kutsal Dişi’nin Yılı

2012 yili idi, gezegende yeni bir döngüye gecis yapacagimiz Maya takvimi üzerinden konuşuluyordu, hatırlayacaksınız 21 Aralik 2012 gününü. Yurdumun insani Izmir’in Sirince ilçesine bile kamp kurmuştu. Perdenin ardinda olan neydi aslinda? Bilinmeyenin bildigimizi sandigimiz bilinen kismi ile yaklasik 5000 yıldır, daha bile fazla bir zamandir ataerkil düzenin ve enerjinin içinde baskilanan, ikinci plana konan, zayif gorulen, yok sayilan, her anlamda tecavuze uğrayan ‘Kutsal (ilahi) Dişi’ enerji dönüş yapmıştı, insanlığın kalbine girmek, ona hakiki kendini, öz olanı hatırlatmak için. Ona ayrılığın olmadığını, güç savaşını, hırsı, sevgisizliği, değersizliği, maskeleri, robotiklesen hislerini, yasam biçimlerini, yetersizlik duygularını, kurban bilincini, açgözlülüğünü, kalpsizliğini, sahteliğini, kibrini, intikamı, kan dökmeyi bırakıp tek gerçeğin sevgi, şefkat ve birlik olduğunu kalbinde hatırlaması, dahasi ‘ruhunu’, ‘özgünlüğünü’ hatırlaması için.

Bu seferki gelişi ‘Denge’ içindi. Insan-oğlunun kalbinde ilahi dişiye aşk ile yer açması, insan-kızının da rahminde eril olana hürmet ile yer vermesi için. Artik biri bir diğerinin ne önünde ne arkasında ne de aşağısında olacaktı. Her biri bir ağaç gibi yan yana, hür ve sevgi ile durabildiğinde, insanlığın gelişimi bu kezyaratıcı ruhudışarıda bırakmadan evrilmeye, ilerlemeye devam edecekti. Yapılan her işe, her söze, kurulan her yapıya ruh üfleyecekti. Ataerkil düzende ‘ruh’ unutuldu. Simdi ise evrimde geldiğimiz noktada, insanliğin kolektif ‘ruh’unun katilisini deneyimliyoruz yaşamlarımızda. Giderek artan bir uyanış, katılım ve katkı ile..

2018 senesindeyiz artik. ‘Ruhu’-muzu hatırlayışa hizmet edecek kadınları ve erkekleri derin uykularından gerçeğe uyandıran ilahi dişinin her yerde, her yapıda, her olayda fazlasıyla görünür olacağı ikinci faza geçtik.

Bunun anlamı; kutsal dişinin uyandırdığı birliğe yürüyen bu kadın ve erkeklerin bulundukları platformlarda onun dilini saklanmadan konuşacakları, onu artık görünür bir şekilde kendi özgünlüğünde giyinerek insan ırkına örnek olacakları, sevgiyi, birliği, dirliği alenen öğretecekleri bir dönem başladı.

‘Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için once yanmak gerekir’ Mevlana

Mum olmak için yananların ışıklarını çok net seçeceğimiz, göreceğimiz ve bir başkasının mumu ile aydınlanmayı bırakıp kendi ışığımız ile aydınlanacağımız bir donem bu. Artık resmen kendimiz-in oluyoruz. Artık eve dönüyoruz. Gecen yıl bu ikinci evre ile ilgili bir yazi yazmistim, dileyenleriniz göz atabilirsiniz. (Bkz. Bugünde Yasayan Geleceğin Kadin ve Erkeklerine).

Kutsal Dişi’nin Çağrısı Çok Uzaklardan Geldi

1514599372332

Kutsal Disi’nin cagrisini alan başta biz kadınlar ve son yıllarda dişiyi onurlandıran sayıları hızla artan bilinçli erkekler buluştuk onunla. Bu çağrı çok derinden gelen bir çağrı idi, öteden, anlam veremediğimiz bilmediğimiz çok uzak bir yerden, içeriden bir yerlerden..Artık bize biçilen rollerle, alışkanlıklarımızla, ogrenmisliklerimizle, kimliğimizle var olamayacağımızı içten ice bize fısıldayan bir çağrı idi. Başka seçeneğimiz yoktu. ‘Eve dönüş’ için yola çıkmak zorundaydık. Yola koyulduk. Her birimiz kendi yolumuza. Ayrı sandığımız aynı yollarımıza. Öz’e..

Biz, Kutsal Disi’nin içimizde uğuldayan çağrısında onun insana kendi şarkisini hatırlatan, iyileştiren, dinlendiren, melodiler mırıldatan kadifemsi rüzgârını hissettik, bazen şiddetli fırtınalarında savrulduk, dağıldık yeniden buluşabilmek için, kendimizi bulabilmek için, kalplerimizi birbirimize saklanmadan, utanmadan açmayı öğrendik, el ele tutuştuk ‘Bir’ olmayı, ‘Biz’ olmayı hatırladık. Ayakları toprakta, sağlam ve gerçeğin meşalesini taşıyan ilahi dişinin ışığında karanlık köşelerimizde sakladığımız, saklandığımız golgelerimizle, kadim yaralarımızla, kişisel ve atasal tarihimizle yüzleştik. Kutsal Dişi, karanlıkta gizlenen hakikatin ortaya çıkması için eski yapıyı yıkmaktan hic sakınmazdı, sakınmadı da. 

Onun açtığı alanlarda birbirimiz ile açıklıkla konuştuk, yeri geldi birbirimize omuz verdik, yeri geldi birbirimizi yüreklendirdik, yeri geldi gözyaşlarımızı paylaştık, yeri geldi rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Her tur duygumuzu suçlu aramadan dillendirmeyi öğrendik. Gözyaşlarımızın ve incinebilir duygularımızın bir zayıflık, bir utanç olmadığını öğrendik. Onlara sahip ciktik. Biz, kendimize sahip ciktik. Belki de ilk kez hic olmadığı kadar yürekten.

Birbirimizi değiştirme, düzeltme, tamir etme veya tavsiye çabasına girmeden olduğu gibi gönülden duyabilmeyi öğrendik. Birbirimizi, sorunlarımızı analiz ederek doğramadık. Once gerçekten hissedilenlere yer açtık, sonra çözüme gittik. 

Bir diğerine alan tuttuk, yargisizligi meclis konuşması yapmak yerine yargisizligi pratik ettik. Ruhumuzun derinlerinde tuttuğumuz ruh armağanlarımızı keşfettik. Bu aktive olan ilahi armağanlarımızı paylaşmayı gorev bildik. Hızın bizi çoraklaştırıp, kuruttuğunu keşfettik, yavaşlarsak da çiçek açabileceğimizi. Kız kardeşlerimizi, erkek kardeşlerimizi bulduk. Ruh ailemizi bulduk.

Toprak Ana ile köklerimizin bir olduğunu, kiz kardeşliğimizin bu derin köklerde saklı olduğunu fark ettik. Kadını kadına karşı koymanın, bize yapılmış en büyük haksızlık ve hatta düşmanlık olduğunu anladık, bunun, bizi birlesen gücümüzden alıkoyduğunu fark ettik. Bizim birleşen sesimiz ve gücümüz dağları yerinden oynatırdı.

Kadının kendi ile barışması demek, diğer kadınlarla barışması demekti. Baris dolu kadınlar demek, barış dolu erkekler demekti, barış dolu ilişkiler ve çocuklar, barış dolu nesiller demekti. Fakat once disil olan iyileşmeli, yolu erilin iyileşmesi için acmaliydi. Çünkü ilahi dişi ilahi erilin özüne doğumunda onun hem annesi hem ebesi hem de onun ilahi esi idi. O, tum evrende bütünlük için vardı. 

alex-blajan-100514-1024x705

Rahimlerimizin kutsal bir alan oldugunu hatirladik. Onu, ilahi bir tapınak gibi saygı ile onurlandırmayı öğrendik. Rahimlerimiz sadece bebeklerimizi büyüten, besleyen, doğuran bir ‘organ’ olmaktan ote, hayallerimize de gebe kalabilen, yaratmak istediğimiz hayatlari karanlığında bilgelikle besleyen, büyüten ve doğuran saf bir ‘enerji portali’ idi. Kadınların rahmi kutsaldi ve erilin basit bir cinsellik ile değil saygı, sevgi ve onurlandirma ile girisi hak ediyordu.

Kadının adet döneminin en gizemli, en yaratıcı, en ruhsal donemi olduğunu, bu muazzam dönemini gizleyerek, utanç duyarak veya onu ‘pis, kirli’ gibi terimlerle lekeleyerek yine sisteme gücünü verdiğini öğrendik. Kadının regl kani dönüştürücü, yaratıcı, mistik ve derinlerden gelen bilgeliği iletendi. 

 

03b540880c2547109213e080213fd1de
Artwork by Ravennadivina

 

Dişinin nüfuz ettiği yasam, lineer ve mantiksal (düz çizgi) algidan çıkıp çok boyutlu, derinlikli, dairesel bir algılayış sekline geçiş yapmak demekti. Hayatin doğal dokusu içinde ortaya çıkan tum döngüleri kabul ve onları onurlandırarak yasamak idi. Tipki mevsimler gibi, gece ve gündüz gibi, hayat-olum-hayat, uretmek-dinlenmek-uretmek, yaratmak-tahrip etmek-yeniden yaratmak gibi..Bunların hayatin içinde birbirine geçişlerini bilgelikle karşılayıp, teslimiyet ile kalabilmekti. 

Sonra, erilin dişiye olan derin guvensizliginin altında kendi içinde ki, soylar boyu aktarılan manipülatör dişinin varlığına, dişinin erile olan derin öfkesinin altında yine kendi içinde ki harap olmus, hadım edilmiş bir erilin varlığına şahit olduk. Ataerkil düzenin içinde sağlıksız dişinin (ilahi özünü kaybetmiş dişi enerji) asırlarca kendini sağlıksız erilin (ilahi özünü kaybetmiş eril enerji) şiddet ve bozgunundan korumak icin onu, manipüle etmeyi öğrendiğini gördük. Kendi öz gücünü unutan dişinin kabul, onay, sevgi ve değer görmek için eril gücün üzerinden kendine sağlıksız bir güç aktardığını anladık. 

Asırlardır olan şuydu; kadın kendi gücünü unutmuştu, erkek de derinden sevebilme yetisini. İkisi de kayıp olanı birbirlerinde arıyordu. Kadin sevgiyi erkekte ararken gücünü veriyordu; Erkek ise ibresi sadece yukarıyı gösteren ataerkil güce yatırım yaptıkça sevmeyi unutuyordu. Donuyordu. Hissen, kalben, bedenen. Kutsal Dişi, erili de ilahi özüne uyandırmak için geri dönmüştü. Bu artık bir güç oyunu değildi. Oyun bozuldu. 

 

Ataerkil Eril 

Ataerkil düzenin bozguna uğramış sağlıksız erili ise asırlarca dişiyi duygusal, kirilgan, zayıf ve hatta kendinden aşağı, işe yaramaz, sadece çocuk doğurmaya yarayan bir meta olarak görmüş, bu sartlandirmalarla büyütülmüştü. Paşaydi o, padişahtı, şahların kralıydı, güç ondaydi, oncelikliydi, hem aile icinde hem de toplumda. El ustunde tutuluyordu. 

Eril, ataerkilin erkek koşullanmaları neticesinde en kırılgan duygularını saklamak zorunda kaldı. Yetersizlik korkularını, incinebilir kalbini kabaran omuzları, eril gururundan egilemeyen başı, sert, donuk bakışlari ve kalp bölgesinden kopuk, hissiz, cansiz, ezbere ve analizci konuşmalar ile kapamayi öğrenmişti. Ataerkil sartlandirmalardan, ‘güçlü ve duygularını belli etmeyen erkek olma’ baskısı onun en ağır ve belki de en acımasız yüklerinden biri oldu. O, eski dünyada savaşarak var olmayı öğrenmişti, simdi ise rekabet ederek, yarışarak, üstün gelerek ve gerçek duygularını saklayarak var olacağını sanıyordu. Onun duyguları bu arenada yok sayılıyor, sadece akıl, analiz, basari ve zihinsel çözüm ile eş değer görülüyordu.

O ise duygu dünyasını, korkularını, hassasiyetlerini, sevgi arayisini ve ihtiyacını gizleyerek yaşamayı öğrendi. Bu duygu ve ihtiyaçlarla başa edemeyenler ise madde ve alkol bağımlılığı, sözel, fiziksel, duygusal şiddet, hissizlik, aşırı zihinde olma, güçlü olma takıntısı, istikrarsızlıkla kendilerini ve sevdikleri için yaşamı yeşertmek yerine yaşamı kısırlaştıran yikici yönden deneyimlediler. 

Dışarıdaki dişi erkeğin içsel dişi bilincinin temsiliydi, dışarıdaki eril ise kadının içsel eril bilincinin temsiliydi. 

 

Kutsal Dişi, kadinlara ozunde yaratici bir tanrica oldugunu, erkeklere de ozunde derin sevgi ve merhamet sahibi kudretli bir kral olduklarını hatirlatmaya geldi.

Bu, kadın veya erkek oluşumuzdan, cinsiyetlerden bagimsiz bir mesele. Bu, once kendi iç sistemimizde sonra dünya üzerindeki tüm sistemlerde ve yapılarda; eril ve dişi bilincin eski ve saglıksız şartlandırmalardan, değerlerinden, ogretilmisliklerden, kosullandirmalardan, ataerkil aile-ata ve kültürel inanclardan arınma meselesidir. 

Bu, insan-oğlu ve insan-kızını ilahi INSAN vasfına dönüştürme meselesidir. Bu, birlik olmanın, ele ele vererek yapıcı, yaratıcı ve sevecen toplumlar, anneler, babalar, çocuklar yaratma meselesidir. 

 

img_9332.png

 

Artık içine girdiğimiz sene Kutsal Dişi enerjisinin bedenimizde, psisemizde, ilişkilerimizde, hayat stillerimizde, kısaca tum yaşam alanlarımızda her yerimizi görünür bir sekilde saracağı bir sene olma özelliği taşıyor.

Ilahi Dişi enerjisinin insanlığı nasıl etkileyeceğine dair pek cok kaynak yazı var. Bu yazilar bugun cikmadi, onlar uzun zamandir bizimle. Kanallıklar, içsel ongörüler, sezgisel bilişler..Bu seneye ozgu içlerinden bir tane kanal yaziyi enerjinin etkisinin nasil olacagi ile ilgili berrak ve açıklayıcı buldum. Bu yazıyı kaleme almama da ilham oldu. Amacım burada 2018 senesinin genel bir enerji raporunu vermek olmadığı icin Kutsal Dişi bilincini biraz daha anlamanıza, anlamlandırmanıza olanak sağlamak adına bu kanalligin bir bölümünü anlam kaybı yaratmamaya ozen göstererek elimden geldiğince çevirdim. Arzu edenleriniz yazının sonunda orijinal linkine ulaşıp tam metni okuyabilir. Burada benim çevirim bir kismidir. 

 

2017 İki Adım Geri, 2018 Bin Adım İleri ~ Şefkati ve Birliği Kucaklamak

2017 yazında ekilen kutsal dişinin tohumları 2018’de çiçek açacak ve dikkatlerimizi çekecek. Kutsal dişi enerjisi ile gelen bu güç tarihimizde benzeri olmayan bir güç. Bu derece feminen enerjinin geldiği en yakın zaman 50’li yılların sonları idi ve bunu 60’li yıllarda yaşanan gelişmeler takip etti. Bu sene ilahi dişi kendini her bir canlı varlığın kalbinde, zihninde ve deneyiminde kendini fazlasıyla hissettirecek. 2018’de, kutsal dişi enerjisi herkesin kendi içinde, diğerlerinde ve çevresinde dişiyi nasıl kucaklayacağını, onurlandıracağını ve saygı duyacağını öğrenmesini sağlayacak. Buna direnç gösteren veya kasitli olarak direnenleri, onu kucaklayana, onurlandırana ve saygı duyana kadar çeşitli şekillerde zorlamaya devam edecek.

Kutsal Dişi genellikle yumuşak ve nazik bir oluş hali ile ilişkilendirilir, ancak bu sadece onu temsil eden niteliklerin yalnızca ufak bir yönüdür. Bu yıl, bilincimize doğru yol alan ilahi dişi enerjisi, adalet ve özgürlük isteyen hayatin her alanında daha cesur, yüksek sesli ve hic olmadığı kadar güçlü olacak.

İnsan zihninin 2018’in enerjileri ile en iyi şekilde ilişkilendirilebileceği fikri “Artık Yeter” kavramıdır. Bu kavram, yeni yılın enerjisidir. ‘Artık Yeter’ dediğimiz her alanda bununla ilgili bir şeyler yapılacak. 2018,  2012’de başlayan pek çok fikrin yeni çağ başlangıcı gibi kendini hissettirecek. Rüzgârların yönü değişti ve ana yapılar, başlangıçta olduğu gibi dünyada her şeyin çekirdek temelini oluşturan ilahi dişiyi temel yapı yapmak için yeniden kablolandı.

Kadın ya da erkek olun, bu önemli değil.  Kendinize ve diğerlerine kutsal dişiyi kucaklamak, onurlandırmak ve saygi göstermek için tam izin verin. Bu size çeşitli şekillerde fazlasıyla geri yansıyacaktır.

Kutsal Dişi enerjisi ile bağlantı kurmanıza ve uyum sağlamanıza yardımcı olacak diğer başlıca özellikleri;

  • Bütünlük,  
  • Her şeye saygı,
  • Şeffaflık,
  • İyilik, diğerlerine nazik olma,
  • Şefkat,
  • Merhamet,
  • Koşulsuz sevgi (kendin ve tum yaşam için),
  • Çocuksu merak,
  • Adalet,
  • Tarafsızlık,
  • Karma bilinci (ektiğini biçme farkındalığı),
  • Yaratıcılık,
  • Özgürlük (eski yapılara ve koşullara bağlıligin bitmesi, tum suçluluk ve utanç duygularından arınma),
  • Doğanın ve insanın kutsal geometrisi,
  • Maneviyat, ruhsallık (korku tabanlı programlama  veya ataerkil inanç ve yapılardan arındırılmış bir ruhsallık), 
  • Tevazu, alçak gönüllülük,
  • Görünmeyen dünyaya inançtan gelen güç,
  • Ruh merkezli güzellik,
  • Topluluk,
  • Dostluk,
  • Romantizm, 
  • Samimiyet, 
  • Kırılganlık, 
  • Bütünsel şifa ve esenlik, 
  • Alicilik (görünmeyenden görünen alana tezahür), 
  • Sezgisellik,
  • Genişleme, 
  • Değişim, dönüşüm,
  • İzin verme (kontrol etmek yerine),
  • Kolaylık, rahatlık,
  • Akış,
  • Olma Hali (Yapma hali yerine),
  • Soyutluk (somutluk yerine),

2018’de, Kutsal Dişi enerjisini tam olarak kucaklayan, onurlandıran ve saygı duyan daha çok kadin ve erkeği hizmet ettikleri rol ve platformlarda,  lider pozisyonlarda göreceğiz. Bu yerel topluluklarda, işletmelerde ve küresel büyüklükte olan yerlerde de olabilecek. Dünyadaki birçok ses; birlik, şefkat ve iyileşmenin önemine ışık tutacak. Geçmişte sessizleştirilmiş bu ve benzeri sesler, sahnede merkezlerini almaya devam edecekler ve seçkin bir azınlığa değil, herkese fayda sağlayan daha kalp merkezli bir dünyayı başlatmaya yardım edecekler. 2018 ve ötesinde bencillik, kontrol, cehalet ve hırs gibi haller kolektifte (bir çok kişiyi içine alan, ortak alan) hayatta kalmanın zorluğunu deneyimleyecekler. İlahi Disi, bu nitelikleri insanlığın kalbinden (benim ek notum: kadınların rahminden) ve zihninden arındıracak. 

Sevgi, iyilik ve şefkati ne kadar çok seçersek bu sureci o kadar kolay geçireceğiz. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.

Duygularımız bir kere yaratıcı ve iyileştirici şekilde ifade edildiğinde, onlar beden hafızamızdan arınırlar ve bizler bu yolla kendimiz ile rahat ederiz. Hastalıklar, kendi bedenimizin içinde rahat olmadığımızda, vücudumuzda stresi tuttuğumuzda ortaya çıkarlar. Kendimizle rahat olabilmenin yolu kendi hızımıza hizalanmak, sürekli seklide acele etmemek ve bedenimizin ihtiyaçlari ile sezgilerimizi dinleyerek mümkündür. Bu yıl ayni zamanda korku ve ayrimciligi teşvik eden tum küresel olaylara olan bağlanma ihtiyacımızdan da özgürleşeceğimiz bir yıl. 

Bu yeni yılda Kutsal Dişi ile bağlantımız devam ettikçe, kendimizin giderek güçlenen ve özgürleştiren yönlerimizi keşfedeceğiz ve bunlara izin vereceğiz. İlahi Dişi bizleri,  bütün olmaya, hafif olmaya, içsel bilişe ve olasiliğinin mümkün olduğunu tasavvur bile edemeyeceğimiz bir yaşamın tum yönleri ile bağlantıda olmaya çağırıyor.

Emmanuel Dagher

*Yazının tam İngilizce metnini okumak isteyenleriniz için linkin bağlantısı burada.

d34.2017.08.31.-A-SACRED-CIRCLE-OF-MEN-AND-WOMENCCG-

Bu listeye benim ekleyeceklerim ise sunlar;

  • Yargısız,
  • Bağımsız,
  • Açık 
  • Bütünü, buyuk resmi gozeten
  • Sade fakat isiltili
  • Zarif, yumusak,
  • Affedici,
  • Dinleyici,
  • Hisseden,
  • Besleyici,
  • Tazeleyici, bakim veren
  • Canlı,
  • Hafif, 
  • Şifacı 
  • Dönüştürücü 
  • Toprak 
  • Beden, duyumsamalar
  • Duygular, hisler, sezgiler, içgüdüler, rüyalar
  • Sezgilere güven
  • Yasam enerjisi, coşku, içeriden gelen otantik neşe
  • Hayattan zevk alma
  • Haz
  • Yaratıcılık 
  • Icsel Guc
  • Ozgurce seven ve sevilen, bagimli degil bağlı 
  • İnsanlarla, tum canlılarla ve yaşamın her yönü ile bağlantılık hissi – İlişki kuran
  • Teslim
  • Derin, ice donuk
  • Bilinçaltı, karanlık, rahim 
  • Alcakgonullu
  • Renkli, rahat, genis
  • Muzik, siir, resim, edebiyat ~ sanat
  • Izin veren, kisitsiz, ozgur, limitsiz 
  • Durgun, dingin
  • Coskun, fırtınalı
  • Yarattığını yıkan, yeniden yaratan
  • Zaman yapısı: Döngüsel
  • Gerçekçi, gerçekleri konuşan, ifade eden
  • İllüzyonun ardını – hakiki olanı- gören
  • Deneyimsel 
  • Su gibi akışkan, suyun kendisi, akış 
  • Kendine ozgu, otantik
  • Kendi merkezinde 
  • Simdi, an’da 

Depositphotos_36560505_web.jpg

Zamane Etkileri..

Orta ve uzun vadede kendimizde ve cevremizde, sistemsel yapilarda gozlemleyecegimiz, deneyimlemeye basladiklarimiz, artan bir devamlilik ile hal edeceklerimiz..

  • Disinin erilin kudretine, yeterliliğine güveni, teslimiyeti, hürmeti. 
  • Erilin dişinin bilgeliğine, yaratıcı özüne teslimiyeti, hürmeti. 
  • Hırpalayan, hırpalatan, eleştirel ve yikici olan ‘mükemmeliyetçilik’ kodlarından arınma. Bu tip bir mükemmeliyetçiliği bozulmuş dişinin bir özelliği olarak sıklıkla görüyoruz. 
  • Kadının erkekle, kadının kadınla, erkeğin erkekle; birbirlerine yönelik güç oyunlarının bitişi, yerine ortak Güç ile yeni bir beraberlik modelini başlatmaları. İşbirliği, paylaşım, sevgi, saygı, bütüne katki veren ortak yaratım. 
  • Güç taniminin tum sistemlerde değişimi-donusumu. Gücün sagliksiz eril ortaklığının bitişi. Büyüyen rakamlar, daha büyük boyut ve ebatlar ile ilişkilendirilmesinin (genişleyen koltuklar, şişen hesaplar, yukselen rütbeler, genisleyen ev ve arabalar vb.) sonu. Yerine alçakgönüllü bir gücün – içsel gücün – yerleşmesi. Yine sadelik. Otantiklik. Gerçeklik. (Gücün doğasını anlattığım yazım. Bkz. Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası )
  • Ataerkil enerjinin belkemiği ‘rekabet’ enerjisinden arınma. Doğada hic bir canlı birbiri ile yarışmıyor, rekabet etmiyor, birbirini kıyaslamıyor, kıskanmıyor. Bu bilgeliğin içimizin derinlerinde yeniden uyanışı. 
  • Kazan-kazan sağlayan is yapış biçimlerinin yaygınlaşması, bir diğerini ezerek, aşağı çekerek, manipüle ederek temellenen is modellerinin, ilişkilerin, partnerliklerin bitişi. 
  • Statü ve prestije verilen önemin düşüşü. Otantik ve gerçek olana, insanlara, hikayelere, özgün üretime yönelimin artisi. 
  • Varlık seviyesinde eşitliği hiçe sayan tepeden aşağı bakan hiyerarşik sistemlerden ve yapılardan arınma. Eşitlik ve çeşitliliğin gerçek anlamda onurlandırılması. 
  • Basari odaklılık yerine butune faydaya geçiş. Burada insanin kendine soracagi en guzel soru, basarisiz oldugunda sen kimsin? Basarisizlik riskine ragmen kendi gercegini yasayabilecek misin? Konu su ki,  kiside eger basari cok baskin bir degerse, is ruh bazli bir yasam yaratirken, bu onun bir engeli ve golgesi haline gelebiliyor. 
  • Tek adamciligin (otoriter- aktif veya pasif baskıcı – tiran enerjisi) bitişi, onun yerine liderler yaratan liderliğin yaygınlaşması. 
  • Özellikle metropollerde bireysel yaşamların çoğul ve sade yaşamlara dönüşü.
  • Kadınların fiziksel görünümleri ile barış sağlamaları. Özgün ve sade güzelliğin yükselişi. Eril beğeniye hitap eden estetik çözümlerde, moda sektöründe, medyada mecburi degisimin olması. 
  • Toprak Ana (İlahi Ana) ile kadınların rahimden iletişimlerinin uyanışı ve bu ilişkinin derinleşmesi. 
  • Normal ve doğal doğum bilincinde artış. Bebeğin dünyaya geliş sekline, dogum hadisesine tam bir kutsallıkla ile yaklaşımın yukselisi. 
  • Ataerkil kodlamanın urunu ‘erkeklik baskısı’ ile toplumda içsel olarak yalnızlaşan erkeklerin bu baskıdan arınmaya başlamalari. Gerçek duyguları ile temaslarının başlaması, duyguları ile bağlantı kurmalarını sağlayacak yol, yöntem ve rehber arayışlarının çoğalması.
  • Son olarak, duyguların gücünün anlaşılması. Duyguların onurlandirilmasi. (Bkz. Geçtiğimiz Dönem Üzerine ve Yükselen Hislerin Önemi

iyanla-vanzant-destroy-self-worth-3c7h

Bunları paylaşırken hatırlatmakta çok önemsediğim bir konu var, o da şu;

Dişi-eril veya feminen-maskulen, okuduğunuzda kelime olarak hemen bir cinsiyet ile iliskilendirmeyin lutfen. Insan ister istemez algi kodlamalarimiz yuzunden bunu yapiyor zihin görüntüsünde. Disiyi kadin, erili de erkek olarak aliyor. Halbuki bu iki enerji yapisini tum canlilarda buluruz. Varligimizin sol yani dişi, sag yani ise eril enerjimizi ve bu enerjinin sundugu bilinc ozelliklerini tasir. Evet, kadinlar genel olarak disi enerjisi daha yuksek varliklardir, erkekler ise erili daha yuksek fakat bu her zaman boyle olmayabilir. Bütün (İlahi) İnsan olma yolunda bizleri ic dengesizlige sevk eden de bu enerji yapilarinin kadinda ve erkekte yer degistirmis olmasi. Fakat bu baska bir yazinin konusu. 

Dişi ve eril enerjimiz-bilincimiz ile calismayi basit bir temelde anlamak istersek eger; enerjinin tasidigi ozellikleri derinden anlamak, onlari idrak etmek ve icimizde ‘hal’ etmek bize içsel geçitler sunar ve bilincimizi etkilerler. Böylece simyanın, içsel donuşumun kapilari acilir. Bilincin enerjiyi takip ettiği kadar, enerji de bilinci takip eder. Bilincinizde açılan bir farkindalik kapisi, bir bilinç sıçraması iç enerjinizi de dogallikla kendine hizalayacaktir. Ancak iç sistemimizde bu iki enerji (dişi -eril) dengesizlesmis, biri bir digerinin daha onune gecmis olabilir. Sagliksiz yani ilahi ozunu kaybetmis ozellikleri ile psisede fonksiyon gosteriyor olabilir ki bu cok muhtemel. Hatırlayalım, gemimizin adı ‘ataerkil gemi’. Bu geminin duzeni kadin-erkek ayrimi yapmaksizin kurallarini ve sartlarini yolcularının içsel sistemine derinden islemis durumda. Ve bu gemide tek bir kaptan var.  Zıtlığı, ikili doğa dualiteyi, ayrılık bilinci dumenini kontrol ediyor. Simdi yeni bir gemiye geçiyoruz, zıtlıkları Bir’leyebilecegimiz, eski geminin yapılarından ozgur olacağımız, sevginin gemisine. Bu gemide ise herkes kendinin kaptani. Bu gemide her yol sevgiye cikiyor. 

O nedenle enerjiyi direk bir cinsiyet ile birlestirmek gelisim yolunda bizlerin onunu acmak yerine tikayabilir. İlahi Dişi, iki cinsiyette de var olan bu iki zit enerjiyi insanın kendi icinde birleştirmek, dengelemek ve ayrılık bilincini sonlandırmak icin geri döndü. Onun geri dönüşü aynı zamanda, özünü kaybetmiş sagliksiz eril enerjinin de ilahi özüne uyanışına eşlik ediyor. Bunu başka bir yazimda yazacağım. İnsanlığın, enerjinin gittiği yön, bütünlük ve denge. İç enerjimizde bu denge ve bütünlüğe dişi ve eril enerjimizin (bilincimiz) dengesi ile ulaşabiliriz. Bu kutsal birleşmedir, bizi ilahi insan vasfina açan, bütün ve sevgide hissetmemize olanak veren. Bu denge ve birleşme için bilinçaltımızda ki dişi ve eril inançlarımızı, gölgelerimizde reddinde olduğumuz taraflarımıza, ebeveynlerimizle olan bağımlı ve kısıtlayıcı çocuk sevgimize derinlemesine çalışmamız gerekir. 

Duygularımız Olmadan Yaşamın Kutsallığını Hissedemeyiz

Yıl boyunca hatırımızda tutmamızın ve üzerine eğilmemizin hayrımıza olacağı, yukarıda ki metinde bahsi geçen bana gore en anahtar cümleyi cımbızlıyorum. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.’

Bu yil benliğinizin derinlerinde yükselen olumlu-olumsuz tum duygularınızın yüzeye çıkmasına izin verin. Siz kendinize alan tutun. Kalbinize duyurun. Gerekirse yardim alin. Hislerinizi ruhunuza pusula yapın. Bastırmayın, onlardan utanmayın, duygularınızın dilinin size söylemek istediklerini dinleyin. Duygularınızı, sezgilerinizi, kalbinizden geçenleri onurlandırın. 

2018 ve ötesi hayli derin ve dönüştürücü yıllar olma özelliği taşıyor. Kendinize bir iyilik yapın ve bu yaşamınızda, hayat kitabınızın bu ikinci ana bölümü için;

K E N D I N I ZI  S E C I N. 

Tüm sevgimle,

Bilge Inal  

 

 

 

Dişi Bilgelik Blog ~ Kutsal Dişi Bilincine İlişkin Kaynak Yazılarım

Kutsal dişi bilinci ile ilgili geçmiş yıllarda kaleme aldığım bazı yazılarımı ilgi duyanlarınız için kaynakça gibi derledim aşağıda.  Bu potpuri listeye her zaman dönebilirsiniz, bunlar zamansız yazılardır. 

 

Büyükanneler’den Anne Soyunun Temsilcileri Tüm Kadınlara Mesaj

Rahim Bilgeligi

Dengesiz Eril Bir Dünyada Bir Dişi Olarak Dogdunuz

Bazıları bana ‘Doğa’ der, bazıları ise ‘Doğa Ana’

Bayan mı, Kadın mı?

Büyük Tanrıçanın Rahmi

Yerkürenin Kızlarının Birleştiği Çemberler

Kutsal Kadına Uyanış

Dişi Bilgeliğin Yolu

Korkutulan Dişi Değil, Korkulan Dişinin Kendisidir

Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

Gurbetteki Kadın

Güç, İnsanlık, Kadın

Bugün’de Yasayan Geleceğin Kadın ve Erkeklerine

 

 

 

Dişi Bilgelik E-Bulten ve Duyurulardan oncelikli haberdar olmak icin : http://www.bilgeinal.com
Bilge İnal ile Online Bireysel Terapi Paketleri Hakkında Bilgi:  info@mitracoaching.com
Instagram: bilgeinall
Facebook: Dişi Bilgeliğe Yolculuk

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm Yazılar

Güvenli Sulardan Yüksek Uçurumlara ~ 2018’in Yengeçli Dolunayı

5946690bfa06d8fd0790692974571a37_large.jpg

Bir uçurumun kenarındaydılar,

Gel dedi bir ses.

Gelemeyiz korkuyoruz dediler,

Gel dedi ‘O’ ses.

Gelemeyiz düşeriz dediler,

Gel diye yineledi ‘O’ ses.

Ve geldiler.

Ve ‘O’ onları itti.

Ve uçtular.

~Guillaume Apollinaire~

 

Guillaume Apollinaire’nin bu kisa siirini yillar once bir yerde okumustum, beni cok etkilemisti, bunca zaman gecti bu satirlari hic unutmadim. O donem, hayat denen o genis vadide vardigim onemli bir ucurumun esiginde durdugum icindi belki de..Kendimi geldigim bu ucurumdan asagi yara bere almadan birakabilmek icin sıkıca hazirlaniyordum cunku cok korkuyordum fakat bilmiyordum ki ne kadar hazirlanirsam hazirlanayim hiçbir zaman hazir olmayacaktim. Asiri hazirligin gizlice ve sinsice atalete davetiye cikardigindan habersizdim. Ayrica kanatlarima guvenmiyordum cunku onlarin varligindan da bihaberdim. Bilmiyordum ki acilmayan kanatlar ucmayi bilmezdi, bilmiyordum ki onlar, sen guvenli basamaklar aramadiginda gozlerini kapayip guvenip atladiginda acilirlardi. Sonra ne oldu, ‘O’ ses beni yavasca asagi itti, yoksa bana hasince mi (!) gelmisti…Fakat ‘O’ hep sefkatli olandi, rahmin guvenli sularindan cikamayanlari tatli-sert iterdi Ilahi Ana’nin kanalina.

Sonrasi, kanatlarim cikti, sasirdim.

Kanatlarim acildikca buyudu, kuvvetlendi, renklendi daha da sasirdim.

Ve yolculuk bu ya, varilan her bir esikte yeni zorluklar, yeni mucadeleler fakat eskiye oranla daha teslimiyette, bu kez ‘gonulluce’ atlayarak devam ediyor. 

Bugün 2 Ocak 2018, Dolunay Yengeç’te.

Guvenli sulardan cikiyoruz artik. Guvenli ve ilik rahim misali hayatlarimizdan cikip kendi hayatimizi, ozevimiz olan ruhumuzun rahminde kendi guvenligimizi insa edecegimiz ‘ozgun yuva’mizi olusturacagiz onumuzdeki yillarda. Bunun icin su an durdugumuz esikten varligindan suphe ettigimiz kanatlarimiza sonsuz guvenerek atlama vaktimiz geldi.

Sunu unutmayalim ki hicbir zaman hazir olmayacagiz, dusmekten hep korkacagiz, kanatlarimizin varligindan ve ucma kabiliyetinden hep suphe edecegiz. ‘O’ ses ‘Gel’ dediginde ya ileri adimla atlayacagiz ya da O’nun sefkatli eli ile ittirilecegiz.

Kendinize guvenin. Yeterliliginize inanin. 

Guvenli sularin esiri olmayin, artik nefes alamadiginiz tum yasam alanlarini kapayin. Iliskilerinizi duzenleyin. Sizi buyutup hayata hazirladigi icin onlara tesekkur edin, varliklarini onurlandirin. Nefes hayattir ve sizin icin ‘nefes’ neresi ise oraya yelken acin.

Sunu hep hatirlayin onunuzde beliren ucurumlar hep atlayabileceginiz kadardir, her zaman ve daima. Siz buyudukce onlar da sizle birlikte buyur, derinlesir. Siz bilmezsiniz ama onlar hazir oldugunuzu dakikasi dakikasina bilir.

Guvenin. Inanin. Atlayin..

Guvenli sulardan Ilahi Ana’nin rahmine..

Bu aksam bana bunlari yazarken Chris De Burgh’un eski ama zamansiz sarkisi ‘Sailing Away’ eslik ediyor. Size de etsin. 

 

Sevgi ve cesaret ile ruhumuzun yelken actigi, nefes alacagimiz denizlerimize dogru,

Bilge Inal 

 

 

Bilge Inal ile Disi Bilgelik Programlari, Inziva ve Bireysel Terapi Duyurular Kayit: www.bilgeinal.com

 

 

 

Tüm Yazılar

Geçtiğimiz Dönem Üzerine ve Yükselen Hislerin Önemi

21879330_1720848287925889_1505434982695305216_n

Uzunca zamandir yazmiyordum. Kis mevsimi benim kendi dongumun icinde ice donus, yaratici atesimi psisik odunlarimla besleme, kenara yigdiklarimi okuma, zamani yaris ati gibi gecmeye calismak yerine bilincle durma, etrafima bakma, kendimi, hislerimi gozlem gibi olus hallerini iceriyor. Fakat 2017’yi kapatirken Aralik ayinin bu derece guclu olacagini ben de bilmiyordum. Sanki sozlesmisiz gibi Pandora’nin kutulari acildi ve icinde unuttugumuz ya da bakmaktan cekindigimiz, kacindigimiz sirlarimiz ortaliga sacildi. Evet 2017’yi kapatirken bu Aralik ayi fircali supurge gorevi goruyor ve bizlere Pandora’nin kutusunu simdiden ayiklamamiz icin onden sıkıca uyariyor.

Ardindan sunlari ekliyor; icinde yukselen hislerini onemse zira onlar senin pusulan. Hislerini pusulan yaptiginda adimlarin ilahi adimlara, zihnin ise bos bir kanvasa donusur. Kalpten yasamak budur dostlar. Korkularina, suphelerine, guvensizliklerine, cekincelerine ragmen kalbin-in sezgisel istikametinde yol almak. 2018 ve ilerisi yasamin tum alanlarinda kalpten yasamin oncelik olacagi, kucuk-buyuk tum sistemlerin yavas yavas kendini buna hizalayacagi zamanlar.

Fircali supurgesi ile kapimizi calan ayin kalan gunlerini nasil gecirebiliriz?

Yukselen hislerimize (+/-) kulak vererek..Onlari yok sayarak, baskilayarak, gormezden gelerek veya teskin edici sakinlestirici ilaclarla, maddelerle, x-kolikliklerle bastirarak degil aksine yakin bir dostu dinler gibi yakindan ve yargisiz dinleyerek. Onlarin ic dunyamizda kiymetli bir yeri oldugunun kabulunde bizimle konusmalarina izin vererek. Bu duygularin en temelde bizim icin neye ihtiyaci oldugunu fark ederek. Bu duygularin isaret ettigi karanlik koselerimize sefkatle ve cesaretle bakarak. Bu dedigim cok onemli. Bunu ozellikle sıkıştıran, daraltan, bunaltan, saklanma, izole olma, kapanma, isyan etme gibi hallerimizi korukleyen ‘nahos’ duygulariniza icinizde yer acarak yapabilirsiniz. Golgelerimize ittigimiz bizi ozgun ve ozgur benligimizden ayiran parcalarimiz kendilerini bu hislerimiz araciligi ile belli ederler. Cunku onlar da masadaki yerlerini almak ve ‘gorulmek’ isterler.

Kendini ifade edebilecek guvenli bir alan bulan bu duygularimiz, goremediklerinizi gormenize (travmali parcalarimizin duygulari psisede sis perdesi etkisi yaratir), bedenen tuttugunuz bu yogun sıkışmış enerjinin bosalimina ve saglikli kararlar alabilecek taze bir zemin hazirlanmasina yardimci olur. Iceride ve disarida uzun zamandir hazirlandigimiz yeni dunya kapimizin esiginde duruyor.

Bu yeni dunyada bulusabilmemiz icin golgelere ittiklerimizi arastirmak, bulmak ve onlari onurlandirarak ait olduklari yere psisemizin butunlugune dahil etmek zorundayiz.

Yuksek pozitif duygularin varligini kabul etmek, onlarin icimizden yukselmesini, yasamasina izin vermek ise kolay olandir. Herkes hep neseli, pozitif, iyi olmak ister ama hayat gercekte oyle degildir oyle degil mi? Bu surekli pozitif imge ancak cocuklarin dunyasina aittir. Yetiskin hayatlarimiz kendimizle ilgili her seyin sorumlulugunu almamizi isterken, hosunuza gitmeyen duygularinizi ayirin bir kenara koyun demez. O her seyin sorumlulugunu al der. Her-seyin. Iste bu sebeple, duygular klasorunde ‘negatif’ diye bir siniflama yok, onun yerine proses edilmemis (islenmemis) duygu var. Diger bir deyisle yasamasina izin verilmemis, ya da zorlayiciliginin golgesinde kendine tahammulsuzluk, cevrenin tahammulsuzlugu, duygulari zayiflik olarak goren eski kaliplasmis inanclar, incinmisligini saklama aliskanligi ile yarida kesilmis islenmemis duygular. Bu nedenle benim ‘nahos’ duygular olarak tanimladigim bu zorlayici olus hallerimiz psisemizin bizimle en iyi iletisim kurma sekillerinden biri. 

Icgudulerimiz, hislerimiz, sezgilerimiz, bedenimizde fark ettigimiz duyumlarimiz altin degerinde anahtarlar sunar bize. Bunlar, kadin-erkek bizim disi bilgeligimizdir.

Gorunen o ki, yeni dunyanin enerjisine gecmeden once evren bizi ilahi bir firina sokmus gozukuyor. Bu nedenle, gorunenin ardinda olanin derin farkindaliginda 2017’yi isyan etmeden, nahos duygularin etkisinde yuksek gercegimiz ile hizada olmayan kararlar almadan, Pandora’nin kutularina kutsallikla yaklasalim. Tek basimiza bas edemiyorsak bizi yargisiz  anlayisli sevgisi, sefkati ile dinleyebilecek bir dostun kapisini calalim, su donem onumuze gorunur kilinan hicbir gercekten kacmayalim ve birakalim evrensel duzeyde isleyen Yeni Dunya esintisine tamamen teslim olalim. Kontrolu birakalim. Bir adim geri cekilelim ve bu evrimsel donusumun bizi tamamen ele gecirmesine izin verelim.

Bu yazimi blog’da tam yayinlayacagim zaman radyodan bana eslik eden bu sarki tesaduf olabilir mi sizce? Bana da onu yazimin parcasi olarak sizinle paylasmak duser.

Kalbiniz ile dinleyin..

Don’t be scared of your darkness
Wait ’till tomorrow
It will be gone
Sorrow changes with seasons
Sometimes with no reason
Just let it go
Forgive yourself

Yaklasan yeni dunyada ‘kendiniz’ oldugunuz yaratici, sevgi dolu ve ozgur yasamlara..

Tum sevgimle,

Bilge Inal

 

 

Bilge Inal ile Disi Bilgelik ve Somatik Terapinin birlestigi Online Bireysel Seanslar  – Bilgi: info@mitracoaching.com
E-Bulten ve Duyurulardan oncelikli haberdar olmak icin : http://www.bilgeinal.com

 

Tüm Yazılar

Mucizevi Kasım 1.11.1

Muazzam özel bir aya girdik; 

Bugün 1 Kasım 2017,

Eğer eski kalıplarımıza, düşüncelerimize, kırgınlıklarımıza, hırslarımıza, korkularımıza, yaralarımıza, inatçılıklarımıza, dirençlerimize takılı kalmaz, Kasım ayının sunduğu derin içe bakış enerjisinin kapımızdan girmesine izin verirsek, gelecekte kalbimizi, ruhumuzu besleyen bir yaşam yaratma olasılığımızı beslemiş olacağız.

Her gün bir diğerinin aynısı gibi gözükse de, her sabah bir başka doğarız gecenin karanlığından sabaha. Farkında olmasak da, içimizde bir yerde eski bizi, dünde bırakmışızdır. Bilinçsizce her gece bedenimizden eski bir deriyi yatağımızda bırakır çıkarız uykunun koynundan. Dünün olayları, duyguları, kararları dünündür.

Bugünde ise ‘an’ vardır.

Yarınları, dünden bugüne taşıyarak aynı dünü yarında yaratmak mi?

Olan aslında şudur;

Dün > Bugün > Yarın = Dün > Dün > Dün – Yarın

Yoksa bugünü dünden arındırıp, yarını bugünden, an’dan yaratmak mı? 

Dün > Bugün > Yarın = Bugün > Bugün > Bugün – Yarın

Peki öyleyse, bu ‘an’ın içinden hayat bana neyi anlatmaya çalışmaktadır? 

Bugünün an’ında belki içimde kıpırdanmaya başlayan yeni kaynaklarım bana başka bir şey fısıldamaktadır? 

Her şey önce sessizligin içindeki sesi dinleme ile başlar. Dünü dünde birakabilirse bir insan, bugünü ancak o zaman can kulağı ile dinleyebilir, o yaratımın sesini şeffaf bir şekilde duyabilir hale gelir.

Bugün’ün gerçeği sana ne söylemektedir?

Kasım ayında 1 (başlangıç) enerjisini barındıran kapılara bakarsak eğer; 1 Kasım (bugün), 10 Kasım, 11 Kasım günlerini not edin. 2017 kendi başına bir 1 senesi zaten. Bu duble efekt kapılardan faydalanin. Bu günlerin içinde ve ay boyunca kendinizle baş başa kalıp biraz zaman ayırın. Gözlerinizi görünenden temizleyin içe çevirin. 2017’nin Kasım’ı bizlere otla samanı birbirinden ayırmamız ve bizi gerçekte nelerin tanımladığını bulmamız için firsatlar sunuyor.

Ve diyor ki: 

Gölgelerinle savaşma,

Kendinin gerçeğinden korksan da derin sulara dal,

Sessizlikte dinle, karanlıkta gör, donduran suların içinde kalbini hisset.

 

Photo by Soul Sister Marijke Thoen, Garth Barns

 

Tam da böyle bir ay içinde Dişi Bilgeliğe Yolculuk 1, Urla programıma gün sayıyorum ben de ve sizlere Dişi Bilgeligin hizmetinde bir kaç satır iletmek istiyorum.

Dişi Bilgeliğe Yolculuk 1, her birimizin içinde uyanmayı bekleyen feminen bilince girişin ana kapısını açar bizlere. Bu ilk program, rahim kapımızdır. Kendimizi özden hatırladığımız bir kapıdır. Bu kapıdan girdiğinizde kutsal dişinin uyandıran, derinlik, tazelik ve hücresel şifa sunan ‘rahim’ sularında yıkanırsınız ve beraberinde iliklerimize kadar işleyen ataerkil sistemin geri çeken derin enerjisinden, ana bilgisayardan prizi çekersiniz. Bunlar derin seviyede içsel dönüşümlerdir. İç enerjinizde ilahi dişinin uyanışının ardından ilahi (sağlıklı) maskülene bir iç davet yapabilirsiniz artık. Bu sizi bütün olmaya götüren ilk yol levhalarından bir tanesidir ve en önemlilerindendir.  

Dişi Bilgelik® Kadın Dönüşüm programlarımla kadınların erkeksi güçten ve ataerkil kosullanmalardan, inançlardan arınıp öz güçlerini, içten gelen neşelerini, sezgiselliklerini, içeriden gelen özgürlüklerini, yaratıcı armağanlarını bulmalarını ve yaşamlarının merkezine kendi kalplerini bir güneş gibi koymaları en yüksek niyetim. Biz kendimizin güneşi olduğumuzda bulunduğumuz her yerde sistemi-mizi iyileştirerek etkileriz. Bu yüzden bu bir yolculuk; katman katman gölgelerimizden soyundugumuz, adım adım cesaretle kendimize yürüdüğümüz bir yolculuk. Devamında, Dişi Bilgelige Yolculuk 2’de bir inzivada buluşuruz ve bu kez anne yaramız ile yüzleşiriz, eril ile olan hesaplarimizi kapariz, ona yüreğimizde gerçek bir yer açarız.

Urla, Izmir’in şifa kalbi olarak gördüğüm, enerjisi özel bir ilçesi. Yılın bu son programında çok az yerim kalmisken, halen dusuncelerinizde veya kalbinizde katılmak var ise yeriniz sizi bekliyor. 

Derin sevgilerimle,

Bilge Inal

 

Bilge’nin Disi Bilgelik® Kadin Donusum programlari ve ozel calisma duyurularindan oncelikli haberdar olmak icin buraya tiklayarak e-bultenine mail adresinizi birakabilirsiniz.