Tüm Yazılar

2018 ‘Kutsal Dişi’nin Yılı

2012 yili idi, gezegende yeni bir döngüye gecis yapacagimiz Maya takvimi üzerinden konuşuluyordu, hatırlayacaksınız 21 Aralik 2012 gününü. Yurdumun insani Izmir’in Sirince ilçesine bile kamp kurmuştu. Perdenin ardinda olan neydi aslinda? Bilinmeyenin bildigimizi sandigimiz bilinen kismi ile yaklasik 5000 yıldır, daha bile fazla bir zamandir ataerkil düzenin ve enerjinin içinde baskilanan, ikinci plana konan, zayif gorulen, yok sayilan, her anlamda tecavuze uğrayan ‘Kutsal (ilahi) Dişi’ enerji dönüş yapmıştı, insanlığın kalbine girmek, ona hakiki kendini, öz olanı hatırlatmak için. Ona ayrılığın olmadığını, güç savaşını, hırsı, sevgisizliği, değersizliği, maskeleri, robotiklesen hislerini, yasam biçimlerini, yetersizlik duygularını, kurban bilincini, açgözlülüğünü, kalpsizliğini, sahteliğini, kibrini, intikamı, kan dökmeyi bırakıp tek gerçeğin sevgi, şefkat ve birlik olduğunu kalbinde hatırlaması, dahasi ‘ruhunu’, ‘özgünlüğünü’ hatırlaması için.

Bu seferki gelişi ‘Denge’ içindi. Insan-oğlunun kalbinde ilahi dişiye aşk ile yer açması, insan-kızının da rahminde eril olana hürmet ile yer vermesi için. Artik biri bir diğerinin ne önünde ne arkasında ne de aşağısında olacaktı. Her biri bir ağaç gibi yan yana, hür ve sevgi ile durabildiğinde, insanlığın gelişimi bu kezyaratıcı ruhudışarıda bırakmadan evrilmeye, ilerlemeye devam edecekti. Yapılan her işe, her söze, kurulan her yapıya ruh üfleyecekti. Ataerkil düzende ‘ruh’ unutuldu. Simdi ise evrimde geldiğimiz noktada, insanliğin kolektif ‘ruh’unun katilisini deneyimliyoruz yaşamlarımızda. Giderek artan bir uyanış, katılım ve katkı ile..

2018 senesindeyiz artik. ‘Ruhu’-muzu hatırlayışa hizmet edecek kadınları ve erkekleri derin uykularından gerçeğe uyandıran ilahi dişinin her yerde, her yapıda, her olayda fazlasıyla görünür olacağı ikinci faza geçtik.

Bunun anlamı; kutsal dişinin uyandırdığı birliğe yürüyen bu kadın ve erkeklerin bulundukları platformlarda onun dilini saklanmadan konuşacakları, onu artık görünür bir şekilde kendi özgünlüğünde giyinerek insan ırkına örnek olacakları, sevgiyi, birliği, dirliği alenen öğretecekleri bir dönem başladı.

‘Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için once yanmak gerekir’ Mevlana

Mum olmak için yananların ışıklarını çok net seçeceğimiz, göreceğimiz ve bir başkasının mumu ile aydınlanmayı bırakıp kendi ışığımız ile aydınlanacağımız bir donem bu. Artık resmen kendimiz-in oluyoruz. Artık eve dönüyoruz. Gecen yıl bu ikinci evre ile ilgili bir yazi yazmistim, dileyenleriniz göz atabilirsiniz. (Bkz. Bugünde Yasayan Geleceğin Kadin ve Erkeklerine).

Kutsal Dişi’nin Çağrısı Çok Uzaklardan Geldi

1514599372332

Kutsal Disi’nin cagrisini alan başta biz kadınlar ve son yıllarda dişiyi onurlandıran sayıları hızla artan bilinçli erkekler buluştuk onunla. Bu çağrı çok derinden gelen bir çağrı idi, öteden, anlam veremediğimiz bilmediğimiz çok uzak bir yerden, içeriden bir yerlerden..Artık bize biçilen rollerle, alışkanlıklarımızla, ogrenmisliklerimizle, kimliğimizle var olamayacağımızı içten ice bize fısıldayan bir çağrı idi. Başka seçeneğimiz yoktu. ‘Eve dönüş’ için yola çıkmak zorundaydık. Yola koyulduk. Her birimiz kendi yolumuza. Ayrı sandığımız aynı yollarımıza. Öz’e..

Biz, Kutsal Disi’nin içimizde uğuldayan çağrısında onun insana kendi şarkisini hatırlatan, iyileştiren, dinlendiren, melodiler mırıldatan kadifemsi rüzgârını hissettik, bazen şiddetli fırtınalarında savrulduk, dağıldık yeniden buluşabilmek için, kendimizi bulabilmek için, kalplerimizi birbirimize saklanmadan, utanmadan açmayı öğrendik, el ele tutuştuk ‘Bir’ olmayı, ‘Biz’ olmayı hatırladık. Ayakları toprakta, sağlam ve gerçeğin meşalesini taşıyan ilahi dişinin ışığında karanlık köşelerimizde sakladığımız, saklandığımız golgelerimizle, kadim yaralarımızla, kişisel ve atasal tarihimizle yüzleştik. Kutsal Dişi, karanlıkta gizlenen hakikatin ortaya çıkması için eski yapıyı yıkmaktan hic sakınmazdı, sakınmadı da. 

Onun açtığı alanlarda birbirimiz ile açıklıkla konuştuk, yeri geldi birbirimize omuz verdik, yeri geldi birbirimizi yüreklendirdik, yeri geldi gözyaşlarımızı paylaştık, yeri geldi rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Her tur duygumuzu suçlu aramadan dillendirmeyi öğrendik. Gözyaşlarımızın ve incinebilir duygularımızın bir zayıflık, bir utanç olmadığını öğrendik. Onlara sahip ciktik. Biz, kendimize sahip ciktik. Belki de ilk kez hic olmadığı kadar yürekten.

Birbirimizi değiştirme, düzeltme, tamir etme veya tavsiye çabasına girmeden olduğu gibi gönülden duyabilmeyi öğrendik. Birbirimizi, sorunlarımızı analiz ederek doğramadık. Once gerçekten hissedilenlere yer açtık, sonra çözüme gittik. 

Bir diğerine alan tuttuk, yargisizligi meclis konuşması yapmak yerine yargisizligi pratik ettik. Ruhumuzun derinlerinde tuttuğumuz ruh armağanlarımızı keşfettik. Bu aktive olan ilahi armağanlarımızı paylaşmayı gorev bildik. Hızın bizi çoraklaştırıp, kuruttuğunu keşfettik, yavaşlarsak da çiçek açabileceğimizi. Kız kardeşlerimizi, erkek kardeşlerimizi bulduk. Ruh ailemizi bulduk.

Toprak Ana ile köklerimizin bir olduğunu, kiz kardeşliğimizin bu derin köklerde saklı olduğunu fark ettik. Kadını kadına karşı koymanın, bize yapılmış en büyük haksızlık ve hatta düşmanlık olduğunu anladık, bunun, bizi birlesen gücümüzden alıkoyduğunu fark ettik. Bizim birleşen sesimiz ve gücümüz dağları yerinden oynatırdı.

Kadının kendi ile barışması demek, diğer kadınlarla barışması demekti. Baris dolu kadınlar demek, barış dolu erkekler demekti, barış dolu ilişkiler ve çocuklar, barış dolu nesiller demekti. Fakat once disil olan iyileşmeli, yolu erilin iyileşmesi için acmaliydi. Çünkü ilahi dişi ilahi erilin özüne doğumunda onun hem annesi hem ebesi hem de onun ilahi esi idi. O, tum evrende bütünlük için vardı. 

alex-blajan-100514-1024x705

Rahimlerimizin kutsal bir alan oldugunu hatirladik. Onu, ilahi bir tapınak gibi saygı ile onurlandırmayı öğrendik. Rahimlerimiz sadece bebeklerimizi büyüten, besleyen, doğuran bir ‘organ’ olmaktan ote, hayallerimize de gebe kalabilen, yaratmak istediğimiz hayatlari karanlığında bilgelikle besleyen, büyüten ve doğuran saf bir ‘enerji portali’ idi. Kadınların rahmi kutsaldi ve erilin basit bir cinsellik ile değil saygı, sevgi ve onurlandirma ile girisi hak ediyordu.

Kadının adet döneminin en gizemli, en yaratıcı, en ruhsal donemi olduğunu, bu muazzam dönemini gizleyerek, utanç duyarak veya onu ‘pis, kirli’ gibi terimlerle lekeleyerek yine sisteme gücünü verdiğini öğrendik. Kadının regl kani dönüştürücü, yaratıcı, mistik ve derinlerden gelen bilgeliği iletendi. 

 

03b540880c2547109213e080213fd1de
Artwork by Ravennadivina

 

Dişinin nüfuz ettiği yasam, lineer ve mantiksal (düz çizgi) algidan çıkıp çok boyutlu, derinlikli, dairesel bir algılayış sekline geçiş yapmak demekti. Hayatin doğal dokusu içinde ortaya çıkan tum döngüleri kabul ve onları onurlandırarak yasamak idi. Tipki mevsimler gibi, gece ve gündüz gibi, hayat-olum-hayat, uretmek-dinlenmek-uretmek, yaratmak-tahrip etmek-yeniden yaratmak gibi..Bunların hayatin içinde birbirine geçişlerini bilgelikle karşılayıp, teslimiyet ile kalabilmekti. 

Sonra, erilin dişiye olan derin guvensizliginin altında kendi içinde ki, soylar boyu aktarılan manipülatör dişinin varlığına, dişinin erile olan derin öfkesinin altında yine kendi içinde ki harap olmus, hadım edilmiş bir erilin varlığına şahit olduk. Ataerkil düzenin içinde sağlıksız dişinin (ilahi özünü kaybetmiş dişi enerji) asırlarca kendini sağlıksız erilin (ilahi özünü kaybetmiş eril enerji) şiddet ve bozgunundan korumak icin onu, manipüle etmeyi öğrendiğini gördük. Kendi öz gücünü unutan dişinin kabul, onay, sevgi ve değer görmek için eril gücün üzerinden kendine sağlıksız bir güç aktardığını anladık. 

Asırlardır olan şuydu; kadın kendi gücünü unutmuştu, erkek de derinden sevebilme yetisini. İkisi de kayıp olanı birbirlerinde arıyordu. Kadin sevgiyi erkekte ararken gücünü veriyordu; Erkek ise ibresi sadece yukarıyı gösteren ataerkil güce yatırım yaptıkça sevmeyi unutuyordu. Donuyordu. Hissen, kalben, bedenen. Kutsal Dişi, erili de ilahi özüne uyandırmak için geri dönmüştü. Bu artık bir güç oyunu değildi. Oyun bozuldu. 

 

Ataerkil Eril 

Ataerkil düzenin bozguna uğramış sağlıksız erili ise asırlarca dişiyi duygusal, kirilgan, zayıf ve hatta kendinden aşağı, işe yaramaz, sadece çocuk doğurmaya yarayan bir meta olarak görmüş, bu sartlandirmalarla büyütülmüştü. Paşaydi o, padişahtı, şahların kralıydı, güç ondaydi, oncelikliydi, hem aile icinde hem de toplumda. El ustunde tutuluyordu. 

Eril, ataerkilin erkek koşullanmaları neticesinde en kırılgan duygularını saklamak zorunda kaldı. Yetersizlik korkularını, incinebilir kalbini kabaran omuzları, eril gururundan egilemeyen başı, sert, donuk bakışlari ve kalp bölgesinden kopuk, hissiz, cansiz, ezbere ve analizci konuşmalar ile kapamayi öğrenmişti. Ataerkil sartlandirmalardan, ‘güçlü ve duygularını belli etmeyen erkek olma’ baskısı onun en ağır ve belki de en acımasız yüklerinden biri oldu. O, eski dünyada savaşarak var olmayı öğrenmişti, simdi ise rekabet ederek, yarışarak, üstün gelerek ve gerçek duygularını saklayarak var olacağını sanıyordu. Onun duyguları bu arenada yok sayılıyor, sadece akıl, analiz, basari ve zihinsel çözüm ile eş değer görülüyordu.

O ise duygu dünyasını, korkularını, hassasiyetlerini, sevgi arayisini ve ihtiyacını gizleyerek yaşamayı öğrendi. Bu duygu ve ihtiyaçlarla başa edemeyenler ise madde ve alkol bağımlılığı, sözel, fiziksel, duygusal şiddet, hissizlik, aşırı zihinde olma, güçlü olma takıntısı, istikrarsızlıkla kendilerini ve sevdikleri için yaşamı yeşertmek yerine yaşamı kısırlaştıran yikici yönden deneyimlediler. 

Dışarıdaki dişi erkeğin içsel dişi bilincinin temsiliydi, dışarıdaki eril ise kadının içsel eril bilincinin temsiliydi. 

 

Kutsal Dişi, kadinlara ozunde yaratici bir tanrica oldugunu, erkeklere de ozunde derin sevgi ve merhamet sahibi kudretli bir kral olduklarını hatirlatmaya geldi.

Bu, kadın veya erkek oluşumuzdan, cinsiyetlerden bagimsiz bir mesele. Bu, once kendi iç sistemimizde sonra dünya üzerindeki tüm sistemlerde ve yapılarda; eril ve dişi bilincin eski ve saglıksız şartlandırmalardan, değerlerinden, ogretilmisliklerden, kosullandirmalardan, ataerkil aile-ata ve kültürel inanclardan arınma meselesidir. 

Bu, insan-oğlu ve insan-kızını ilahi INSAN vasfına dönüştürme meselesidir. Bu, birlik olmanın, ele ele vererek yapıcı, yaratıcı ve sevecen toplumlar, anneler, babalar, çocuklar yaratma meselesidir. 

 

img_9332.png

 

Artık içine girdiğimiz sene Kutsal Dişi enerjisinin bedenimizde, psisemizde, ilişkilerimizde, hayat stillerimizde, kısaca tum yaşam alanlarımızda her yerimizi görünür bir sekilde saracağı bir sene olma özelliği taşıyor.

Ilahi Dişi enerjisinin insanlığı nasıl etkileyeceğine dair pek cok kaynak yazı var. Bu yazilar bugun cikmadi, onlar uzun zamandir bizimle. Kanallıklar, içsel ongörüler, sezgisel bilişler..Bu seneye ozgu içlerinden bir tane kanal yaziyi enerjinin etkisinin nasil olacagi ile ilgili berrak ve açıklayıcı buldum. Bu yazıyı kaleme almama da ilham oldu. Amacım burada 2018 senesinin genel bir enerji raporunu vermek olmadığı icin Kutsal Dişi bilincini biraz daha anlamanıza, anlamlandırmanıza olanak sağlamak adına bu kanalligin bir bölümünü anlam kaybı yaratmamaya ozen göstererek elimden geldiğince çevirdim. Arzu edenleriniz yazının sonunda orijinal linkine ulaşıp tam metni okuyabilir. Burada benim çevirim bir kismidir. 

 

2017 İki Adım Geri, 2018 Bin Adım İleri ~ Şefkati ve Birliği Kucaklamak

2017 yazında ekilen kutsal dişinin tohumları 2018’de çiçek açacak ve dikkatlerimizi çekecek. Kutsal dişi enerjisi ile gelen bu güç tarihimizde benzeri olmayan bir güç. Bu derece feminen enerjinin geldiği en yakın zaman 50’li yılların sonları idi ve bunu 60’li yıllarda yaşanan gelişmeler takip etti. Bu sene ilahi dişi kendini her bir canlı varlığın kalbinde, zihninde ve deneyiminde kendini fazlasıyla hissettirecek. 2018’de, kutsal dişi enerjisi herkesin kendi içinde, diğerlerinde ve çevresinde dişiyi nasıl kucaklayacağını, onurlandıracağını ve saygı duyacağını öğrenmesini sağlayacak. Buna direnç gösteren veya kasitli olarak direnenleri, onu kucaklayana, onurlandırana ve saygı duyana kadar çeşitli şekillerde zorlamaya devam edecek.

Kutsal Dişi genellikle yumuşak ve nazik bir oluş hali ile ilişkilendirilir, ancak bu sadece onu temsil eden niteliklerin yalnızca ufak bir yönüdür. Bu yıl, bilincimize doğru yol alan ilahi dişi enerjisi, adalet ve özgürlük isteyen hayatin her alanında daha cesur, yüksek sesli ve hic olmadığı kadar güçlü olacak.

İnsan zihninin 2018’in enerjileri ile en iyi şekilde ilişkilendirilebileceği fikri “Artık Yeter” kavramıdır. Bu kavram, yeni yılın enerjisidir. ‘Artık Yeter’ dediğimiz her alanda bununla ilgili bir şeyler yapılacak. 2018,  2012’de başlayan pek çok fikrin yeni çağ başlangıcı gibi kendini hissettirecek. Rüzgârların yönü değişti ve ana yapılar, başlangıçta olduğu gibi dünyada her şeyin çekirdek temelini oluşturan ilahi dişiyi temel yapı yapmak için yeniden kablolandı.

Kadın ya da erkek olun, bu önemli değil.  Kendinize ve diğerlerine kutsal dişiyi kucaklamak, onurlandırmak ve saygi göstermek için tam izin verin. Bu size çeşitli şekillerde fazlasıyla geri yansıyacaktır.

Kutsal Dişi enerjisi ile bağlantı kurmanıza ve uyum sağlamanıza yardımcı olacak diğer başlıca özellikleri;

  • Bütünlük,  
  • Her şeye saygı,
  • Şeffaflık,
  • İyilik, diğerlerine nazik olma,
  • Şefkat,
  • Merhamet,
  • Koşulsuz sevgi (kendin ve tum yaşam için),
  • Çocuksu merak,
  • Adalet,
  • Tarafsızlık,
  • Karma bilinci (ektiğini biçme farkındalığı),
  • Yaratıcılık,
  • Özgürlük (eski yapılara ve koşullara bağlıligin bitmesi, tum suçluluk ve utanç duygularından arınma),
  • Doğanın ve insanın kutsal geometrisi,
  • Maneviyat, ruhsallık (korku tabanlı programlama  veya ataerkil inanç ve yapılardan arındırılmış bir ruhsallık), 
  • Tevazu, alçak gönüllülük,
  • Görünmeyen dünyaya inançtan gelen güç,
  • Ruh merkezli güzellik,
  • Topluluk,
  • Dostluk,
  • Romantizm, 
  • Samimiyet, 
  • Kırılganlık, 
  • Bütünsel şifa ve esenlik, 
  • Alicilik (görünmeyenden görünen alana tezahür), 
  • Sezgisellik,
  • Genişleme, 
  • Değişim, dönüşüm,
  • İzin verme (kontrol etmek yerine),
  • Kolaylık, rahatlık,
  • Akış,
  • Olma Hali (Yapma hali yerine),
  • Soyutluk (somutluk yerine),

2018’de, Kutsal Dişi enerjisini tam olarak kucaklayan, onurlandıran ve saygı duyan daha çok kadin ve erkeği hizmet ettikleri rol ve platformlarda,  lider pozisyonlarda göreceğiz. Bu yerel topluluklarda, işletmelerde ve küresel büyüklükte olan yerlerde de olabilecek. Dünyadaki birçok ses; birlik, şefkat ve iyileşmenin önemine ışık tutacak. Geçmişte sessizleştirilmiş bu ve benzeri sesler, sahnede merkezlerini almaya devam edecekler ve seçkin bir azınlığa değil, herkese fayda sağlayan daha kalp merkezli bir dünyayı başlatmaya yardım edecekler. 2018 ve ötesinde bencillik, kontrol, cehalet ve hırs gibi haller kolektifte (bir çok kişiyi içine alan, ortak alan) hayatta kalmanın zorluğunu deneyimleyecekler. İlahi Disi, bu nitelikleri insanlığın kalbinden (benim ek notum: kadınların rahminden) ve zihninden arındıracak. 

Sevgi, iyilik ve şefkati ne kadar çok seçersek bu sureci o kadar kolay geçireceğiz. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.

Duygularımız bir kere yaratıcı ve iyileştirici şekilde ifade edildiğinde, onlar beden hafızamızdan arınırlar ve bizler bu yolla kendimiz ile rahat ederiz. Hastalıklar, kendi bedenimizin içinde rahat olmadığımızda, vücudumuzda stresi tuttuğumuzda ortaya çıkarlar. Kendimizle rahat olabilmenin yolu kendi hızımıza hizalanmak, sürekli seklide acele etmemek ve bedenimizin ihtiyaçlari ile sezgilerimizi dinleyerek mümkündür. Bu yıl ayni zamanda korku ve ayrimciligi teşvik eden tum küresel olaylara olan bağlanma ihtiyacımızdan da özgürleşeceğimiz bir yıl. 

Bu yeni yılda Kutsal Dişi ile bağlantımız devam ettikçe, kendimizin giderek güçlenen ve özgürleştiren yönlerimizi keşfedeceğiz ve bunlara izin vereceğiz. İlahi Dişi bizleri,  bütün olmaya, hafif olmaya, içsel bilişe ve olasiliğinin mümkün olduğunu tasavvur bile edemeyeceğimiz bir yaşamın tum yönleri ile bağlantıda olmaya çağırıyor.

Emmanuel Dagher

*Yazının tam İngilizce metnini okumak isteyenleriniz için linkin bağlantısı burada.

d34.2017.08.31.-A-SACRED-CIRCLE-OF-MEN-AND-WOMENCCG-

Bu listeye benim ekleyeceklerim ise sunlar;

  • Yargısız,
  • Bağımsız,
  • Açık 
  • Bütünü, buyuk resmi gozeten
  • Sade fakat isiltili
  • Zarif, yumusak,
  • Affedici,
  • Dinleyici,
  • Hisseden,
  • Besleyici,
  • Tazeleyici, bakim veren
  • Canlı,
  • Hafif, 
  • Şifacı 
  • Dönüştürücü 
  • Toprak 
  • Beden, duyumsamalar
  • Duygular, hisler, sezgiler, içgüdüler, rüyalar
  • Sezgilere güven
  • Yasam enerjisi, coşku, içeriden gelen otantik neşe
  • Hayattan zevk alma
  • Haz
  • Yaratıcılık 
  • Icsel Guc
  • Ozgurce seven ve sevilen, bagimli degil bağlı 
  • İnsanlarla, tum canlılarla ve yaşamın her yönü ile bağlantılık hissi – İlişki kuran
  • Teslim
  • Derin, ice donuk
  • Bilinçaltı, karanlık, rahim 
  • Alcakgonullu
  • Renkli, rahat, genis
  • Muzik, siir, resim, edebiyat ~ sanat
  • Izin veren, kisitsiz, ozgur, limitsiz 
  • Durgun, dingin
  • Coskun, fırtınalı
  • Yarattığını yıkan, yeniden yaratan
  • Zaman yapısı: Döngüsel
  • Gerçekçi, gerçekleri konuşan, ifade eden
  • İllüzyonun ardını – hakiki olanı- gören
  • Deneyimsel 
  • Su gibi akışkan, suyun kendisi, akış 
  • Kendine ozgu, otantik
  • Kendi merkezinde 
  • Simdi, an’da 

Depositphotos_36560505_web.jpg

Zamane Etkileri..

Orta ve uzun vadede kendimizde ve cevremizde, sistemsel yapilarda gozlemleyecegimiz, deneyimlemeye basladiklarimiz, artan bir devamlilik ile hal edeceklerimiz..

  • Disinin erilin kudretine, yeterliliğine güveni, teslimiyeti, hürmeti. 
  • Erilin dişinin bilgeliğine, yaratıcı özüne teslimiyeti, hürmeti. 
  • Hırpalayan, hırpalatan, eleştirel ve yikici olan ‘mükemmeliyetçilik’ kodlarından arınma. Bu tip bir mükemmeliyetçiliği bozulmuş dişinin bir özelliği olarak sıklıkla görüyoruz. 
  • Kadının erkekle, kadının kadınla, erkeğin erkekle; birbirlerine yönelik güç oyunlarının bitişi, yerine ortak Güç ile yeni bir beraberlik modelini başlatmaları. İşbirliği, paylaşım, sevgi, saygı, bütüne katki veren ortak yaratım. 
  • Güç taniminin tum sistemlerde değişimi-donusumu. Gücün sagliksiz eril ortaklığının bitişi. Büyüyen rakamlar, daha büyük boyut ve ebatlar ile ilişkilendirilmesinin (genişleyen koltuklar, şişen hesaplar, yukselen rütbeler, genisleyen ev ve arabalar vb.) sonu. Yerine alçakgönüllü bir gücün – içsel gücün – yerleşmesi. Yine sadelik. Otantiklik. Gerçeklik. (Gücün doğasını anlattığım yazım. Bkz. Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası )
  • Ataerkil enerjinin belkemiği ‘rekabet’ enerjisinden arınma. Doğada hic bir canlı birbiri ile yarışmıyor, rekabet etmiyor, birbirini kıyaslamıyor, kıskanmıyor. Bu bilgeliğin içimizin derinlerinde yeniden uyanışı. 
  • Kazan-kazan sağlayan is yapış biçimlerinin yaygınlaşması, bir diğerini ezerek, aşağı çekerek, manipüle ederek temellenen is modellerinin, ilişkilerin, partnerliklerin bitişi. 
  • Statü ve prestije verilen önemin düşüşü. Otantik ve gerçek olana, insanlara, hikayelere, özgün üretime yönelimin artisi. 
  • Varlık seviyesinde eşitliği hiçe sayan tepeden aşağı bakan hiyerarşik sistemlerden ve yapılardan arınma. Eşitlik ve çeşitliliğin gerçek anlamda onurlandırılması. 
  • Basari odaklılık yerine butune faydaya geçiş. Burada insanin kendine soracagi en guzel soru, basarisiz oldugunda sen kimsin? Basarisizlik riskine ragmen kendi gercegini yasayabilecek misin? Konu su ki,  kiside eger basari cok baskin bir degerse, is ruh bazli bir yasam yaratirken, bu onun bir engeli ve golgesi haline gelebiliyor. 
  • Tek adamciligin (otoriter- aktif veya pasif baskıcı – tiran enerjisi) bitişi, onun yerine liderler yaratan liderliğin yaygınlaşması. 
  • Özellikle metropollerde bireysel yaşamların çoğul ve sade yaşamlara dönüşü.
  • Kadınların fiziksel görünümleri ile barış sağlamaları. Özgün ve sade güzelliğin yükselişi. Eril beğeniye hitap eden estetik çözümlerde, moda sektöründe, medyada mecburi degisimin olması. 
  • Toprak Ana (İlahi Ana) ile kadınların rahimden iletişimlerinin uyanışı ve bu ilişkinin derinleşmesi. 
  • Normal ve doğal doğum bilincinde artış. Bebeğin dünyaya geliş sekline, dogum hadisesine tam bir kutsallıkla ile yaklaşımın yukselisi. 
  • Ataerkil kodlamanın urunu ‘erkeklik baskısı’ ile toplumda içsel olarak yalnızlaşan erkeklerin bu baskıdan arınmaya başlamalari. Gerçek duyguları ile temaslarının başlaması, duyguları ile bağlantı kurmalarını sağlayacak yol, yöntem ve rehber arayışlarının çoğalması.
  • Son olarak, duyguların gücünün anlaşılması. Duyguların onurlandirilmasi. (Bkz. Geçtiğimiz Dönem Üzerine ve Yükselen Hislerin Önemi

iyanla-vanzant-destroy-self-worth-3c7h

Bunları paylaşırken hatırlatmakta çok önemsediğim bir konu var, o da şu;

Dişi-eril veya feminen-maskulen, okuduğunuzda kelime olarak hemen bir cinsiyet ile iliskilendirmeyin lutfen. Insan ister istemez algi kodlamalarimiz yuzunden bunu yapiyor zihin görüntüsünde. Disiyi kadin, erili de erkek olarak aliyor. Halbuki bu iki enerji yapisini tum canlilarda buluruz. Varligimizin sol yani dişi, sag yani ise eril enerjimizi ve bu enerjinin sundugu bilinc ozelliklerini tasir. Evet, kadinlar genel olarak disi enerjisi daha yuksek varliklardir, erkekler ise erili daha yuksek fakat bu her zaman boyle olmayabilir. Bütün (İlahi) İnsan olma yolunda bizleri ic dengesizlige sevk eden de bu enerji yapilarinin kadinda ve erkekte yer degistirmis olmasi. Fakat bu baska bir yazinin konusu. 

Dişi ve eril enerjimiz-bilincimiz ile calismayi basit bir temelde anlamak istersek eger; enerjinin tasidigi ozellikleri derinden anlamak, onlari idrak etmek ve icimizde ‘hal’ etmek bize içsel geçitler sunar ve bilincimizi etkilerler. Böylece simyanın, içsel donuşumun kapilari acilir. Bilincin enerjiyi takip ettiği kadar, enerji de bilinci takip eder. Bilincinizde açılan bir farkindalik kapisi, bir bilinç sıçraması iç enerjinizi de dogallikla kendine hizalayacaktir. Ancak iç sistemimizde bu iki enerji (dişi -eril) dengesizlesmis, biri bir digerinin daha onune gecmis olabilir. Sagliksiz yani ilahi ozunu kaybetmis ozellikleri ile psisede fonksiyon gosteriyor olabilir ki bu cok muhtemel. Hatırlayalım, gemimizin adı ‘ataerkil gemi’. Bu geminin duzeni kadin-erkek ayrimi yapmaksizin kurallarini ve sartlarini yolcularının içsel sistemine derinden islemis durumda. Ve bu gemide tek bir kaptan var.  Zıtlığı, ikili doğa dualiteyi, ayrılık bilinci dumenini kontrol ediyor. Simdi yeni bir gemiye geçiyoruz, zıtlıkları Bir’leyebilecegimiz, eski geminin yapılarından ozgur olacağımız, sevginin gemisine. Bu gemide ise herkes kendinin kaptani. Bu gemide her yol sevgiye cikiyor. 

O nedenle enerjiyi direk bir cinsiyet ile birlestirmek gelisim yolunda bizlerin onunu acmak yerine tikayabilir. İlahi Dişi, iki cinsiyette de var olan bu iki zit enerjiyi insanın kendi icinde birleştirmek, dengelemek ve ayrılık bilincini sonlandırmak icin geri döndü. Onun geri dönüşü aynı zamanda, özünü kaybetmiş sagliksiz eril enerjinin de ilahi özüne uyanışına eşlik ediyor. Bunu başka bir yazimda yazacağım. İnsanlığın, enerjinin gittiği yön, bütünlük ve denge. İç enerjimizde bu denge ve bütünlüğe dişi ve eril enerjimizin (bilincimiz) dengesi ile ulaşabiliriz. Bu kutsal birleşmedir, bizi ilahi insan vasfina açan, bütün ve sevgide hissetmemize olanak veren. Bu denge ve birleşme için bilinçaltımızda ki dişi ve eril inançlarımızı, gölgelerimizde reddinde olduğumuz taraflarımıza, ebeveynlerimizle olan bağımlı ve kısıtlayıcı çocuk sevgimize derinlemesine çalışmamız gerekir. 

Duygularımız Olmadan Yaşamın Kutsallığını Hissedemeyiz

Yıl boyunca hatırımızda tutmamızın ve üzerine eğilmemizin hayrımıza olacağı, yukarıda ki metinde bahsi geçen bana gore en anahtar cümleyi cımbızlıyorum. 

Bu yıl, duygularımızı derinlere gömmekten ziyade sevgi dolu bir şekilde onurlandırma ve onları açık bir şekilde ifade etmeye izin vererek (insanların) iyileşmesine olanak veriyor.’

Bu yil benliğinizin derinlerinde yükselen olumlu-olumsuz tum duygularınızın yüzeye çıkmasına izin verin. Siz kendinize alan tutun. Kalbinize duyurun. Gerekirse yardim alin. Hislerinizi ruhunuza pusula yapın. Bastırmayın, onlardan utanmayın, duygularınızın dilinin size söylemek istediklerini dinleyin. Duygularınızı, sezgilerinizi, kalbinizden geçenleri onurlandırın. 

2018 ve ötesi hayli derin ve dönüştürücü yıllar olma özelliği taşıyor. Kendinize bir iyilik yapın ve bu yaşamınızda, hayat kitabınızın bu ikinci ana bölümü için;

K E N D I N I ZI  S E C I N. 

Tüm sevgimle,

Bilge Inal  

 

 

 

Dişi Bilgelik Blog ~ Kutsal Dişi Bilincine İlişkin Kaynak Yazılarım

Kutsal dişi bilinci ile ilgili geçmiş yıllarda kaleme aldığım bazı yazılarımı ilgi duyanlarınız için kaynakça gibi derledim aşağıda.  Bu potpuri listeye her zaman dönebilirsiniz, bunlar zamansız yazılardır. 

 

Büyükanneler’den Anne Soyunun Temsilcileri Tüm Kadınlara Mesaj

Rahim Bilgeligi

Dengesiz Eril Bir Dünyada Bir Dişi Olarak Dogdunuz

Bazıları bana ‘Doğa’ der, bazıları ise ‘Doğa Ana’

Bayan mı, Kadın mı?

Büyük Tanrıçanın Rahmi

Yerkürenin Kızlarının Birleştiği Çemberler

Kutsal Kadına Uyanış

Dişi Bilgeliğin Yolu

Korkutulan Dişi Değil, Korkulan Dişinin Kendisidir

Mart Ayının Güç Sınavı, Gücün Doğası

Kadınlar Tarihsel Miraslarını Yazıyor

Gurbetteki Kadın

Güç, İnsanlık, Kadın

Bugün’de Yasayan Geleceğin Kadın ve Erkeklerine

 

 

 

Dişi Bilgelik E-Bulten ve Duyurulardan oncelikli haberdar olmak icin : http://www.bilgeinal.com
Bilge İnal ile Online Bireysel Terapi Paketleri Hakkında Bilgi:  info@mitracoaching.com
Instagram: bilgeinall
Facebook: Dişi Bilgeliğe Yolculuk

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Advertisements
Tüm Yazılar

Yasamin Kutsalligina Dair..

Atina, Yunanistan
Atina, Yunanistan

 

“Yasamin kutsalligini fark ettigimizde onemli bir sey olur. Icimizdeki kutsal, yasamdaki kutsalla iletisim kurmaya baslar. 
Yasamin kutsalligini bilmek her seyi degistirir. Baskalarina, kendinize, dunya uzerindeki her seye nasil davrandiginizi degistirir. Yasamdan ne istediginizi ve yasama nasil verdiginizi degistirir. Bilincinizi ve bedeninizi de degistirir. Bu dunya’da nasil yasadiginizla ilgili herseyi degistirir. 

Donusturme gucu muazzamdir. Rekabeti gereksiz hale getirir ve cikarciligin sacmaligini ortaya cikarabilir. Kotuye karsi iyinin ve suna karsi bunun sevilmesini curutur ve sizi her seye ait olan yasamin tek ozune tasir. Yasamin kutsalligini kabul etmek zorlugu yok etmez ama anlamini aciga cikarir ve katlanilmasi zor olan seye isik tutar.

Yasamin Kutsalligi, Ilahi Disil’in yanidir. 

Kadinlarin dogustan gelen en buyuk ruhsal yeteneklerinden biri, yasam hakkinda bilgi kazanmak degil, yasamin kutsalligini suregelen bir sekilde nasil surdurdugudur.”

~Hilary Hart

*Bu fotografi yasamin kutsalligini fark eden ve onu doganin her yerinde goren, yasatan guzel kizkardeslerimden Gonca Papasotiriou cekti. Yer, Atina.

Tüm Yazılar

Yeni Bir Şarkı Söyleyin

girl-playing-violen-and-making-beautiful-music

 

“Tanrı(ça) dedi ki:

Merhaba canlarım. Bugün nasıl olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Bilmiyor olabilirsiniz ama her zaman olduğunuzdan çok daha iyisiniz. Bir çöküntü içinde olduğunuzu düşünebilirsiniz, lakin size gün be gün yükselmekte olduğunuzu söylüyorum Ben. Algılamaniz genellikle yanliştir. Bunun nedeni ise eski programlama sekline kulak vermenizdir. Bu eski program yüzünden canlarım, Benim çocuklarım hayatın içinde sürüklendiklerini ve hep bir şeylerin gerisinde kaldıklarını düşünme eğilimindedirler. Önünüze aşıp da yakalayamadığınız bir havuç vardır dolayısıyla kendinizi geride kalmış olarak görme eğilimini taşırsınız.

Canim canlarım, kendi hayatınız dahilinde en ön plandasınız. Onun liderisiniz ve sadece önde olabilirsiniz.

Dünyevi şartlara istinaden gördüklerinize rağmen kendinizden öndesiniz. Geri adim atamazsınız. Size ve diğerlerine böyleymiş gibi göründüğünü biliyorum. Bugün her neredeyseniz dün olduğunuz yerden öndesiniz.
“Dün iyi bir gündü ama bugün sadece battaniyelerin altında yatmak istiyorum,” diyebilir ve dolayısıyla geriye gittiğiniz sonucuna varabilirsiniz. Yataktan her zaman zıplayarak çıkmanız gerektiğine yönelik olarak dünyaya istinaden karar veriyor, ondan rehberlik alıyorsunuz. Bugünü battaniyelerin altında geçirmeyi istemenin bugün için iyi bir şey olmadığını nereden biliyorsunuz?
Belki de kendinizi dayanabileceğinizden de fazla zorluyorsunuz. Bilhassa da modern dünya şartları dahilinde. Öyleyse bir gün için durmak ve sadece olmak akıllıca ve değerli olmaz mi? Ah, sadece olmak! Sadece kendi egemen benliginiz olmak. Sadece Ben olmak, Kendim ve Ben olmak.

Sizi geride tutabilecek hiçbir şey yoktur.

Size nasıl görünürse görünsün kendi hayatinizi siz yönlendiriyor, onu siz sürüyorsunuz. Engellenmiş, alt edilmiş bir şekilde ya da her şeyin üzerinde olarak hayatınıza siz önderlik ediyorsunuz, dolayısıyla onun önderi sizsiniz.

Doğru zamanda doğru yerdesiniz.

Bugün bir çöküntü içinde olduğunuzu kendinize söyleyebilirsiniz. Bu sizin yorumunuzdur. Size kosulsuz olarak diyorum ki canlarim bir yerlere variyorsunuz. Size bunu söylerken ayni zamanda da diyorum ki hiçbir yere varmak zorunda değilsiniz. Başarmak olarak addettiğiniz şeyi her gün başarmak zorunda değilsiniz. Fark edilir bir şeyleri başarmak size kendinizi iyi hissettirebilir ve yine fark edilir bir şeyleri başarmamak da size iyi gelmeyebilir; lakin hayatta her zaman fark edilir derecede muvaffakiyet elde edilemeyebilir, her zaman bu muvaffakiyetin kazanılması gerekmez de zaten. Bunun bir grafigini yapiyor olsaniz da olmasaniz da hayatta bir ilerleme kaydediyorsunuz. Belki de sicrama yapmak icin ipi kendinizden cok yukarida tutuyorsunuz. Belki de atlamaniz gerekmiyor.

Bir teknede tembellik ederek buyuk isler başaran kisiler vardir.

“Yap, yap, yap“, ayak uyduramayacağiniz bir şarki olabilir.

Elbette ki söyleyeceginiz başka şarkilar da vardir. “Ol, ol, ol.”

Nasıl da asude bir şarkıdır bu! Varoluşun bu farkındalığı Kainatın ardındaki tüm güçtür.

Kendi motorunuzu habire ateşlemeksizin çok iyi yol aldiğinizi gittikçe daha iyi fark edeceksiniz.

Canlarim, her gün dağlara tırmanmanız gerekmez. Kendinizi sessiz dalgaların arasında yol alırken daha şık bulacaksiniz. Bunu daha anlamadan kiyiya ulaşmis olacaksiniz. Ne kadar kolay olduguna sasiracaksiniz. Tum o çabalar, didinmeler hiç de gerekli değilmis meğerse. Lakin çabalariniza rağmen de gayet güzel başarmis olabilirsiniz elbet.

Birakin doğa kendi rolünü oynasin. Tüm enerjinizi kullanip tüketmek zorunda degilsiniz. Bana firsat taniyin.

Ceviren: Engin Zeyno Vural
http://www.heavenletters.org

 

Bırakın doğa kendi rolünü oynasın. İzin verin bedenleriniz toprak ana ile bir olduğunu anlasın, hatırlasın. Bırakın 13.00 yıldır hüküm süren ataerkilin “yap, yap, yap” mantrası yerine “ol, ol, ol” mantrasını söylesin bedeniniz. Bırakın bu yıl, ezbere şarkılar yerine kendi şarkınızı söyleyin. Bırakın ilahi dişi – divine feminine – sizin şarkınızı ve dansınızı ortaya çıkarsın. Bırakın dişi bilgelik bulunduğunuz yerde bulsun, sarmalasın sizi…

Dişi bilgelikle,

Bilge

 

*Dişi Bilgeliğe Yolculuk için buraya tıklayabilirsiniz. 

Tüm Yazılar

Dişi Bilgenin Yolu ve Vahşi Doğa

Haftaya, çağrısını duyan ve onu kabul eden kadınlarla Dişi Bilgeliğe doğru yola çıkacak mistik bir trene bineceğiz. Tren benzetmesini seviyorum çünkü aynı tren yolculuklarında olduğu gibi çeşitli istasyonlara varacağız. Kimi zaman derin vadiler üzerine kurulmuş köprülerden geçeceğiz, kimi zaman yeşil bir ormanın içinde büyülenerek geçeceğiz, kimi zaman bozkır topraklarda toprağın ve güneşin en çıplak halleri ile kavuşumuna tanık olacağız.

 

Photos by Oleg Gordienko
Photos by Oleg Gordienko

“Dişi Bilgelik böyle bir yolculuk..

Sonun başlangıcı, başlangıcın sonu..”

Kutsal Dişi, İlahi Dişi hepsi aynı yolun farklı ifadeleri..

Dişi Bilgeliğin yolu, dünya üzerinde yaşayan tüm kadınlara açıldı. Fakat bu çağrı kademe kademe yayılırken, aynı zamanda çağrılan kadının kendi akışı içinde hazır oluşu ile de eş zamanlı gelişmekte.

“Kutsal Dişiye kendin gitmezsin, ona çağrılırsın..”

O seni kesin ve keskin bir biçimde davet eder ve o daveti duymaman, hissetmemen ve de davete icap etmemen neredeyse imkansızdır. O kendini, bir kadının yaşamının pek çok noktasında, özellikle gelip geçici tatlar diyarında gizlemiştir ve zamanı geldiğinde ortaya çıkar.

Bu gelip geçici tatlar, kadının, yaratıcılığını kullanamadığı kariyer basamaklarında olabilir, kalbindeki ve rahmindeki sevgiyi akıtmayan bir ilişkide, partnerde, eşte olabilir, kendi ihtiyaçlarını görmezden gelerek başkalarını her daim ilk sıraya koyma dürtüsünde olabilir, özgürlüğünü baskıladığı herhangi bir ortam, sınırlı inançlar ve dogmalarda olabilir, kendi ego kafesinde olabilir, cesaretlendirmek ve sarılmak yerine özgüvenini ihlal eden, onu aşağı çeken yalancı kızkardeşlerin varlığında olabilir…ve tüm bu gelip geçici tatları da kadın yine kendi seçmiştir.

aries-circle-of-fire

İşte tüm bu yaptığımız kötü pazarlıklar (Bknz. Kadınlar Hangi Kötü Pazarlıkları Yaparlar), içsel ateşimizle uyumlu olmayan seçimler, bizleri, kutsal dişinin yoluna çıkarmak için de vardır aynı zamanda. O, gelip geçici tatların içinde yokluğunu hissettirir ve yavaş yavaş kadının içinde vahşi ormanın ateşini yakar. Nasıl ki harlı bir ateş, yanına yaklaştıkça ısısını yoğun bir şekilde belli eder, gelip geçici tatlar arttıkça ve/veya görmezden gelindikçe ateş büyür..

Kadının, dişi bilgeliğine olan özlemi derinleşir.

Gelin gerisini Kurtlarla Koşan Kadın Clarissa Estes’den dinleyelim..

“Hem güzellik hem de kaybetme yoluyla ortaya çıkan bu gelip geçici tatlar bizi o kadar yaslı, o kadar tedirgin, o kadar özlem dolu kılar ki, sonuçta vahşi doğanın peşinden girmemiz gerekir. O zaman ormana, çöle ya da karlara dalarız; gözlerimiz yeri tarayarak, işitme duyumuz iyice keskinleşmiş bir halde onun hala yaşadığını ve şansımızı yitirmediğimizi gösteren bir işaret, bir kalıntı, bir ipucu bulmak için her yeri altüst edip bir şeyler aramaya koyuluruz. Onun izi bulunduğunda ise, kadınların ona yetişmek için atlarını mahmuzlamaları, masayı terk edip ilişkilerini kesip atmaları, zihinlerini köşe bucak temizlemeleri, yeni bir sayfa açmaları, mola vermekte ısrar etmeleri, kuralları ihlal etmeleri, dünyayı durdurmaları alışıldık bir durumdur, çünkü artık o olmadan yola devam etmek mümkün değildir.

74

Kadınlar, onu yitirip tekrar buldular mı ne pahasına olursa olsun korumaya uğraşırlar. Tekrar ele geçirince onu korumak için çok çetin savaşlara girerler, çünkü onunla birlikte yaratıcı hayatları çiçek açar, ilişkileri anlam, derinlik ve sağlık kazanır; cinsellik, yaratıcılık, iş ve oyun döngüleri yeniden kurulur; artık başkalarının yıkıcılıklarına hedef olmazlar, doğanın büyüyüp serpilme yasaları nezdinde eşit haklara sahiptirler. Artık gün sonu yorgunluklarının sebebi çok küçük bir zihinsel alanda, iş ya da insan ilişkilerinde kısılıp kalmaları değil, doyurucu çalışma ve çabalarıdır. Sezgisel olarak çevrelerinde ölümün ve yaşamın ne zaman gerçekleşmesi gerektiğini bilirler; nasıl çekip gidileceğini bilirler; nasıl kalınacağını da.”  

Nasıl tanıdık geldi mi?

Sevgi ve dişi bilgelikle,

Bilge